(1632 S. K. m. 66, 73) (353 S. K. m. 224)
KONU: İzin tecavüzü suçundan sanık Er Tayyar TEKİN hakkında beraet kararı veren As. Mahkeme kararını onayan, As. Yargıtay 3. Dairesinin ilamına sübutun mevcut olduğundan bahisle, Askeri Yargıtay Başsavcılığının yaptığı itirazın incelenmesidir.
OLAY VE İDDİA: Ege Ordu Komutanlığı Askeri Savcılığının 7.12.1995 tarih ve 1995/1102-866 sayılı iddianamesiyle; sanığın 12.9.1995 tarihinde 10 gün memleket iznine gönderildiği, 22.9.1995 tarihinde 7 gün istirahat aldığı, istirahatı sonunda Muş-Balıkesir arası 3 gün yol süresinin ilavesiyle 2.10.1995 tarihinde birliğinde olması gerekirken bu tarihte Muş toplanma merkezine başvurduğu, toplu sevk için 6.10.1995 tarihinde gelmesi söylendiği halde gelmediği daha sonra 23.10.1995 tarihinde birliğine katıldığı iddiasıyla 2-23 Ekim 1995 tarihleri arasındaki müsnet suçtan As.C.K.nun 66/1-b ve 73 üncü maddelerince cezalandırılması istemiyle kamu davası açılmıştır.
HÜKÜM: Ege Ordu Komutanlığı As. Mahkemesi 15.10.1996 tarih ve 1996/421-590 sayılı kararıyla;
...Sanığın suç işleme kastıyla hareket etmediği birliğine katılması gereken süre sonunda 02.10.1996 tarihinde birliğine katılmak için Muş toplama merkezine kayıt yaptırmış ve kendisine gelmesi bildirilen günde konvoya katılmak istemiştir. Ancak geç kaldığından konvoya katılamamıştır. Sanık aynı nedenle birkaç kez konvoyu kaçırmıştır. Sanık suç tarihleri olarak bildirilen tarihlerde toplama merkezine müteaddit defalar gelerek birliğine katılma iradesini ortaya koymuştur. Buradan sanığın kötü niyetli değil bilakis iyi niyetli hareket ettiği sonucu çıkmaktadır. Çünkü 02.10.1995 tarihinde imkan olsaydı sanık sevk edileceğinden suç oluşmayacaktı. Sanığın iznini geçirdiği bölgenin sahip olduğu coğrafik zorluklar ve güvenlik ile ilgili sorunların yarattığı ulaşım güçlüklerinden sanık sorumlu tutulamaz... gerekçesiyle beraat hükmü kurulmuştur.
TEMYİZ: Hüküm Askeri Savcı tarafından suçun sübuta erdiği gerekçesiyle aleyhe temyiz edilmiştir.
TBBLİĞNAME: Askeri Yargıtay Başsavcılığı 9.12.1996 tarih ve 1996/3761 sayılı tebliğnamesiyle özetle; sanığın 2-20 Ekim 1995 tarihleri arasındaki izin tecavüzü suçu sabit iken verilen beraat kararı yasaya aykırı olduğundan sübuttan bozma düşüncesini bildirmiştir.
DAİRE KARARI: İncelemeyi yapan Askeri Yargıtay 3 üncü Dairesi 17.12.1996 tarih ve 1996/712-710 sayılı ilamı ile;
...Dosya incelendiğinde Burhaniye'deki birliğinden 12.9.1995 tarihinde Karameşe Köyü Varto/MUŞ adresine on gün izinli gönderilen sanığın 22.9.1995 tarihinde verilen yedi günlük istirahat süresi ile birliğine katılması için tanınması gereken üç günlük yol süresi dikkate alındığında en geç 2.10.1995 tarihinde birliğine katılması gerekirken 23.10.1995 tarihinde döndüğü anlaşılmaktadır.
Ancak dizi 3'te mevcut izin belgesinin arka sayfasına düşülen kayıtlarla, 49 uncu Mekanize Piyade Tugay Tabur Komutanlığının dizi 49'da mevcut yazıları birlikte değerlendirildiğinde, sanığın kendisine yapılan tebligat gereğince (Dz.3'ün eki) 2.10.1995 tarihinde Muş Tahliye Kabul ve Toplanma Merkezine geldiği, fakat konvoy gitmiş olduğundan 6 Ekim 1995 tarihinde gelmesi kaydıyla serbest bırakıldığı, bu tarihte gelmesine rağmen konvoyun çıkmış olduğu belirtilerek bu kez 11.10.1995 tarihinde gelmesi belirtilerek tekrar serbest bırakıldığı, bu tarihteki ve 16.10.1995 tarihindeki konvoyları da kaçırması üzerine 20.10.1995 tarihindeki konvoyla gönderildiği görülmektedir. Dava dosyasında izin belgesi ve Tank Tabur Komutanlığının yazıları dışında, konvoyun hareket tarihi ve saatlerinin her gelişinde sanığa tebliğ edildiğine dair herhangi bir belge bulunmamaktadır.
Tebliğnamede, üst üste üç kez konvoyun kaçırılmasının iyi niyetli bir davranış olmadığı belirtilerek sanığın suç kastıyla hareket ettiği ileri sürülmüş ise de, sanığın köyde ikamet etmesi, cahil olması (Dz.7), bölgenin özelliği gibi hususlar ile konvoyun hareket tarihi ve saatinin kendisine önceden tebliğ edildiğine dair bir belgenin mevcut olmaması karşısında, bildirilen tarihte toplanma bölgesine gelmiş olmasına rağmen, sırf konvoyu kaçırmış olmasını suç kastının varlığı için yeterli kabul etmek hak ve adalete uygun düşmeyecektir. Zira, sanığın elinde olmayan nedenlerle konvoyu kaçırmış olması bir ihtimalde olsa daima mümkündür. Nitekim sanık da birlik komutanlığınca tespit edilen ifadesinde, 04.00'de kalkıp ilçeye gitmek zorunda olduğunu, bu saatte vasıta bulmasının ise imkansız olduğunu ileri sürmektedir.
Bu nedenlerle; sanığın kesin olarak izin süresini geçirmek kastıyla hareket ettiği söylenemeyeceğinden, Yerel Mahkeme kararında bir isabetsizlik görülmemiş ve Askeri Savcının temyiz itirazının reddi gerekmiştir... gerekçesiyle mahkemenin beraat kararını onamıştır.
İTİRAZ TEBLİĞNAMESİ: Askeri Yargıtay Başsavcılığı 26.12.1996 tarih ve 1996/3761 sayılı tebliğnamasiyle;
...Sanık 2.10.1995, 6.10.1995 ve 16.10.1995 tarihlerinde Muş Toplanma Merkezine kaydını yaptırmış, kendisine konvoyun gideceği günler verilmesine rağmen istenen zamanda gitmeyip, konvoyu kaçırmıştır. Üç defa üst üste konvoyun kaçırılması iyi niyetli bir davranış değildir. Dosyadaki izin belgesine nazaran sanık Varto Karameşe Köyünde ikamet etmekte, toplanma ve sevk merkezi de Muş 49 uncu Mekanize Piyade Tugay Tank Tabur Komutanlığı tarafından yapılmaktadır. Dizi 49 daki yazıya nazaran sanığa sevk olunacağı günler tebliğ dahi edilmiştir. Köyünün Muş'a uzak olması durumunda, gelip bir otelde, sevk birliğinde, yada konvoyu ilk iki seferde kaçırdığını bildirmesi halinde Merkez Komutanlığında dahi bir gün yatıp, üçüncü sevke katılması mümkünken sanık bunları dahi yapmadığına göre suç kastı ile hareket ettiği açıkken, Dairece suç kastı içinde olmadığının belirtilmesi ve Mahal Mahkemesinin Beraete ilişkin kararının Onanmasına karar verilmiş bulunması yasaya aykırı... bulunarak, Dairenin onama kararının kaldırılması ve mahkemenin beraet kararının sübuttan bozulması istemiyle itirazda bulunmuştur.
DAİRELER KURULU KARARI
Rapor okunup, Sözcü Üye dinlenip, itirazın süresinde olduğu anlaşıldıktan ve dosya incelendikten sonra;
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: Sanık, Burhaniye 1 inci Topçu Tabur Komutanlığı 1 inci Bataryada er olup, 12.9.1995 tarihinde Karameşe Köyü Varto/Muş adresine 10 gün izinle gönderilmiş olup, 22.9.1995 tarihinde Varto İlçe Jandarma Bölük Komutanlığınca sevkedildiği revir baştabipliğince 7 gün istirahat verilmiş, 20.10.1995 tarihindeki konvoyla birliğine sevkedilmiş ve 23.10.1995 tarihinde katılmıştır. Muş-Balıkesir arası yol süresi 3 gündür. Bu hususlarda bir anlaşmazlık yoktur.
Daire ile Başsavcılık arasındaki uyuşmazlık, 3 veya 4 defa konvoy kaçırmasının iyi niyete dayalı olup olmadığı, dolayısıyla suç kastıyla hareket edip etmediği noktasındadır.
Dosya 3.sıradaki izin belgesinin arkasındaki kaşeye göre, sanık Muş toplama merkezine 2.10.1995 tarihinde müracaatta bulunmuş, sevk olacağı tarih 6.10.1995 olarak belirtilmiş, fiilen sevkedildiği tarih 20.10.1995 olarak gösterilmiş ve konvoyu 3 defa kaçırdığı kaydolunmuştur. Keza dosya 49. sıradaki Muş 49. Mknz.Tug.Tank Tabur K.lığı yazısında aynen ...İlgi yazı ile durumu sorulan Top.Er Tayyar TEKİN Muş Tahliye Kabul ve Toplanma Merkezimize 2 Ekim 1995 tarihinde kayıt yaptırmış ve 6 Ekim 1995 tarihinde .konvoya gelmemiş, 6 Ekim 1995 tarihinde 2. kayıdını yaptırmış 11 Ekim 1995 tarihinde sevk olacağı tebliğ edildiği halde konvoyu yine kaçırmış, 16 Ekim 1995 tarihinde 3.kaydını yaptırmış konvoyumuz çıktıktan sonra gelmiştir. 16 Ekim 1995 tarihinde 4.kaydını yaptırmış ve 20 Ekim 1995 tarihindeki şevkimizle gönderilmiştir. denilmektedir. Bu iki belge birlikte değerlendirildiğinde sanığın 2.10.1995 tarihinde toplanma merkezine geldiği, konvoy gitmiş olduğundan 6.10.1995 tarihinde gelmesi kaydıyla serbest bırakıldığı, bu tarihte gelmesine rağmen yine konvoya çıkmış olduğu belirtilerek bu kez 11.10.1995 tarihinde gelmesi belirtilerek tekrar serbest bırakıldığı, bu tarihteki ve 16.10.1995 tarihindeki konvoyları kaçırması üzerine 20.10.1995 tarihindeki konvoyla gönderildiği anlaşılmaktadır.
Sanık Varto İlçesi Karameşe Köyünde ikamet etmektedir. Toplu sevk yapılacak merkez ise Muş ilidir. Bölgenin sahip olduğu coğrafik zorluklar ve güvenlik sorunları bilinmektedir. Konvoyun hareket saati önceden kendisine bildirilmemiştir. İtiraz tebliğnamesinde ileri sürüldüğü gibi, sanığa otelde-birlikte-Merkez Komutanlığında kalması mükellefiyeti yüklenemez.
Sonuç olarak, belli tarihlerde toplanma bölgesine gelmiş olmasına rağmen, konvoyu kaçırmış olmasının iyi niyetli olmadığını ifade etmenin mümkün olmaması bir yana, sanığın kesin olarak izin süresini geçirmek kastıyla hareket ettiği de söylenemeyecektir. O halde Başsavcılığın itirazı reddolunmalıdır.
SONUÇ VE KARAR: Yukarıda açıklanan nedenlerle;
Askeri Yargıtay Başsavcılığının 26.12.1996 tarih ve 1996/3761 sayılı itirazının, 353 sayılı Kanunun 224 üncü maddesince Reddine,
Üyeler Hak.Alb.M.SÖNMEZ, Hak.Alb.E.BAŞEREN, Hak.Alb.İ.Z.ÇAĞATAY, Hak.Alb.S. SOYKAN, Dr.Hak.Alb.F.FERHANOĞLU noksan soruşturma noktasından itirazın kabulü, Üye Hak.Alb.A.TOKAT'ın itirazın kabulü, yolundaki karşı oylarıyla, OYÇOKLUĞU ile 6 ŞUBAT 1997 tarihinde karar verildi.
MUHALEFET ŞERHİ
Sanığa yüklenen 2.20 Ekim 1995 tarihleri arasındaki izin tecavüzü suçunun oluşmadığı sonucuna varılmışsa da;
Sanığın 2.Ekim 1995 günü Muş Toplanma Merkezine geldiği, fakat konvoyun gitmiş olması nedeniyle 6.Ekim 1995.günü gelmesinin söylendiği, bu tarihte geç gelmesi nedeniyle sevkedilemediği, 11 Ekini kafilesine gelmesinin söylendiği, 11 Ekim ve bunu izleyen 16 Ekim konvoylarını da geç gelmesi nedeniyle kaçırdıktan sonra 20 Ekimdeki konvoyla sevk edildiği anlaşılmaktadır.
Sanık konvoyla yetişmeme gerekçesi olarak köyünün Muş'a uzaklığını, ancak 04'00 ta ilçeye hareket etmesi halinde yetişebileceğini söylediğine göre, köyünün Toplanma Merkezine uzaklığının, konvoylara yetişebilecek durumda olup olmadığının araştırılması buna göre sonuca gidilmesi gerekirken, 20 Ekimde konvoya yetişmiş olduğu da gözardı edilerek yetişemeyeceği varsayımıyla sonuca gidildiğinden, karara muhalif kalıyoruz.
MUHALAFET ŞERHİ
Sanık, 12.9.1995 günü, Burhaniye'deki birliğinden, Varto ilçesi Karameşe köyüne Y.D. 10 gün izinli gitmiştir.
22.9.1995 günü birliğine dönmesi gerekmektedir. Oysa sanık, 22.9.1995 günü henüz yola çıkmayıp, Varto İlçe J.K.lığına başvurarak, rahatsız olduğunu beyan etmiş, revirde yapılan muayenesinde, kendisine 7 gün istirahat verilmiştir.(1).
İstirahat 28.9.1995 günü saat 24.00 de bitmektedir. 3 gün dönüş yol süresi tanındığında, 1.10.1995 günü en geç saat 24.00 de birliğine katılması gerekirken, 23.10.1995 günü katılmış, dolayısıyla 21 gün iznini fiilen tecavüz etmiştir.
Sanık Kıta K.lığınca alınan ifadesinde, bu iznini annesinin hastalığı, ekinlerinin yakılması ve nişanlısı ile arasının açılması nedeniyle tecavüz ettiğini beyan etmektedir.(6).
Bu ifadesinde, 7 günlük istirahat raporunu da annesinin hastalığı nedeniyle aldığını belirtmektedir.
Ekinlerinin yakılması olayının yalan olduğu anlaşılmıştır. Zira, izin tecavüzüne başladıktan 9 gün sonra 10.10.1995 günü, kendisinin değil, amcasının otları yanmıştır (40.42). 32. dizideki tutanağa göre ise, bu yanma işi 22.9.1995 günü olmuştur. Sanıkla ilgisi yoktur. Nişanlısı ile aralarının açılması ise, tecavüz için mazeret olamaz. Kaldı ki (27) dizideki tutanak bununda doğru olmadığını göstermektedir.
Duruşma ifadesinde ise; sadece nişanlısı ve ailesi ile araları açıldığı için iznini tecavüz ettiğini söylemiştir. (26).
Bu hususlar makbul mazeret olamaz.
Sanığın dönüş yol süresi 29.9.1995 günü 00.00 dan itibaren başladığı halde, 29 ve 30 Eylül günleri ile 1 Ekim 1995 günü de yola çıkmamış ve böylece iznini tecavüze başlamıştır.
Tecavüzün 4 ncü günü, yani 2.10.1995 günü yola çıkıp, Muş Toplanma bölgesine uğrayarak kaydını yaptırmıştır. (3). Ancak konvoya yetişememiştir.
Karameşe köyü ile Muş arasında herhangi bir toplanma bölgesi olmadığına göre, konvoya yetişememesinin sorumlusu kendisidir.
6-10-1995,
11-10-1995,
16-10-1995,
Tarihlerinde de konvoy olduğu halde, hepsinde konvoyun hareketinden sonra toplanma merkezine başvurduğu için sevki mümkün olmamıştır.
Ancak 20.10.1995 günkü konvoya yetişmiş ve o gün sevkedilebilmiştir.
Anayasamızın 72 nci maddesine göre, Askerlik bir (Vatan Hizmeti) dir.
Kimse bundan bazı bahanelerle kaçınamaz.
29.9.1995 tarihinden itibaren iznini tecavüz etmeye başlayan sanık,
Şayet 1-10-1995, 5-10-1995, 10-10-1995, 15-10-1995 günlerinde Muş Toplanma bölgesine başvurmuş olsaydı, hepsinde ertesi günkü konvoylara yetişerek sevki yapılacak ve 21 gün süre ile iznini tecavüz etmeyecekti.
O günlerde başvurması bir özveri değil, görevidir.
Sanık, Kıta ifadesinde; (konvoya yetişmesi için gece 04.00 da yola çıkmak zorunda olduğunu, oysa gece 04.00 da araba bulmasının mümkün olmadığını beyan etmektedir.
Yani konvoya yetişmesi için, mutlaka bir gün önce köyünden ayrılması gerektiğini pekala bildirdiği halde, ısrarla konvoyun olduğu günleri köyünden yola çıkmaktadır. Bu husus bile konvoy günlerini bildiğinin kesin delilidir.
Her defasında (konvoy gittikten sonra toplanma merkezine uğrayıp, kayıt yaptırarak tekrar köye dönmek) iyi niyetin değil, sui niyetin göstergesidir.
Aksi halde, konvoyun hareketinden sonra toplanma merkezine uğrayıp kayıt yaptırmak suretiyle, bu tecavüzü yıllarca sürdürmek (ve de ceza almamak) mümkün hale gelecektir.
Çoğunluğun kararındaki (Sanığa otelde, birlikte, Merkez Komutanlığında kalması mükellefiyeti yüklenemez) şeklindeki gerekçe ise, Anayasanın 72 nci maddesi ile 1111 sayılı Askerlik kanunundaki hükümler karşısında, Askerliğin MÜKELLEFİYET OLMASI gerçeği ile bağdaşmamaktadır.
Konvoya yetişmesi için, gerekirse bir gün önce Muş'a gelerek, Ya Merkez Komutanlığında, Ya Toplanma merkezinde, ya da otel gibi bir yerde kalmak zorunluluğundadır. Yani bunun başkaca yolu yoktur. Vatan borcu bunu gerektirmiyorsa, gerektiğinde ölmesi kendisinden beklenemez.
Gerek hükümde, gerek Daire kararında ve gerekse Daireler kurulu kararında sanığın 29. ve 30 Eylül ile 1 Ekim 1995 günlerinde başlayıp 2.10.1995 günü toplanma merkezine başvurmakla (belki) kesildiği söylenebilecek tecavüzü hakkında ise, hiç bir açıklık yoktur.
Bu nedenle; 29.9.1995 günü yola çıkacağı yerde, 20.10.1995 günü yola çıkan ve aradaki konvoy günlerinde ısrarla konvoyun hareketinden sonra toplanma merkezine başvurmayı itiyat haline getiren sanığın suçunun oluştuğu kanısında olduğumdan, iyi niyetli ve gayri kasti davrandığı gerekçesiyle itirazı reddeden çoğunluk kararına katılamıyorum. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy