(1632 S. K. m. 82)
28-29 Haziran 1995 tarihinde sanık J.Astsb.Kd.Çvş.C.A' ün Jandarma Sosyal Tesislerinde üstü durumundaki J.Astsb.Bşçvş.H.D. ile tartıştığı sırada birliğe ait olan ve zimmetinde bulunan Smith Wesson marka tabancasını çekerek üste fiilen taarruza teşebbüs suçunu işlediği iddia edilerek, As.C.K.nun 91/2 nci maddesi gereğince cezalandırılması talebi ile açılan kamu davası üzerine yapılan yargılama sonunda J.Gn.K.lığı Askeri Mahkemesinin 8.4.1997 gün ve 1997/11-94 sayılı hükmü ile, isnad edilen üste fiilen taarruza teşebbüs suçu sabit görülerek As.C.K.nun 91/25 TCK.nun 51/son, 59/2 nci maddeleri uyarınca 3 ay 10 gün hapis cezası ile cezalandırılmasına dair kararın,
Sanık tarafından, dinlenen tanıkların H.D. ile çıkar ilişkisi içinde oldukları, olayın görgü tanığının bulunmadığı, Hüsnü'nün kendisini silahla dövdüğü belirtilerek temyiz edilmesi,
Başsavcılıkça da hükmün onanmasına karar verilmesi yönünde görüş bildirilmesinden sonra,
Askeri Yargıtay 1 nci Dairesinin 1.10.1997 gün ve 1997/614-610 sayılı ilamı ile, boş tabancanın tevcihinin silahlı taarruz olarak kabul edilemeyeceği, tabancanın ancak mermileri ile birlikte mesafeli duran kişiye karşı taarruza elverişli silah haline geleceği, eylemin boş mermisiz tabancayı mesafeli hedefe tevcih ederek tutması, hedefteki kişinin taarruzunu önlemek saiki ile yapıldığı, ...yerel mahkemenin tabancayı alıp H.D.'e yönelttiğini ve onun taarruzunu önlemeye çalıştığını kabul ettiği; taarruz kastını taşıyan sanığın, bu iradesini gerçekleştirmeye elverişli silahı kullanması gerektiği, mermisiz boş tabancanın etkili olamayacağı nazara alındığında taarruz kastından söz edilemeyeceği, bu itibarla eylemin As. C.K.nun 82/2 nci maddesinde yazılı fiili tehdit şeklinde hürmetsizlik suçunu oluşturup oluşturmayacağı tartışılmadan verilen mahkumiyet hükmünün suç vasfı yönünden bozulmasına karar verildiği,
Yerel mahkemece önceki hükümde direnilerek sanığın silahla üste fiilen taarruza teşebbüs suçunu ağır tahrik altında işlediğinin kabulü ile, As. C.K.nun 91/2, TCK.nun 5l/son, 59/2 maddeleri gereğince verilen ve 3 ay 10 gün hapis cezasını ihtiva eden hükmün de,
Sanık tarafından olayın tanığı olmadığı, boş tabanca ile korkutma olamayacağı belirtilerek hüküm temyiz edilmiş olduğu,
Başsavcılıkça da sanığın eyleminin fiili tehdit şeklinde hürmetsizlik suçuna vücut vereceği açıklanarak hükmün bozulmasına karar verilmesi doğrultusunda görüş bildirildiği anlaşılmaktadır.
DAİRELER KURULU KARARI
Rapor okunduktan, sözcü üyenin açıklamaları dinlenildikten ve konu tartışıldıktan sonra hasıl olan vicdani kanaate göre,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: 28-29 Haziran 1995 günü gecesi tayini çıkan personel için Jandarma Sosyal Tesislerinde düzenlenen yemeğe geç vakitte uygun olmayan bir kıyafetle katıldığı kabul edilen sanık Astsb.Çvş.C.A.'ün er S.K. aracılığı ile kendisini ikaz eden otel kısım amiri Jandarma Astsb.Kd.Bşçvş. H.D.'e kızdığı, kaldığı odasından resepsiyona telefon açarak er S.K. ile görüştüğü, bu görüşme esnasında sanığın üstü olduğunu bildiği Kd.Bşçvş.H.D.'i kastederek "şerefsiz" demek suretiyle işlediği üste hakaret suçundan verilen mahkumiyet hükmünün As.Yargıtay 1 nci Dairesinin 1.10.1997 gün ve 1997/614-610 sayılı ilamı ile onanarak kesinleştiği,
Bu sözlerin adı geçen er tarafından Astsubay H.D.'e iletilmesi üzerine, Astsb. H.'nün sanığı telefonla aradığı, tartıştıkları, ardından Astsb.H.'nün sanığın kaldığı odaya gittiği, tartışmanın devam ettiği, tartışma esnasında Astsb.H.'nün sanığa vurduğu, karşılıklı boğuştukları, bu esnada sanığın, komidinin çekmecesinden aldığı bölüğe ait olan ve zimmetinde bulunan tabancayı üstü bulunan Başçavuş H.'ye tevcih ettiği, H.'nün de atik davranarak sanığın elindeki tabancayı aldığı şeklinde olayın cereyan ettiğinde yerel mahkeme ile Daire arasında bir anlaşmazlık bulunmamakta; ihtilaf izah edilen tarzda sübutu kabul edilen eylemin silahla üste fiilen taarruza teşebbüs suçuna mı yoksa fiili tehdit şeklinde hürmetsizlik suçuna mı? vücut vereceği hususuna ilişkin bulunmaktadır.
Olayın oluş tarzına, ertesi gün tabancayı Astsb.H.'den geri almak için gittiği Lojman Bakım Onarım Takımı odasında bulunan tanıklar Astsb.Ş.Ç., Astsb.İ.Ö., Astsb.S.D.'ın ifadelerine göre sanığın, Astsb.H.'yü korkutmak için tabancayı tevcih ettiğini söylediği anlaşılmaktadır. Tarafların beyanından başka görgüye dayalı ifade bulunmadığı cihetle, eylemin ve kastın ne olduğunun, tüm delillerin değerlendirilmesiyle tesbit edilebileceği anlaşılmakla, gerek sanık, mağdur sanık ve tanık beyanları, gerek taraflardaki hasarı belirleyen tabip raporları ve gerekse oluşa göre tabancanın boş olması, sanığın içinde bulunduğu ruh hali, taarruzi bir hareketin tesbit edilememesi, Astsb.H. tarafından dövülmüş olması birlikte değerlendirildiğinde, taarruzi bir hareketi tesbit edilemeyen sanığın Astsb.H.'nün dövmesinden daha da ileri gitmesini önlemek için salt korkutmak kastıyla silah tevcih ettiği ve fakat onu kullanmaya tevessül etmediği, bu itibarla tabancanın boş veya dolu olmasının bu olayda önem arzetmediği, kabul edildiğinden sanığın sabit olan eyleminin üste silahla fiilen taarruza teşebbüs değil, As.C.K.nun 82/2 nci maddesinde tanımlanan üste fiili tehdit şeklinde hürmetsizlik suçunu oluşturduğu sonuç ve kanaatine varılmıştır.
Açıklanan nedenlerle, Jandarma Genel Komutanlığı Askeri Mahkemesinin 17.2.1998 gün ve 1998/190-43 sayılı olan ve önceki kararda direnilerek verilen hükmünün suç vasfı yönünden BOZULMASINA,
Üye Hak.Alb.M.SAVAŞAN' ın eylemin As.C.K.nun 91/1 maddesinde yazılı üste fiilen taarruz suçunu teşkil edeceği yolundaki farklı gerekçesi ile ve sonuçta OYBİRLİĞİ ile 02.07.1998 tarihinde karar verildi.
KARŞI OY YAZISI
Sanığın silahla üste fiilen taarruz olarak tavsif edilerek dava konusu yapılan eylemi önce tartıştıkları ve ardından sanığın mağdura silah tevcihi eylemidir.
Sanık ifadelerinde, boğuşmaya başladıklarından, mağdur ise sanığın kendisine saldırdığından bahsetmektedir. Olayın görgü tanığı bulunmamakla beraber sanığın eyleminin silah tevcihinden ibaret kalmadığı, fiili çatışmaya girdikleri anlaşılmaktadır. Bu eylemin silahla olmasa da üste fiilen taarruz olarak vasıflandırılması gerektiğini düşündüğümden eylemin silahla tehditten ibaret kaldığını kabul eden çoğunluk görüşüne karşı oy kullandım. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy