(765 S. K. m. 45) (1632 S. K. m. 66)
İNCELEME KONUSU: Firar suçundan sanık terhisli er S.Y.'un 19.1.1997-8.2.1997 tarihleri arasında müsnet suçu işlediği iddia edilerek As. C.K.nun 66/1-a ve 73 ncü maddeleri gereğince cezalandırılması talebi ile açılan kamu davası üzerine,
6 ncı Kor. K.lığı Askerî Mahkemesinde yapılan yargılama sollunda firar suçu sabit görülerek As. C.K.nun 66/1 -a, ve 73 ve TCK. nun 59 ncu maddeleri uyarınca 5 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına dair hükmün, sanık tarafından, raporlu olduğu, hastane dönüşü birliğine döneceğine dair emri tebellüğ ettiği, cahil ve okuma yazma bilmediği için farkında olmadığı belirtilerek temyiz edilmesinden,
I
Başsavcılıkça da, TSK Personelinin sağlık muayeneleri yönergesinin 27 nci maddesi ve tebellüğ ettiği 86 numaralı günlük emir gereği kıtasına dönmesi icap ettiği açıklanarak hükmün onanması yönünde görüş bildirilmesinden sonra,
Askerî Yargıtay 2 nci Dairesinin 29.4.1998 gün ve 1998/254-253 sayılı ilamı ile, birliği (Hatay) ile rapor aldığı yer (Ankara) farklı olan sanığın 20 günlük istirahat süresi sona ermeden katısına katılmış olması, istirahatının komutanlığınca izne çevrileceğini zannetmesi, cahil olması nazara alındığında izin tecavüzü suçunu işleme kastı ile hareket etmediği, eylemin disiplin tecavüzü mahiyetinde olduğu gerekçesi ile yerel mahkeme hükmünün bozulmasına ilişkin karara,
Başsavcılıkça önceki tebliğnamede açıklanan görüşlerin tekrarı ile itirazda bulunulmuştur.
DAİRELER KURULU KARARI
Rapor okunduktan, sözcü üyenin açıklamaları dinlenildikten sonra yapılan görüşmeler sonucunda;
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: İskenderun 2 nci Mknz.P.Tb.Muhabere Destek Bölük Komutanlığında görevli iken, sevk edildiği Ankara 600 yataklı Hava Hastanesi Ruh Sağlığı ve hastalıkları bölümünden 17.1.1997 tarihinde 20 gün istirahat raporu verilerek kata sına taburcu edilen sanığın, izin almaksızın memleketine gittiği ve 8.2.1997 tarihinde birliğine katıldığı anlaşılmış olup, bu hususta bir anlaşmazlık bulunmamaktadır.
Sanık sorgu ve savunmalarında: istirahatını memleketinde geçirebileceği düşüncesi ile memleketine gittiğini, istirahatının birliği tarafından izne çevrileceğini bilmediğini, bilse idi gelip izin alacak olduğunu, bölük komutanının durumunu bildiğini, daha önce bu tür istirahatlardan sonra izin verdiğini, bu raporun da izne çevrileceğini sandığını, (Dz.5) de bulunan "hastane talimatı" konulu 86 numaralı günlük emrin arka yüzündeki imzanın kendisine ait olup olmadığını bilmediğini, cahil olduğunu, çeşitli yerlere imza attığını, bu olaydan sonra bölük komutanının, raporu aldıktan sonra herkesin birliğe dönmesini sözlü olarak tebliğ ettiğini, hava değişimi alınca birliğe dönülmeyeceğim, istirahat alındığında ise dönülmesi gerektiğini söylediğini beyan etmiştir.
Askerî Savcılıkça sorulması üzerine, Etimesgut Hava Hastanesi Baştabipliği (Dz.19) daki 24.6.1997 tarihli cevabi yazısı ile, sanık yatan hasta olmadığından ve kendisi de bizzat müracaat etmediğinden tiren sevk muhtırası kesilmediğini bildirmiştir.
(Dz.5) de bulunan "Hastane Talimatı" konulu 86 numaralı günlük emrin (h) paragrafında "hastaneden çıkışta istirahat veya hava değişimi alanlar mutlaka bölüğe uğrayarak istirahat aldım düşüncesi ile memleketine gitmeyecektir." Şeklindeki emrin arka yüzünde tebellüğ ettiğine dair sanığın imzası bulunduğu; ancak tebellüğ tarihinin olmadığının anlaşılması üzerine, tebellüğ tarihinin tesbiti yönünden keyfiyetin birliği komutanlığından sorulduğu, cevabi yazıda: "adı geçen talimat sanığa birliğine döndüğü 8 Şubat 1997 tarihinden önce 12 Ocak 1997 tarihide tebliğ edilmiştir." Tarzında açıklamada bulunulduğu,
Öte yandan, gönderildiği izinlerin dökümünü ihtiva eden 11 dizi deki belgenin arka yüzünde; 15.1.1996-25.1.1996; 19.2.1996-2.3.1996 tarihleri arasındaki istirahatlarının sıhhi izne çevrilerek izne gönderildiği,
Mardin İli Ömerli İlçesi nüfusunda kayıtlı olup, Adana'da oturduğu da nüfus kayıt örneğinden ve 1 dizimdeki belgeden anlaşılmıştır.
Yukarıdan beri açıklanan ve dava dosyasına yansıyan bu tesbitlere göre,
11 dizideki istirahat sürelerinin sıhhi izne çevrilmiş olması hususları, savunmasında ileri sürdüğü " ...bölük komutanının durumunu bildiği, istirahatinin izne çevrileceğini zannettiği, daha önce bu tür istirahatlardan sonra izin verdiği..." şeklindeki savunmasını doğruladığı,
Yine bu olaydan sonra bölük komutanının, "...rapor aldıktan sonra herkesin birliğe dönmesini sözlü olarak tebliğ ettiği ..." tarzındaki savunmasını da, 5 dizideki 86 numaralı günlük emrin tarihsiz oluşunun doğruladığı; 46 dizi'deki Tb.K. nun cevabi yazısındaki "...adı geçen sanığa 12 Ocak 1997 tarihinde tebliğ edilmiştir" şeklindeki beyanın da bunun aksini ortaya koymaya yetmeyeceği yani, bu günlük emrin sanığa hangi tarihte tebliğ edildiği hususunun kuşkulu kaldığı; ve böylece Askere sevk pusulasına göre de cahil olduğu anlaşılan sanığın firar suçunu işlemek kastı ile hareket etmediği sonucuna varılmıştır.
Ayrıca iki kez sıhhi izin kullanmış olması hususu sanığın suç işleme kastı ile hareket ettiğini değil; lehine yorum yapılarak bu istirahatinin de sıhhi izne çevrileceği doğrultusundaki zannının doğru ve samimi olduğunu, suç kastı olmadığını ortaya koymaktadır.
SONUÇ VE KARAR: Açıklanan sebeplerden dolayı, 353 sayılı kanunun 224 ncü maddesi gereğince Başsavcılığın itirazının REDDİNE, Hâk.Alb. A. TOKAT, Hâk.Alb.N.ÖZKAN, Hâk.Alb.M.KAPUSUZ, Hâk.Alb.A. ULUGÜRÜZ,'ün karşı oyları ve OYÇOKLUĞU ile 18.06.1998 tarihinde karar verildi.
MUHALEFET ŞERHİ
Rahatsızlığı nedeniyle 13.1.1997 tarihinde İskenderun Deniz Hastanesine, buradan da 14.1.1997 tarihinde Etimesgut Hava Hastanesine sevk edilen sanık, 17.1.1997 tarihinde yapılan muayenesi sonucu 20 gün istirahatle kıt'asına taburcu edilmiştir. (Dz.9) Hastaneden çıkışta istirahat alanların bölüğe uğrayacaklarına, istirahat aldım düşüncesiyle memleketine gitmeyeceklerine ilişkin (Dz.5) deki "Hastane talimatı" sanığa hastaneye gitmeden önce 12.1.1997 tarihinde tebliğ edildiği gibi (Dz.46), sanığın daha önce iki kez aldığı istirahat 15.1.1996-25.1.1996 arası 10 gün, 19.2.1996-2.3.1996 arası 12 gün sıhhi izne çevrildiğinden, sanık alman istirahatin kıta komutanının müsaadesiyle (sıhhi izne çevrilmesiyle) kıtası dışında geçirilebileceğim bilmektedir. Dolayısıyla sanığın cahil oluşu suç kastını ortadan kaldırmayacağından aksi yöndeki çoğunluk kararma katılamadık. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy