(765 S. K. m. 456)
İNCELEME KONUSU: Sanık terhisli er O.G. hakkında silahla müessir fiil suçundan askeri mahkemece tesis edilen mahkumiyet hükmünü onayan As.Yargıtay 5 nci Dairesinin kararına, Başsavcılık tarafından suç vasfı nedeniyle yapılan itirazın incelenmesidir.
OLAY VE İDDİA: 9. Piyade Tümen K.lığı Askeri Savcılığının 20.2.1997 tarih ve 1997/97-109 esas-karar sayılı iddianamesi ile;
...17.Tak.P.A.2.Tak.P.Tb.4.Bl.K.lığında görevli bulunan sanığın 24.9.1996 tarihinde 06.00-08.00 saatleri arasında 14 Nolu mevzi nöbetçisi olarak vazifelendirildiği, nöbeti sırasında sigara içmek isteyen sanık erin arkadaşı 12 Nolu mevzi nöbetçisi P.Er Ünal YERGÖK' ten sigara istediği,söz konusu şahsın bu isteğini kabul etmemesi üzerine sinirlenen sanık erin kendisine zimmetli olan 192614 seri numaralı G-3 piyade tüfeğini tam dolduruş konumuna getirip, mağdur ere tevcih ettiği, silahın tetiğine dokunması üzerine ateş alan tüfekten çıkan merminin mağdur Ünal'ın bel kemiğinin sağ karın boşluğu hizasından (L1-L2) yaraladığı ve hadise nedeni ile söz konusu şahsın hayati tehlike geçirip, 20 (yirmi) gün süre ile iş ve gücünden kaldığı, aynı zamanda şahısta kısmen uzuv zaafının husule geldiği, olay sonrası teknisyen Astsb.tarafından yapılan incelemede; anılan silahın kendiliğinden ateş alamayacağının, teknik yönden sağlam olduğunun belirlendiği, hizmetin ifası (nöbet) esnasında silahını suiistimal sureti ile arkadaşını kasten yaralayan sanığın bu suretle müsnet silah ile müessir fiilde bulunmak suçunu işlediği..." iddiası ile ve TCK.nun 456/2, 457/1, As.C.K.nun 50 ve 5 l/B maddeleri uyarınca cezalandırması ve 46.575.TL.hazine zararının tazminine karar verilmesi istemi ile kamu davası açılmıştır.
HÜKÜM: 9 ncu P.Tüm. K.lığı Askeri Mahkemesinin 31.12.1997 tarih ve 1997/ 394-904 Esas-Karar sayılı hükmü ile; atılı suç sabit görülerek sanığın, TCK. nun 456/2, 457/1 ve TCK.nun 59/2 maddeleri gereğince NETİCETEN İKİ YIL İKİ AY ON GÜN HAPİS CEZASI İLE CEZALANDIRILMASINA, eylemi sonucu meydana gelen 46.575 TL. hazine zararının 353 Sayılı Kanunun 16 ncı maddesi gereğince sanıktan tazminen tahsiline oybirliği ile karar verilmiştir.
TEMYİZ: Hüküm, sanık tarafından Adli Tıp Kurumundan rapor alınmadığı için eksik soruşturma ile karar verildiği ve olayın kaza sonucu olduğu nedeniyle süresi içersinde temyiz edilmiştir.
TEBLİĞNAME: As. Yargıtay Başsavcılığının 24.4.1998 tarih ve 1998/1132 sayılı tebliğnamesiyle;
"...Dosyada mevcut deliller gözönüne alındığında, sanığın ateş kabiliyeti ve vurucu gücü yüksek olan silah ile, yakın mesafeden, hayati nitelik taşıyan bölgeye ateş etmek suretiyle mağduru yaralamış olması karşısında, her ne kadar aralarında bir husumet ve öldürme kastını açıkça ortaya koyan bir söz ya da davranış belirlenmemekte ise de, fiilinin adam öldürmeye tam teşebbüs niteliği taşıdığı, ancak aleyhe temyiz bulunmadığından, bu konuda sanığın kazanılmış hakları saklı kalmak üzere mahkumiyet hükmünün, suç vasfından dolayı bozulması gerektiği kanaatine ulaşılmıştır..." düşüncesi ile hükmün suç vasfı yönünden bozulmasına dair görüş bildirilmiştir.
DAİRE KARARI: As. Yargıtay 5 nci Dairesinin 6.5.1998 tarih ve 1998/244-240 Esas-Karar sayılı ilamı ile;
"...Sanığın nöbet hizmetine başlamadan önce Astsb. Ali ESER' in nezaretinde doldur-boşalt istasyonunda silahına doldur-boşalt işlemi yaptırılıp emniyete aldırdığı, hiç bir arızası bulunmayan tüfekle 2-3 metre mesafeden ve müştekinin arkasından yaralamak amacıyla bir el ateş ederek müştekiyi 20 gün iş ve güçten kalacak şekilde yaraladığı sübuta ermiş bulunmaktadır.
Müştekinin GATA. sine sevk edilerek kati raporu aldırılmış olması sebebiyle Adli Tıp Müessesesinden mütalaa almaya gerek olmadığı, gibi, tüfekte hiç bir arıza bulunmadığı tesbit edildiğinden, olayın tedbirsizlik ve dikkatsizlik sonucu meydana geldiğine dair temyiz itirazı yerinde görülmemiştir.
Tebliğnamede, sanığın müşteki Er Ünal YERGÖK' ü öldürmek için ateş ettiği belirtilerek eyleminin adam öldürmeye tam teşebbüs olarak vasıflandırılması gerektiği belirtilmiş olmasına rağmen, sanıkla müşteki arasında olay öncesinde hiçbir tartışma yaşanmadığı gibi, iyi arkadaş oldukları, nöbet hizmetine genellikle beraber çıktıkları, atışın bir elden ibaret olduğu, imkân varken başkaca ateş edilmediği, 25.9.1996 Tarihinde müştekinin Elazığ Askeri Hastanesinde Askeri Savcı tarafından alman beyanına göre, sanığın olay akabinde üzüntü içerisinde ölme diye ağladığı da dikkate alındığında, sanıkta öldürmek kastı bulunmadığından Tebliğnamedeki bu görüşe iştirak edilmemiştir..." gerekçesiyle mahkumiyet hükmünün onanmasına oyçokluğu ile karar verilmiştir.
İTİRAZ TEBLİĞNAMESİ: As. Yargıtay Başsavcılığının 5.6.1998 tarih ve 1998/ 1132 sayılı tebliğnamesi ile;
"...Sanık çok sigara içen bir er olduğu için, Bl. Komutanı kendisini Üs Bölgesinden alıp, bölük karargahında görevlendirmiştir. Olay günü 14 Nolu mevzide nöbet tutmakta iken, aynı saatlerde 12 Nolu mevzide nöbet tutan müştekinin yanına giderek ondan sigara istemiş, müşteki vermeyince sinirlenip "seni kafandan vururum" demiş, müşteki sanığın yanından ayrılıp, kendi mevziine giderken, 2-3 metre mesafeden müştekiyi yaralamak kastı ile arkasından ateş edip, sırtta belden giren ve önden karın bölgesinden çıkan mermi ile yaralamıştır.
Nöbet esnasında silah tam dolduruşta ve emniyette olup, silahın ateşlenmesi için önce emniyetinin açılması, namlunun müştekinin sırtına tevcih edilmesi ve arkasından tetiğin çekilmesi gerekmektedir. Bu nedenle silahın farkında olmayarak ateş aldığına ilişkin sanığın savunması gerçeğe uygun bulunmamaktadır.
G-3 P.tüfeği ateş kabiliyeti ve vurucu gücü yüksek bir silah olup,400 metre mesafeden bir insanı vurmak mümkündür. Sanık 2-3 metre mesafeden ateş etmiş olup, hiç bir şeyden habersiz ve sırtı dönük yürürken müştekiyi istediği yerinden vurması çok kolaydır. Olay tarihinde 7 aylık usta asker olan sanığın, müştekiyi yakın mesafeden, hayati organlarının bulunduğu sırtından kasten vurmasının ölümünü istemekle eş anlamlı olduğu,bu kadar yakın mesafeden sadece müştekinin, ayaklarına ateş edilmesi halinde yaralama kastından söz edilebileceği sonucuna ulaşılmaktadır.
Olay günü müştekiden sigara isteyip, alamadığı için sinirlenen sanığın "seni kafandan vururum" diyerek akabinde de çok yakından hayati bölgeye ateş etmekle öldürme kastını ortaya koyduğu açıklıkla belirlendiğinden, As. Yrg.5 nci Dairesinin 6.5.1998 gün ve 1998/244-240 sayılı kararının kaldırılmasına,
Askeri Mahkeme hükmünün sanığın kazanılmış hakları saklı kalmak üzere suç vasfı yönünden bozulmasına,..."karar verilmesi istemi ile Daire kararına süresi içersinde itiraz edilmiştir.
DAİRELER KURULU KARARI
Rapor okunup, sözcü üyenin açıklamaları dinlenildikten sonra edinilen vicdani kanaatle;
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: Maddi olayın, iddianamede belirtildiği gibi gerçekleştiği, olayda sanığın taksirli bir davranışının bulunmadığı hususlarında kuşku olmayıp, Daire ile Başsavcılık arasındaki anlaşmazlık suç vasfına ilişkindir.
Eylemin kasten ika edildiği sübuta erdiğine göre, sanığın öldürme kastıyla mı, yaralama kastıyla mı hareket ettiğinin belirlenmesi için, failin olaydan önceki ve sonraki davranışlarının yanında olay anındaki davranışlarının da değerlendirilmesi gerekir. Ayrıca, kullanılan vasıtanın niteliği, kullanılış biçimi, darbenin vurulduğu bölgenin hayati bakımından önemi ve şiddeti de gözönüne alınmalıdır.
Bu çerçevede somut olay incelendiğinde; çok sigara içen bir er olan sanığın, mağdurdan zaman zaman sigara istediği ve mağdurun sigara vermediği zaman "seni vururum" diye tehdit ettiği, olay günü de iki adet sigarası kalması nedeniyle sanığa sigara vermediğini söyleyen mağdura "seni kafandan vururum" dediği ve mağdurun arkasını dönüp 2-3 metre uzaklaşmasından sonra hayati bölge niteliğinde olan sırtından vurduğu, bu yaralama nedeniyle mağdurun bir dizi sıhhi işlem görmesinden sonra tanzim edilen rapora "1) Hayati tehlike geçirdiği, 2) Organ ve uzuv kaybı olduğu, 3) Yirmi gün iş ve gücünden kaldığı, 4) Vücut fonksiyon kaybı oranının % 5 olduğu " nun belirtildiği, nöbetlerin tüfek tam dolduruşta tutulması nedeniyle nöbet öncesi tüfeklerin emniyete alındığının tanıklar Astsb.Ali ESER ve Çvş.Hasan CANCAN tarafından ifade edildiği anlaşılmıştır. Bu duruma göre; G-3 piyade tüfeği gibi uzun namlulu, yakın mesafeden atışlarda hedefi vurma olasılığı yüksek ve hedefteki tahribatı fazla olan bir silahı, usta asker olması nedeniyle bu özelliklerini de bildiği halde, (3) metre gibi çok kısa bir mesafeden mağdura tevcih eden, emniyetini açıp öldürücü bölge olan sırt bölgesine ateş eden sanığın, mağdurun sigara vermemesine sinirlenerek, ani gelişen öldürme kastıyla hareket ettiğinin kabulü gerekmektedir. Nitekim mağdura olay öncesi sarfettiği "seni vururum" ve olay anında sarfettiği "seni kafandan vururum" şeklindeki tehditkar sözleri de öldürme kastıyla hareket ettiğini göstermektedir. Olaydan sonraki nedamet hissi ile sergilediği davranışlarının kastı belirleyici bir yönü bulunmamaktadır.
Bu nedenle, sanığın nöbet hizmeti (vazife) esnasında ve bu hizmet nedeniyle kendisine verilen silahı kullanarak kasten adam öldürmeye teşebbüs etmek (TCK.62) suçunu işlediğinin sübuta erdiği sonucuna varıldığından, Başsavcılık itirazının kabulü ile Daire kararının kaldırılmasına ve yasaya aykırı hükmün, 353 Sayılı Kanunun 227/3 ncü maddesi uyarınca sanık aleyhine sonuç doğurmamak üzere suç vasfı yönünden bozulmasına karar verilmiştir.
SONUÇ VE KARAR: Yukarıda açıklandığı üzere;
As. Yargıtay Başsavcılığının 5.6.1998 tarih ve 1998/1132 sayılı tebliğnamesiyle yapılan itirazın, 353 Sayılı Kanunun 224 ncü maddesi gereğince KABULÜNE,
As. Yargıtay 5 nci Dairesinin 6.5.1998 tarih ve 1998/244-240 sayılı kararının KALDIRILMASINA,
Hükmün, sanığın temyizine atfen ve re'sen 353 Sayılı Kanunun 221 ve 227/3 ncü maddeleri gereğince suç vasfı yönünden BOZULMASINA, 25.6.1998 tarihinde OYBİRLİĞİ ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy