(765 S. K. m. 448)
İNCELEME KONUSU: Sanık J.Onb.Y.S. hakkında kasten adam öldürmek suçundan As.mahkemece tesis edilen mahkumiyet hükmünü suç vasfı yönünden bozan As. Yrg.2.Dairesinin kararma Başsavcılık tarafından yapılan itirazın incelemesidir.
DAİRELER KURULU KARARI
Rapor okunup, sözcü üyenin açıklamaları dinlenildikten ve itirazın süresi içerisinde olduğu anlaşıldıktan sonra edinilen vicdani kanaatle;
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: Jandarma Okullar Komutanlığı Destek Kıtalarına ait servis araçlarında muhafız olarak görevlendirilen sanığın,olay günü olan 28.2.1997 tarihinde erken kalkıp tüfek ve teçhizatını alıp kuşandıktan sonra koğuştan dışarı çıktığı, havanın soğuk olması nedeni ile sigara içmek için koridora, oradan da koridorda bulunan banyoya girdiği, aynı araçlarda muhafız olarak görevli er H.Umut SEVİNÇ' in de soyunma dolabından giysilerini alarak üzerinde fanila ve altında eşofmanla banyoya girdiği ve girişe göre sol taraftaki soyunma kanepesine oturduğu, er H.Umut SEVİNÇ' in banyoya girmesinden çok kısa bir süre sonra banyodan silah sesi gelmesi üzerine,banyo girişinin hemen yanında dolabı bulunan ve o esnada giyinmekte olan tanık er Bülent SAYLAM' ın içeri girdiği, sanığı duşların hemen girişinde merdivenin başında,tüfeği zefir anlı su konan havuzun içerisinde ve er Umut SEVİNÇ' i de dizleri üstüne yerdeki betona yığılmış yüzükoyun yatmakta iken gördüğü, sanığın, tanık er Bülent SAYLAM' ı görünce bir şey söylemeden hemen dışarıya çıktığı, yaralının hastaneye kaldırılırken yolda öldüğü, ölü muayenesi ve otopsi raporlarında "cesette başta saçlı deride sol kulak arka kısmı hizasında, sol temporal bölgede 6x5 cm. boyutlarında kemik ve doku efekti oluşturan bir adet ateşli silah mermi çekirdeği çıkış deliği, yüzde sol zigomatik kemik hizasında burun bölümünden 4 cm. dışta ve 1x1 cm. ebadında çevresinde vurma halkası bulunan mermi giriş deliği,yara çevresinde tüm yüzü kaplayacak şekilde üstte saçlı deri kenarından alt çene hizasına kadar ve yanlardan zigomatik bölge lateral lerine kadar uzanan alanda 22x20 cm. ebadında çok sayıda barut kakma izleri saptandığı, atışın yakın atış mesafesinden yapılmış olduğu ve yaranın tek başına ölümü meydana getirebilecek nitelikte bulunduğu, ölümün bu yaralanmaya bağlı beyin doku harabiyeti ve kanaması sonucu meydana gelmiş olduğu" hususlarının yer aldığı anlaşılmıştır.
Sübutunda kuşku bulunmayan bu maddi olay nedeniyle sanık hakkında açılan kamu davasının yargılaması sonucunda; J.Gn.K.lığı Askeri Mahkemesince tesis olunan 6.11.1997 tarih ve 1997/293-362 Esas-Karar sayılı,sanığın TCK. nun 448, 51 /son ve 59 ncu maddeleri gereğince altı yıl sekiz ay ağır hapis cezası ile mahkumiyetine ilişkin hükmün, sanık,sanık müdafii,müdahil vekili ve askeri savcı tarafından temyizi üzerine, Askeri Yargıtay 2.Dairesinin 27.5.1998 tarih ve 1998/215-334 sayılı ilamı ile, eylemin taksirle ölüme sebebiyet vermek olduğu kabul edilerek hükmün suç vasfı yönünden bozulmasına tebliğnameye aykırı olarak karar verilmiştir.
Daire ile Başsavcılık arasındaki anlaşmazlık suç vasfına ilişkin olup, olayda görgü tanığı bulunmadığından ve yaralının ifadesi de saptanamadığından, sanığın savunmalarının mevcut deliller çerçevesinde değerlendirilmesi suretiyle sonuca varılması gerekmektedir.
Sanık, silah ve teçhizatını aldıktan sonra servislerin kalkmasına (15) dakika kaldığı için rahatlıkla sigara içebilmek amacıyla banyoya girdiğini, banyonun buhar içerisinde olduğunu, içeri girdiğinde Umut'un banyonun girişindeki sol taraftaki soyunma kanepesinde oturup üzerini giyinmekte olduğunu, kendisinin de hemen banyonun girişinde bulunduğunu, Umut'un şakacı biri olması nedeniyle içeri girdiğinde kendisine espri yaptığını, bu arada akşam görev dönüşü mermi kalıp kalmadığını kontrol için silahının kurma kolunu çekip yuvasına oturttuğunu, bu sırada Umut'un gülerek "ağzına veremezsin" diye komiklik yaptığını, bunun üzerine avcı yeleğindeki dolu şarjörlerden birini çıkararak silaha taktığını, kurma kolunu yuvasından çıkardığını, böylece merminin namluya sürüldüğünü, bu sırada Umut "tetik düşüremezsin" diye söyleyince silahın emniyetini açtığını, emniyeti açması ile silahın patladığını, eli tetiği çekmiş vaziyette olmalı ki bu şekilde bir patlamanın olduğunu (duruşmada ise tetik düşürdüğünü), öldürmek veya yaralamak kastı bulunmadığını, silahının arızalı olduğunu..." sorgu ve savunmalarında beyan etmektedir.
Mahkemece yapılan tatbiki keşifte "mermi çekirdeğinin Umut SEVİNÇ' in oturduğu yerin sol tarafındaki tam köşede 90 cm. yükseklikteki yere saplandığı, Umut'un oturduğu kanepenin yerden yüksekliğinin 50 cm. olduğu, olayın sanığın anlattığı biçimde gerçekleşmesi halinde banyonun tam köşesine ve yerden 90 cm. yükseklikteki bir yere saplanmasının imkansız olduğu, tüfeğin ya omuzda nişan alış vaziyetinde veya ayak yıkama yerinin tam köşesinden Umut'un bulunduğu yere 60 cm. mesafeden ateş edilmesi halinde merminin duvarda belirtilen yere gelebileceğinin saptandığı, tanık er Bülent SAYLAM' ın sanığın banyoya girdiğini görmediğini, Umut'tan sonra banyoya girmiş olsaydı mutlaka görmüş olacağını beyan ettiği" anlaşılmıştır.
(Dz.75)'de bulunan Ekspertiz Raporunda, sanığa ait tüfekte bazı arızalar olmakla beraber (kurma kolu çapraz yayının ve iğnesinin kırık olması gibi) mukayese atışlarında altı adet mermiyi normal olarak patlattığı, emniyetinin sağlam ve işler durumda olduğu,sonuç olarak tüfeğin istimale Salih bir silah olduğu belirtilmiştir.
Bu deliller çerçevesinde sanığın savunmaları değerlendirildiğinde; savunmanın gerçeği yansıtmadığı ve samimi olmadığı anlaşılmaktadır. Zira, sanığın Umut'tan önce banyoya girdiği ve olayın cereyanı anında banyo kapısının hemen önünde durmadığı tanık er Bülent SAYLAM' ın ifadeleri ve keşif zaptı ile sabittir. Ayrıca, duvardaki mermi izi ve yüksekliği ile maktuldeki mermi giriş ve çıkış deliklerinin yerleri de5sanığın olayı anlatış biçimine uymamaktadır. Bu nedenle, tüfeğin maktule tevcih edilerek ateş edildiği ve sanığın, keşif zaptında saptanan bir konumda olduğunun kabulü gerekmektedir. Diğer yandan sanık, aşamalarda maktulün esprili sözleri üzerine dolu şarjörü tüfeğine taktığını, kurma kolunu yuvasından çıkarıp namluya mermi sürdüğünü, tüfeğin emniyetini açtığını ve tetik düşürdüğünü beyan etmektedir. Bu durumda, sanığımı taksirli bir davranışı bulunmadığına ve bütün hareketler iradi olarak yapıldığına göre, suça yönelik iradenin, yani suç kastının belirlenmesi gerekmektedir.
Doktrinde ve içtihatlarda kast "Tasavvur edilen ve suç teşkil eden bir fiili gerçekleştirmeye yönelik irade" olarak tanımlanmaktadır. Failin iç dünyasını ilgilendiren bu irade dışa yansıyan davranışlardan hareket edilerek saptanabilir. Bu amaçla, olaydan önceki ve sonraki davranışlarının yanında failin olay anındaki hareketlerinin de ölçü alınması, ayrıca ölümle sonuçlanan olaylarda, kullanılan vasıtanın niteliği,kullanılış biçimi,darbenin/darbelerin vurulduğu bölgenin hayati bakımdan önemi,ölendeki darbe sayısı ve şiddetinin gözönünde bulundurulması gerekir.
Somut olayda, G-3 P.Tüfeği gibi uzun namlulu ve hedefteki tahribatı fazla olan ve usta asker olması nedeniyle bütün özelliklerini bildiği bir silahı, çok kısa bir mesafeden (yakın atış konumunda) maktulün hayati bölge olan baş hizasına tevcih eden ve tetiği çeken sanığın, neticeyi de istediği, saiki objektif delillerle ortaya konulamamakla beraber öldürme kastı ile hareket ettiği sonuç ve kanaatine varılarak itirazın kabulü ile Daire kararının kaldırılmasına karar verilmiştir.
SONUÇ VE KARAR: Yukarıda açıklanan nedenlerle;
As. Yargıtay Başsavcılığının 11.6.1998 tarih ve 1998/897 sayılı tebliğnamesi ile yapmış olduğu itirazın 353 Sayılı Kanunun 224 ncü maddesi gereğince KABULÜNE,
As. Yargıtay 2 nci Dairesinin 27.5.1998 tarih ve 1998/215-334 sayılı kararının KALDIRILMASINA,
Diğer yönlerden temyiz incelemesi yapılması için dava dosyasının anılan Daireye İADESİNE, 25.06.1998 tarihinde OYBİRLİĞİ ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy