(765 S. K. m. 45) (1632 S. K. m. 91)
KONU: Üste fiilen taarruz suçundan sanık Er G.D.'u cezalandıran Askeri Mahkeme kararını, sübuttan bozan Daire kararına, Askeri Yargıtay Başsavcılığının yaptığı itirazın incelenmesidir.
OLAY VE İDDİA: Güney Deniz Saha Komutanlığı Askeri Savcılığının 26.12.1994 tarih ve 1994/1416-742 sayılı iddianamesiyle; sanığın Onb.B.Ö.'ya karşı üste fiilen taarruz suçunu işlediği iddiasıyla As.C.K.nun 91/i nci maddesince cezalandırılması iddiasıyla hakkında kamu davası açılmıştır.
HÜKÜM: Güney Deniz Saha Komutanlığı Askeri Mahkemesi 29.5.1997 tarih ve 1997/ 43-341 sayılı kararıyla; sanığın müsnet suçunu sabit görerek As.C.K.nun 91/1 (Az vahim hal) ve T.C.K.nun 59 ncu maddesince beş ay hapis cezası tayin etmiştir.
TEMYİZ: Karar sanık tarafından temyiz edilmiştir.
TEBLİĞNAME: Askeri Yargıtay Başsavcılığı 25.11.1997 tarih ve 1997/3538 sayılı tebliğnamesiyle; onama düşüncesini bildirmiştir.
DAİRE KARARI: Askeri Yargıtay 5 aci Dairesi 3.22.1997 tarih ve 1997/780-772 sayılı ilamıyla; Mahkumiyet kararını sübut noktasından bozmuştur.
İTİRAZ TEBLİĞNAMESİ: Askeri Yargıtay Başsavcılığının 15.12.1997 tarih ve 1997/3538 sayılı tebliğnamesiyle; suçun oluştuğu ileri sürülerek Dairenin bozma kararının kaldırılması istenilmiştir.
DAİRELER KURULU KARARI
Rapor okunup, Sözcü Üye dinlenip, itirazın süresinde olduğu anlaşıldıktan ve dosya incelendikten sonra;
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: Uzuna da Deniz Komutanlığında askerlik görevini yapmakta olan sanığın, 17.8.1994 günü sabah kahvaltısı sırasında aşçı er İ.Ş.'in kendisine az peynir verdiği gerekçesiyle adı geçene vurduğu, mağdurun nöbetçi çavuşu görevini ifa eden Onb.B.Ö.'ya şikayete gittiği, arkasından gelen isanığın İ.'i tekrar yumrukladığı, tarafları ayırmak isteyen Onb.B.O.'yı sanığın ittirip yere düşürdüğü, aynı şekilde er M.D.'yi de yere savurması şeklinde gelişen olay sebebiyle; sanığın Er İbrahim'e karşı müessir fiille, Onb.B.'ye karşı üste fiilen taarruzdan mahkum edildiği, er M.'e karşı müessir fiilden şikayet yokluğu sebebiyle düşme kararı alındığı, temyiz incelemesini yapan Dairece müessir fiilden verilen mahkumiyet kararının onandığı, üste fiilen taarruzdan verilen mahkumiyet kararının sübuttan bozulduğu, Başsavcılıkça sadece bu suça ilişkin olarak bozma kararına karşı itiraza gelindiği anlaşılmaktadır.
Başka, bir ifadeyle Daire ile Başsavcılık arasındaki uyuşmazlık, sanığın Onb.B.Ö.'ya karşı eyleminin üste fiilen taarruz suçunu oluşturup oluşturmadığı konusundadır.
Zira:
Daire, "...Üste fiilen taarruz suçu kasti bir suç olup, suçun oluşabilmesi için; darp, vurma, cismani bütünlüğe yönelen etkili bir eylem, dava konusu olayda olduğu gibi itekleme v.s. biçimindeki maddi unsurların yanında, manevi unsuru oluşturan suç kastının da bulunması gerekmektedir. Aksi halde, yani cürümde kastın bulunmaması TCK.nun 45 nci maddesine göre; cezayı kaldırmaktadır. Kast ise; kanunun cezalandırdığı cürmü işlemek iradesi olarak tanımlanmaktadır. Dava konusu olaya bu açıdan bakıldığında ve tanık ve mağdur beyanlarının yanısıra, sanığın; kendisine peyniri az veren Er İ.Ş. ile tartışarak ona yumruk (tokat) vurduğuna, daha sonra Er İbrahim'in kendisini Onb. Bâki'ye şikayet etmesi üzerine Er İbrahim'le tekrar tartıştıklarına ve ona tekrar yumrukla vurduğuna, bu olay sırasında kendilerini ayırmak için araya giren Onb.B. ile Er M.D.'yi iteklediğine ve Onbaşının su soğutucu cihazına çarptığına, kendisinin gerek Onbaşı ve gerekse Er M.'e karşı kasti bir davranışının olmadığına ve hatta Onb. İ.'den özür dilediğine ilişkin ısrarlı beyan ve savunmaları (D.8,22,55,167) karşısında; gerek Onbaşıya yapılan şikayetten önce ve gerekse sonra, sanığın asıl amacının İ.Ş.'i dövmek olduğu, araya girip kavgayı önlemek isteyen Onb. B. ile Er M.'i itekledikten sonra da Er İ.Ş.'e bir yumruk vurduğu (mağdur-tanık Onb.Baki'nin 12 ve 56 dizideki beyanları da böyle olup, sanıktan şikayetçi olmadığını belirtmektedir.) ve böylece sanığın Er İ.Ş.'le tartışıp kapıştığı ve ona vurmak istediği sırada onları ayırmak için araya giren Er M. ile Onbaşıyı iteklemekten ve fiiline devam etmek istemesinden ibaret eyleminde üste fiilen taarruz suçunu işlemek iradesi ve dolayısıyla suç kastının bulunmadığı ve manevi unsurun oluşmadığı anlaşılmakta olup, mahkumiyet hükmünün bu yönden bozulması gerekmiştir..." demişken;
Başsavcılık, "...olayda sanık er İ.Ş.'e müessir fiilde bulunurken nöbetçi çavuşu kolluğu tutan mağdur onbaşının sanık ve eri ayırmaya çalışırken sanık tarafından iteklenerek düşürülmesi durumu mevcuttur. Gerek Mahkemece, gerek Dairece bu hususta bir ihtilaf yoktur. Sanık itekleyip yere düşürdüğü kişinin nöbetçi çavuşu kolluğu taşıyan Onb.B.Ö.'nın üstü olduğunu bilmektedir. İki er kavga edince onbaşının görevi bozulan disiplini ve sükuneti sağlamaktır. Kavgayı ayırmak için araya girmiştir. Sanığın üstü olan onbaşının ayırma girişimine mukavemet ederek onu tutup, itip fırlatarak yere düşürme hareketi istemeden olmuş bir hareket değildir. Sanık kazara onbaşıya çarpmış değildir. Dairenin kabulüne göre de ilk fiilini devam ettirmek için aradaki vasıtaları kaldırma girişiminde bulunmuştur. Bu hareketi kastidir. Amacına ulaşmak için engel gördüğü üstünü aradan çıkartmak ve fiilini icrada kolaylık sağlama düşüncesiyle gerçekleştirdiği kanaatine varılmıştır. Mağdur onbaşı disiplini sağlamakla görevli ve hizmette bulunan bir kişidir. Sanığın ilk düşüncesinde mağdur onbaşıya karşı herhangi bir kastı yok ise de, olayın oluş şeklinde aniden oluşan ve gerçekleşen kastla hareket ettiği müessir fiilde bulunduğu, mağdurun üstü olduğunu bildiği, bilirkişi mütalaasına göre de sanıkta anti sosyal kişilik bozukluğu teşhis edildiği, ancak şuur ve hareket serbestisini ortadan kaldıracak nitelikte bir akıl hastalığının bulunmadığı, TCK. nun 46 ve 47 nci maddelerinden istifade edemeyeceği belirlenmekle, üste fiilen taarruz suçunun unsurları itibariyle oluştuğu kanaatine varılmıştır..." demektedir.
Daire ilamında vurgulandığı üzere, sanık araya giren Onb.B.'yi şeklen ittirmiştir. Ancak bu eylemini üste fiilen taarruz kastıyla yapmamıştır. Sanık asabi tiplidir. Aşamalardaki ifade ve savunmalarında onbaşıya yönelik kastı olmadığını ifade etmektedir. Böyle bir niyeti olması halinde vurmasına engel bir durum bulunmamaktadır. O halde, manevi unsur yönünden müsnet suçun oluşmadığını kabul eden Daire kararı yerinde olup itiraz reddedilmelidir.
SONUÇ VE KARAR: Açıklanan nedenlerle;
Askeri Yargıtay Başsavcılığının 15.12.1997 tarih ve 1997/3538 sayılı tebliğnamesiyle yaptığı itirazın REDDİNE,
353 Sayılı Kanunun 224 ncü maddesince, Başkan Dr.Hv.Hak.Tuğg. Ö. AYHAN, Hak. Alb.G.BOZKURT, Hak.Alb. M. BOSTANCI, Hak.Alb. A. KURŞUN,
Hak.Alb.M.M.EMRE' nin karşı oylarıyla ve OYÇOKLUĞUYLA 08.01.1998 tarihinde karar verildi.
KARŞI OY GEREKÇESİ:
Olay sırasında mağdur Onbaşı nöbetçi çavuşluğu görevini ifa etmektedir. Er İ. sanık tarafından dövüldüğünü kendisine iletmiş, huzurunda da sanık İ.'i dövmeye devam edince görevi gereği müdahale amacıyla araya girmiştir. Saldırgan tabiatlı sanık anında oluşan kastla, adı geçen onbaşıyı bilerek ve isteyerek kuvvetle ittirip düşürmekle, üste fiilen taarruz suçu unsurlarıyla oluşmuştur. İtiraz kabul edilmelidir. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy