(765 S. K. m. 45) (1632 S. K. m. 66)
KONU: Sanık Ter.Tnk.Er S.B. hakkında müsnet suçlardan dolayı K.K.K.lığı Askeri Mahkemesince verilen mahkumiyet hükmünü bozan Askeri Yargıtay 3 ncü Dairesinin bu kararına karşı yerel mahkemece önceki kararda direnilerek verilen mahkumiyet hükmünün incelenmesidir.
OLAY VE İDDİA: K.K.K.lığı Askeri Savcılığının 7.10.1996 gün ve 1996/885-410 sayılı iddianamesi ile;
Terhis mahiyetinde 14 gün süre ile izne gönderilmek üzere düzenlenen izin belgesinin 8.5.1996 olan tarihinin (izni 9.5.1996 tarihinde hak etmesi sebebiyle) 9.5.1996 olarak düzeltildiği; ancak işlediği başka bir suç nedeni ile K.K.K.lığı Askeri Mahkemesine gitmesi gerektiğinden dolayı izin belgesi kendisine verilmemesi üzerine,
Düzenlediği izin belgesine ve ilişik kesme formuna sahte imzalar atarak bunları yanma alıp memleketine gittiği, bu belgeleri 1.10.1996 tarihinde askerlik şubesine verdiği, izinli olmadığının anlaşılması üzerine Jandarma nezaretinde 3.10.1996 tarihinde birliğine teslim edildiği, böylece 8.5.1996-1.10.1996 tarihleri arasında firar ve resmi evrakta sahtekarlık suçlarını işlediği iddia edilerek As.C.K.nun 66/1-a, TCK.nun 356, 71 nci maddeleri gereğince cezalandırılması nezaret ve tutuklulukta geçirdiği sürelerin mahkumiyet süresinden indirilmesine karar verilmesi talebi ile hakkında kamu davası açılmıştır.
HÜKÜM: K.K.K.lığı Askeri Mahkemesinin 3.12.1996 gün ve 1996/712-450 sayılı hükmü ile,
Sanığa isnat edilen suçlar firar ve evrakta tahrifat suçları sabit görülerek,
a. Firar suçundan dolayı As. C.K.nun 66/1-a, TCK. nun 59/2 nci maddeleri gereğince 10 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına,
b. Sahte izin belgesi düzenlemek ve bu belgeyi kullanmak suçundan dolayı TCK. nun 356, 59/2 nci maddeleri uyarınca iki ay 15 gün hapis cezası ile cezalandırılmasına,
c. Sanık hakkında tertip edilen aynı neviden hürriyeti bağlayıcı cezaların TCK. nun 71.nci maddesine göre toplanması ile toplam ve sonuç olarak 12 ay 15 gün süre ile hapis cezası ile cezalandırılmasına,
d. Nezarette ve tutuklulukta geçirdiği sürelerin mahkumiyet süresinden mahsubuna karar verilmiştir.
TEMYİZ-I: Hüküm sanık müdafii tarafından sanığa isnat edilen suçların teşekkül etmediği açıklanarak temyiz edilmiştir.
TEBLİĞNAME-I: Askeri Yargıtay Başsavcılığının 22.1.1997 gün ve 1997/273 sayılı tebliğnamesi ile,
353 Sayılı Kanunun Ek madde-T in (a) ve (d) bentleri uyarınca sanık hakkında açılan davalara askeri mahkemenin hakim sınıfından olan üyelerinden biri tarafından bakılıp sonuçlandırılması gerekirken, davaya kurul halinde bakılması sebebiyle askeri mahkemenin kanuna aykırı olarak kurulduğu,
Öte yandan sanığın askerlik hizmet süresinin bilirkişiye hesap ettirilerek, 8.5.1996 tarihinde veya daha önce terhise hak kazanıp kazanmadığının araştırılması gerektiği belirtilmek suretiyle hükümlerin usul ve soruşturmanın eksikliği yönlerinden bozulmasına karar verilmesi doğrultusunda görüş bildirilmiştir.
DAİRE KARARI-I: Askeri Yargıtay 3 ncü Dairesinin 28.1.1997 gün ve 1997/66-61 sayılı ilamı İle,
353 Sayılı Kanuna 2376 Sayılı Kanunla ekli Ek Maddelere göre sanığa isnat edilen her iki suçtan dolayı açılan davalarda yargılamanın askeri mahkemenin hakim sınıfından olan üyelerinden biri tarafından yapılması gerekirken, askeri mahkeme kurulu tarafından yapılmış olması, böylece mahkemenin kanuna aykırı olarak kurulmuş bulunması sebebiyle, hükümlerin usul yönünden bozulmasına,
Bozma nedenine göre diğer temyiz itirazlarının incelenmesine yer olmadığına karar verilmiştir.
HÜKÜM-II: K.K.K.lığı Askeri Mahkemesinin 5.5.1997 gün ve 1997/330-148 Sayılı hükmü ile,
Mahkemenin kanuna uygun şekilde teşkili ile yapılan yargılamada Dairenin bozma ilamına uyulup, sanığın askerlik hizmet süresinin bilirkişiye hesap ettirilmesinden sonra, sanığa isnat edilen suçlardan dolayı önceki karar aynen tekrar edilerek aynı mahkumiyet hükümleri kurulmuştur.
TEMYİZ-II: Hüküm sanık müdafii tarafından, yine sanığa isnat edilen suçların oluşmadığı ileri sürülerek temyiz edilmiştir.
TEBLİĞNAME-II: Askeri Yargıtay Başsavcılığının 23.9.1997 gün ve 1997/2799 sayılı tebliğnamesi ile,
Bilirkişinin tesbitine göre 7.5.1996 tarihinde terhis mahiyetinde izinli olarak birliğinden ayrılmaya hak kazanan sanığın, isnat edilen her iki suçu da işleme kastı ile hareket etmediği açıklanarak, hükümlerin bozulmasına karar verilmesi yönünde görüş bildirilmiştir.
DAİRE KARARI-II: Askeri Yargıtay 3 ncü Dairesinin 30.9.1997 gün ve 1997/528-526 sayılı ilamı ile,
Bilirkişinin tesbitine göre 7.5.1996 tarihinde terhis mahiyetinde izinli olarak birliğinden ayrılmaya hak kazanan sanığın yakınlarının sorması halinde izinli olduğunu söyleyebilmek için sahte izin belgesi ve ilişik kesme formu düzenlediği bu sebeple isnat edilen firar suçu yasal unsurları itibariyle oluşmadığı gibi; sahte izin belgesi düzenlemek suretiyle TCK. nun 356 ncı maddesinde yazılı suçu işleme kastı ile hareket etmediği açıklanarak her iki suçtan verilen mahkumiyet hükümlerinin bozulmasına karar verilmiştir.
DİRENME HÜKMÜ: K.K.K.lığı Askeri Mahkemesinin 3.12.1997 gün ve 1997/1097-705 sayılı olan ve önceki kararda direnilerek verilen hükmü ile,
Sanığın henüz izin belgesini almamışken, izinli imiş gibi farz ve kabul edilmesinin işlediği izin tecavüzü suçuna haklılık kazandırmadığı, Askeri Yargıtay'ın muhtelif dairelerinin kararlarına göre, usulü dairesinde hazırlanıp, verilmeden ve izin belgelerini yine usulüne uygun olarak almadan kıtalarını terk edenlerin firar etmiş sayılacaklarının kabul edildiği, aksi düşüncenin ise disiplini bozacağı ve diğer personele kötü örnek olacağı, sanık gibi disiplinsiz erlere benzer gerekçelerle ceza verilmemesinin bir yerde disiplinsizliği mükafatlandırmak olacağı gerekçesi ile önceki kararda direnilerek aynı hüküm kurulmuştur.
TEMYİZ-III: Hüküm, sanık müdafii tarafından isnat edilen suçların oluşmadığı belirtilerek temyiz edilmiştir.
SON TEBLİĞNAME: Askeri Yargıtay Başsavcılığının 17.6.1998 gün ve 1998/1869 sayılı tebliğnamesi ile,
Önceki tebliğ namelerde açıklanan görüşler tekrar edilerek hükümlerin bozulmasına karar verilmesi doğrultusunda görüş bildirilmiştir.
DAİRELER KURULU KARARI
Raporun okunmasından, sözcü üyenin açıklamalarının dinlenilmesinden ve konunun tartışılmasından sonra hasıl olan vicdani kanaate göre,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: Terhis mahiyetinde 14 gün süre ile izne gönderilmek üzere düzenlenen izin belgesinin 8.5.1996 olan tarihinin, (sanığın K.K.K.lığı Askeri Mahkemesinde ifadesinin alınacağı ve izninin 9.5.1996 tarihinde başlaması gerektiği düşüncesi ile) 9.5.1996 olarak düzeltildiği ve sanığın izin belgesinin 8.5.1996 tarihinde kendisine verilmemesinden dolayı düzenlediği izin belgesine ve ilişik kesme formuna sahte imzalar atarak bunları yanma alıp memleketi olan Araklı ilçesine gittiği,
Birliği komutanlığınca firari olduğu askerlik şubesine bildirildiğinden, köy muhtarının jandarma karakoluna gitmesini söylemesi üzerine 1.10.1996 tarihinde karakola başvurduğu, nezaret altında birliğine teslim edildiği hususlarının sübutunda yerel mahkeme ile Başsavcılık arasında bir anlaşmazlık bulunmamaktadır.
Çözüme kavuşturulması gereken husus, bilirkişi raporuna göre 7.5.1996 tarihinde kalan 14 gün izni verilerek terhis mahiyetinde izne gönderilmesi gereken sanığın, yukarıda açıklandığı gibi izin belgesini almadan, sahte bir izin belgesi ve ilişik kesme formu düzenleyip yanına alarak birliği terk etmesinin firar ve TCK. nun 356 ncı maddesinde yazılı sahte olarak resmi belge düzenlemek suçlarını oluşturup oluşturmayacağı konularına ilişkin bulunmaktadır.
Bilirkişi raporuna göre 7.5.1996 tarihinde kalan 14 günlük izni verildiğinde terhis mahiyetinde izne gönderilmesi gereken sanık hakkında 8.5.1996 günü izne ayrılacak şekilde izin belgesi düzenlenmesine rağmen, K.K.K.lığı Askeri Mahkemesinde ifadesi alınacağı düşüncesi ile izin belgesindeki ayrılış tarihinin 9.5.1996 olarak değiştirilmesi, 1111 Sayılı Askerlik Kanununun askerlik hizmeti süresinde her ay için iki gün izin verileceğine dair 77.maddesinin amir hükümlerine aykırı bulunmuştur. Askerlik süresinin nasıl kısalacağı,
izinlerin ne suretle kaldırılacağı yada kısaltılacağı yasalarla belirlenmiştir. Dairenin bozma kararında da belirtildiği üzere, dava konusu olayda olduğu gibi bir mükellefin askerlik hizmet süresi bir gün bile uzatılamayacağı gibi, bunun sonucu olarak izni de bir gün eksik verilemeyecektir. Terhis mahiyetindeki iznin arz ettiği özellik nedeniyle, K.K.K.lığı askeri mahkemesinde ifadesinin alınacağı düşüncesi ile de olsa, izin belgesinin tarihi değiştirilerek, askerlik hizmet süresinin uzatılması mümkün değildir. O nedenledir ki hukuken terhise hak kazandığını düşünen sanığın, 8.5.1996 tarihinde kışlayı terk etmesinin maddi ve manevi unsurları itibariyle firar suçuna vücut vermediği, 1111 sayılı Askerlik Kanununun 77. maddesine göre yasalarla belirtilen biçimde izin kullanmanın mükellefler için bir hak olduğu sonucuna varılmıştır.
Sanığın sahte izin belgesi düzenlemek eylemine gelince; izin belgesinin kendisine verilmediğini anlayan sanığın., sahte izin belgesi düzenlemek suçunun maddi unsurunu gerçekleştirmiş ise de, sanığın bu belgeyi kullandığı ortaya konulamamıştır. Sanığın, bu belgeyi, izin hakkını elde etmek ve kışlada alıkonulmak gibi fiili durumunu sona erdirmek amacıyla düzenlediği nazara alındığında suç işleme kastı ile hareket etmediğinin kabul edilmesinde isabet vardır. Öte yandan bu belgenin ailesi tarafından mı askerlik şubesine ibraz edildiği, kendisinin mi şubeye tevdi ettiği hususu şüpheli kalmıştır.
Direnme hükmünün gerekçesinde gösterilen Askeri Yargıtay kararları dava konusu olayla ilgili olmayıp, kullandırılması zamanı ve süresi birlik komutanlığının yetkisi ve takdirine bırakılan izinlere ilişkindir. TCK. nun 356 ncı maddesinde tanımlanan suçun oluşması için sahte belgenin mevcut olmayan bir durumu ispat için düzenlenmesi gerekir. Oysa sanık zaten izne müstahaktır. Aranırsa ya da sorulursa izinli olduğunu belgelemek için düzenlenmiştir. Düzenlenen belge hak doğuran veya hak kazandıran bir belge değildir.
SONUÇ VE KARAR: Açıklanan nedenlerden dolayı,
1. Sanığa isnat edilen firar suçu manevi unsuru itibariyle oluşmadığından, 353 Sayılı Kanunun 221. maddesi uyarınca sanık müdafîinin temyizine atfen, tebliğname doğrultusunda, direnilerek verilen mahkumiyet hükmünün esastan BOZULMASINA, Oybirliği ile,
2. Sanığa isnat edilen TCK. nun 356.maddesinde tanımlanan sahte resmi evrak düzenlemek suçu manevi unsuru itibariyle oluşmadığından 353 Sayılı Kanunun 221.maddesi gereğince sanık müdafîinin temyizine atfen, tebliğname gibi, direnilerek verilen mahkumiyet hükmünün esastan BOZULMASINA, Başkan Dr. Hv.Hak. Tuğg.Ö.AYHAN, Üyeler Hak.Alb.A. TOKAT, Hak.Alb.M. GÜZEL, HaL Alb.M.ESENÜLKÜ; Hak.Alb.İ.Z.ÇAĞATAY' ın farklı gerekçeleri ve OYBİRLİĞİ ile 09.07.1998 tarihinde karar verildi.
FARKLI OY GEREKÇESİ
Sanığın, sahte izin belgesini terhis mahiyetinde izinli olduğunu ispat maksadıyla düzenlediği nazara alınıp, eylemin TCK. nun 347 nci maddesinde yazılı suçu oluşturup oluşturmayacağı tartışılarak bir karar verilmesi gerektiği kanaatinde olduğumuzdan, bu gerekçe ile karara muhalif kaldık. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy