(353 S. K. m. 209)
KONU : Askeri vasıtayı hususi menfaatinde kullanmak ve sair surette memuriyet nüfuzunu kötüye kullanmak suçlarından sanık J.Kd.Yzb.M.I.'ın İstanbul Jandarma Bölge Komutanlığı İstihbarat Tim Komutanı bulunduğu sırada Kasım 1992- Mart 1994 tarihleri arasında zimmetine ve emrine verilen iki sivil aracı verilen emirlere rağmen veriliş maksadı dışında hususi menfaatinde kullandığı; şoför er Ümit TEKER' i yetkisi olmadığı halde bir haftalığına izne gönderdiği; araçları kullanırken er Ümit TEKER' e süt ve günlük gazete aldırmak suretiyle onu özel işlerinde çalıştırdığı ve böylece askeri aracı müteselsilen hususi menfaatinde kullanmak, memuriyet görevini kötüye kullanmak, yine Ümit TEKER' i meteselsil olarak özel işlerinde çalıştırmak suçlarını işlediği iddia edilerek As.C.K.nun 130, 80; As. C.K.nun 144 delaletiyle 240; As.C.K.nun 114/3, 80 nci maddeleri gereğince cezalandırılmasına, 900 bin lira hazine zararının ödettirilmesine ve verilecek cezaların T.C.K.nun 71 nci maddesi uyarınca toplanmasına karar verilmesi talebi ile açılan kamu davası üzerine,
Yapılan yargılama sonunda isnad edilen suçların sübuta ermediği açıklanarak sanığın beraatine dair hükümlerin,
Askeri Savcı tarafından müsned suçların sabit olduğu belirtilerek sanık aleyhine temyiz edilmesinden,
Başsavcılıkça da isnad edilen suçlar mevcud delillerle sübuta erdiği halde, uygun olmayan gerekçelerle verilen beraat hükümlerinin bozulmasına karar verilmesi doğrultusunda görüş bildirilmesinden sonra,
Askeri Yargıtay 4 ncü Dairesinin 19.12.1995 gün ve 1995/886-889 sayılı ilamı ile, beraat hükümlerinin bozulmasına dair karara,
Yerel Mahkemece uyulduktan sonra, sanığın isnad edilen suçları işlediğine dair kesin delil bulunmadığı gerekçesi ile atılı suçlardan dolayı verilen beraat hükümlerinin, " Askeri Savcı tarafından aleyhe temyiz edilmesi,
Başsavcılıkça da, beraat hükümlerinin bozulmasına karar verilmesi yönünde görüş bildirilmesini müteakip,
Askeri Yargıtay 4 ncü Dairesinin 26,5.1998 gün ve 1998/23-330 sayılı ilamı ile, Askeri Savcının temyiz isteminin süre yönünden reddine dair kararma karşı,
Başsavcılıkça, gerekçesi gösterilerek temyiz isteminin süresinde olduğu açıklanmak suretiyle itirazda bulunulduğu anlaşılmakla, yapılan incelemede;
DAİRELER KURULU KARARI
Rapor okunup Sözcü Üyenin açıklamaları dinlenildikten ve konunun tartışılmasından sonra, hasıl olan vicdani kanaate göre,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ : Yapılan incelemede sanık hakkındaki beraat kararlarının 26.12.1996 tarihinde verildiği, Askeri Savcının 27.12.1996 tarihini taşıyan bir yazı ile beraate dair bu hükümleri sanık aleyhine temyiz edeceğini belirttiği (D.406),
Askeri Mahkeme Kıdemli Hakimi tarafından gerekçeli hükmün tebliği için 9.6.1997 tarihli yazılarla (D.407,408,409) Komutanlığa, sanığa, Askeri Savcıya ayrı ayrı gönderildiği,
Askeri Savcının Dizi 406'daki süre tutum yazısının dosyadaki dizi Sırasına göre, daha önceki yazı ve belgelere ve daha sonraki dizilerde bulunun belgelere göre aldığı sıra numarasının düzgün bir şekilde teselsül ettiği, sıra numaralarında hiçbir silinti, kazıntı, çizilip yeniden yazılma, karalama durumlarının olmadığı dolayısıyla, hükmü temyiz eden Askeri Savcının bu istemine ilişkin yazının süre ve içerik olarak tereddütü mucip bir durum da yaratmadığı ve böyle bir iddia ve ithamda bulunmadığı anlaşıldığına göre, Askeri Savcının temyiz istemini ihtiva eden süre tutum dilekçesinin hükmün tefhim edildiği 26.12.1996 gününden bir gün sonra 27.12.1996 tarihinde verildiği, gerekçeli layiha verilmesinin gecikmesinin ise, gerekçeli hükmün yazılmasının Haziran 1997 tarihine kadar geciktirilmesinden kaynaklandığı anlaşılmaktadır. Kaldı ki bu hususla, Dairece ara kararlarla yaptırılan inceleme sonuçları ile de doğrulanmaktadır.
Süre tutum dilekçesi üzerinde hakim havalesi olmaması ve bu husus Askeri Mahkemelerle Askeri Savcılıklar Kalem Teşkilatı ve Personelin Görev ve Sorumlulukları Hakkındaki Yönetmeliğin 17 ve 18 nci maddelerine aykırı ise de; yukarıdaki açıklamalar karşısında; bu eksiklikler süre tutum yazısının temyiz süresi geçtikten sonra verildiğini ortaya koymayacağı hususu bir yana, salt bu yönetmeliğe aykırı davranışın Askeri Savcı veya diğer tarafların temyiz hakkını elinden alacak biçimde sonuç doğuracağını kabul de kanuna aykırı olacaktır. Nitekim Yargıtay Ceza Genel Kurulu'nun 16.12.1997 gün ve 1997/331-321 sayılı kararı ile Yargıtay İçtihatları Birleştirme Kurulunun 22.1.1962 gün ve 1961/2 esas, 1962/1 sayılı kararı da bu yöndedir.
Öte yandan Askeri Savcılık ve Askeri Mahkeme Yazı İşleri Müdürleri süre tutum yazısının Askeri savcı tarafından süresinde verildiği ve bu belgenin zimmet defterinin kayıt hanelerinin en altına ve dışına yazısı askerlerce kaydedildiğini beyan ettiklerinden, bu ve yukarıda açıklanan nedenlerle Askeri Savcının temyiz isteminin süresinde olduğu sonuç ve kanaatine varıldığından, 353 Sayılı kanunun 224 ncü maddesi uyarınca Başsavcılığın itirazının KABULÜNE,
Askeri Yargıtay 4 ncü Dairesi'nin 26.5.1998 gün ve 1998/23-330 sayılı kararının KALDIRILMASINA,
Temyiz incelemesi yapılması için dava dosyasının Dairesine Gönderilmesine,
9.7.1998 tarihinde OYBİRLİĞİ ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy