(1632 S. K. m. 58)
İNCELEME KONUSU: Sanık P.Er Y.S. hakkında Kanunlara, yeminlere, askeri vazifelere aykırı hareketleri medhü istihzan yolunda asker önünde sözler sarf etmek suçundan tesis edilen mahkumiyet hükmünü eksik soruşturma nedeniyle bozan Askerî Yargıtay 1 nci Dairesinin kararına, Başsavcılık tarafından yapılan itirazın incelenmesidir.
OLAY VE İDDİA: Gnk. Bşk.lığı Askerî Savcılığının 15.8.1997 tarih ve 1997/483-159 sayılı iddianamesi ile;
"...Sanık P.Er Y.S.'m askerlik hizmetini ifa ettiği Ağrı 12.Mknz.P.Tug.Top.Tb.Kh. ve Srv.Bl.K.lığında görevli iken 28.11.1996 tarihinde saat 21.00 sıralarında Tugay Karargah Bölüğünün çay ocağında sohbet etmekte bulunan asker arkadaşları P.Er B.A., Per MÖ, ve P.Er AE.A.'ın yanma giderek sohbetlerine katıldığı ve daha sonra sohbet kanosuyla alakası olmayacak şekilde "PKK'ya kurşun atan cehennemliktir." Dediği, P.Er M.Ö.'m bu laf üzerine "küçük çocukları ve askerleri öldürüyorlar onlar cehennemlik değilmidir?" ifadesi üzerine sanığın "onları vuran Ermenilerdir, onların içindeki Müslümanlar değildir, onlarda bizdeki Müslümanları vurursa onlarda cehenneme girer" dediği, bu konuşmalar üzerine durumun Bölük Komutanlığına intikal ettirilmesi üzerine sanığın asıl fikirlerinin tespiti maksadıyla kendisiyle yapılan bir konuşmanın kasete alındığı, sanığın yasadışı PKK örgüt yanlısı ifadesi mevcut ise de, konuşmaları kül halinde değerlendirildiğinde "PKK örgütüne kurşun atan cehennemliktir" ifadesini tamamlayan mahiyette olduğu, sanığın bu ifadesini, memleketi bölmek için çaba sarf eden yasadışı PKK adlı örgüte karşı kanunlardan doğan yetkiyle mücadele eden Silahlı Kuvvetlerin mensuplarına yapılan bu mücadeleyi engellemeye matuf olarak sarf ederek müsnet suçun bütün unsurlarını gerçekleştirdiği,..." iddiası ve TCK.nun 153/1 nci maddesi gereğince cezalandırılması istemi ile kamu davası açılmıştır.
HÜKÜM: Gnk. Bşk.lığı Askerî Mahkemesinin 17.3.1998 tarih ve 1998/77-33 sayılı kararı ile;
Sanığın atılı suçu işlediği kabul edilerek As. C.K.nun 58, TCK. nun İ53/2 ve 59 ncu maddeleri gereğince bir sene sekiz ay ağır hapis cezası ile mahkumiyetine karar verilmiştir.
TEMYİZ: Hüküm, sanık tarafından usule, sübuta ve vasfa ilişkin nedenlerle temyiz edilmiştir.
TEBLİĞNAME: Askerî Yargıtay Başsavcılığının 18.3.1998 tarih ve 1998/1444 sayılı tebliğnamesi ile;
Askerî Mahkeme hükmünde bir isabetsizlik bulunmadığı belirtilerek hükmün onanmasına dair görüş 'bildirilmiştir.
DAİRE KARARI: Askerî Yargıtay 1 nci Dairesinin 27.5.1998 tarih ve Esas-karar sayılı ilamı ile;
"...Dosyada yer alan yazılı ve sözlü delillere, keza sanığın beyanlarına bakıldığında olayın tam olarak aydınlığa kavuştuğunu söylemek mümkün değildir.
Zira sanık hiçbir aşamada isnadı tevil yollu dahi olsa kabul etmemekte aksine reddetmektedir. İlaveten hakkında isnatta bulunan kişilerle arasında banyo için Bölük Komutanının emri gereğince su verilmemesi nedeniyle bir muğberiyetlerinin bulunduğu ve iftiranın söz konusu olduğu savunulmaktadır.
Yine tanıkların anlatımlarına göre sanığın olay günü üç kişinin yanma geldikten sonra onların sohbet konusu ile ilgili olmayan bir şekilde iddia edilen sözleri söylemesi hayatın olağan akışına uygun düşmemekte ve sanığın akli durumunun yerinde olup olmadığında kuşku doğurmaktadır. Yine bu tanıkların anlatımına göre iddia olunan ve Askerî Mahkemece sabit görülen sanığın ağzından çıkan sözlerin akabinde "...onlar da bizdeki Müslümanları vururlarsa cehenneme gider." Diye sanık beyanda bulunduğuna göre sanığın hangi amaçla bu sözleri söylediğinin belirlenmesine esas olmak üzere tanıklardan en ayrıntılı bir şekilde olayın başlangıcı, gelişmesi ve sonuçlanması hususlarının sorulması gereği ortaya çıkmaktadır. Ayrıca iddia olunan olaydan bir veya birkaç gün sonra tanıklardan bir kısmı tarafından konuşturulmak istenen sanığın aynı konuda açık bir şekilde konuşmaması olayın yeteri kadar aydınlanması bakımından zorunlu görülmektedir. Diğer taraftan olay hakkında suç vak'a kanaat raporu düzenleyen sanığın Bölük Komutanı; kanaat hanesine "Suçu bilerek işlemiştir, meyilli vardır" demekte olup sanığın meyilli olduğu konusunda Bölük Komutanı olarak kanaatinin oluşmasına neden olan ne gibi durumları tesbit edildiğinin Bölük Komutanı P.Kd.Yzb.A.K.'dan sorulması gerekmektedir.
Bütün bu nedenlerle; dinlenen tanıkların yeniden celbi ile olayın başlangıcı, gelişmesi ve sonucu hakkında en ayrıntılı bilgi ve görgülerinin usulüne uygun olarak tesbiti, aynı tanıklardan sanıkla birlikte Bölük içerisinde beraber bulundukları süre içerisinde sanığın buna benzer tutum, davranış ve konuşmasına tanık olup olmadıklarının, keza banyo suyu alınması konusunda aralarında sanığın savunduğu biçimde bir muğberi yetin doğup doğmadığının da sorulması,
Bölük Komutanın tanık sıfatı ile celbedilip usulüne uygun olarak iddialar, savunmalar ve tanzim edilen vak'a kanat raporundaki kanaatinden dolayı yeminli ifadesine başvurulması,
Sanığın usulüne uygun olarak işlendiği iddia olunan suçtaki cezai ehliyetinin saptanması sağlandıktan soma belirecek duruma göre delil değerlendirilmesi yapılarak sonuç karara varılması gerektiği..." nedenleriyle sanığın temyizine atfen noksan soruşturmadan mahkumiyet hükmünün bozulması yoluna gidilmiştir.
İTİRAZ TEBLİĞNAMESİ: Askerî Yargıtay Başsavcılığının 26.6.1998 tarih ve 1998/1444 sayılı tebliğnamesi ile;
"... Daire tarafından noksan soruşturma olarak belirtilen tüm hususlar, mevcut deliller ile ortaya çıkan maddi gerçeği değiştirecek nitelik göstermemektedir.
Vak'a kanaat raporunu düzenleyen bölük komutanı Yzb.A.K.'nın olayın emniyet takım komutanı Ütğın.U.Ş. taralından ortaya çıkarılmasından sonra ifadelerinin alınmasında hazır bulunma ve vak'a kanaat raporu düzenleme dışında olay hakkında esasa ilişkin olabilecek bir bilgi sahibi olamayacağı ve ifadesinin şahsi kanaat belirtmekten öteye gidemeyeceği bir gerçektir.
Olay tanıkları B.A., A.E.A. ve M.Ö.'ın ifadeleri ayrıntılı şekilde tespit edilmiş olup, sanığın kendilerine banyoda su vermemesi nedeniyle ona muğberi yet duyarak sanık aleyhine ifade verip vermedikleri şeklindeki bir sorudan herhangi bir sonuç alınamayacağında kuşku bulunmamaktadır.
Diğer yandan, dava dosyasında sanığın akli durumundan şüpheye düşülmesini gerektirebilecek somut hiçbir durum söz konusu olmadığı gibi sanık tarafından da bu yönde bir iddiada bulunulmamıştır. Aksine sanık kendisini mantık silsilesine uygun bir şekilde savunmaktadır.
Dolayısıyla, daire kararında noksan soruşturma olarak belirtilen hususlar mevcut delillere göre hükmün özüne etkili olabilecek Melikte bulunmadığından dairenin bozma gerekçelerine iştirak edilmemiştir..." denilerek Daire kararının kaldırılmasına ve hükmün diğer yönlerden
incelenmek üzere Daire'ye gönderilmesine karar verilmesi istemi ile Daire kararına süresi içerisinde itiraz edilmiştir.
DAİRELER KURULU KARARI
Rapor okunup, sözcü üyenin açıklamaları dinlenildikten sonra edinilen vicdani kanaatle;
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
Daire ile Başsavcılık arasındaki anlaşmazlık sübut yönünden eksik soruşturma bulunup bulunmadığına ilişkin olduğundan bu çerçevede yapılan incelemede;
Daire kararında. Bölük Komutanı P.Kd.Yzb.A.K.'nın, vak'a kanaat raporuna yazdığı olumsuz kanaati nedeniyle tanık olarak dinlenilmesine ve sanığın cezai ehliyetinin araştırılmasına gerek görülmüş, ise de; Bölük Komutanının kanaatinin dayanağının dosyada gösterilmemesi ve bulunmaması sanığın ise, cezai ehliyeti konusunda kuşkuya düşülmesini gerektirecek dava dosyasında bilgi ve bulgu olmaması ve kendisinin de bir istemde bulunmaması nedenleriyle bu hususların eksik soruşturma olarak görülmesinde isabet bulunmamakla beraber, dosyada yer alan deliller ile sanığın sorgu ve savunmaları birlikte değerlendirildiğinde, maddi olayın tam olarak aydınlanmadığı ve sanığın savunmalarının yeterince araştırılmadığı anlaşılmaktadır. Bu nedenle;
l) Sanık Birlik K.lığınca tesbit edilen ilk ifadesinden itibaren ısrarla, hakkında isnat da bulunan kişilerin kazan dairesinde banyo yapmak istemlerine izin vermemesinden kaynaklanan muğberiyetleri olduğunu savunmaktadır. Bu hususun, gerek savcılık gerek askeri mahkeme tarafından araştırılmadığı görülmüştür. Gerçeğin ortaya çıkarılması bakımından sanığın birliği komutanlığından bunun araştırılması, özellikle sanığın hazırlık ifadesinde (Dz.32) ismi geçen Bölük Astsubayı F.'nun tanık olarak dinlenilmesi,
2) Sanık sorgu ve savunmaları ile temyiz layihasında ailesinin köyde yasadışı bölücü örgüte karşı koruculuk yaptığını ifade etmektedir. Alman tensip kararı gereğince sadece sanığın köy korucusu olup olmadığının araştırıldığı görülmüştür. Sanığın babası ve yakın akrabalarının köy korucusu olup olmadıklarının da Hazro İlçe Jandarma K.lığından araştırılması,
3) Tanıkların anlatımlarına göre, sanığın onların sohbet konusu ile ilgili olmadığı halde iddia olunan sözleri söylemesi hayatın olağan akışına uygun olmadığından ve tanıkların gerek birlik komutanlığı gerek istinabe yoluyla saptanan ifadeleri de yeterli açıklıkta bulunmadığından, adı geçen tanık erlerin olayın başlangıcı, gelişmesi ve sonuçlanması hususlarında ayrıntılı olarak yeniden ifadelerinin tesbit edilmesi,
Gerektiği sonucuna varılmıştır. Bu durumda, Başsavcılığın eksik soruşturma bulunmadığı yönündeki itirazı kabule değer görülmediğinden itirazın reddine karar verilmiştir.
SONUÇ VE KARAR: Yukarıda açıklanan nedenlerle;
Askerî Yargıtay Başsavcılığının 26.6.1998 tarih ve 1998/1444 sayılı tebliğnamesi ile yapmış olduğu itirazın 353 sayılı kanunun 224 ncü maddesi gereğince REDDİNE,
1.10.1998 tarihinde OYBİRLİĞİ ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy