(765 S. K. m. 20, 31) (353 S. K. m. 220) (1632 S. K. m. 131) (YİBK. 30.6.1995 T. 1993/1 E. 1995/1 K.)
Müteselsilen ihtilasen zimmet suçundan sanıklar Lv. Astsb. Kad.Bçvş.Z.Ö. ve Lv.Astsb.Üçvş.A.S. haklarında As. CK. nun 131/1, TCK. nun 80, 59/2, 31, As. CK. nun 30/A-l, 2 maddeleri; bu suça iştirak etmekten sanıklar Svl.Şahıs R.E., Svl.Şahıs S.S. ve Svl.Şahıs A. F.E. haklarında TCK.nun 64 ncü maddesi delaletiyle As.CK.nun 131/1, TCK. nun 80, 59/2, 31 nci maddeleri gereğince cezalandırılmaları talebi ile 7 nci Kor.K.lığı As. Savcılığınca açılan kamu davası üzerine,
7 nci Kor.K.lığı As. Mahkemesinin 17.5.1996 gün ve 1996/583-350 sayılı hükmü ile;
a) Sanıklar Lv.Astsb.Kad.Bçvş. Z.Ö. ile Lv.Astsb.Üsçvş.A. S. nun müteselsilen ihtilasen zimmet suçları sabit görülerek As.CK.nun 131/1, TCK. nun 80, 59/2,31, AsCK.nun 30/a-l,2 maddeleri gereğince neticeten 3 er yıl, 4 ay, 25 er gün ağır hapis cezası ile mahkumiyetlerine, ordudan tard edilmelerine; ceza süreleri kadar kamu hizmetlerinden memnuniyetlerine,
b) Sivil şahıslar R.E., S.S., A.F.E.'in müteselsilen ihtilasen zimmet suçuna iştirak ettikleri sabit görülerek TCK. nun 64 ncü maddesi delaleti ile As. CK. nun 131/1, TCK. nun 80, 59/2, 31 nci maddeleri uyarınca neticeten 3 er yıl 2 şer ay 26 şar gün ağır hapis cezası ile mahkumiyetlerine, ceza süreleri kadar kamu hizmetlerinden memnuniyetlerine; 980.767.584.-TL. hazine zararının As. CK. nun 13 l/son maddesi gereğince sanıklardan müteselsilen ve mütesaviyen alınmasına; 35.307.060.-TL. nispi harcın sanıklardan müteselsilen ve müştereken tahsiline dair kararın,
Sanıklar A.F.E., S.S., R.E. müdafii Avukat Mesut DEĞER; yine her üç sivil sanık ve Astsb.A.S. müdafii Avukat Zülal ERDOĞAN; sanık Astsb.Z.Ö. müdafii Avukat M. Sezgin TANRIKULU tarafından isnat edilen suçların oluşmadığı açıklanarak temyiz edilmesinden,
Başsavcılıkça, da eksik soruşturma nedeniyle hükümlerin BOZULMASINA karar verilmesi doğrultusunda görüş bildirilmesinden sonra,
Askeri Yargıtay 4 ncü Dairesinin 4.3.1997 gün ve 1997/4-115 sayılı ilamı ile; hükümlerin eksik soruşturma nedeniyle BOZULMASINA karar verilmiş;
Yerel Mahkemece 18.9.1997 gün ve 1997/797-651 sayılı hükümle, önceki hükümde direnilerek aynı mahkumiyet karan kurulmuştur.
Mahkumiyet hükümleri sanıklar müdafileri tarafından isnat edilen suçların sübuta ermediği açıklanarak temyiz edilmiştir.
Askeri Yargıtay Başsavcılığınca düzenlenen 13.7.1998 gün ve 1998/2066 sayılı tebliğname ile, sanıklara isnat edilen suçların sübutunun kabulünde, suç vasıflarının tayininde, uygun gerekçe gösterilerek takdirde zaaf teşkil etmeyecek ölçüde teşdiden ceza tayin edilmesinde ve meydana gelen hazine zararının tüm sanıklara yazılı olduğu şekilde ödettirilmesine karar verilmesinde isabet bulunduğu, ancak TCK. nun 20 nci maddesi ve Yargıtay İçt.Brl.Krl.nun 30.6.1995 gün ve 1993/1-1995/1 sayılı kararı karşısında sanıklar hakkında kamu hizmetlerinden yasaklanma cezasının 3 yıl olarak tayini gerekirken, ceza süreleri kadar kamu hizmetlerinden yasaklanma cezasına fazla olarak hükmedilmesinin yasaya aykırı olduğu belirtilerek, hükümlerin sadece bu yönden BOZULMASINA karar verilmesi doğrultusunda görüş bildirilmiştir.
DAİRELER KURULU KARARI
Raporun okunmasından, sözcü üyenin açıklamalarının dinlenilmesinden, dava dosyasının incelenip, konunun tartışılmasından sonra hasıl olan vicdani kanaate göre;
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: Sanıklar Lv.Astsb.Kad. Bçvş.Z. Ö. Diyarbakır İç Ted. Bölge Başkanlığında 607 nolu Yiyecek Mal Saymanlığının mal sorumlusu, sanık Lv.Astsb. Kd.Üçvş.A.S. aynı saymanlıkta hesap sorumlusu olarak görevlidirler. Diğer Sivil sanıklar R.E., A.F.E. ve S.S. ise Diyarbakır İç Tedarik Bölge Başkanlığına iş yapan, ihalelere katılan, mal veren kişilerdir. Sivil sanıkların asker sanıklar Z.Ö. ve A.S.'nun yaptıkları görevleri ve bu asker sanıkların mal ve hesap sorumlusu olarak görev yaptıklarını bildikleri tüm sanıkların beyanlarından anlaşılmaktadır. Ayrıca iş ilişkileri dışında birbirleri ile görüşmüş olduklarını yine kendileri beyan etmişlerdir.
Fide Konservelerinin Doğu ve Güneydoğu Anadolu Bölgelerinde yetkili satıcısı olan ve Diyarbakır'da Ticaret yapan Rıfat YILMAZ' in ihbarı üzerine 23.10.1995 tarihinde Diyarbakır Emniyet Müdürlüğü tarafından sanıklardan R.E.'un deposunda yapılan aramada 178 Koli Fide marka konserve ele geçirilmiştir. Sanık R. E. bu konservelerin deposuna girişini belgeleyen bir fatura gösteremediği gibi, bu konservelerin yetkili satıcısı olmadığını da beyan etmiştir. Bunun üzerine sanık R.E., bu mallarla birlikte Emniyet Müdürlüğü Hırsızlık Bürosuna sevk edilmiştir (Dz.359). Fide Konservelerinin yetkili satıcısı, bu malları sanık R.E.'a ya da R.E.'un sahibi bulunduğu GAP TİC.A.Ş.ne satmadığını beyan etmiştir. Sanık R.E.'un, bu konserveleri Tatvan'da Sadık Ticaret adı altında gıda toptancılığı yapan Mehmet KOCAKAPLAN' dan aldığını beyan etmesi üzerine, emniyetçe bu kişi ile irtibata geçilmiştir. Mehmet KOCAKAPLAN gerek Emniyete, gerek Askerî Savcılıkta ve gerekse Mahkemede bu konserveleri sanık R.E.'a satmadığını, kendisini Remzi'nin iş yerinde çalışan Veli SOLMAZ' ın telefonla aradığını, Fide Konservelerine ait fatura istediğini, bunun üzerine hatıra binaen 518.400.OOO.-liralık fide konserveye ait fatura yazdığını, muhasebecisinin ikazı üzerine bu faturayı iptal ettiğini ifade etmiştir (Dz.352). Vergi denetmenler ide Mehmet KOCAKAPLAN' ın R.E.'a Fide marka konserve satmadıklarını doğrulamışlardır. Fide Konserve A.Ş. de R.E.'a ve sahibi bulunduğu GAP TİC.A.Ş. ne 1995 yılı içinde mal teslimatı yapılmadığını belirtmiştir (Dz.575,577).
Emniyetteki soruşturmada R.E.'un (Dz.402,407) bu konservelerin Diyarbakır İç Tedarik Bölge Başkanlığı yiyecek depolarında kendisinin ihale ortakları Selahattin SEZGİN, Ali Faysal EFEM ve asker sanıklarla birlikte çıkarıldığını ve karın paylaşılacağını beyan etmesi üzerine Fide Konserveleri yetkili satıcısı Rıfat YILMAZ tarafından 7 nci Kolordu K. lığına, 7 nci Kor. K. lığı As. Savcılığına ve Ankara İç Tedarik Bölge Başkanlığına müracaat edilmesini müteakip, Diyarbakır Emniyet Müdürlüğü Mali Şube Müdürlüğünce ilgili evrak ve 178 koli Fide marka konserve 1.11.1995 tarihinde 7 nci Kor. Askeri Savcılığına gönderilmiştir. (Dz.411, 413).
Diyarbakır'da hamallık yapan ve R.E.'un İç Tedarik Bölge Başkanlığına verdiği malların yükleme ve boşaltılması işlerinde de çalışan Mehmet ÖZKAN, Ferman FİDAN, Mahmut DOĞAN, Raşit YAĞCI, Özcan URUÇ, Şoför Mehmet Şehmuz BİNGÖL, askeri savcı tarafından tespit edilen ifadelerinde; bu konservelerin, R.E.'a ait olan ve reddolunan mallarla birlikte İç Tedarik Bölge Başkanlığı Yiyecek Depolarından çıkarıldığını beyan etmişler, askeri savcı tarafından yapılan keşif ve yüzleştirmede de, depoların yerlerini göstererek fazla malları yani fide konserveleri bu depolardan yüklediklerini ifade etmişler, birçok asker kişi arasında sanıklar Astsb. Z.Ö. ve Astsb.A. S.' nu da yüklemelerde hazır bulunan şahıslar "bunlardır" diye teşhis etmişlerdir.
Sanık R.E.'un işyerinde çalışan Veli SOLMAZ da poliste ve askeri savcıya verdiği ifadesinde; sanıkların 1995 yılı başından itibaren levazım deposundaki görevlileri ayarlayarak çıkarmaya başladıklarını, mal reddedilince askeriyeye ait mallarla birlikte reddolunan malların piyasadan temin edilen kamyonlara yüklendiğini, şirketin deposuna yıkıldığını, depoya giren malların jandarmaya ve sivil kuruluşlara satıldığını, en az 5 kamyon mal çıkarıldığını duyduğunu, malların İç Tedarik Bölge Başkanlığından çıkarılırken Z. Astsubayın nizamiyeye kadar refakat edip çıkardığını duyduğunu; 23.10.1995 günü R.E.'un polise yakalandığını belirterek kendisini aradığını, Tatvan'da bulunan Mehmet KOCAKAPLAN' ı aramasını, 400 koli Fide marka konserve faturası kestirmesini bildirdiğini, dediğini yaptığını, Mehmet KOCAKAPLAN' ın 596.060.160.-TL. lık 39995 numaralı faturayı faksladığını, faturayı önceki tarihli kestiğini söyleyerek iptal edeceğini belirttiğini, sonra hatır için kestiğini söylediğini beyan etmiştir.
Duruşmada ise tüm bu tanıklar ve sanık R.E., emniyette ve polislerin baskısı ile de askeri savcılıkta baskı altında ifade verdiklerini belirterek o ifadelerin gerçeği yansıtmadığını söylemişler ise de; bu tanıklar askeri savcılığa getirilmeden 1.11.1995 tarihinde adli tabipçe yapılan muayenelerinde vücutlarında cebir ve şiddet asarına rastlanılmadığı tespit edilmiştir (Dz.424). Öte yandan belli bir mesleki formasyona sahip olan ve yargılama faaliyetlerinin sujesi durumunda bulunan askeri savcının sanıktan ve tanıklardan gerçeğe aykırı beyan elde etmiş olmasından söz edilemez. Tanıkların, iş icabı R.E.'tan çekinerek duruşmada önceki beyanlarından döndükleri anlaşılmaktadır.
Ele geçen konservelerin 40 kolisinin sebzeli kebap, 98 kolisinin etli güveç, 40 kolisinin ciğer yahni olduğu tespit edilmiştir (Dz.206,207). Bunlardan alınan 5'er adedinin fiziki muayeneleri (içinde bulunan malzemelerin miktarı itibariyle) kimyasal analizleri hazırlık soruşturması esnasında yapılmış, sebzeli kebabın Mayıs 1994'de, etli güvecin Haziran 1994, ciğer yahnisinin Haziran 1994 tarihlerinde imal edildiği (Dz.606,608), bu üç çeşit konservenin İç Tedarik Bölge Başkanlığının teknik şartnamelerine uygun olduğu 7 nci Kor. 14 nolu Gıda Kontrol Müfreze Komutanlığınca tespit edilmiştir (Dz.590,592). Sanık R.E.'da bu konservelerin askeri ihalelerde satışı yapılan ve bu maksatla bulundurulan konserveler olduğunu duruşmada beyan etmiştir (Dz.890).
Tanık olarak dinlenen Uzm.Çvş. Mehmet PEKDOGAN, ifadesinde; arazi çıkışlarında İç Tedarik Bölge Başkanlığında aldıkları kumanyalardan yenmeyip arttırılan 10 koli barbunya, 10 koli fasulye, 5 koli tas kebabı, 5 koli tavuk, 3 koli ciğer yahniyi 5-10 Eylül 1995 tarihleri arasında J. Yzb. A.H nun emriyle tekrar İç Tedarik Bölge Başkanlığına teslim ettiğini, teslim ettiğine dair, sanık Z.Ö.'den belge istediğinde "nasıl olsa yine bunları siz alacaksınız, belgeye gerek yok" dediğini ve herhangi bir belge vermediğini beyan etmiştir.
Tanıklar Ercan Yaşar KARAGÖZ ve Metin BOZYEL' de asker sanıkların, geçici makbuzlarla alınıp verilen konservelere ait bu makbuzları yaktıklarını ifade etmişlerdir. (Dz.965,967,972,973).
Sanık Astsb. Z.Ö. ifadesinde; muvakkat makbuzları tabelaya işlenmesinden sonra saymanın ve hesap sorumlusunun bilgisi altında yaktırdığını, saklanacağını bilmediğini söylerken, sanık Astsb. A.S., Z, Ö.'in makbuzları imha edeceğini söylediğini, bu imha işinden saymanın ve kendisinin haberi olmadığını beyan etmiştir.
Oysa Dizi 996 ve 997 de bulunan MY-10-1 levazım yönergesinin depo saymanı ile ve muvakkat makbuzla ilgili hükümlerine göre, geçici makbuzların muhafaza edilmesi gerekmektedir. Her iki asker sanık levazım sınıfına mensup astsubaylar olup, bu konuda gerekli ve yeterli eğitimi almışlardır. Askeri hizmet süreleri itibariyle de yeterli deneyime sahiptirler.
İncelemelere göre 31.3.1995 tarihli depo sayım tutanağı (Dz.ll) ve Mart 1995 ayma ait kart devirleri karşılaştırıldığında 4794 adet konserve depo fazlası görülürken, 30.6.1995 tarihindeki depo sayımı ve Haziran 1995 kart devri karşılaştırıldığında 50134 adet konservenin depo fazlası görüldüğü, 7.7.1995 tarihli depo sayımı ile 13.7.1995 tarihli devir teslim işlemleri (Dz.653) karşılaştırıldığında 45.311 adet konservenin devir teslim işlemine yansıtılmadığı ve herhangi bir irtibat işleminin de yapılmadığı, 13.7.1995 tarihli mal sorumluları arasındaki devir teslim işleminin kart devirleri üzerinde yapıldığı, 13.7.1995 tarihinden sonra yapılan depo sayımlarında zimmet durumunun dengeli gittiği, 1995 yılı içerisinde irada alınan toplam 22.282 adet konservenin 20.105 adedinin 13.7.1995 tarihinden sonrasına ait olduğu, 5.9.1995-10.9.1995 tarihleri arasında J. Asayiş Özel Harekat Grup K. lığı tarafından J. Yzb. Ahmet HACIOGLU ve J. Uzm. Çvş. Mehmet PEKDOĞAN vasıtasıyla iade edilen konservelerden yalnızca 1536 adet fasulye pilakinin irada alındığı, 10 koli barbunya konserve pilaki, 5 koli konserve tas kebap, 3 koli konserve ciğer yahni, 10 koli konserve fasulye pilakiden toplam 10x48=480 adet barbunya pilaki+5x48=240 adet konserve tas kebabı+3x48=144 adet konserve ve tavuk yahni+3x48=144 adet konserve ciğer yahni olmak üzere toplam 1080 adet konservenin depo fazlası olarak bulunduğu, daha sonra yapılan iadelerin bunların dışında olduğu anlaşılmaktadır.
Fiziki muayene tutanağı (Dz.C/1-237) ile Diyarbakır İç Ted. Böl. Bşk.lığına ait nizamiye Mal Giriş-Çıkış Defteri (Dz.D/1-219) karşılaştırıldığında ve dizi ll' deki 29.10.1995 günü askeri saymanlıkça depoda yapılan tespitteki bilgilerin, bilirkişiler tarafından düzenlenen çizelgelerin birbirini doğrulaması karşısında aylık olarak ne kadar depo fazlası olduğu, bunun ne kadarının sanık Astsb. Zafer tarafından irada alındığı, ne kadarının alınmadığı ortaya konmuş bulunmaktadır.
Sanıkların çıkardıkları konserveleri sanık R.E.'un depolarına koydukları ve bunları Lice İlçe Jandarma K. lığına sattıkları (Dz.640) anlaşıldığından, bu konservelerin hangi askeri birliğe satıldığının araştırılmasına gerek bulunmamaktadır. Bütün bunlar tüm dosyayı inceleyen bilirkişi Ekrem YEŞİL ve grubunun düzenlediği bilirkişi raporu (Dz.616) ve yine bilirkişi Lv. Bnb. Feridun ÜNLÜ ve Eşref ÖZDEMİR tarafından düzenlenen diğer bilirkişi raporunda (Dz.644-654) da açıklanmaktadır.
Bütün bu deliller karşısında ve yerel mahkemenin gerekçeli hükmünde isabetle açıklandığı üzere (gerekçeli hüküm shf 20-22 ve 23-25): Diyarbakır İç Tedarik Bölge Başkanlığı 607 Yiyecek Mal Saymanlığında mal sorumlusu olarak görevli sanık Z.Ö. ve aynı saymanlıkta hesap sorumlusu olarak görevli sanık A.S.'nun 13.7.1995 tarihinden itibaren çeşitli yollarla depo fazlası olarak yarattıkları toplam 63.600 adet konserveyi irada almadıkları, bunun ortaya çıkmamasını temin için birliklere kumanya olarak verilen veya birliklerden iade edilen malzemelere karşılık düzenlenen muvakkat makbuzları yakarak imha ettikleri ve sonuçta depo fazlası olarak yarattıkları 63.600 adet konserveyi 29.9.1995 ile 20.10.1995 tarihleri arasında önceden anlaştıkları sivil sanıklar R.E., A.F.E. ve S.S. ile birlikte ve bu kişilerin getirdikleri kamyonlara çeşitli defalar yüklemek suretiyle yasal olmayan şekilde dışarıya çıkarıp bu malların satışından elde dilen karın sivil ve asker sanıklar arasında yarı yarıya bölüşüldüğü ve böylece Z. Ö. ile A.S.'nun müteselsilen ihtilasen zimmet suçunu işledikleri, diğer sanıklarında bu suça asli fail olarak iştirak ettikleri anlaşılıp sübuta ermiş olmaktadır.
Bu nedenle de gerek hükmü ilk inceleyen As. Yargıtay 4 ncü Dairesinin bozma kararında sözü edilen eksik soruşturmaya ve yeniden bilirkişi incelemesine dayanan sebepler ve gerekse temyiz dilekçelerinde ileri sürülen tüm sebepler varit ve kabule değer bulunmamış ve sonuç olarak yerel mahkemece tüm sanıklar bakımından sübutun kabulü ile suç vasfının tayininde, uygun gerekçe gösterilerek takdirde zaaf teşkil etmeyecek ölçüde teşdiden ceza tayin edilmesinde ve meydana gelen hazine zararının tüm sanıklara yazılı olduğu şekilde ödettirilmesine karar verilmesinde herhangi bir isabetsizlik görülmemiş ise de;
Mahkemece temel cezaya bağlı olarak takdir ve tayin edilen ve TCK. nun 31 nci maddesinde yer alan kamu hizmetlerinden yoksun bırakılma cezasının hesabında hataya düşülerek TCK. nun 20 nci maddesinin ön gördüğü tavanın üzerinde bir ceza tayin edildiği, bu biçimde TCK. nun 20 ve Yargıtay İçtihatları Birleştirme Kurulunun 30.6.1995 gün ve 1993/1-1995/1 sayılı kararına aykırı davranıldığı anlaşılmakla beraber,
Bir cezanın hesabında hataya düşüldüğü sonucuna varılarak, Başsavcılığın istemine aykırı biçimde hükümlerin 353 Sayılı Kanunun 220/D maddesi uyarınca bu noktadan düzeltilerek onanmasına karar verilmiştir.
SONUÇ VE KARAR: Açıklanan nedenlerden dolayı,
1- Sanıklar hakkında yerel mahkemece önceki hükümde direnilerek verilen mahkumiyet hükümlerinde usul, esas ve suçların vasıflandırılması yönlerinden kanuni isabet görüldüğünden, sanık müdafîlerinin tüm temyiz itirazlarının 353 Sayılı Kanunun 217/2 nci maddesi uyarınca REDDİNE,
2- Sanıklar hakkında kamu hizmetlerinden memnuniyet cezası tayin edilirken, artırma ve eksiltme sonucu TCK. nun 20 nci maddesine göre ez fazla üç yıla kadar kamu hizmetlerinden memnuniyetlerine hükmedihnesi gerekirken "hata"ya düşülerek fazla ceza tayin edildiği görüldüğünden ve bozma halinde yerel mahkemece yeniden yapılacak bir araştırma ve yargılamaya ihtiyaç bulunmadığından, bu hatanın 353 Sayılı Kanunun 220/D maddesi kapsamında mütalaası gerektiğinden, hükümlerin sırf bu yönden BOZULMASINA,
Ve As. CK. nun 131/1, TCK. nun 80, 59/2, As. CK. nun 30/A-l-2 maddeleri gereğince tayin edilen cezalarda bir hata görülmediğinden, kamu hizmetlerinden yasaklanmaya ilişkin bölümünün TCK. nun 31 ve 20 nci maddeleri gereğince 353 Sayılı Kanunun 220/D maddesi uyarınca sanıkların "üçer yıl süre ile kamu hizmetlerinden yasaklanmasına" şeklinde DÜZELTİLEREK ONANMASINA,
17.09.1998 tarihinde OYBİRLİĞİ ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy