(1632 S. K. m. 89)
Büyük zararlar veren emre itaatsizlikte ısrar suçundan sanık J.Astsb.Kd.Üçvş.LD. hakkında 7 nci Kor.K.lığı Askerî Savcılığının 3.12.1993 gün ve 1993/1726-866 sayılı iddianamesi ile; Komutanı bulunduğu Mardin-Dargeçit ilçe Jandarma Komutanlığına bağlı Çelik Jandarma Karakolunda gerekli emniyet tedbirlerini almadığı, bu konulardaki emirlere riayet etmediği, bunun sonucu olarak ta 2.7.1993 tarihinde terör örgütünün yaptığı baskında 16 kişinin şehit edilmesine, 22 kişinin yaralanmasına, çok sayıda silah ve teçhizatın teröristlerce gasp edilmesine sebebiyet verdiği, böylece büyük zararlar veren emre itaatsizlikte ısrar suçunu işlediği iddia edilerek As.C.K.nun 89/1 nci maddesi gereğince cezalandırılması talebi ile açılan kamu davası üzerine;
Yapılan yargılama sonunda 7 nci Kor.K.lığı Askeri Mahkemesinin 1.6.1994 gün ve 1994/436-336 sayılı hükmü ile sanığın eyleminin memuriyet görevini ihmal suçuna vücut verebileceği, ifa ettiği görevinde jandarmanın mülki görevi olduğu gerekçesi ile verdiği askeri mahkemenin görevsizliğine dair kararın,
Askeri Savcı tarafından temyiz edilmesinden dolayı Başsavcılıkça düzenlenen tebliğname ile görevsizlik kararının bozulmasına karar verilmesi yönünden görüş bildirilmesinden sonra;
Askeri Yargıtay 3 ncü Dairesinin 22.1.1994 gün ve 1994/555-555 sayılı kararı ile görevsizlik kararının bozulmasına karar verilmesini müteakip,
Yerel mahkemece yapılan yargılama sonunda, 24.3.1998 gün ve 1998/49-211 sayılı hükmü ile, sanığa isnat edilen büyük zararlar veren emre itaatsizlikte ısrar suçu sabit görülerek As.C.K.nun 89/1 nci, TCK.nun 59 ncu maddeleri gereğince 10 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına dair kararın,
Sanık müdafii tarafından temyiz edilmesi nedeni Başsavcılıkça, hükmün onanması doğrultusunda görüş bildirilmiştir.
Askeri Yargıtay 3 ncü Dairesinin 9.6.1998 gün ve 1998/346-343 sayılı ilamı ile de mahkumiyet hükmünün sübut yönünden bozulmasına ilişkin verilmiş olan karara Başsavcılıkça itirazda bulunulmuştur.
DAİRELER KURULU KARARI
Raporun okunmasından sözcü üyenin açıklamaları dinlenilmesinden ve konunun tartışılmasından sonra,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: Mardin Dargeçit İlçe Jandarma K. lığına bağlı Çelik Jandarma Komutanı olan sanığın, teröristler tarafından karakollara baskın yapılacağına dair duyumlar alındığının Mardin İl Jandarma Komutanlığınca bildirilmesine rağmen, karakolun güvenliğini sağlamaya yönelik aktif anlamda herhangi bir tedbir almadığı, bu emirlere riayet etmemesinden dolayı; 2.7.1993 günü saat 22.15 sıralarında terör örgütü mensuplarınca karakola yapılan baskında 16 erbaş ve erin şehit edildiği 22 personelin yaralandığı, böylece büyük zararlar veren emre itaatsizlikte ısrar suçunu işlediği iddiası ile açılan kamu davasının yargılama aşamaları yukarıda özetlenmiş bulunmaktadır.
İnceleme ve müzakere sonunda yapılan oylamada davada eksik soruşturma olmadığı Hak.Alb.S.SOYKAN ve F.FERHANOĞLU nun karşı oyları ile kararlaştırılmıştır.
Dava dosyasının incelenmesinden; karakolun güvenliği konusunda İç Hizmet Kanun ve Yönetmeliğinin ve varsa diğer düzenlemelerin getirdiği yükümlülükler ve görevlerinden ayrı olarak "özel" olarak verilmiş yazılı bir emrin bulunmadığı anlaşılmaktadır. 19 ve 22 dizilerde bulunan ve başka karakollara baskın yapılacağına dair duyumlar alındığını bildiren mesaj emirlerinin sanığa tebliğ edildiğine dair bir belge ve tanık beyanı yoktur. Bu itibarla bunları sanığa özel olarak verilmiş emir mahiyetinde kabul etmek mümkün değildir. Dizi 19,20 ve 22deki mesajların Mardin İl J. Komutanlığı tarafından, Dargeçit İlçe Jandarma Komutanlığının mesajları ilgi tutularak 4.2.1993-7.2.1993 ve 26.3.1993 tarihlerinde Mardin İl Güvenlik Komutanlığına çekildiği ve Suçatı karakolu ile Bostanlı karakoluna yapılması muhtemel saldırı duyumları ile ilgili olduğu görülmektedir.
Dizi 21'deki mesaj emrinin ise, 18.3.1993 tarihinde Mardin İl Güvenlik Komutanlığından Midyat Jandarma Komando Alay Komutanlığına, Mardin İl Jandarma Komutanlıklarına gönderildiği, İstihbarat faaliyetlerinde bulunulmasına, gerekli emniyet tedbirlerinin alınmasına ve müteyakkız bulunulmasına yönelik olduğu anlaşılmaktadır. Ancak bu mesajların da sanığın Komutanı bulunduğu Çelik Jandarma karakoluna ulaştığına ve sanığa tebliğ edildiğine dair dava dosyasında herhangi bir beyan ve belgenin bulunmadığı da anlaşılmıştır.
Olaydan 20 gün önce P. Atğm. O.A. komutasında bir tim ile yine olaydan bir hafta önce Topçu Üsteğmen H.Ç. komutasında diğer bir timin Çelik Jandarma karakoluna takviye kuvvet olarak gelip katıldıkları anlaşılmıştır.
Mardin İl Jandarma Alay Komutanlığının dizi 49'da bulunan 24.12.1993 tarihli yazısında; olayın vuku bulduğu 2.7.1993 günü Mardin İl Jandarma Komutanının Çelik Jandarma Karakoluna gittiği, gece alman tedbirleri karakolda görevli Ütğm. H.Ç. ve sanık Astsb. İ.D.' dan sorduğu, yakın emniyet nöbetçileri dışında, uzak emniyet için ,iki pusu çıkarılması hususunda emir verdiği, saldırının gelebileceği yerlerin birlikte değerlendirildiği, hizmet defterine yazılmış olmasına rağmen, karakolun güneyindeki hakim sırta pusu çıkarılmadığı bildirildiğinden, sözlü olarak verildiği ileri sürülen bu emri yapmadığı ileri sürülebilir ise de; sanık bu konuda emir ve komutanın Ütğm. H. da olduğunu, yine de pusuya çıkan piyade timine üç asker verdiğini savunma olarak ileri sürmüştür.
Dizi 3te bulunan hizmet kağıdında P.Atğm. O.A. Komutasındaki Tim'de Jandarma erleri F.Ö., Y.A. ve K.K.' nın bulunması sanığın bu savunmasını doğrulamaktadır. Sanık tarafından hazırlanıp Dargeçit İlçe Jandarma Komutanı Ütğm. A.T. tarafından onaylanan Hizmet kağıdı fotokopisine ve Dizi 141 deki Hizmet Defteri fotokopisine göre; ikinci bir pusu timinin olay günü olan 2.3.1993 tarihinde saat 23ten itibaren çıkarılacağının planlandığı, ancak baskın nedeniyle pusuya çıkılamadığı, nitekim bu belgelere göre pusuda görevlendirilen baskın esnasında şehit olan P. Çvş. Ş.Ş. ve P. Onb. K.T.'un tamamen giyinmiş durumda olmaları da bu hususu doğrulamaktadır. Böylece sanığın karakol komutanı olarak statüsüne, aldığı mesleki eğitimine, mevcut imkanlarına göre karakolun güvenliği ile ilgili tedbirleri almaya çalıştığı anlaşılmaktadır.
Yukarıda sözü edildiği gibi Çelik Jandarma Karakolu'na takviye kuvvet olarak gelen timlerin başında komutan olarak bulunan Ütğm. H.Ç. ve Atğm. O.A. ile sanık Astsb.I.D. arasındaki emir ve komuta münasebetlerinin ne şekilde olacağı ve karakoldaki jandarma sınıfından olan rütbeli personel, erbaş ve erler ile piyade timlerine kimin emir ve komuta edeceği hususunda tam bir belirsizlik vardır. Mardin İl Jandarma Komutanlığının Dizi 49 ve 142'de bulunan yazılarında; bu birimler asında emir-komuta ilişkisini düzenleyen yazılı bir emrin bulunmadığı, sanığın Ütğm. H.Ç.'e müşavirlik yapabilecek durumda olduğu belirtilmekte, sanık ta sorgu ve savunmalarında, baskın ve çatışma esnasında insiyatifin Ütğm. H.'da olduğunu da ileri sürmektedir. İç Hizmet Kanununun 51 ve İç Hizmet Yönetmeliğinin 175 ve müteakip maddelerine göre de; Çelik Jandarma Karakolunda Ütğm. H.Ç.' in Çelik Jandarma Karakoluna katıldığı günden itibaren emir komuta görev ve yetkisi bu subaya aittir. Nitekim Jandarma Genel Komutanlığının Dizi 23-25'deki emirlerinde adı geçen subay hakkında kanuni işlem yapılması emredildiğinden, olay anında karakolda bulunan personelin sevk ve idaresinden Ütğm. Hakan' in sorumlu tutulması gerektiği sonucuna varılmaktadır.
Öte yandan tanık H.B. ifadesinde (Dz.170): karakolun korunmasının bahçe içi ve bahçe dışı nöbetlerle sağlandığını, ayrıca karakol dışına da bir timin pusuya çıkarıldığını;
Karakol Komutan Yardımcısı Astsb. K.S. ifadesinde (Dz.173): sanığın karakolun güvenliği ile ilgili tedbirleri aldığını, karakola baskın yapılacağı hususunda duyumlar alındığından müteyakkız bulunulduğunu, hatta sanığın karakolun kaldırılması hususunda teklif yaptığını, karakola takviye olarak gelen Piyade timi ile birlikte havanlarında geldiğini, ancak bunları kullanmasını bilen olmadığını, biz Uzman Çavuşun bildiğini, onun da yorgunum diye cevap verdiğini, Uzman Çavuş M.K. (Dz.l99)'da; karakolun güvenliği ile ilgili gerekli tedbirlerin alındığını, ancak terörist grubunun kalabalık oluşunun savunmayı güçleştirdiği, zayiatın da bu yüzden arttığını beyan etmişlerdir.
Tanıklar M.K., M.T.,Ö.E., M.K., İ.K., O.Ö., E.T., K.K., C.K. ve N.Ö., sanığın gerekli mevzileri yaptırmadığını, birliği muharebe eğitimi yönünden yetiştirmediğini, el bombalarını kendilerine vermediğini, çatışma anında erleri başıboş bıraktığını, baskın esnasında karakolda bir odaya saklandığını ifade etmişler ise de; sanığın çatışmaya katıldığı tanık M.K.' in beyanından anlaşıldığı gibi (D. 163) çatışma sırasında yaralandığı da dizi 6'daki tutanak ve kendi beyanı ile sabittir, yaralanmasından sonra içeri girmesinin bu tanıklar tarafından "kaçtı" şeklinde yorumlanmış olması da mümkündür. Kaldı ki, sanığın baskın ve çatışma esnasındaki davranışları dava konusu edilmiş değildir.
Çatışma esasında mühimmat ikmali konusunda sanığın gereken tedbirleri almadığı, yerel mahkemenin kabulünde yer almakta ise de; ani baskınla yaşanan panik ve kargaşa da deponun açılmasının gecikmesi tabi karşılanmalıdır.
Olay sonrası Dargeçit İlçe Jandarma Komutanlığından Mardin îl Jandarma Komutanlığına çekilen mesaj (D.2) ve olay yeri tespit tutanağı çatışmanın ne kadar büyük boyutta olduğunu ortaya koymaktadır, Bu belgelere göre, 2.7.1993 günü saat 22.15 sıralarında dört grup olarak karakolun etrafını çeviren 100-150 kişi olan PKK terör örgütü mensubunun doğu ve güneydoğu istikametinden taciz atışı yapıp,emniyet nöbetçilerini üzerlerine çektikten sonra,batı ve güneybatı istikametlerinden karakolun çevre duvarından içeri girip,nöbetçi kulübelerini işgal ederek, önce nöbetçileri etkisiz hale getirdikten sonra, karakoldan çıkan personelin üzerine ateş açmak suretiyle 16 erbaş ve eri şehit edip, 22 kişiyi yaraladıkları, yaralananlar arasında karakol komutanı olan sanığın da bulunduğu, ilk baskında karakola 100 kadar roket atıldığı, bunlardan 30-40 tanesinin karakola isabet ettiği, ilçe merkezinden olaya müdahale ve takip etmek üzere gerekli kuvvetin karakola geldiği, çatışmanın ise, bu kuvvetin gelişinden önce saat 23.45 sıralarında sona erdiği, çatışmada 8 teröristin öldürüldüğü, bunlara ait 2 adet Kaleşnikof tüfek, 5 şarjör,iki tabancanın ele geçirildiği anlaşılmaktadır. Bilirkişi raporunda terör örgütü mensuplarının 50-60 kişi olduğu açıklanıyor ise de;bu sayı Jandarma Genel Komutanlığının 19.7.1993 tarihli emrine dayandırılmaktadır. (Dz.23,25) Bu kadar olsa dahi roketatar ve el bombası kullanılan olayda, terör örgütünün oldukça kalabalık bir grupla baskını gerçekleştirdiği sonucuna varılmıştır.
Öte yandan Mardin İl Jandarma Komutanlığının Dizi 49'daki yazılarında: bir hafta içinde Çelik Jandarma Karakoluna gelindiği, gerekli emniyet tedbirlerinin alınmasının istenildiği belirtilmekte ise de; sanığa gerekli önlemleri almadığı için olay öncesi uyanda bulunulduğuna ve emirleri yerine getirmediği için hakkında işlem yapıldığına dair dava dosyasında herhangi bir delil bulunmamaktadır. Dolayısıyla sanığın, olay günü baskından önce Alay Komutanının tedbirleri bizzat yerinde gördüğüne dair savunmasının aksi ortaya konulamamıştır.
Karakolu gerektiği şekilde savunduklarım açıklayan J. Eri H.A.' nın Dz,245'deki beyanı ile, diğer rütbeli personelin beyanları, teröristlere ait bir miktar silahın ele geçirilmiş olması dikkate alındığında, sanığın gerek olay öncesinde gerekse baskın esnasında herhangi bir ihmalinin bulunmadığı sonuç ve kanaatine varılmıştır.
Jandarma Genel Komutanlığının 19 Temmuz 1993 tarihli yazılarında; liderlik sorunu yaşandığı, saldırı esnasında düzensiz hareket edildiği İstihbarat ve İKK tedbirlerine önem verilmediği, dinleme postaları çıkarılmadığı, erken ikaz ve ihbar sistemi kurulmadığı,makineli tüfeklerin yalayıcı atış yapacak şekilde mevzilendirilmediği belirtilmiş olmakla birlikte; aynı zamanda karakol'a takviye gönderilen tim komutanı Üsteğmen' in insiyatifı ele almadığı, saldırıdan önceki bir haftayı değerlendirmediği, ihata duvarının karakol' a çok yakın mesafede inşa edildiği, ihata duvarının dışına esas,yedek, sahte mevziler ile bunları karakol'a bağlayan irtibat hendeklerinin inşa edilmemesi gibi, sanığın görmüş olduğu askeri eğitim düzeyinin üstünde daha üst rütbeli komutanlar tarafından öngörülebilecek nitelikteki hizmetlerin aksamasının dile getirildiği görülmektedir. Ayrıca köy halkının karakol ile ilgili her şeyi öğrenmesine fırsat tanındığına işaret edilmiş ise de; karakol köyün iki yüz metre gibi çok yakınında konuşlandırıldığından, köy halkı ile ilişki kurulması bir bakıma zorunlu hale gelmiştir.
Sanığın gerekli emniyet tedbirlerini almadığına, muharebe eğitimi yaptırmadığına ilişkin kabulde de isabet yoktur.Zira, Dz.141 'de mevcut 2 Temmuz 1993 gününe ait hizmet defterinin sayfası incelendiğinde, yirmi dört saatlik süre için otuz kişinin kule nöbeti tutmakla görevli olduğu, biri 18:30-23:00 saatleri arasında, diğeri 23:00-03:00 saatleri arasında iki ayrı pusu timinin çıkarıldığı anlaşılmakta,günlük mesai saatleri içinde erlere mekanik nişancılık eğitimi ve muhabere eğitimi yaptırılacağının da yazılı olduğu örülmektedir.
Sanığın istihbarata karşı koyma faaliyetleri ile ilgili olarak köylülerle samimi olduğu, havan mevzilerinin yerlerini köylülere gösterdiği kabul edilmiş ise de; sanık savunmasında, Uzman Çavuş M.K. tan hayvanları için ekmek istemeye HJD. isimli bir kişinin geldiğini, bunun dışında gelen olmadığını beyan etmiştir.
Kaldı ki istihbarat toplama konusunda İl Güvenlik Komutanlığının Dz.21'deki mesaj emri ve Çelik Karakolu' nun Çelik köyünün hemen bitişiğinde konuşlandırılmış olması sebebiyle, ister istemez asayiş ve diğer konularla ilgili olarak köylülerin karakola gelmeleri olağan kabul edilmelidir.
Ayrıca tanık ishak İSİMLER dizi 182'deki ifadesinde, sanığın karakol'da görevli erlerin köylülerle görüşmelerini yasakladığını beyan etmektedir. Bu itibarla, sanığın köylülerden istihbarı bilgi almak amacıyla ilişki kurması veya diğer görevlerinin ifası sebebiyle onlarla görüşmesinin her hangi bir suçu oluşturmayacağı sonucuna varılmıştır.
Açıklanan nedenler karşısında; bilirkişi P.Alb.H.Ü. nın, sanığın görevinin ihmal ettiğine ilişkin görüşüne katılmak mümkün olmamıştır.
Yukarıdan beri açıklanan sebeplerden dolayı, sanığın kendisine verilmiş olan karakolun güvenliği ile ilgili emirlere kasten aykırı davrandığına, bu görevini bilerek ve isteyerek yapmadığına dair dava dosyasında mahkumiyetine yeterli delil bulunmadığı; oldukça kalabalık bir terörist grubunun saldırısını önleyecek yeterli güce sahip olmadığı olay sonrası karakolun lağvedilmiş olduğu gerçeği de göz önünde bulundurularak, sanığın davranışının büyük zararlar veren emre itaatsizlikte ısrar veya memuriyet görevini ihmal suçlarını oluşturmadığı sonuç ve kanaatine varıldığından,Başsavcılığın vaki itirazının REDDİNE, Hak. Alb. S. SOYKAN, Dr. Hak. Alb. F.FERHANOĞLU' nun farklı gerekçeli karşı oyları ile 17.09.1998 tarihinde OYÇOKLUĞU ile karar verildi.
MUHALEFET ŞERHİ:
1) Dava konusu olay Mardin İli Dargeçit İlçesi Çelik Jandarma Karakolunda cereyan etmiştir. Olaydan yirmi gün kadar önce P. Atğm. A.O. komutasında bir J. Timi, bir hafta kadar önce de Top. Ütğm. H.Ç. komutasında İç Güvenlik Piyade timi ile karakol takviye edilmiştir. Üç ayrı birliğe bağlı rütbeli personel (sanık Astsb,, Top. Ütğm. H.Ç. ve P. Atğm. A.O.) ve bunların emrindeki erler bir arada ve koordinesiz bir şekilde görev yapmışlardır.
Olay öncesi karakola gelip denetleme yaptığı kabul edilen zamanın Mardin İl Jandarma Komutanı ile Çelik Jandarma Karakolunun doğrudan bağlı olduğu zamanın Dargeçit İlçe J. Komutanı bu olayla ve sanığın olay öncesi aldığı/aldırdığı veya/alınmasını teklif ettiği tedbirlerle ilgili olarak tanık olarak dinlenmeleri gerekir iken dinlenmemişlerdir. Görevleri açıklanan bu kişilerin karakolun olay öncesi, olay anı ve sonrası halinin, imkan ve kabiliyetleri ile ilgili teferruatlı bilgilerinin tanık olarak dinlenmek sureti ile tespit edilmesi, sanığın hukuki durumunun ondan sonra değerlendirilmesi gerekir iken dinlenmemelerinin noksan soruşturma teşkil ettiği görüşündeyiz. Hükmün bu nedenlerle noksan soruşturmadan bozulması gerektiği görüşü ile çoğunluğun itirazın reddi şeklindeki görüşüne katılmıyoruz.
2)Sübut
Sanığın köylülerle içli dışlı olduğu köyden çıkmadığı, köylülerin de karakola rahatça girip çıktıkları, dolayısıyla karakol emniyeti ile ilgili olarak alınan emniyet önlemlerini gördükleri,
Baskın sırasında sanığın kilitlediği cephanelikten uzun süre cephane çıkarılamadığı,
Sanığın baskın sırasında askerlerini sevk ve idare edeceğine, banyoda saklandığı,
Böylelikle memuriyet görevini ihmal ettiği konusunda kuşku bulunmadığı halde, suçsuz görülmesine katılmadığımızdan karara muhalif kalıyoruz. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy