(765 S. K. m. 45) (1632 S. K. m. 66)
İNCELEME KONUSU: Sanık P.Çvş.N.G. hakkında izin tecavüzü suçundan 9 ncu Kolordu K.lığı Askerî Mahkemesince tesis edilen beraat hükmünü onayan Askerî Yargıtay 4 ncü Dairesinin kararına karşı Başsavcılık tarafından yapılan itirazın incelenmesidir.
OLAY VE İDDİA: 9 ncu Kolordu K.lığı Askerî Savcılığının 21.11.1991 tarih ve 1991/1290-641 sayılı iddianamesi ile: sanığın, 26.8.1991-27.10.1991 tarihleri arasında izin tecavüzü suçunu işlediği iddiası ve As. C.K.nun 66/1-b maddesi uyarınca tecziyesi istemi ile kamu davası açılmıştır.
HÜKÜM: 9 ncu Kolordu K.lığı Askerî Mahkemesinin 28.8.1997 tarih ve 1997/28-418 sayılı kakarı ile;
"...Suç tarihlerinde 20/2.Mknz.P.Tb.Karargah Destek Bl.K.lığı Erzurum'da askerlik hizmetini yapan P.Çvş.N.G. isimli sanığın, 20.8.1991 tarihinde yol dahil beş gün süre ile ikametgahı olan Alanya'ya memleket iznine gönderildiği ve bu izinden 25.08.1991 günü saat: 17.00 de dönerek birliğine katılmasının istendiği (Dz.l); bu izne kadar onar günlük iki kez kullanmış olduğu toplam yirmi günlük her iki izninde de kendisine yol hakkı tanınmadığı, bu nedenle Erzurum-Alanya arası 3 gün gidiş 3 gün dönüş toplam 6 günlük yol hakkı da sanık lehine tanındığında "izne gönderiliş gününün gönderiliş saati yazılmadığından 31.08.1991 günü nihayetine kadar yol dahil 5 günlük izninden dönmesi gerektiği ancak bu tarih de de dönmeyerek 01.09.1991 tarihinden itibaren izin hakkından izin tecavüzü durumuna düştüğü zamana kadar ancak 25 günlük iznini kullandığı düşünüldüğünde kalan 11 günlük daha izin hakkının ancak 25 günlük iznini kullandığı düşünüldüğünde kalan 11 günlük daha izin hakkının bulunduğu ve bu arada terhisini geciktirecek herhangi bir uzun süreli hava değişimi, ceza infazı, firar ve izin tecavüzü gibi durumun mevcut olmadığı ve bu durumda da terhis tarihinin 12.09.1991 günü olduğu (Dz.8, 117); izin tecavüzü durumuna düştüğünü öğrenmesi üzerine 27.10.1991 tarihinde kendiliğinden birliğine dönerek katıldığı (Dz.2,4,16) ; birliğine katılışından itibaren 4 günlük askerlik hizmeti daha yaptırılarak 31.10.1991 tarihinde 11 gün süre +3 gün yol ile terhis mahiyetinde izine gönderildiği (Dz.16) ve 14.1.1991 tarihinde terhisinin gerçekleştirildiği,
Sanığın en son gönderilmiş olduğu 5 günlük memleket iznine kadar ayrıca 11 günlük yasal izni ile Erzurum-Antalya arası 3 gün gidiş, 3 gün geliş toplam 6 günlük yol hakkı da sanık lehine değerlendirildiğinde 17 günlük kullanabileceği yasal bir sürenin varlığı karşısında bu süre de sanığın son gönderilmiş olduğu izine eklenmesi durumunda terhis tarihi olan 12.09.1991 tarihine gelineceği de düşünüldüğünde sanığın kastının bulunmadığı yolundaki aksi ispat edilemeyecek savunmasına itibar edilmesi gerekmiştir..." gerekçesi ile manevi unsur yokluğu nedeniyle oluşmayan müsnet suçtan BERAETÎNE karar verilmiştir.
TEMYİZ: Hüküm, Askerî Savcı tarafından suçun sübuta erdiği nedeniyle sanık aleyhine temyiz edilmiştir.
TEBLİĞNAME: Askerî Yargıtay Başsavcılığının 16.6.1998 tarih ve 1998/1841 sayılı tebliğnamesi ile;
"... Sanığın mazeret olarak ileri sürdüğü "henüz kullanmadığı kalan izni ve yol hakkının kendisine tanınarak terhis işleminin yapılacağını düşünmesi" şeklindeki mazeretinin İç Hizmet Yönetmeliğinin 57/b maddesinde yazılı mazeret ve benzeri nevilerinden olmadığı gibi; izin süresini geçirme ve birliğinden uzak kalma iradesinin mevcudiyeti de açıktır..." denilerek hükmün esastan bozulması istenilmiştir.
DAİRE KARARI: Askerî Yargıtay 4 ncü Dairesinin 23.6.1998 tarih ve 1998/431-429 Esas-karar sayılı ilamı ile; hükmün onanmasına oyçokluğu ile karar verilmiştir.
İTİRAZ TEBLİĞNAMESİ: Askerî Yargıtay Başsavcılığın 16.7.1998 tarih ve 1998/1841 sayılı tebliğnamesi ile; ilk tebliğnamede açıklanan düşüncelere yer verilerek ve sanığın, komutanlığının bilgisi dışında kendiliğinden terhis tarihini ve geriye kalan izin ve yol süresini hesap ederek nasıl olsa terhis işleminin re'sen yapılacağı düşüncesiyle kıtasından keyfi olarak uzak kaldığı, bu nedenle savunmasına itibar edilemeyeceği belirtilerek atılı suçun manevi unsur yönünden de oluştuğu gerekçesi ile Daire kararına süresi içerisinde itiraz edilerek Daire kararının kaldırılmasına ve hükmün bozulmasına karar verilmesi istenilmiştir.
DAİRELER KURULU KARARI
Rapor okunup, sözcü üyenin açıklamaları dinlenildikten sonra edinilen vicdani kanaatle;
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: Sanığın, 20.8.1991 tarihinde yol dahil (5) gün izine gönderildiği, daha önceki izinlerinde yol hakkı tanınmadığı için bu süreye, Erzurum-Alanya arası gidiş-dönüş (6) günlük yol süresi de eklendiğinde en geç 1.9.1991 tarihinde kıtasına katılmasının gerektiği, ancak, sanığın 27.10.1991 tarihinde kendiliğinden kıtasına katıldığı, sübutunda kuşku olmayan maddi olaydaki Daire ile Başsavcılık arasındaki anlaşmazlığın, atılı suçun manevi unsur yönünden oluşup oluşmadığına ilişkin olduğu görülmektedir.
Dosyadaki bilgilerden; (36) günlük izin hakkı bulunan sanığın, daha önce kullandığı (20) gün izin ve dava konusu (5) gün izin süreleri dikkate alındığında, (11) günlük yasal izini bulunduğu, 12.3.1990 tarihinde askere sevk edilmesi nedeniyle terhis tarihinin 12.9.1991 olduğu, sanığın kıtasına dönmesi gereken 1.9.1991 tarihi ile terhis tarihi arasında (11) günlük bir süre kaldığı ve bu sürenin de sanığın kullanmadığı ve hakkı olan izin süresi ile aynı olduğu anlaşılmaktadır.
Daire kararında da vurgulandığı gibi; izin verilmesi ve süresinin belirlenmesi amirlerin yetkisinde ise de, izne gönderildiği tarihte kalan izin süresi itibariyle askerlik hizmeti sona erecek olan yükümlüye kalan izninin tamamının verilmesinde zorunluluk vardır (izinlerin durdurulduğu veya kısıtlama getirildiği olağanüstü haller saklıdır). Bu yasal zorunluluğun istisnai haller dışında yerine getirilmemesi, yükümlüler arasında eşitsizliğe yol açacağından kabul edilemez. Nitekim kıtasına katılmasından sonra sanığa, 31.10.1991 tarihinde (3) gün gidiş yol süresi verilerek (11) gün terhis mahiyetinde izin verilmesi ve 14.11.1991 tarihinde de terhis işlemi yapılması, uygulamanın da bu doğrultuda olduğunu göstermektedir. Bu duruma göre; her aşamada suç kastı olmadığını ifade eden sanığın, hizmetten uzak kalma kastı ile hareket ettiğini gösteren hiçbir kanıt bulunmadığından, askeri mahkemece, dosyada mevcut delillerin etraflı şekilde tartışılıp değerlendirilmesinden sonra edinilen vicdani kanaat doğrultusunda atılı suçun manevi unsur yönünden oluşmadığı kabul edilerek beraat hükmü tesis edilmesinde ve bu hükmün Daire tarafından onanmasında bir isabetsizlik bulunmadığı sonucuna varılmış ve aksi düşünceye dayalı Başsavcılık itirazının reddi gerekmiştir.
SONUÇ VE KARAR: Yukarıda açıklanan nedenlerle;
Askerî Yargıtay Başsavcılığının 16.7.1998 tarih ve 1998/1841 sayılı tebliğnamesi ile yapmış olduğu itirazın 353 sayılı kanunun 224 ncü maddesi gereğince REDDİNE, 1.10.1998 tarihinde OYBİRLİĞİ ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy