(765 S. K. m. 455)
KONU: 5 nci Kor. K.lığı Askeri Savcılığının 21.11.1995 gün ve 1995/1043-575 sayılı iddianamesi ile, sanık er M.E.'in 18.11.1995 günü arkadaşı er Murat DURMUŞ ile şakalaştığı esnada G-3 piyade tüfeğinin kurma kolunu çekip kurarak namluya mermi sürdüğü, tüfeğin emniyetini açıp tetiğe bastığı, çapraz tutuş vaziyetindeki tüfeğinin namlu istikametinin Murat DURMUŞ un omuz hizasına geldiği; ateş alan silahtan çıkan merminin Murat' ın göğüs nahiyesine isabet ettiği, er Murat DURMUŞ' un ani aşırı iç kanama sonucu solunum ve dolaşım yetmezliği sonucu öldüğü, böylece sanığın kasten adam öldürme suçunu işlediği iddia edilerek TCK. nun 448, As. C.K.nun 50,5l/B, TCK. nun 31,33 ncü maddeleri gereğince cezalandırılması talebi ile açılan kamu davası üzerine,
HÜKÜM: Yapılan yargılama sonunda 5 nci Kor. K.lığı Askeri Mahkemesinin 8.5.1996 gün ve 1996/209-190 sayılı hükmü ile, sanığın eyleminin tedbirsizlik ve dikkatsizlik sonucu bir kişinin ölümüne sebebiyet vermek suçunu oluşturduğu kabul edilerek, As. C.K.nun 146.md.si delaletiyle TCK.nun 455/1.maddesi gereğince takdiren ve teşdidin verilen 4 yıl hapis ve 560 bin lira ağır para cezası (6/8 oranındaki kusuru nazara alınıp) 2/8 oranında indirilerek 3 yıl hapis ve 420 bin lira ağır para cezası ile cezalandırılmasına dair hükmün,
TEMYİZ: Eylemin kasten adam öldürme suçunu oluşturacağı açıklanarak Askeri Savcı tarafından temyiz edilmesi nedeniyle, Başsavcılıkça düzenlenen 1.12.1996 gün ve 1996/3702 sayılı tebliğnamesinde; a) Verilen cezalarda kusuru oranında indirim yapılırken TCK. nun 455/son maddesinin yazılmaması, b) TCK. nun 59.maddesinin uygulanmasına ilişkin talebin karşılanmamış olması, c) Hapis cezasının para cezasına çevrilmemesi gerekçesinin yerinde olmaması, d) Hapis cezasının süresi itibariyle ertelenmesi imkanı yok iken, ertelenmemesinin 647 Sayılı Kanunun 6 nci maddesinde yazılı, suçun işleniş şekline ve sanığın kişiliğine dayandırılması nedenlerinden dolayı hükmün bozulmasına karar verilmesi doğrultusunda görüş bildirilmesinden sonra, As. Yargıtay 1.Dairesinin 11.12.1996 gün ve 1996/807-807 Sayılı ilamı ile, öldürme kastı ile hareket ettiği kabul edilerek hükmün suç vasfı yönünden bozulmasına ilişkin karara,
HÜKÜM-II: Yerel Mahkemece uyularak ve fakat sebat niteliğinde verilen 4.6.1997 gün ve 1997/252-200 sayılı hükümle, sanığın tedbirsizlik ve dikkatsizlik sonucu bir kişinin ölümüne sebebiyet vermek suçundan dolayı As. C.K.nun 146 ncı maddesi delaletiyle TCK. nun 455/1-son, 59 ncu maddeleri uyarınca sonuç olarak 2 yıl 6 ay hapis, 350 bin lira ağır para cezası ile cezalandırılmasına dair kararın,
BOZMA KARARI: Askeri Savcı tarafından, sanığın eyleminin kasdı olduğu ileri sürülerek temyiz edilmesinden dolayı, Başsavcılıkça düzenlenen 22.10.1997 gün ve 1997/3155 sayılı tebliğnamesi ile, hükmün onanmasına karar verilmesi yönünde bildirilen görüş üzerine,
Askeri Yargıtay 1 nci Dairesinin 5.11.1997 gün ve 1997/680-677 sayılı ilamı ile, eylemin kasti olduğu açıklanarak, hükmün bozulması yolundaki karara karşı,
DİRENME: Yerel Mahkemece önceki hükümde direnilerek verilen 22.4.1998 gün ve 1998/795-255 sayılı kararla önceki mahkumiyet hükmü aynen tesis edilmiş,
Hükmün sanık müdafii tarafından eylemin kasti olmadığı belirtilerek temyiz edilmesi nedeniyle,
Başsavcılık 22.9.1998 gün ve 1998/2683 sayılı tebliğnamesinde, direnme hükmünün onanmasına karar verilmesi doğrultusunda görüş bildirmiştir.
DAİRELER KURULU KARARI
Raporun okunmasından, sözcü üyenin açıklamalarının dinlenmesinden ve konunun tartışılmasından sonra hasıl olan vicdani kanaate göre,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: Sanık Lv.Er M.E.'in 19.11.1995 günü 7-9 saatleri arasında er Nusret ŞANLI ile birlikte Güney Devriye nöbetçisi olduğu esnada er Murat DURMUŞ' un bu nöbetçilerin yanına geldiğinde sanık er Mehmet ENGÎN ile konuşup şakalaşmaya başladığı; sanık M.E.'in 398634 numaralı G-3 piyade tüfeğini askısı omzunda olduğu halde çapraz tutuşta tuttuğu, er Murat DURMUŞ' un sanık ile güreşir gibi hareketler yapıp şakalaştığı; bu itiş kakışlar sırasında sanığın Murat'a "vururum seni" dediği, Murat'ın ise "siktir lan vurabilirmisin" diye karşılık verdiği, bu esnada sanığın elindeki silahın patladığı, çıkan merminin er Murat DURMUŞ" un göğsünün sağ tarafına isabet ettiği ve aşırı kanama sonucu oluşan solunum ve dolaşım yetmezliği sonucu vefat ettiği anlaşılmıştır.
Sanık sorgu ve savunmasında: Er Nusret ŞANLI ile birlikte 7-9 Güney Devriye nöbetçisi olduğunu, nöbete giderken Onb.Bülent BOZKURT nezaretinde doldur-boşalt yaptığını şarjörde 20 mermi olduğunu, 398634 numaralı G-3 tüfeği ile nöbete başladığını,ölen Murat'ın bir ara yanma geldiğini tüfeğin omuzunda asılı olduğunu, şakalaşmaya başladıklarını, Murat'ın kendisini nöbet yerinden aşağıya ittiğini, kendisine sarıldığını, o anda tüfekten tak diye bir ses geldiğini, tüfeği çekip almak istercesine bir hareket yaptığını, dipçiğin onun ellerinde, namlu kısmının kendi omuzunda olduğu halde çekiştirip durduğunu, patlama sesi duyduğunu, nasıl olduğunu anlayamadan Murat'ın vurulup yere düştüğünü, "vururum seni" diye bir şey söylemediğini, Murat'ın da kendisine "vurabilirmisin be arkadaşız" gibi laflar etmediğini, çekiştirme esnasında kurma kolunun çekilmiş olabileceğini veya bir yerine takılmış olabileceğini, mekanizma sesinden bir iki saniye sonra patlama olduğunu, şoka girdiğini, kasten vurmadığını, emniyetin sürtünmeden dolayı açılabileceğini, tüfeği çapraz tutuşta, parmaklarının şarjör kenarında olduğunu, tetiğin de parkanın bir kenarına takılmış olabileceğini, kardeş gibi olduklarını beyan etmiştir (Dz.7,25,50).
Olayın tek görgü tanığı Nusret ŞANLI ifadesinde; nöbetçi Onb.Bülent BOZKURT' un nezaretinde doldur-boşalt yaptığını, 20 şer mermi aldıklarını, silahların yarım dolduruşta, emniyeti kapalı olarak nöbete başladıklarını, sanık M.E.'le aralarında 5-6 metre mesafe olduğunu, müteveffa Murat'ın bir ara M.E.'in yanına geldiğini, şakalaşmaya başladıklarım, Murat'ın silahsız olduğunu, sanığın gülerek "vururum seni" dediğini, ölen Murat'ın ise, "vurabilirmisin ya" dediğini, şakalaştıkları için onlara bakmadığım, yol tarafına baktığını, bir ara mekanizme sesi, arkadan patlama sesi duyduğunu, mekanizme ve patlama sesinin aynı anda olduğunu, Murat'ın dönerek yere düştüğünü, sanığın eyvah ne yaptım diye bağırmaya başladığını, silahını elinden aldığını, çok iyi arkadaş olduklarını, iyi geçindiklerini, olayın bir kaza olduğunu beyan etmiştir.
Bilirkişiler görüşlerinde; kurma kolunun bir yere takılarak çekilmiş olması ihtimali olmadığını, kurma kolunu mutlaka sanığın kendisinin çektiğini, ancak emniyetin sürtünmeden dolayı açılabileceğini, kurma kolunun çekilmesi için bütün kuvveti ile asılması gerektiğini, silahın sağlam ve atışa elverişli olduğunu, özet olarak sanığın olayda 6/8 oranında, ölenin ise 2/8 oranında kusurlu bulunduğunu, olayda bir kasıttan ziyade, dikkatsizlik ve tedbirsizlik sonucu adam öldürmeye sebebiyet verme olduğunu beyan etmişlerdir (Dz.9,98).
Er Şenol AYER, er Ercan TÜRKAY ifadelerinde; sanıkla ölenin aralarında sürtüşme olmadığını, çok iyi arkadaş olduklarını beyan etmişler; civarda mıntıka temizliği yaptıklarını söyleyen Ercan TÜRKAY, kavga sesleri duymadığını söylemiştir (Dz.5,51,52).
Ölü muayene tutanağına göre, göğüs ön duvarında orta hattın 2 cm. sağında 4 ncü inter costal aralığında mermi giriş deliği bulunduğu, tatuaj olmadığı, barut yanığı izleri olduğu, bitişik atış değil, yakın atış, atış mesafesinin 20 cm. ile 1 metre arasında bulunduğu, sırtta sağ omuz arka yüzünde 3x2 cm. boyutlarında mermi çıkış deliği tesbit edildiği; ölüm sebebinin sağ akciğer ve bölgedeki büyük damarların harabiyetine bağlı ani ve aşırı kanama sonucu solunum ve dolaşım yetmezliği olduğu anlaşılmıştır.
Sanığın sorgu ve savunmalarının, tanıkların ifadelerinin, bilirkişilerin görüşlerinin birlikte değerlendirilmesinden, sanığın, arkadaşı olan Murat DURMUŞ' u kasten öldürdüğünü ortaya koyan olay öncesinde ya da olaya takaddüm eden safhada bir sürtüşmenin, tartışmanın ve kavganın varlığı ispat edilememiştir, sanıkla ölenin yakın arkadaş oldukları anlaşılmaktadır. Tek görgü tanığı Nusret ŞANLI da şakalaşmadan öte bir tartışmanın vuku bulmadığını ifade etmiştir. Patlama ile Murat'ın yere düştüğünü gören sanığın, "eyvah ben ne yaptım" diye bağırması da rol yaptığı ispat edilemediğine göre, şaşkınlığını ve kastı olmadığını ortaya koymaktadır.
Tanık ifadelerine göre; kurma kolu sesi ile patlamanın çok yakın oluşu, tüfeğin emniyetini sanığın açtığı hususunu şüpheli kılmaktadır. Emniyet mandalı sanığın tedbirsizliği ile de daha önce açık bırakılmış olabileceği gibi, şakalaşma esnasında sürtünme sonucu da açılmış olabilir. Şu hale göre, kurma kolunun çekilmesi, emniyetin açılması, tetiğe basılması gibi sıralı hareketlerin kastı ortaya koyduğuna dair gerekçeler tutarlı değildir.
Olay anında sanıkta ani bir kızgınlık ve hiddetin oluştuğunu ortaya koyan hiç bir delil yoktur. Böyle bir kabul, varsayıma dayalı olacaktır.
Sonuç olarak, şakalaşma daha da ileriye götürülerek sanığın, tüfeğin kurma kolunu çektiği, ancak emniyetin açık olduğunu unuttuğu veya fark etmediği ve tetiğe dokunduğu, böylece tedbirsiz ve dikkatsiz davrandığı, ancak sonucun meydana gelmesini istemediği kanaatine varıldığından,
Askeri mahkemece eylemin bu şekilde vasıflandırılmasında, uygun gerekçelerle cezanın alt sınırlardan uzaklaşılarak tertibinde, 647 sayılı kanunun 4 ve 6 ncı maddelerinin uygulanmamasında kanuni isabet görüldüğünden, As. Savcının ve sanığın ileri sürdükleri tüm temyiz sebeplerinin 353 sayılı kanunun 224 ve 217/2 nci maddeleri uyarınca reddi ile direnilerek tesis edilen mahkumiyet hükmünün ONANMASINA,
Başkan Dr.Hv.Hak.Tuğg.Ö.AYHAN,Üyeler Hak.Alb.M.AKSÜT, Hak. Alb.G.BOZKURT, Hâk.Alb.E.ESEROL ve Hak.Alb.N. YÜCEL' in karşı oyları ve OYÇOKLUĞU ile 8.10.1998 tarihinde karar verildi.
KARŞI OY YAZISI
Sanığın, nöbetten önce Onb.Bülent BOZKURT nezaretinde doldur-boşalt yaptığı ve şarjöründe 20 mermi olduğu halde yarım dolduruşta (yani namluya mermi sürülmemiş vaziyette) nöbetine başladığı. Nöbet esnasında er Murat DURMUŞ' un bilinmeyen bir nedenle sanığın yanına gelip onunla sözlü ve eylemli olarak şakalaşmaya başladığı. Bu esnada sanığın tüfeğinin askısı omuzunda çapraz tutuşta bulunduğu. Şakalaşmanın belli bir safhasında sanığın Murat'a; "vururum seni" dediği, Murat'ın da "siktir lan vurabilirmisin" diye karşılık vermesinin hemen ardından sanığın elindeki tüfeğin parladığı, çıkan mermi ile göğsünün sağ tarafından yaralanan Murat'ın öldüğü, maddi olay olarak tereddütsüz sübut bulmuştur.
Yarım dolduruşta tüfeğin emniyeti kapalı olduğu halde şakalaşırlarken tek görgü tanığı Nusret ŞANLI' nın anlatımına göre; mekanizmanın açılıp kapanmasından sonra duyulan patlama üzerine mütevefaanın vurulmuş olması dikkate alındığında; iradi ve isletilerek tüfeğe mermi sürülüp hedefe ateş edildiği anlaşılmaktadır. Bilirkişi mütalaasına göre arızası bulunmayan tüfeğin kurma kolunun çekilip bırakılması için bütün kuvveti ile asılmasının gerektiği gerçeği karşısında ve kendisinden 100 veya 120 cm, uzaklıkta duran müteveffaya ateş edilmesi sırasında ölenin tüfeğe yönelik bir hareketinden de bahsedilemeyeceği. Eylemin, sanık tarafından bilerek ve istenerek gerçekleştirilmiş olması nedeniyle, suçun kasten adam öldürmek olarak kabul edilmemesi şeklindeki çoğunluk kararma muhalifiz. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy