(765 S. K. m. 45) (1632 S. K. m. 146)
K.T.B.K.K.lığı Askeri Savcılığının 6.8.1996 gün ve 1996/926-279 sayılı iddianamesi ile; sanığın, 29.6.1996 günü görevli bulunduğu gözetleme yerinden ayrılan ve "komutanım canım sıkılıyor. Kendimi öldürebilirim diyen Çvş. Murat BULDU' ya taşıdığı golt marka silahını çıkarıp kurma kolunu da çekip bırakarak atışa hazır hale getirdikten sonra "kendini öldüreceksen al kendin öldür" dediği,Çvş. Muratın da tabancayı sağ şakağına dayayarak tetiğe bastığı, ateş alan silahtan çıkan merminin o'nun hayati tehlike geçirecek, 45 gün iş ve gücünden kalacak şekilde yaralanmasına, sol kol ve sol bacakta % 45 oranında fonksiyon kaybına sebebiyet verdiği; Böylece silahını başkasına vermemesi konusundaki emirlere aykırı davranarak büyük zararlar veren emre itaatsizlikte ısrar suçunu işlediği iddia edilerek As. CK. nun 89 ncu maddesi gereğince cezalandırılması talebi ile açılan kamu davası üzerine;
Yapılan yargılama sonunda KTBKK. lığı Askeri Mahkemesinin 13.2.1998 gün ve 1998/44-25 sayılı hükmü ile, sanığın fiilinin As. CK. nun 146 ncı maddesi delaletiyle, TCK. nun 459/2 nci maddesinde yazılı tedbirsizlik ve dikkatsizlik sonucu bir kişinin yaralanmasına sebebiyet vermek suçunu oluşturduğunun kabulü ile, TCK. nun 459/2, 59/2.maddeleri gereğince verilen 2 ay 15 gün hapis ve 350 bin lira ağır para cezasının 647 Sayılı Kanunun 6 ncı maddesi uyarınca ertelenmesine dair kararın,
Müdahil Murat BULDU tarafından, cezanın tatmin edici olmadığı belirtilerek temyiz edilmesi nedeniyle, Askeri Yargıtay Başsavcılığınca düzenlenen 4.5.1998 gün ve 1998/1280 sayılı tebliğnamesi ile; sanığın eyleminin büyük zararlar veren emre itaatsizlikte ısrar suçunu oluşturacağı açıklanarak hükmün suç vasfı yönünden bozulmasına karar verilmesi yönünde bildirilen görüşten sonra,
Askeri Yargıtay 2 nci Dairesinin 13.5.1998 gün ve 1998/299 sayılı ilamı ile, mağdurun sanığın eyleminden neşet eden bir zararın olmadığı, dolayısıyla müdahil sıfatı ile davaya kabul edilmesinin o'na temyiz hakkı vermeyeceği gerekçesi ile temyiz isteminin reddine ilişkin karara karşı,
Başsavcılıkça düzenlenen 27.5.1998 gün ve 1998/1280 sayılı tebliğnamesi ile itiraz edilmesi nedeniyle,
Askeri Yargıtay Daireler Kurulu'nun 18.6.1998 gün ve 1998/94-94 sayılı ilamı ile, kabul edilen eylem-sonuç ilişkisi nazara alınarak mağdurun suçtan zarar gören kişi olduğunun, dolayısıyla müdahil olarak davaya kabulüne dair kararın kanuna uygun bulunduğunun ve temyiz hakkına sahip olduğunun kabul edilmesi gerektiği gerekçesi ile, itirazın kabulüne, temyiz incelemesine devam edilmek üzere dosyasının Dairesine gönderilmesine karar verilmesini müteakip,
Askeri Yargıtay 2 nci Dairesinin 16.9.1999 gün ve 1998/469-469 sayılı ilamı ile, mahkumiyet hükmünün onanmasına dair vermiş olduğu karara,
Başsavcılıkça düzenlenen 2.10.1998 gün ve 1998/1280 sayılı tebliğnamede, sanığın eyleminin büyük zararlar veren emre itaatsizlikte ısrar suçunu oluşturduğu açıklanarak Dairenin hükmün onanmasına ilişkin kararının kaldırılmasına, yerel mahkeme hükmünün suç vasfı yönünden bozulmasına karar verilmesi doğrultusunda görüş bildirilmiştir.
DAİRELER KURULU KARARI
Raporun okunmasından, sözcü üyenin açıklamalarının dinlenilmesinden ve konunun tartışılmasından sonra hasıl olan vicdani kanaate göre,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: 61 nci P. Alay, 2.P.Tb.6.Bl.K. lığında görevli sanık P. Tğm. G.Y.'ün, 29.6.1996 günü Atıcı Takımında görevli P. Çvş. Murat BULDU' nun takımdan ayrılarak Atıcı-2 gözetleme yerine gittiğini P. Atğm. Hüseyin ZENGİN' den öğrenince, Atğm. Hüseyin ile birlikte jeeple Atıcı 2 gözetleme yerine geldiği, Çvş. Murat'ı G-3 piyade tüfeği' de üzerinde bulunduğu halde oturduğunu gördükleri, sanığın Murat'ı yanına çağırdığı, neden takımı terk ettiğini sorduğu, Çvş. Murat BULDU' nun da "komutanım canım sıkılıyor, kendimi öldürebilirim" demesi üzerine sanığın, taşıdığı golt marka 11.43.mm.lik 1126195 seri numaralı tabancayı belinden çıkararak, kurma kolunu da çekip bırakıp dolu vaziyete getirdikten sonra Çvş. Murat BULDU' ya verdiği ve "öldüreceksen al kendin öldür" dediği; Çvş. Murat BULDU' nun tabancayı aldığı, 5-6 adım ayırdık tan sonra tekrar geri dönüp, sanık Tğm. G.'a "komutanım bunun emniyeti açık mı?" diyerek tabancayı sanığa uzattığı, sanığın da "emniyeti açıktır hem kendini vuracaksan bur da vur" dediği, akabinde çavuş Murat'ın tabancayı sağ şakağına dayayarak tetiği çektiği, bunun sonucu Çvş. Murat' ın hayati tehlike geçirerek, 45 gün iş ve gücünden kalacak, sol kol ve sol bacakta % 45 fonksiyon kaybı meydana gelecek şekilde yaralandığı,
61 nci P.Alay, 2 nci Tb.K.lığının 19.6.1995 gün ve PER: 7200-110-95/575 Sayılı Emniyet Tedbirleri ile ilgili emrin 4/b maddesinde (D.50) "hiç kimsenin kendisine teslim edilmiş olan silah ve mühimmatı her ne sebeple olursa olsun kesinlikle başkasına vermemesini..." nin emredildiği, bu emrin sanığa tebliğ edildiği (D.51 arka yüz) anlaşılmıştır.
Yapılan incelemeye göre; yerel mahkeme hükmünde de belirtildiği üzere sanığın olaydan önce tebellüğ ettiği emir ve talimatlar bütün birliklerde ve bütün personele zaman zaman tebliğ edilen genel mahiyetteki "emniyet ve kazaların önlenmesine" ilişkin bulunmaktadır. Ortada bu tip bir olaya ilişkin olarak sanığa verilmiş ve özelleştirilmiş, dolayısıyla iç Hizmet Kanununun anladığı manada bir emir söz konusu değildir. Nitekim sıkça rastlanılan silahla ölüm ve yaralama olayları ile yaralanma ve ölümle sonuçlanan araç kazalarının faillerine her zaman önceden genel anlamda emniyet ve kazaların önlenmesi amacı ile çeşitli emir ve talimatlar tebliğ edildiği halde, bu tür olaylarda TCK. nun 459 ve 455 nci maddelerinin uygulanması yerleşmiş içtihatlar cümlesindendir. TCK. nun 455 ve 459.maddelerinin uygulanmasında suçun maddi unsuru "evamire" riayetsizlik yani emirlere aykırı davranma da olabilmektedir. TCK. nun 459 ncu maddesi dava konusu olaya ve benzer olaylara uygulanacak şekilde özel olarak düzenlenmiştir. TCK. nun 459 ncu maddesi ile zaten suç teşkil eden bir fiilin, "emir"le diğer bir suçu oluşturacağı düşünülemez. Başka bir ifade ile, kanunlarda suç olarak öngörülen bir husus söz konusu ise, ayrıca emre itaatsizlikte ısrar suçunun oluşmayacağı kabul edilmelidir. Sanığın eylemi ile sonuç arasında illiyet bağının mevcut olduğu da kuşkusuzdur. Sanığın açıklanan davranışı ile, sonucu öngördüğü, ancak sonucun gerçekleşmesini istemediği olay sonrası davranışları ile ortadadır. Bu cihet de davranışının taksirli olduğunu ortaya koymaktadır.
Açıklanan nedenlerle, sanığa isnat edilen eylemin TCK. nun 459 ncu maddesinde yazılı tedbirsizlik, dikkatsizlik, emir ve nizamlara riayetsizlik neticesi yaralamaya sebebiyet vermek suçunu oluşturduğu sonucuna varıldığından 353 Sayılı Kanunun 224 ncü maddesi uyarınca Başsavcılığın itirazının REDDİNE,
Üyelerden Hak. Alb. Yavuz ÖĞÜT ve Hak. Alb. Mahir ESENÜLKÜ nün karşı oyları ve OYÇOKLUĞU ile 22.10.1998 tarihinde karar verildi.
KARŞIOY YAZISI: Sanığın görevli bulunduğu 61 nci P.Alay 2.P.Tb.K.lığının 19.6.1995 gün ve PER: 7200-110-95 sayılı olan ve emniyet tedbirleri ile ilgili bulunan emrinin (D.51 ve ekleri) 4/b maddesinde hiç kimsenin kendisine teslim edilmiş bulunan silah ve mühimmatı her ne sebeple olursa olsun kesinlikle başkasına vermemesi" şeklindeki bölümünün sanığa tebliğ edildiği (D.51 arka yüz) nin anlaşılması, As. CK. nun emre itaatsizlikte ısrar suçları ile ilgili hükümlerinin TCK. nun 455 ve 459 ncu maddelerine göre özel hükümler olması sebebiyle sanığın eyleminin emre itaatsizlikte ısrar suçunu oluşturacağını kabul etmekte hukuki zorunluluk vardır.
Askeri Yargıtay Drl .Krl. nun 29.6.1989 gün ve 1989/130-173 sayılı kararında da belirtildiği üzere, dava konusu olaya benzer durumlarda verilmiş bir emrin mevcudiyeti halinde emre itaatsizlikte ısrar suçunun oluştuğunu kabul etmek gerekir. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy