(765 S. K. m. 45) (1632 S. K. m. 66)
İNCELEME KONUSU: İzin tecavüzü suçundan sanık P.Er S.G. hakkında tesis olunan mahkumiyet hükmünü, sübut yönünden bozan Askeri Yargıtay 5 nci Dairesinin kararına karşı direnilerek verilen mahkumiyet hükmünün incelenmesidir.
OLAY VE İDDİA: 3 ncü Mknz.P.Tüm.K.lığı Askeri Savcılığının 16.1.1998 tarih ve 1998/28-10 Esas ve Karar sayılı iddianamesi ile;
Sanığın 22 Eylül 1997-01 Ekim 1997 tarihleri arasında işlemiş olduğu kendiliğinden dönmekle son bulan izin tecavüzü suçundan eylemine uyan As. C.K.nun 66/1-b ve 73.maddeleri uyarınca cezalandırılmasına karar verilmesi iddia ve talep olunmuştur.
HÜKÜM: 3. Mknz.P.Tüm.K.lığı As. Mahkemesinin 6.5.1998 tarih ve 1998/156-90 sayılı hükmü ile; sanığın atılı suçu işlediği kabul edilerek As. C.K.nun 66/1 -b, 73 ve TCK.nun 59 ncu maddeleri gereğince beş ay hapis cezası ile mahkumiyetine karar verilmiştir.
TEMYİZ - I: Hüküm, Askeri Savcı tarafından suçun sübuta ermediği nedeniyle temyiz edilmiştir.
TEBLİĞNAME - I: As.Yargıtay Başsavcılığının 9.6.1998 tarih ve 1998/1712 sayılı tebliğnamesi ile; sanığın suç kastının bulunmadığı, dehalet tarihleri nazara alınırsa suçun disiplin suçuna dönüşebileceği, bu hususun kararda incelenmediği belirtilerek hükmün bozulmasına dair görüş bildirilmiştir.
DAİRE KARARI: Askeri Yargıtay 5 nci Dairesinin 17.6.1998 tarih ve 1998/350-345 sayılı ilamı ile;
"...Sanık P.Er S.G.'in Manisa 40. Piyade Alay Avcı Er Eğitim Tabur K.lığında acemi eğitimini tamamladıktan sonra 10.9.1997 Tarihinde memleketi olan Cizre/Şırnak, Bozalan Köyüne on günlük izine gönderildiği (4),bu durumda 20.9.1997 Tarihinde tertip edildiği birliğe katılması gerekirken katılmadığı kesindir. Buna karşılık, sanığın Cizre Taktik Jandarma Sınır Alay K.lığına 20.9.1997 Tarihinde saat 14.00'de başvurduğu, en yakın konvoy tarihi olan 22.9.1997 Tarihinde katılmasının tebliğ edildiği, ancak söz konusu tarihte Saat 14.15'de tekrar müracaat ettiği,bu kez de 27.9.1997 Tarihindeki konvoya katılmasının istendiği,fakat 27.9.1997 Tarihi Saat 14.30'da müracaat etmesi nedeniyle, bu konvoya da zamanında yetişemediği ve 1.10.1997 Tarihli konvoyla şevkinin sağlandığı belirlenmektedir (36-38).
Sanığın tarihleri belirtilen ve gelmesi istenilen konvoylara, köyünün Cudi Dağında ve Cizreye iki saatlik uzaklıkta olması ve yolda mayın ve terörist olmasından korktuğu için, yolda trafik akışını tespit ettikten ve emin olduktan sonra yola çıkması nedeniyle, zamanında yetişemediğini ileri sürdüğü (8,39) görülmektedir. Gerçekten de, Cizre İlçe Jandarma Komutanlığının 11.12.1997 ve 14.3.1998 Tarihli yazılarından, Cizre ile Bozalan Köyü arasındaki mesafenin 10 km. olduğu, köye gidiş-geliş için minibüs seferleri olmadığı,Bir ki Mezrası ile Cizre İlçesinin araçla 15 dakika, yürüyerek 1,5 saat çektiği, 22.9.1997 ilâ 1.10.1997 Tarihleri arasında Bozalan Köyü Bir ki Mezrasında kaldığı, karayolu üzerinde mayın araması yapılmayıp, toprak yollarda her gün mayın araması yapıldığı anlaşılmaktadır (15, 16,52,53).
Bu durumda, cahil olan sanığın, Güney-Doğuda yaşanan gerçek olaylar karşısında, Cizre-Bozalan Köyü, Bir ki Mezrasından, konvoyların kalkış saati olan 07.00 Saatinden çok önce kalkıp Cizre Jandarma Sınır Alay Komutanlığı K.T.M.ye zamanında katılmasının, Cizre İlçe Jandarma Komutanlığının yazılarında da açıklanan sebeplerle mümkün olmadığı, bu nedenle 20.9.1997, 22.9.1997 ve 27.9.1997 Tarihlerindeki konvoylara yasal yönden geçerli ve kabule değer özürlere dayalı olarak zamanında katılamadığı ve bu bakımdan sanığa yüklenilen izin tecavüzü suçunun manevi unsur yönünden oluşmadığı sonuç ve kanısına varılmaktadır...." gerekçesiyle hükmün sübut yönünden bozulmasına oybirliği ile karar verilmiştir.
DİRENME HÜKMÜ: 3 ncü Mknz.P.Tüm.K.lığı Askeri Mahkemesinin 24.7.1998 tarih ve 1998/461-213 Esas Karar sayılı hükmü ile;
"...Somut olayda izin tecavüzü suçunun maddi unsurları yanında manevi unsuru da gerçekleşmiştir. Sanık 20.09.1997 tarihinde dönerek birliğine katılması gerektiğini ve 22.09.1997 tarihinde saat 07.00fda konvoyun hareket edeceğini bilmesine rağmen katılmayarak dehalet kastının olmadığını ortaya koymuştur. İdarenin sanığın müracaatından sonra konvoy hareketine kadar sanığı birlik içerisinde bulundurma görevi de yoktur. Bu hususta sanığın kastını ortadan kaldıran idarenin kusurundan bahsedilemez. Sanığın soyut okur-yazar olmamasının cahil olmasının isnad kabiliyetini ortadan kaldırdığı da söylenemez. Sanığa konvoy saati her defasında tebliğ edilmesine rağmen belirtilen saatte kasıtlı olarak konvoya katılmamıştır. Sanığın konvoya zamanında iştirak etmeme hususunda kötü niyetli olduğu" bölgenin terör ve yol durumunu çok yakından takip ve değerlendirme olanağına sahip ve asıl olarak bu işle görevli olan ve sanığa konvoy saatlerini tebliğ eden mahalli K.T.M.K. lığınca da açıkça belirtilmiştir.(Dz.38) Ayrıca sanığın birliği komutanlığınca alman ifadesi (Dz.8), sorgusunda alman ifadesi (Dz.39) ve duruşmalar sırasındaki ifade ve savunmaları (Dz.40,55) nazara alındığında cahil olan sanığın mazeret beyanında karşılaştığı duruma göre yalan söyleme hakkını kullanma ve çelişkili beyanlarda bulunma kabiliyetine sahip olduğu aşikardır. Hazırlık soruşturması sırasında ve son soruşturmada yapılan araştırmalarda sanığın ikamet ettiği köy ile K.T.M.K.lığıca bulunduğu Cizre ilçesi arasındaki yolun söz konusu tarihlerde emniyetli olduğu anlaşılmıştır."gerekçesi ile ve Askeri Yargıtay İçtihatları doğrultusunda konvoya katılmayan sanığın müracaatı dehalet sayılmayarak ve atılı suçun sübuta erdiği kabul edilerek eski hükümde direnilmesine ve sanığın As.C.K.nun 66/1 -b, 73 ve 59 ncu maddeleri gereğince beş ay hapis cezasıyla cezalandırılmasına karar verilmiştir.
TEMYİZ - II: Hüküm, sanık tarafından neden gösterilmeden, askeri savcı tarafından ise suçun oluşmadığı nedeniyle süresi içerisinde temyiz edilmiştir.
TEBLİĞNAME - II: Askeri Yargıtay Başsavcılığının 08.10.1998 tarih ve 1998/3003 sayılı tebliğnamesi ile;
Sübutunda kuşku bulunmayan maddi olayda sanığın suç kastının bulunmadığı, ayrıca dehalet tarihleri göz önüne alındığında eylemin disiplin suçuna da dönüşebileceği, bu hususun kararda yeterince işlenmediği belirtilerek hükmün bozulmasına dair görüş bildirilmiştir.
DAİRELER KURULU KARARI
Rapor okunup, sözcü üyenin açıklamaları dinlenildikten sonra edinilen vicdani kanaatle;
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: Sanığın, dağıtım izninin son günü olan 20.9.1997 tarihinde saat 14.00'de toplanma merkezine başvurduğu, kendisine 22.9.1997 tarihinde konvoy olduğu, konvoya katılmak üzere aynı gün saat 07.00'de komutanlığa başvurması gerektiğinin tebliğ edildiği, sanığın ise aynı gün saat 14.15 de başvurduğu, bu kez 27.9.1997 tarihindeki konvoya katılmak üzere saat 07.00'de hazır bulunması hususunda tebligat yapıldığı,ancak 27.9.1997 tarihinde de saat 14.30'da başvurması nedeniyle şevkinin yapılamadığı ve 1.10.1997 tarihinde sevk edilen sanığın 3.10.1997 tarihinde birliğine katıldığı anlaşılmaktadır. Bu şekilde gerçekleşen maddi olayda Daire ile Askeri Mahkeme arasındaki anlaşmazlık, sanığın 22.9.1997 ve 27.9.1997 tarihlerindeki konvoylara zamanında katılamamış olmasında suç kastı ile hareket edip etmediğine ilişkin bulunmaktadır.
Sanık sorgu ve savunmasında; Köyden Cizre'ye yürüyerek gittiğini, yolda mayın olmasından veya terörist bulunmasından korktuğu için, yolda trafik akışını tesbit ettikten ve emin olduktan sonra yola çıktığını, bu nedenle konvoylara katılamadığını, son başvurusunda Cizre'de kalması gerektiğini söyledikleri için bir gün öncesinde Cizre'ye giderek otelde kaldığını ve 1.10.1997 tarihindeki konvoya bu şekilde yetiştiğini beyan etmektedir.
Sanığın iznini,memleketi olan Cizre Bozalan Köyü Bir ki Mezrasında geçirmesi, kendisine yapılan tebligat uyarınca konvoya katılmak üzere saat 07.00 de Cizre' ye gelebilmesi için köyünden 1,5-2 saat önce çıkarak yaya olarak bu mesafeyi kat etmesinin gerekmesi, konvoy tarihlerinin Eylül ayı sonuna rastlaması nedeniyle ve bölgenin bilinen özelliği gereği anılan saatlerde seyahatin can güvenliği açısından sakıncalı olması dikkate alındığında, sanığın 22.9.1997 ve 27.9.1997 tarihlerinde konvoylara katılmaması hususunda kötü niyetli olduğunu ve suç kastı ile hareket ettiğini kabul etmek mümkün değildir. Bu durumda sanığın aksi objektif delillerle kanıtlanamayan savunmasının samimi olduğu ve atılı suçun manevi unsur yönünden oluşmadığı sonucuna varılmalıdır.
Bu nedenlerle, askeri mahkemece sanık hakkında beraat kararı verilmesi gerekirken yazılı şekilde hükme varılması yasaya aykırı görülmüş ve hükmün sübut yönünden bozulmasına karar verilmiştir. Üyelerden Hak. Alb. Seyfettin YALÇIN, mahkemenin direnme kararında
gösterilen gerekçelerin yerinde olduğu görüşü ile bu sonuca katılmamıştır.
SONUÇ VE KARAR: Yukarıda açıklandığı üzere;
Hükmün askeri savcı ve sanığın temyizlerine atfen 353 Sayılı Kanunun 221 nci maddesi gereğince tebliğnamedeki düşünce doğrultusunda BOZULMASINA,
5.11.1998 tarihinde Üye Hak. Alb.S.YALÇIN ın muhalefeti ve OYÇOKLUĞU ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy