(353 S. K. m. 146)
2 nci Kor. K.lığı Askeri Savcılığının 12.3.1998 gün ve 1998/703-203 sayılı iddianamesi ile sanık S.L.Ç.'nun, Nöbetçi Astsubayının içtimaa çıkması hususunda verdiği emre karşı, çıkmayacağını söylemek suretiyle emre itaatsizlikte ısrar suçunu işlediği iddia edilerek, As. C.K.nun 87/1 maddesi gereğince cezalandırılması talebi ile açılan kamu davası üzerine;
2.Kor. K.hğı Askeri Savcılığının 5.5.1998 gün ve 1998/740-243 sayılı hükmü ile, isnat edilen suç sabit görülerek, As. C.K.nun 87/1.maddesi uyarınca takdiren ve teşdiden bir ay hapis cezası ile cezalandırılmasına ilişkin verilen kararın, Sanık tarafından temyiz edilmesi nedeniyle, Başsavcılıkça düzenlenen tebliğnamede; hükmün onanmasına karar verilmesi yönünde görüş bildirilmesinden sonra;
Askeri Yargıtay 3 ncü Dairesinin 22.9,1998 gün ve 1998/457-456 sayılı ilamı ile, sanığın soyadının kısa kararda ve gerekçeli hükümde yanlış yazıldığından, hükmün öncelikle usul yönünden bozulmasına karar verilmiş olması nedeniyle;
Bu karara Başsavcılıkça itiraz edilerek, Dairenin bozmaya ilişkin kararının kaldırılmasına, temyiz incelemesine devam edilmek üzere dava dosyasının dairesine gönderilmesine karar verilmesi talep edilmiştir.
DAİRELER KURULU KARARI
Raporun okunmasından, sözcü üyenin açıklamalarının dinlenilmesinden ve konunun tartışılmasından sonra, hasıl olan vicdani kanaate göre,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
Sanık er S.L.Ç.'nun 29.1.1998 tarihinde akşam içtimaına katılmadığını gören Nöbetçi Çavuş görevlisi Onb. Faruk GÖNÜLTAŞ' ın durumu Nöb. Astsb. Ahmet AKBAL' a ilettiği, Nöbetçi Astsb.nın içtimaya çıkması hususundaki emrini sanığa ileten Onb.Faruk GÖNÜLTAŞ' a sanığın, "nöbetten geldim, üşüyüp yatağa girdim, yatağımı ısıttım. Nöbetçi Subayına söyle çıkamam" şeklindeki cevabının, Onb. Faruk GÖNÜLTAŞ tarafından Nöbetçi Subayına iletilmesi üzerine,
Sanığın yanına giden Nöbetçi Astsb. Ahmet AKBAL' ın içtimaya çıkması için verdiği emre karşı, "içtimaya çıkmıyorum" diyerek içtimaya çıkmadığı, böylece emre itaatsizlikte ısrar suçunu işlediği tanık beyanları ile sabit görülerek As. C.K.nun 87/1.maddesi gereğince takdiren ve teşdiden bir ay hapis cezası ile cezalandırılmasına hükmedildiği anlaşılmıştır.
Yapılan incelemede: celbedilen nüfus kaydına göre sanığın soyadının ÇAKILCIOGLU (Dz.21) olmasına, duruşmada tesbit edilen kimliğinde de soyadının ÇAKILCIOGLU olarak duruşma tutanağına geçirilmesine rağmen (D. 19), kısa kararda (D.23) ve gerekçeli hükümde (D.24) soyadının ÇAKILLIOĞLU olarak yazılması, 353 Sayılı Kanunun 146 ve 177/D maddelerine aykırı bulunduğundan ve işbu hatanın yada aykırılığın 353 Sayılı Kanunun 253 ncü maddesi ile de giderilemeyeceği sonucuna varıldığından ve bu nedenle Dairenin bozmaya ilişkin hükmünde kanuni isabet görüldüğünden; keza Askeri Yargıtay 3 ncü Dairesinin 2.3.1971 gün ve 1971/84-79; 1.2.1994 gün ve 1994/72-69; Drl.Krl.nun 7.12.1995 gün ve 1995/120-120; Y.C.U.H.nin 25.5.1964 gün ve 2/248-243 sayılı içtihatlarının da bu doğrultuda olduğu gözetilerek,
353 Sayılı Kanunun 224.maddesi gereğince Başsavcılığın itirazının REDDİNE, Üyelerden Hak.Alb.Yavuz ÖĞÜT,Hak.Alb.F.DEMİRAĞ, Hak. Alb.N.ÖZKAN,Hak.Alb.M.KAPUSUZ ve Hak.Alb.A.ALKIŞ' ın karşı oyları ve OYÇOKLUĞU ile 22.10.1998 tarihinde karar verildi.
MUHALEFET ŞERHİ
Dosyada bulunan nüfus kaydı ve diğer belgeler ile sanığın kimliği bellidir. Bir kişinin kimliği yalnız soyadından ibaret değildir. Ana-baba adları, doğum yeri, yılı, nüfusa kayıtlı olduğu yer, ikametgah adresi v.b. bilgilerde sanığın kimliğine dahildir.
Bunlara rağmen sanığın ÇAKILCIOGLU olan soyadının karara ÇAKILLIOĞLU olarak geçmesinin maddi bir harf hatasından kaynaklandığı açıkça ortada olup sanığın kimliği konusunda herhangi bir tereddüt bulunmamaktadır. Verilen ceza aynı sanık hakkında infaz edilecektir. Kaldı ki bu konuda bir tereddüt olursa 353 Sayılı K.nun 253 ncü maddesine göre mahkemeden bir karar alınması da her zaman mümkündür.
Tereddüt olmayan veya olsa bile başka hukuki yollarla giderilmesi mümkün olan ve infazı ilgilendiren bir nedenin bozma sebebi yapılmasını yasaya uygun görmemekteyiz. Zira 353 S.K.nun 207 nci maddesinde kanun koyucu tarafından kanuna mutlak aykırılık oluşturan haller sayılmıştır. Bu hale göre yukarıda belirtilen durumdan ötürü hükmün bozulması kanun koyucunun amacına da uygun düşmediği gibi bu durum, Y.8.C.D.nin 6.6.1996 gün ve 1996/7612-8546 E.K., As.Yrg.Drl. Krl.nun 11.6.1998 gün ve 1998/90-91 E.K.sayılı içtihatlarına da aykırılık oluşturmaktadır. Bu itibarla Dairece, sanığın soyadında yapılan yanlışlığa dikkat çekilmeli ancak söz konusu durumun bozma nedeni yapılmadığına işaret edilerek esas ile ilgili incelemeye geçirmeliydi
Açıklanan nedenlerle; itirazın kabul edilmesi görüşünde olduğumuzdan çoğunluk kararına muhalif kaldık. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy