(353 S. K. m. 149)
İNCELEME KONUSU: 15 nci Kor. K. lığı As. Savcılığının 30.6.1998 gün ve 1998/1009-305 sayılı iddianamesi ile, sanık Y.T.F.' m 16.5.1998-1.6.1998 tarihleri arasında izin tecavüzü suçunu işlediği iddia edilerek As. C.K. nun 66/1-b ve 73 .maddeleri gereğince cezalandırılması talebi ile açılan kamu davası üzerine yapılan yargılama üzerine;
15 nci Kor. K.lığı Askerî Mahkemesinin 14.7.1998 gün ve 1998/855-1362 sayılı hükmü ile, isnat edilen suç sabit görülerek, As. C.K. nun 66/1 -b, 73, TCK. nun 59 ncu maddeleri uyarınca 5 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına dair hükmün,
Sanık tarafından temyiz edilmesi nedeniyle, Başsavcılıkça düzenlenen tebliğnamede: hükmün onanmasına karar verilmesi yönünde görüş bildirilmesinden sonra,
Askerî Yargıtay 3 ncü Dairesinin 29.9.1998 gün ve 1998/530-523 sayılı ilamı ile, hükmün eksik soruşturma nedeni ile bozulmasına ilişkin karara,
Başsavcılıkça 9.10.1998 gün ve 1998/1581 sayılı tebliğname ile itiraz edilerek daire kararının kaldırılmasına ve temyiz incelemesine devam edilmek üzere dava dosyasının dairesine gönderilmesine karar verilmesi doğrultusunda görüş bildirilmiştir.
DAİRELER KURULU KARARI
Raporun okunmasından, sözcü üyenin açıklamalarının dinlenilmesinden ve konunun tartışılmasından sonra hasıl olan vicdani kanaate göre,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: 17.4.1998 tarihinde 2 gün izinle memleketine gönderilen ve müracaatı üzerine izni 13.5.1998 tarihine kadar uzatılan sanık er Y.T.F.'ın, bu tarihte birliğine dönmediği, 1.6.1998 tarihine kadar iznini geçirdiği, bu tarihte kıt'asına katıldığı, dönüş için bir gün yol süresi nazara alınıp, 16.5.1998-1.6.1998 tarihleri arasında izin tecavüzü suçunu işlediği kabul edilerek, As. C.K. nun 66/1-b, 73 ve TCK. nun 59 ncu maddeleri gereğince sonuç olarak 5 ay hapis ile cezalandırılmasına hükmedildiği anlaşılmıştır.
Yapılan incelemede: Sanığın aşamalardaki sorgu ve savunmalarında bahsetmediği, ancak ilk kez temyiz dilekçesi ekinde sunduğu, Doktor Rauf ATEŞ tarafından düzenlenen arka yüzü Kadıköy Merkez Sağlık Ocağı tabibi tarafından onaylı olan "akut ateşli, üst solunum yolu enfeksiyonu..." teşhisini ve 15 gün istirahatı içeren 3.6.1998 tarihli rapor aldığı (D.22/11) anlaşılmıştır.
353 Sayılı Kanunun 149/1 maddesi "bir delilin veya ispat olunacak vakanın geç irat edilmesi, ikamesi isteminin reddine sebep olamayacağını hüküm altına almıştır. Söz konusu raporun hatıra dayalı olarak verildiğinin tespiti yapılacak araştırma ve soruşturmaya bağlıdır. Askeri Yargıtay Dairelerinin ve Daireler Kurulunun uygulamaları da bu doğrultudadır. Sanık,Yerel mahkemenin bilgisine ulaşmayan bir rapor getirmiştir. Yargılama devam etmekte olup, hüküm kesinleşmemiştir. Ceza yargılamasında maddi hakikatin tespiti esastır. Bu itibarla Raporun sağlık şartlarının araştırılmasından sonra sonuca göre yeniden değerlendirme yapılarak bir karar verilmesi gerektiği sonucuna ulaşıldığından ve bu nedenle Daire kararında kanuni isabet görüldüğünden 353 Sayılı Kanunun 224 ncü maddesi uyarınca Başsavcılığın itirazının REDDİNE, Hak. Alb. M.SAVAŞAN ve Hak. Alb.N.OZKAN' ın muhalefeti ve OYÇOKLUĞU ile 22.10.1998 tarihinde karar verildi.
KARŞIOY YAZISI
Sanık yargılamanın hiçbir aşamasında hastalığından bahsetmediği gibi temyiz talebinde dahi istirahat raporu olduğunu söylememiş daha sonra özel bir doktordan alınmış üst solunum yolları enfeksiyon'u olduğuna, on beş gün süre ile tedavi ve istirahatı gerektiğine dair rapor ibraz etmiştir.
Asker kişilerin hastalanmaları halinde ne şekilde davranacakları yasa ve yönetmeliklerle düzenlenmiş olup ancak acil hallerde ve imkansızlık hallerinde öngörülen yöntemler dışında alınan raporlara itibar mümkündür. Esasen İstanbul-Suadiye de oturan bir kişinin ücretsiz muayene ve tedavi olma imkanları mevcutken özel bir doktordan rapor alması düşünülemez. Bunun yanı sıra özel doktor tarafından üst solunum yolları enfeksiyonu tanısıyla konulan teşhise göre dahi on beş günlük tedavi ve istirahat abartılı bir saptamadır. Sanığa özel doktor tarafından konulan teşhis seyahatini engelliyecek bir rahatsızlıkta değildir.
Dosyaya giren özel doktor raporunun yeni bir delil olarak kabul edilip edilmeyeceğine, durumu inceleyen Askeri Yargıtay kurulları da elbette ki karar verebilir.
Ceza yargılamasında vicdani delil sistemi cari olup, sunulan delilin kabul veya reddi inceleyen kurula aittir.
Yukarıda özetlediğimiz gerekçelerle sanığın izin süresini kabul edilebilir bir mazerete dayalı olarak geçirmediği, sonradan alınarak dosyaya konulan raporun gerçeği yansıtmadığına inandığımızdan itirazı reddeden çoğunluk görüşüne karşı oy kullandık. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy