(1632 S. K. m. 115)
KONU: Sanık Hv.P.Astsb.Bçvş.T.Ö. hakkında suiistimal ve memuriyet görevini suiistimal suçlarından dolayı verilen beraat kararlarını bozan As. Yargıtay 4.Dairesinin 3.6.1997 gün ve 1997/337-334 sayılı kararma karşı yerel As. Mahkemece verilen direnme hükmünün incelenmesidir.
OLAY VE İDDİA: 2 nci Tak.. Hv. KK. lığı As. Savcılığının 22.10.1996 gün ve 1996/850, 331 sayılı iddianamesiyle;
2.Tak. Hv. K.K.lığı Hava Kontrol Grup K. lığı Güvenlik Bölük te görevli olan sanığın, tay inen ayrıldığında götürmek üzere astları olan 55 Uzman Çavuştan para toplayarak mülkiyeti kendine ait olmak üzere bilgisayar aldığı, katılmayan Uzman Çavuşlara kötü muamele yapacağını ima ettiği, böylece memuriyet nüfuzunu suiistimal suçunu işlediği,
Yine birlik Komutanlığınca bölüğe alınan kontürlü telefonun işletilmesi ve gelirlerinin tahsili ile sorumlu bulunan sanığın, 6.6.1996 tarihinde yapılan tespitte 112.368.000.-lira telefon konuşma bedelinin bir kısmım uhdesinde tutmak ve bir kısmında arkadaşlarına borç vermek suretiyle memuriyet görevini suiistimal suçunu işlediği iddia edilerek,
As. CK. nun 115, As. CK. nun 144.maddesi delaletiyle TCK. nun 240, 71 nci maddeleri gereğince cezalandırılması; As. CK. nun 35/A-l maddesine göre rütbesinin geri alınmasına; As. Savcının esas hakkındaki mütalaasında da memuriyet görevini kötüye kullanmak suçunun müteselsilen işlendiği, açıklanarak, bu suçundan ceza tayin edilirken hakkında TCK. nun 80.maddesinin uygulanmasına karar verilmesi talebi ile hakkında kamu davası açılmıştır.
HÜKÜM-I: 2.nci Tak. Hv KK. lığı As. Mahkemesinin 15.1.1997 gün ve 1997/178-6 sayılı hükmü ile;
Sanığın, bilgisayar alımı konusunda astları olan Uzman Çavuşlardan para toplarken baskı yaptığı hususunda dinlenen uzman çavuşların kendi aralarında çelişkili beyanlarda bulundukları, teklifin uzman çavuşlardan E.K. ve Uzman Çavuş M.H.' den gelmesi sebebiyle, rütbesini ve makamını kullanarak keyfi muamelede bulunduğundan veya bu yönde emirler verdiğinden veya bu kasıt altında hareket ettiğinden söz etmek mümkün olmadığı gerekçesi ile memuriyet nüfuzunu kötüye kullanmak suçundan OYÇOKLUĞU ile beraatına,
Öte yandan, birlikteki konturlu telefonun işletilmesinden sorumlu tutulan sanığın, bu telefonun faturalarının tümünü düzenli olarak ödediği, kontur ücretlerinin gerçek fiyatından yüksek tutulmasını birlik Komutanı Bnb.S.G. ile beraber tespit ettikleri; kontür farkından elde edilen gelirleri bölük ihtiyaçları ve kontür cihazının arızasının giderilmesinde kullandığı; elde edilen gelirlerden Bnb.S.G.'in izni ve bilgisi altında bölükteki rütbeli kişilere borç verdiği, yine adı geçenin bilgisi dahilinde kendisinin de bu paradan bir miktar kullandığı; ancak sanığın görevini kötüye kullanarak bu paralan şahsi çıkarı için almadığı kanaatine varıldığı, dolayısıyla memuriyet görevini kötüye kullanmak suçunu işleme kastı ile hareket etmediği gerekçesi ile bu suçtan da beraatına OYÇOKLUĞU ile karar verilmiştir.
TEMYİZ-I: Bu hüküm Askeri Savcı ve Komutan tarafından sanığın eylemlerinin ayrı ayrı memuriyet nüfuzunu suiistimal ve memuriyet görevini suiistimal suçlarını oluşturacağı açıklanarak sanık aleyhine temyiz edilmiştir.
TEBLİĞNAME-I: As. Yargıtay Başsavcılığının 27.5.1997 gün ve 1997/1779 sayılı tebliğnamesi ile;
Her iki suçun da sübuta erdiği belirtilerek kararlarının BOZULMASINA karar verilmesi yolunda görüş bildirilmiştir.
DAİRE KARARI: As. Yargıtay 4 ncü Dairesinin 3.6.1997 gün ve 1997/337-334 sayılı kararı ile,
a) Memuriyet nüfuzunu suiistimal suçundan açılan dava ile ilgili olarak;
, Sanığın mülkiyetinde kalmak ve bölükte kullanılmak üzere bilgisayar alınması fikri emrindeki bir iki Uzman Çavuştan gelmiş olsa dahi, ayda 2,5 Amerikan doları karşılığı parayı vermeye kimlerin katılacağım emrindeki Uzman Çavuşlara sorduğu, birkaç uzman çavuşun katılmayacağını bildirmesine rağmen 3 tanesi hariç katılmayacağını bildirenlerinde katılımı ile emrindeki 56 Uzman çavuşun bilgisayar alınmasına katıldığı, peşinat için 2,5 Amerikan Doları karşılığı para verdikleri, ayrıca Mayıs 1996 ayında da yine 2,5 Amerikan Doları karşılığı bilgisayarın ilk taksitinin ödenmesi için maaşlarından para kesilmesine rıza gösterdikleri, bilgisayarın peşinatı ödenerek sanığın adına alındığı her ay dört kişinin olmak üzere uzman çavuşlara ödedikleri parayı bilahare ödeyeceğini söylediği, uzman çavuşlara bilgisayar alımına katılmayanların bilgisayarın nimetlerinden yararlanamayacağını söylediği, uzman çavuşların bu parayı gönül rızası ile vermediklerini beyan ettikleri, böylece memuriyet nüfuzunu kötüye kullanmak suçunu işlediği sübuta erdiği halde; sanığın uzman çavuşların amiri olduğu göz ardı edilerek, baskı yapıp yapmadığı hususunun kesin olarak tespit edilmediği gibi dava dosyası içeriğine uymayan gerekçe ile beraatına hükmedilmesinde isabet görülmediğinden bu suçtan dolayı verilen beraat hükmünün BOZULMASINA,
b) Sanığın 15.8.1995 tarihinden itibaren 2.Hava Kontrol Grup K.lığı adına kayıtlı bulunan 2234149 Nolu kontürlü telefonun işletme sorumluluğunun Güvenlik Bl. K.nı Bnb.S.G. tarafından sanığa verildiği, bu konuda herhangi bir yönergenin olmadığı, ancak telefonun işletilmesi ile ilgili olarak düzenli bir şekilde konuşulan kontür miktarım, alınan ücreti gösteren işletme defteri ile telefonda görüşmeyi sağlayan ve kontür sayısına göre parayı tahsil eden sorumludan alınan paraları gösteren para teslim defterinin düzenli bir şekilde tutulduğu, 15.8.1995 tarihinden 31.12.1995 tarihine kadar PTT'de 1600.-TL.sı olan kontür ücretinin Bölükte 1700.-TL.sı olarak belirlediği ve ona göre görüşme yaptırılarak para alındığı, aradaki farktan elde edilen paranın telefonun arızasında ve bölük ihtiyaçlarında kullanıldığı, telefonda görevli olan er vasıtasıyla toplanan paraların imza karşılığı sanığa teslim edildiği, gelen telefon faturalarının da sanık tarafından ödendiği, Ocak 1996 ayından itibaren kontür ücretinin PTT idaresince 2000,-TL. sına çıkartılması üzerine sanığın bu durumu Bnb.S.G.'e ilettiği, birlikte yeni kontür ücretini 2500 .-TL.sı olarak belirledikleri, aradaki farktan elde edilen fazla paranın telefon arızasını onartmakta kullanılmak ve Bölük ihtiyaçlarını karşılamak üzere alındığı, ancak sanığın telefon tamiri ve Bölük ihtiyaçları için yapılan harcamalardan sonra artan parayı görevi gereği muhafaza etmesi gerekirken hakkında şikayet vaki olduğu 6.6.1996 günü yapılan soruşturma sonucu kasada 112.368.000.-TL.sı para bulunması gerekirken 7.770.000.-TL.sı para bulunduğu, bu paranın bir kısmını arkadaşlarına borç verdiği 40.000.000 lira kadarını da babasının vefatı nedeniyle kendi ihtiyaçlarına sarf ettiği, bilahare bu paraların tamamının yargılama aşamasında kısım kısım ödendiği, sanığın bu şekilde cereyan eden eyleminin As. CK. nun 131/1 maddesinde yer alan müteselsilen zimmet suçunu oluşturduğu düşünülmeden eylemin suç teşkil etmediğinden bahisle beraat kararı verilmesinde isabet bulunmadığından hükmün BOZULMASINA karar verilmiştir.
DİRENME HÜKMÜ: 2 nci Tak. Hv KK. lığı Askeri Mahkemesinin 3.9.1997 gün ve 1997/605-335 sayılı karan ile, önceki beraat hükümlerinin gerekçeleri tekrar edilip bu meyanda, para vermeyenlerin işlerinin yavaş görüleceği, onların işlerinin hiç yapılmayacağı, şahsi işlerinin görülmeyeceği şeklindeki sözleri sanığın şaka mahiyetine söylediğini bilgisayar alımına katılmayan Uzm.Çvş.İ.B.ın ifade ettiği, böylece sanığın bu konuda baskı ve nüfuz kullandığının tartışmalı bulunduğu,
Yine Uzm.Çavuşlar S.Y., H.K., Î.B. ve V.D. nun sanığın kendilerine baskı yapmadığını ifade ettikleri,
Bilgisayar alınması teklifinin tanıklar E.K. ve M.H. tarafından yapıldığını dolayısıyla burada sanığın rütbesini ve makamını kullanarak keyfi muamelede bulunduğundan veya bu yönde emirler verdiğinden veya bu kasıt altında hareket ettiğinden söz etmenin mümkün görülmediği, böylece isnat edilen memuriyet nüfuzunu suiistimal suçunun oluşmadığı,
Öte yandan Türk Silahlı Kuvvetlerinin kantin gelirlerinden zaman zaman aybaşında ödemek kaydı ile personele borç verildiğinin görülmekte olduğu, sanığın da bu çerçeve de PTT'ye telefon borcunu ödeyeceği tarihe kadar ödenmesi koşulu ile paraya sıkışan birlik personeline yardım etmek amacı ile hareket ettiği, borç para verirken Bölük Komutanının iznini aldığı, kontür ücretlerininde bölük komutanı ile birlikte yüksek tutulduğu kontür ücretlerinin yüksek tutulmasının sebebinin telefon arızasının tamir masraflarını karşılamak olduğu dolayısıyla memuriyet görevini kötüye kullanmak kastı ile hareket etmediği sonucuna varılarak,
Her iki suçtan OYÇOKLUĞU ile BERAET kararlan verilmiştir.
TEMYİZ - II: Bu direnme hükmü Askeri Savcı ve Komutan tarafından sanık aleyhinde olarak süresinde temyiz edilmiştir.
TEBLİĞNAME - II: Askeri Yargıtay Başsavcılığı 31.12.1997 gün ve 1997/3941 sayılı tebliğnamesi ile;
Önceki tebliğnamedeki görüşlerin tekrarı ile,
Bilgisayar alımı konusunda üstelik nüfuzunu kötüye kullandığı, kontürlü telefon gelirlerinden elde edilen paraları kendi ihtiyacında kullandığı, personele ödünç verdiği, ancak mal edindiği şüpheli kaldığından, bu eylemlerin zimmet suçundan ziyade memuriyet görevini müteselsilen kötüye kullanmak suçunu oluşturacağı açıklanarak her iki suçtan verilen beraat kararlarının BOZULMASI doğrultusunda görüş bildirilmiştir.
DAİRELER KURULU KARARI
Rapor okunup, sözcü üyenin açıklamaları dinlendikten, temyiz isteminin süresinde olduğu anlaşıldıktan sonra, hasıl olan vicdani kanaatle,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: Sanığın, emrinde görevli 56 uzman çavuştan her ay 2,5 Amerikan Doları vermelerini isteyerek, toplanan paraların kendi adına ve tayinen ayrılıncaya kadar bölükte kullanılmak üzere bilgisayar aldığı,
Sorumlusu bulunduğu, bölüğe ait olan kontürlü telefonun PTT. kontür fiyatı ile kendisi ve bölük komutanı ile birlikte kararlaştırdıkları zamlı fiyatın arasındaki farktan elde edilen paralardan bir kısmını kendi ihtiyacında kullandığı, bir kısmından da rütbeli personele ödünç verdiği vakıaları Yerel Mahkemece kabul edildiği gibi; Başsavcılığın tebliğnamesinde de bu hususların sübuta erdiği hususunda görüş bildirilmiştir.
İsnat edilen her iki suç yönünden aydınlatılması ve çözüme kavuşturulması gereken hususlar şunlardır.
1- Sair surette memuriyet nüfuzunu suiistimal suçunda sanığın tayinen ayrılıncaya kadar bölükte kullanılmak üzere kendi adına alınan bilgisayarın alımında rütbe, makam ve memuriyetinin verdiği nüfuzunu kötüye kullanıp kullanmadığı,
2- Kontürlü telefonun bir kontürünün resmi fiyatı ile bölük komutanı ile birlikte tespit ettikleri fiyat farkından elde edilen paraların sanığın kendi ihtiyacında kullanmasının ve rütbeli personele ödünç olarak verilmesinin TCK. nun 240 ncı maddesinde tarif edilen memuriyet görevini kötüye kullanmak suçunu oluşturup oluşturmayacağı hususlarıdır.
As. C.K.nun 115 nci maddesinde yazılı sair surette memuriyet nüfuzunu suiistimal suçunun oluşması için açık bir baskı maddi ya da manevi baskı yapılmasına gerek olmadığı, zımni veya imalı söz ve konuşmalarla veya davranışları da bu suçun işlenmiş sayılacağı Askeri Yargıtay'ın Yerleşmiş İçtihatları ile kabul edilmiştir. Askeri Yargıtay 1 nci Dairesi'nin 13.1.1988 gün ve 1988/48-38 sayılı karan da bu doğrultudadır.
Kaldı ki, bilgisayar alımına her biri aylık 2,5 Amerikan Dolan ile katılan sanığın emrindeki Silahlı Kuvvetlere sözleşme ile bağlanmış Uzman Çavuşların hepsi, sanığın iki içtimada kendi adına ve tayinen ayılıncaya kadar bölükte kullanılmak üzere bilgisayar alınması konusunda konuşmalar yaptığı ve fiilen uzman çavuşların bölük mutemedine kararlaştırılan paralan ödedikleri kendi ifadeleri ile sabittir. Bilgisayar alımı konusundaki teklifin iki Uzm.Çvş.tan gelmesi ve bir uzman çavuşun sanığın teklifini şaka olarak algılaması sanığın rütbe, makam ve memuriyetinin verdiği nüfuzunu kötüye kullanmak kastı ile hareket etmediğinin delili olamaz. Sanığın, içtimalarda katılmayanların işleri görülmeyecek şeklindeki konuşmalar yaptığını da tanıklar ifade etmişlerdir. Uzman çavuşların sözleşmeye dayalı hukuki statüleri ile asker kişi olarak sicil bağlantıları göz önünde bulundurulduğunda sanığın eyleminin As. CK. nun 115.maddesindeki suçu oluşturduğunda şüphe bulunmadığından, hakkında mahkumiyet hükmü tesisi icap ederken, memuriyet nüfuzunu kötüye kullandığı hususunun kuşkulu bulunduğu gerekçesi ile verilen beraat kararında isabet görülmemiştir.
TCK. nun 240. maddesinde yazılı memuriyet görevini kötüye kullanmak suçunun oluşması için, memurun kanunla ve diğer düzenlemelerle tayin edilen görev sınırlarını aşarak ya da mevzuatla belirlenmiş formaliteleri bir tarafa bırakarak keyfi işlem yapması gerekir. Dava konusu edilen olayda görevlendirildiği ve bölük hizmetini tahsisli kontürlü telefondan elde edilen paraları, telefon faturalarına yazdırması, bu telefonun arıza masraflarında kullanması gerekirken, şahsi ihtiyacında kullanması ve rütbeli personele ödünç olarak vermesi görev sınırlarının ve formalitelerinin aşılması ve değiştirilmesi ve binnetice memuriyet görevinin kötüye kullanılması olarak kabul edilmesi zorunlu bulunmaktadır. Bl. Komutanın yapılanlardan haberi bulunması suçu ve sanığın kendisine veya başkalarına menfaat sağlamak özel kastın ortadan kaldırmaz. Aksi düşüncenin kabulü kanun hakimiyeti yerine, keyfiliğin egemen kılınmasına götürür ki, hukuk düzeni içinde böyle bir sonuca cevaz vermek mümkün değildir.
Bu itibarla, bu şekilde kantinlerden ödünç verme işlerinin Silahlı Kuvvetlerde yaygın bir uygulama olduğu ve bölük komutanının izni bulunduğu ve suç kastının yokluğu gerekçesi ile verilen beraat kararında isabet görülmemiştir. Kaldı ki bölük komutanı olan ve izin verdiği söylenen Bnb.S.G. de bu paralardan en azından ödünç alarak yararlanma yoluna gitmiştir. Kötü örneğin, örnek olarak kabul edilemeyeceği de anlatılmaya ve açıklamaya ihtiyaç göstermeyecek kadar açık bir gerçektir.
SONUÇ VE KARAR: Açıklanan nedenlerden dolayı,
1- Sanığa isnat edilen memuriyet nüfuzunu suiistimal suçundan dolayı direnilerek verilen beraat kararının 353 Sayılı Kanunun 221/1 maddesi gereğince Askeri Savcı ve Komutanın temyiz istemlerine atfen, tebliğname doğrultusunda esastan BOZULMASINA OYBİRLİĞİ ile,
2- İsnat edilen memuriyet görevini suiistimal suçundan direnilerek verilen beraat kararının oylanmasında:
Hak. Alb. Muammer AKSÜT, Hak. Alb. Güner BÖZKURT, Hak. Alb. Vural ÖZENİRLER,
Hak. Alb. M.Tevfık ODMAN, Hak. Alb. Ali KURŞUN beraat hükmünün ONANMASI,
Hak. Alb. Mustafa GÜZEL, Hak. Alb.Ferhat FERHANOĞLU eylemin memuriyet nüfuzunu suiistimal vücut vereceği,
Hak. Alb. Nail YÜCEL, Hak. Alb. Seyfettin YALÇIN, Hak. Alb. Recep SÖZEN,
Hak. Alb. Vahap PEKBAŞ eylemin zimmet suçunu oluşturacağı,
Hak. Alb. Ersin ESEROL, Hak. Alb. Yavuz ÖĞÜT, Hak. Alb. Mahir ESENÜLKÜ,
Hak. Yb. Sadık LİMAN eylemin müteselsilen memuriyet görevini suiistimal suçunu teşkil edeceği yolunda oy kullandıklarından ve böylece oylar dağıldığından, 353 Sayılı Kanunun 170 nci maddesi uyarınca,
Sanığın en çok aleyhine olan zimmet suçuna yönelen oyların çoğunluk elde edilinceye kadar kendisine en yakın olan ve müteselsilen memuriyet görevini suiistimal suçuna yönelen oylara tabi olduğu nazara alınmak suretiyle,
Sanığın eyleminin müteselsilen memuriyet görevini suiistimal suçunu oluşturduğu sonucuna varılarak Yerel Mahkemece, isnat edilen bu suçun verilen beraat kararının ESASTAN BOZULMASINA, 353 Sayılı Kanunun 221/1 maddesi gereğince Askeri Savcının ve Komutanın temyiz istemlerine atfen, tebliğname doğrultusunda, 12.02.1998 OYÇOKLUĞU ile karar verildi.
MUHALEFET ŞERHİ
Sanığın, mevzuatla tayin edilen görev sınırlarını aşarak ve belirli formaliteleri bir tarafa bırakarak keyfi işlem yaptığı ve böylece TCK. nun 240 ncı maddesinde yazılı memuriyet görevini kötüye kullandığı dava dosyası kapsamı ile sübuta erdiği görüşünde olduğumuzdan bu doğrultuda oy kullandık.
MUHALEFET ŞERHİ
Sanık Hv.P.Astsb.Bçvş.T.Ö.'nin kontürlü telefon kullanımında suiistimalde bulunduğu dolayısıyla eylemin memuriyet görevini kötüye kullanmak suçunu oluşturacağı sonucuna varılmışsa da;
Memuriyet görevini kötüye kullanmak suçundan söz edilmesi için, görev alanına giren bir işin söz konusu olması gerekir. Güvenlik Bölüğünde görevli olan sanığın kontürlü telefon işletmek gibi bir görevi bulunmamaktadır. Birlik personeline kolaylık sağlamak amacıyla Komutanıyla birlikte bu hizmeti sunmuşlardır. Silahlı Kuvvetlerde her görevlinin görevleri kanunla, yönetmelikle, yönerge ile ve nihayet Görev Tanımı Formları ile bellidir. Bu nedenle belirtilen kurallarla, görev alanına girdiği ortaya konamayan sanığın eyleminin göreve ilişkin olduğunu kabul etmek mümkün değildir. Bulunduğu kabul edilen kötüye kullanma da emri altındakileri kapsamadığından nüfuz alanına ilişkindir. Eylem, memuriyet nüfuzunu kötüye kullanmak suçunu oluşturur, bu nedenlerle çoğunluk görüşüne muhalifiz.
KARŞIOY YAZISI
TCK. nun 240 ncı maddesinde yazılı olan memuriyet görevini kötüye kullanmak suçu; kanımda yazılı hallerden başka biçimde gerçekleşen görevi kötüye kullanmak eylemlerini içermektedir. Bu bakımdan, genel hüküm niteliğinde olan bu madde, ancak görevi kötüye kullanma niteliğini taşıyan ve her hangi bir kanunda başka surette cezalandırılmayan eylemlere uygulanabilmektedir. Bu maddenin uygulanabilmesi açısından gerek öğretide gerekse yargı kararlarında "görevi kötüye kullanmak" memurun, memurluk görevini kanun ve nizamın gösterdiği usul ve esaslardan başka surette kullanılması biçiminde tanımlanmaktadır. Bu durumda, suçun oluşumu için memurun; kanuni görev ve yetkisini aşması, kanunun belirlediği usul, şekil ve esasa uymaması veya takdir yetkisini amacı dışında kullanması ve tüm bu belirlenen eylemleri "görevi kötüye kullanma özel kastı" da altında gerçekleştirmesi zorunludur.
Dosya içeriğine göre, sanığın kanunim aradığı anlamda görevini kötüye kullanma eylemini gerçekleştirmediği ve eyleminin kanuni norma da uymadığı gibi, anlatımlarından da böyle özel bir kastının olmadığı anlaşılmaktadır. Zira, kontürlü telefonun ücretlerinin belirlenmesi işlemi doğrudan doğruya Bl.K.ın S.G. tarafından yapılmakta, telefon işletilmesi ile ilgili herhangi bir yönerge bulunmamakta, dolayısıyla sanığın bu konudaki memuriyet görevinin ne olduğu kesin bir biçimde ortaya konulamamaktadır. Şayet, telefon ücretlerinin PTT'deki ücretlerden fazla tespit edilmesi olayında bir sorumlu aranacak ise, bu sorumlu Bl.K.m S.G.'dir. Asıl sorumlu kişi hakkında, bu yönde kanuni bir işlem yapılmaz iken, tüm telefon işlemleriyle ilgili olarak sanığı cezai yönden sorumlu tutmak da nedensellik bağı çerçevesinde açıklanamamaktadır. Diğer taraftan, telefon ile ilgili bir yönerge bulunmaması nedeniyle, sanığın PTT'ye telefon borcunu ödeyeceği tarihe kadar ödenmesi koşulu mali bakımdan sıkışan personele borç para vermesi ve bu çerçevede kendisinin de alması, herhangi bir şekilde kanuna aykırılık oluşturmamaktadır.
Bilindiği üzere, kantin, çay ocağı gibi yerlerden elde edilen paralardan kimi zaman personele borç para verilmesi işlemleri yaygın bir biçimde uygulanmaktadır. Bu uygulamaların, dava konusu edilmediği sürece hoşgörü içinde değerlendirildiği ve bu uygulamalara üst makamlar ve komutanlar tarafından müsaade edildiği, dolayısıyla personelde de bu tür işlem ve eylemlerin suç oluşturmayacağı kanısının giderek yaygınlaştığı belirlenmektedir.
Sanığın Bl.K.nın da iznini alarak borç vermesinde, bu çerçevede bir değerlendirme yapıldığında suç işleme kastının da olmadığı sonuç ve kanısına varılmaktadır.
Tüm bunlara karşılık, maddi ceza hukukunun, ceza müeyyidesini gerektiren kanuni tipe uygun kurallar olduğu ileri sürülerek, yukarıda belirtilen hususların bu tür işlerde de olsa suç işleme kastını ortadan kaldırmadığı ve sanığın eyleminin memuriyet görevini kötüye kullanmak suçunu oluşturduğu çoğunluk tarafından kabul edilmektedir. Ancak, hakkaniyet ilkesi, hukukunun olaylara sertlikten uzak bir şekilde uygulanmasını gerektirmektedir. Böylece, kanunların gösterdiği ölçüde, zıt menfaatler arasında hukuka uygun bir denklik içinde, karar tesis etme olanağı ortaya çıkmaktadır.
Bu açıklanan görüşler çerçevesinde, sanığın sözü edilen eylemlerinin suç oluşturmadığı kanısında olduğumuzdan çoğunluğun görüş ve kabulüne katılmamaktayız. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy