(1632 S. K. m. 66)
İNCELEME KONUSU: Sanık terhisli er S.A. hakkında izin tecavüzü suçundan tesis olunan mahkumiyet hükmünü, eksik soruşturma yönünden bozan As. Yargıtay 5. Dairesinin kararına karşı, Başsavcılık tarafından yapılan itirazın incelenmesidir.
OLAY VE İDDİA: 7 nci Kor. K.lığı Askerî Savcılığının 20.11.1997 tarih ve 1997/3903-1005 sayılı iddianamesi ile;
"...Sanığın acemi eğitimini müteakip 03.8.1996 tarihinde 10 günlük dağıtım iznine gönderildiği, en geç 13.8.1996 gününe kadar tertip edildiği 4 ncü Hudut Alay Komutanlığına katılması gerekirken özürsüz olarak katılmadığı, bilahare 20.8.1996 günü kendiliğinden Diyarbakır Kabul Toplanma Merkezine katıldığı böylece sanığın 13/20.8.1996 tarihleri arasında 6 hafta içinde kendiliğinden dönmekle son bulan izin tecavüzü suçunu işlediği..." iddiasıyla ve As. C.K.nun 66/1-b ve 73 ncü maddeleri uyarınca cezalandırılması istemi ile kamu davası açılmıştır.
HÜKÜM: 7 nci Kolordu K.lığı Askerî Mahkemesinin 22.4.1998 tarih ve 1998/410-319 sayılı hükmü ile; sanığın izinden zamanında dönmemesine ilişkin olarak itibar edilebilecek makbul ve yasal hiçbir mazeretinin bulunmadığı ve atılı suçun sübuta erdiği kabul edilerek As. C.K.nun 66/1-B, 73 ve TCK. nun 59 ncu maddeleri uyarınca beş ay hapis cezası ile mahkumiyetine karar verilmiştir.
TEMYİZ: Sanık, savunmasında belirttiği bavulunun kaybolmasına ilişkin mazereti nedeniyle geç katıldığını beyanla temyize gelmiştir.
TEBLİĞNAME: As. Yargıtay Başsavcılığının 29 Eylül 1998 tarih ve 1998/2765 sayılı tebliğnamesi ile; Sanığın, uçakla geldiğine dair uçak bileti ibraz etmemesi, bir hafta önce kaybolan bavulunu aradığı şeklindeki mazeretinin inandırıcı olmadığı ve yasaya uygun olduğu belirtilen hükmün onanmasına dair görüş bildirilmiştir.
DAİRE KARARI: As. Yargıtay 5.Dairesinin 7.10.1998 tarih ve 1998/606-598 sayılı ilamı ile; maddi olgu üzerinde bir anlaşmazlık bulunmadığı vurgulandıktan sonra "...Bu maddi olguya karşılık, tüm aşamalarda sanığın 13.8.1996 tarihinde Diyarbakır'a uçakla geldiği, bavulunun karışmış olması nedeniyle gelmediği ve askerlikle ilgili evrak içince kaldığı için toplanma merkezine katıldığına ilişkin işlem yaptıramadığı ve kendisine belge vermedikleri iddiasını ileri sürdüğü (2,32) görülmektedir.
Sanığın bu iddiası Askerî Savcı tarafından araştırılmadığı gibi, yerel As. Mahkemece de araştırılmamış ve gerekçeli hükümde de, bu hususa değinilmeksizin sadece, 13.8.1996 ila 20.8.1996 tarihleri arasında Diyarbakır Kabul Toplanma Merkezine katılmadığının anlaşıldığından söz edilerek, özürsüz olarak iznini tecavüz ettiği sonucuna varılmıştır.
Ceza yargılamasının amacı; gerekli tüm araştırmaların yapılması suretiyle maddi gerçeğe ulaşmak, her türlü kuşkudan uzak sağlıklı bir sonuç ve karara varmak olup, bu gerek yargılanan sanık ve gerekse kamu vicdani açısından önem arz etmektedir. Bu bakımdan, toplumsal iddia makamını oluşturan Askerî Savcı, sadece sanığın aleyhine olan delilleri değil, aynı zamanda lehine olanları da araştırıp bulmak ve ikame etmek ve böylece gerçeğin bulunmasında faaliyette bulunmakla görevlidir. Aynı şekilde, As. Mahkeme de tarafların delilleri ile bağlı olmayıp, soruşturmanın her aşamasında delil araştırması yapmakla görevlidir.
Bu husus,1412 Sayılı. CMUK. nun 237 ve 353 Sayılı Kanununda 147.maddenin son fıkralarında hemen hemen aynı şekilde düzenlenmiştir. Söz konusu 147 nci maddenin son fıkrası aynen "Askerî Mahkeme istem üzerine veya KENDİLİĞİNDEN TANIK VE BİLİRKİŞİ ÇAĞRILMASINI VE BAŞKA SÜBUT SEBEPLERİNİN HAZIRLANMASI VE İRADINI EMREDEBİLİR..." şeklindedir. Bu maddeden de anlaşılacağı üzere, Yerel Askerî Mahkemenin herhangi bir istemle bağlı olmaksızın sübut sebeplerini delillerini re'sen araştırma görevi vardır. Zira, sanığın ispat külfeti bulunmamaktadır. İspat külfeti, Medeni Yargılamanın bir meselesidir ve hakimin tarafların ikame ettikleri delillerle elinin kolunun bağlı olması anlamına gelmektedir. Bu nedenle, ceza hakimi re'sen delil araştırması yapabildiğinden, ceza yargılamasında isbat külfetine yer verilmemiştir.
Bu açıklanan fikirler çerçevesinde sanığın, Diyarbakır'a uçakla geldiği ve bavulunu kaybettiği ve bu nedenle kıtasına gecikerek katıldığı şeklindeki iddiasının, sanıktan alınacak bilgiler doğrultusunda araştırılması ve gerçekten Diyarbakır'a uçakla gelip gelmediği ve bavulunun kaybolup kaybolmadığı hususunun açıklığa kavuşturulmasından sonra bir hükme varılması gerekmektedir..." gerekçesiyle hükmün bozulmasına Oybirliği ile karar verilmiştir.
İTİRAZ TEBLİĞNAMESİ: Askerî Yargıtay Başsavcılığının 21.10.1998 tarih ve 1998/2765 sayılı tebliğnamesi ile;
Sanığın ileri sürdüğü mazeretin hiçbir inandırıcı yanı bulunmadığından araştırılmasına gerek olmadığı, bu nedenle Dairenin bozma ilamının kaldırılmasına ve hükmün diğer yönlerden incelenmesi için dosyanın ilgili Daireye gönderilmesine karar verilmesi görüş ve düşüncesi ile Daire kararına süresi içerisinde itiraz edilmiştir.
DAİRELER KURULU KARARI
Rapor okunup sözcü üyenin açıklamaları dinlenildikten sonra edinilen vicdani kanaatle;
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: Sübutunda kuşku bulunmayan maddi olayda Daire ile Başsavcılık arasındaki anlaşmazlık eksik soruşturma ile karar tesis edilip edilmediğine ilişkindir.
Bu çerçevede yapılan incelemede; aşamalarda ısrarla savunduğu "Diyarbakır'a uçakla geldiği ve bavulunun kaybolduğu, askerlikle ilgili evrakın içinde olduğu, her gün havaalanına gidip geldiği" şeklindeki beyanlarının hiç araştırılmadığı, bu hususta sanığa soru dahi yöneltilmediği anlaşılmıştır.
Dairenin bozma kararında etraflı şekilde ve isabetle belirtildiği üzere; izin tecavüzü süresinin kısalığı da dikkate alınarak ve gerçeğin ortaya çıkarılabilmesi bakımından sanığın savunmasının araştırılması gerekli olduğundan aksi düşünceye dayalı itirazın reddi gerekmiştir.
SONUÇ VE KARAR: Yukarıda açıklanan nedenlerle; Askerî Yargıtay Başsavcılığının 21.10.1998 tarih ve 1998/2765 sayılı tebliğnamesi ile yaptığı İTİRAZIN REDDİNE, 3.12.1998 tarihinde OYBİRLİĞİ ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy