(1632 S. K. m. 66)
İNCELEME KONUSU: Sanık Er E.K. hakkında izin tecavüzü suçundan tesis olunan mahkumiyet hükmünü noksan soruşturma yönünden bozan Askeri Yargıtay 2 nci Dairesinin kararına karşı Başsavcılık tarafından yapılan itirazın incelenmesidir.
OLAY VE İDDİA: 5 nci Zh.Tug.K.lığı As.Savcılığının 9.3.1998 tarih ve 1998/768-224 sayılı iddianamesi ile;
"...Birliği Komutanlığınca yol süresi dahil olmak üzere 19.1.1998 tarihinde 10 (on) günlük memleket iznine gönderilen sanığın M.S. B.lığınca yayınlanan Yol Sürelerini Gösterir Tablo uyarınca GAZİANTEP-İSTANBUL arası gidiş-dönüş toplam 4 (dört) günlük yol süresi de göz önüne alındığında bu izninden en geç 2.2.1998 günü saat 24.00'e kadar dönerek birliğine katılması gerekirken yasal bir mazereti olmaksızın geciktiği, 25.2.1998 tarihinde kendiliğinden dönerek birliğine teslim olan sanığın böylece izinli olarak ayrıldığı kıtasına dönmeye mecbur olduğu günden itibaren 6 (Altı) gün içerisinde dönmeyerek 3.2.1998-26.2.1998 tarihleri arasında altı haftalık yasal süre içersinde kendiliğinden dönmekle sona eren İzin Tecavüzü suçunu işlediği sanık ifadesi, yol süreleri tablosu, dönüş tutanağı ve dosyada mevcut diğer belgeler ile anlaşılmıştır..." denilerek sanığın As.C.K.nun 66/1-b ve 73 ncü maddeleri uyarınca cezalandırılması istemi ile kamu davası açılmıştır.
HÜKÜM: 5 nci Zh.Tug.K.lığı As.Mahkemesinin 18.6.1998 tarih ve 1998/971-433 Esas-Karar sayılı hükmü ile; sanığın mazeretlerinin askerlik hizmetine tercih edilebilir nitelikte mazeretler olmadığı kabul edilerek As.C.K.nun 66/1-b, 73 ve TCK.nun 59 ncu maddeleri gereğince beş ay hapis cezası ile cezalandırılmasına karar verilmiştir.
TEMYİZ: Hüküm, sanık tarafından temyiz edilmiştir.
TEBLİĞNAME: Askeri Yargıtay Başsavcılığının 21.9.1998 tarih ve 1998/2528 sayılı tebliğnamesi ile; hükmün onanmasına dair görüş bildirilmiştir.
DAİRE KARARI: As. Yargıtay 2 nci Dairesinin 30.9.1998 tarih ve 1998/582-581 sayılı ilamı ile;
Sanığın resmen nikahlı olmadığı kayıtlardan (D.26) anlaşılmakla birlikte, sorgusu sırasında imam nikahlı olduğunu belirttiği cihetle, izin tecavüzü suçunun fazla uzun olmadığı da göz önüne alındığında imam nikahlı eşi olup olmadığının tahkiki, imam nikahlı eşi olduğu saptandığı takdirde doğum yaptı ise gerçek olarak hangi tarihlerde ve hastanede doğum yaptığı, eşi ile ilgilenecek kimseleri olmadığı şeklinde anlamlı anlatımlarının varlığı nedeniyle, bu olayın kendilerini izah ettiği gibi maddi külfete sokup sokmadığının ve kirayı ödeyememe nedeni ile evden çıkarılıp çıkarılmadığının tahkiki sonucu bu hususlar doğru ise "mazeret" olarak kabul edilip edilmeyecekleri tartışılmak sureti ile hüküm kurulması gerektiğinden, sanık hakkında verilmiş bulunan mahkumiyet hükmünün 353 Sayılı Kanunun 221 nci maddesi gereğince noksan soruşturmadan BOZULMASINA;..." oybirliği ile karar verilmiştir.
İTİRAZ TEBLİĞNAMESİ: Askeri Yargıtay Başsavcılığının 21.10.1998 tarih ve 1998/2528 sayılı tebliğnamesi ile;
"...Sanığın nüfus kaydına göre bekar olduğu gözükmektedir. Birlik Komutanlığında verdiği ifadede hanımının doğum yapıp çocuğunun ölü doğduğunu belirtmiş, duruşmadaki ifadelerinde ise bundan bahsetmemiştir. SSK. Hastanesinden özel hastaneye zorunlu sevk olamayacağı düşünülmüştür. Parası olmayan şahıs sigortalı değilse sağlık işlemleri Devlet Hastaneleri ve sanığın durumuna uygun olarak eşinin doğumevlerinde tedavisinin yapılması imkanı vardır. Sanık ifadesinde samimi değildir. Ayrıca yasal olarak eşi sayılmayan kişinin kira parasını temin etmek geçerli mazeret olmaz. Askerlik vatan ödevidir. Ödeve tercih edilecek husus öncelikle yasal olmalıdır. İzin tecavüzünde geçirilen süre 24 gündür ve makul bir süre değildir.
Bu itibarla, sanığın beyanlarında geçen mazeretler İç Hizmet Yönetmeliğinin 57/b maddesi kapsamında olmadığı gibi, askerlik görevine tercih edilecek makul ve objektif mazeretler olmadığından müsnet suçun unsurları itibariyle oluştuğu kanaatine varılmakla, Dairenin kararda noksan soruşturma bulunduğu yönündeki düşüncesine iştirak edilmemiştir..." görüşü ile Daire kararma süresi içerisinde itiraz edilmiştir.
DAİRELER KURULU KARARI
Rapor okunup sözcü üyenin açıklamaları dinlenildikten sonra edinilen vicdani kanaatle;
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: Dava konusu olayda sanığın, 3.2.1998-26.2.1998 tarihleri arasında iznini tecavüz ettiği hususunda kuşku yoktur. Daire ile Başsavcılık arasındaki anlaşmazlık, sanığın mazeret olarak ileri sürdüğü hususların araştırılmasına gerek olup olmadığına ilişkindir.
Bu çerçevede yapılan incelemede; (Dz.9)'daki nüfus hüviyeti cüzdanı suretinde "Medeni Hali-Evli" yazılı olan sanığın, (Dz.26)'daki nüfus kaydında "bekar" gözüktüğü, duruşmada saptanan kimliğinde "imam nikahıyla evli, bir çocuklu" olduğunun yer aldığı, sorgu ve savunmalarında, "eşinin 16.1.1998 tarihinde sezer yanla doğum yaptığını önce Büyükçekmece Sigorta Hastanesine yatırıldığını, doktorların özel hastaneye sevk ettiklerini, özel hastanede doğum yapan eşinin iki yüz milyon lira kadar masrafı olduğunu, ailesi ile arasının iyi olmadığını, kira borcu olduğu için 31.1.1998 tarihinde evini boşalttığını, eşini kayınvalidesinin yanına bıraktığını" beyan ettiği, sanığın savunmalarının araştırılmadığı anlaşılmıştır.
Askeri Ceza Kanununda tanımlanan askeri cürümlerin bazılarında "mazeret" unsuruna yer verilmekle beraber (As. C.K.nun 63,65 ve 66 ncı mad.), Kanunda mazeret kavramının kapsamı belirlenmemiştir. Mazereti, îç Hizmet Yönetmeliğinin 57/b maddesi kapsamı ile sınırlamak da mümkün değildir. Bunun takdiri, makul ve mantıki nedenlere dayandırılması kaydıyla mahkemelere aittir. Bu çerçevede ve ülke gerçekleri de dikkate alınarak somut olaya bakıldığında; nüfus bilgilerindeki çelişkiler de giderildikten sonra sanığın evli olup olmadığı (resmi veya imam nikahlı), evli ise eşinin Ocak 1998'de doğum yapıp yapmadığı, SSK. hastanelerinden özel hastanelere sevk yapılmadığına dair dosyada bilgi bulunmadığına göre, eşinin hangi hastanede doğum yaptığı ve maddi boyutunun ne olduğu, kira borcu nedeniyle kiracı olarak oturduğu evi 31.1.1998 tarihinde boşaltıp boşaltmadığı, maddi durumlarının nasıl olduğu hususlarının, sanıktan alınacak bilgiler doğrultusunda ilgili kurumlar ile mahalli kolluk güçleri aracılığıyla araştırılması ve elde edilecek sonuca göre hüküm kurulması gerektiği, Daire tarafından hükmün aynı nedenlerle bozulmuş olmasında bir isabetsizlik bulunmadığı sonucuna varılmış ve aksi düşünceye dayalı itirazın reddine karar verilmiştir.
SONUÇ VE KARAR: Yukarıda açıklanan nedenlerle;
Askeri Yargıtay Başsavcılığının 21.10.1998 tarih ve 1998/2528 sayılı tebliğnamesiyle yapmış olduğu itirazın 353 Sayılı Kanunun 224 ncü maddesi gereğince REDDİNE,
3.12.1998 tarihinde Üyelerden Hak. Alb. A.TOKAT ve Hâk. Alb. /.ÖZENİRLER' in karşı oyları ve OYÇOKLUĞU ile karar verildi.
MUHALEFET ŞERHİ
Sanık ifadelerinde; "200 milyon TL. borcunu ödemek için çalışmak durumundaydım, ayrıca bakmakla yükümlü olduğum kişilerinde paraya ihtiyaçları vardı" diye beyanda bulunmaktadır. Bu nedenle, olayın aydınlanacak bir yönü bulunmamaktadır. Dolayısıyla noksan soruşturana irmediğimizden çoğunluk kararma muhalif kaldık. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy