(353 S. K. m. 199) (1632 S. K. m. 63)
KONU: Bakaya suçundan sanık Yd.Sb.Ad.Adayı S.V. hakkında 5.P. Er Eğt.Tug.As.Mahkemesince verilen "temyiz isteminin reddine" ilişkin kararın kaldırılmasına ve mahkumiyet hükmünün eksik soruşturmadan bozulmasına dair Askeri Yargıtay 3.Dairesinin bu kararma karşı Başsavcılığın itirazının incelenmesidir.
OLAY VE İDDİA: 5 nci P.Er Eğt.Tug.Askeri Savcılığının 23.6.1997 gün ve 1997/988-242 sayılı iddianamesi ile,
22.3.1997-8.4.1997 tarihleri arasında bakaya suçunu işlediği iddia edilerek, As.C.K.nun 63/1-A maddesinin 7 günden sonra 3 ay içinde gelenler hükmü gereğince cezalandırılması talebi ile kamu davası açılmıştır.
HÜKÜM: S.P.Er Eğt.Tug.Askeri Mahkemesinin 30.10.1997 gün ve 1997/769-435 sayılı kararı ile,
Sanığa isnad edilen bakaya suçu sabit görülerek, As. C.K.nun 63/1-A (7 günden sonra 3 ay içinde gelenler), 647 Sayılı Kanunun 4 ncü maddeleri gereğince 450 bin lira ağır para cezası ile cezalandırılmasına hükmedilmiştir.
TEMYİZ: Hüküm, sanık tarafından, temyiz dilekçesini 23.3.1998 tarihinde kurumuna verdiği,kurumunun bu işlemi yaptıramayacağını 1153 numaralı yazı ile kendisine bildirdiği, ilgili evrakın ekte sunulduğu belirtilerek temyiz edilmiştir.
TEMYİZ İSTEMİNİN REDDİNE DAİR KARAR: 5 nci P.Er Eğt.Tug.K.hğı Askeri Mahkemesinin 4.5.1998 gün ve 1997/769 E. 1998/3 K.sayılı kararı ile,
Gıyabında verilen kararın sanığa 17.3.1998 tarihinde tebliğ edildiği/temyiz dilekçesini 26.3.1998 tarihinde Van 21J.Sn.Tüm,K.lığı As. Mahkemesine verdiği, bu dilekçenin 17.4.1998 tarihinde yerel mahkemeye ulaştığı, böylece sanığın temyizinin süresinde olmadığı sonucuna varılarak temyiz isteminin reddine karar verilmiştir.
İTİRAZ: Sanık temyiz isteminin reddine ilişkin karara, hükmü temyiz için 24.3.1998 tarihinde Van 100. Yıl Üniversitesi Fen Edebiyat Fakültesi Dekanlığına dilekçe verdiğini belirterek itirazda bulunmuştur.
TEBLİĞNAME: Askeri Yargıtay Başsavcılığının 28.9.1998 gün ve 1998/2749 sayılı tebliğnamesi ile,
Sanığın eski hale getirme istemi mahiyetinde görülen itirazının, kusurlu bulunması sebebiyle ve 353 Sayılı Kanunun 54. maddesindeki şartları taşımadığından reddine karar verilmesi yönünde görüş bildirilmiştir.
DAİRE KARARI: Askeri Yargıtay 3 ncü Dairesinin 6.10.1998 gün ve 1998/567-565 sayılı ilamı ile,
Sanığın isteminin eski hale getirme ile ilgili olmadığı, 353 Sayılı Kanunun "Kanun yolunun tayininde yanılma" başlığını taşıyan 199. maddesinde, "kabule değer bir başvurmada kanun yolunun veya merciinin tayininde yanılma, başvuranın hukukunu bozmaz" hükmü yer almakta olup, CMUK. nun 293.maddesinde de aynı düzenlemenin yer aldığı,23.3.1998 tarihinde yüksek lisans yaptığı 100.Yıl Üniversitesi Tarih Bölümü Başkanlığına temyiz dilekçesini verdiği, böylece kabule değer bir başvurusunun olduğu, ancak merci tayininde yanıldığının kabulü gerektiği, sonuç olarak temyiz isteminin süresinde olduğuna karar verip; işin esasına girdikten sonra;
a) Sanığın itirazının kabulü ile yerel mahkemenin "temyiz isteminin reddine" ilişkin kararının KALDIRILMASINA,
b) Mahkumiyet hükmünün eksik soruşturma nedeniyle BOZULMASINA karar verilmiştir.
İTİRAZ TEBLİĞNAMESİ: Askeri Yargıtay Başsavcılığının 21.10.1998 gün ve 1998/2749 sayılı tebliğnamesi ile,
Temyiz isteminin 353 Sayılı Kanunun 199 ncu maddesi içerisinde mütalaa edebilmek için, istemin yasanın belirttiği anlamda biçim ve süre koşullarını sağlaması yanında yine bir mahkemeye yapılmasını aramanın gerekli ve zorunlu olduğu, sanığın süresinde yetkili mercie yaptığı temyiz istemi bulunmadığı belirtilerek Daire kararının kaldırılmasına ve sanığın itirazının reddine karar verilmesi yönünde görüş bildirilmiştir.
DAİRELER KURULU KARARI
Raporun okunmasından, sözcü üyenin açıklamalarının dinlenilmesinden ve konunun tartışılmasından sonra hasıl olan vicdani kanaate göre,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ; Başsavcılıkça işin esasına ilişkin olarak Daire kararına itirazda bulunulmadığından, esasla ilgili temyiz incelemesine girilmeyerek usul yönünden yapılan incelemede:
Sanığın yokluğunda verilen hükmün 17.3.1998 günü Sanığa tebliğ edildiği (D.53), Sanığın bu hükme karşı 23.3.1998 tarihli dilekçesi ile yine bu tarihte tüm askerlik erteleme işlemleri için başvurduğu Yüzüncü Yıl Üniversitesi Fen Edebiyat Fakültesi Tarih Bölümü Başkanlığına kararı temyiz ettiğini bildirdiği (D.55,61), temyiz istemini içeren bu dilekçelerin Bölüm Başkanlığınca aynı gün Dekanlığa gönderildiği (D.61), Dekanlıkça da 26.3.1998 tarihli yazı ile "bakaya kaldığınızdan dolayı almış olduğunuz cezanın temyizi için şahsen müracaat etmeniz gerektiğinden evrakınız ekte iade edilmiştir." denilerek temyiz istemini ihtiva eden dilekçesinin sanığa iade edildiği (D.60),
Bunun üzerine sanığın 26.3.1998 tarihli dilekçe ile Van'daki 21 nci Sınır Tümen Askeri Mahkemesine kararı temyiz ettiğini belirterek başvurduğu (D.63),
Bu istemin süre yönünden reddine dair kararın kendisine tebliğinden (D.73) sonra da, süresinde 22.7.1998 tarihli dilekçe ile bu karara itiraz ettiği (D.75) anlaşılmıştır.
353 Sayılı Kanunun 209/1 nci maddesinde "temyiz istemi karar veya hükmün tefhiminden, tefhim sanığın yokluğunda yapılmış ise tebliğinden itibaren bir hafta içerisinde olur" hükmü yer almakta, yine aynı kanunun 197 nci maddesinde "kanun yollarına başvurma, bundan feragat veya vazgeçme hakkındaki istemlerde merci, taarruz edilen kararı veren veya bu karara aracılık eden askeri savcılık ve eğer taarruz bir mahkeme kararına karşı ise o mahkemedir" denmek suretiyle kanun yollarına başvurma mercii düzenlenmektedir. Yine bu maddenin devamında temyiz başvurusunun ne şekilde olması gerektiğine dair hükümler yer almaktadır.
353 Sayılı kanunun "kanun yolunun tayininde yanılma" başlığını taşıyan 199 ncu maddesinde Me'haz Alınan Ceza Muhakemeleri Usulü Kanununda sadece "Kanun yolunda" yanılma kabul edilmiş olmasına rağmen, "kabule değer bir başvurmada kanun yolunun veya merciin tayininde yanılma, başvuranın hukukunu bozmaz" denmek suretiyle merciin tayininde yanılmaya yer verildiği, CMUK. nun 293 ncü maddesinde de aynı düzenlemenin yer aldığı madde gerekçesinde de başvuru sahibinin iradesinin önemli olduğunun belirtildiği görülmektedir.
İnceleme konusu olayda, sanığın yüksek lisans yaptığı anlaşılan Yüzüncü Yıl Üniversitesi Fen Edebiyat Fakültesi Tarih Bölümü Başkanlığına henüz temyiz süresi sona ermeden temyiz istemini içeren 23.3.1998 tarihli dilekçesi ile başvurduğu, bu dilekçenin aynı gün işleme konulup üst yazıyla (Dz.61) Dekanlığa gönderildiği ve Dekanlıkça da 26.3.1998 tarihli bir üst yazıyla evrakın şahsen müracaat etmesi gerektiği belirtilerek sanığa iade olunduğu (Dz.60) dosyada mevcut belgelerle maddi olgu olarak sabittir.
353 Sayılı Kanununun 193 ve CMUK. nun 293 ncü maddelerinde yer alan "merci" kelimesini "resmi makam" şeklinde anlamak gerekir. Bu maddelerdeki "...yanılma başvuranın hukukunu bozmaz" kuralının amacı, kanun yolu süresinin kesilmesini ve bu sürenin tutulmasını sağlamaktadır. Üniversitenin Tarih Bölümü Başkanlığında ve Dekanlıkta dilekçenin kaydı ile temyiz iradesi tesbit edilmiş bulunmaktadır. Yüksek Lisans öğrencisi olan sanığın gerek bu evrede, gerekse üniversite öğrencisi iken, askerlikle ilgili tüm işlemlerini üniversite aracılığı ile yaptığı nazara alındığında, askerlik işlemleri ile ilgili olan askeri mahkeme kararını temyiz için okuluna başvurabileceği gibi bir kanaate yol açtığı, Sanığın "benim muhatabım üniversitedir." diye düşünmüş olacağı, dilekçesini üniversiteye verirken "ilgili mahkemeye" diye kayıt koyduğu,
Her ne kadar, bu konuda aslolan "merci" nin mahkemeler olduğu tereddütsüz ise de, bazı özel durumlarda bazı makamlara yapılan başvuruları da temyiz başvurusunun geçerliliği açısından bu çerçevede mütalaa etmek gerektiği, nitekim soruşturma yetkisini haiz bazı mercilere (polis, jandarma, bakanlık v.s.) yapılan başvurularında uygulamada kabul edildiği,
Kaldı ki yukarıdaki düşünceye paralel olarak 353 Sayılı Kanunun 197.maddesinin dördüncü fıkrasının "asker kişiler tarafından en yakın askeri birlik komutanına veya askeri kurum amirine bir beyanda bulunmak suretiyle de kanun yoluna başvurulabilir..." kuralının mevcut olduğu, sanığın bu olayda "kanun yolunun tayininde" yanıldığının bile kabul edilebileceği, 353 Sayılı Kanunun 199 ncu maddesinin çok geniş bir yoruma tabi tutulması mümkün olmamakla beraber, özellik arz eden bu davada sanığın temyiz isteminin geçerli ve süresinde olduğuna karar verilmiştir.
Yargıtay da bu düşünce ile Adalet Bakanlığına Kaymakamlığa yapılan başvuruları geçerli saymıştır.(l.C.D. 18.4.1967 E.943-K.948, 7.C.D.13.5.1967 E.3125-K.3330)
Bu olgu karşısında, sanığın kabule değer bir başvurusunun olduğu, ancak merci tayininde yanıldığının kabulü gerekmektedir.
Konunun eski hale getirme müessesesi ile değil mercide yanılma ile ilgili olduğu anlaşıldığından tebliğnamedeki düşünceye itibar olunmayıp, sanığın itirazının kabulü ile yerel mahkemenin yasal olmayan temyiz itirazının süre yönünden reddine ilişkin "Duruşmasız İşlere Ait Kararı" nın kaldırılması gerektiği ve temyiz isteminin süresi içerisinde olduğu sonucuna varılmıştır.
SONUÇ VE KARAR:
Açıklanan nedenlerle, 353 Sayılı Kanunun 224 ncü maddesi uyarınca Başsavcılığın itirazının REDDİNE,
Üyelerden Hak.Alb.G.BOZKURT, Hak.Alb.F.CENGİZ, Hak. Alb. M.T. ODMAN, Hak.Alb.V.PEKBAŞ, Hak. Alb. M. KAPUSUZ' un karşı oyları ve OYÇOKLUĞU ile 26.11.1998 tarihinde karar verildi.
MUHALEFET ŞERHİ
353 Sayılı Kanunun "Kanun yollarına başvurma mercii" başlıklı 197 nci maddesinde "Kanun yollarına başvurma, bundan feragat veya vazgeçme hakkındaki işlemlerde merci, taarruz edilen kararı veren veya bu karara aracılık eden askeri savcılık ve eğer taarruz bir mahkeme kararma karşı ise o mahkemedir.
Kanun yoluna başvurma dilekçe ile olur.
Ancak, askeri mahkeme veya askeri savcılık tutanak katibince bu hususta bir tutanak düzenlenmesi için yapılacak bir beyan ile de olabilir. Bu tutanak askeri savcı veya kıdemli askeri hakim tarafından onaylanır.
Asker kişiler tarafından en yakın askeri birlik komutanına veya askeri kurum amirine bir beyanda bulunmak suretiyle de kanun yoluna başvurulabilir. Bu hususta tutanak düzenlenir. Kanuni mehillere uyulmuş olmak için tutanağın bu mehiller içinde düzenlenmiş olması gereklidir." hükmü ile temyiz isteminde başvurma mercilerinin nereler olduğu ve ne şekilde başvuru yapılacağı açıkça belirlenmiştir.
Bu şekilde düzenleme yapılmasının amacı sadece temyiz istemi iradesinin ortaya konulmasının yeterli olmayacağını belirtmek içindir. Bu nedenle Askeri Yargıtay Drl.Krl.nun 3.6.1966 gün ve E.43, K.56 sayılı kararında "terhis edilmiş sanığın kararın kendisine tebliğ edildiğini belirtir ilmühabere hükmü temyiz ettiğine ilişkin bir kayıt koydurmasının hükmü temyiz ettiği sonucunu doğurmayacağına" karar vermiştir.
Ancak temyiz için öngörülen sürenin "hak düşürücü" özelliği nedeniyle yetkili temyiz merciine müracaatta bulunulması gerektiğinin çok katı bir biçimde uygulanması telafisi mümkün olmayan zararlara ve mağduriyete yol açabileceği ihtimaline binaen yasa koyucu tarafından bu kurala bir esneklik getirilmiş, bu gereksinimi karşılamak için 353 Sayılı Kanunun 199 ncu maddesindeki "Kabule değer bir başvurmada kanun yolunun veya merciinin tayininde yanılma, başvurunun hukukunu bozmaz" kuralı konulmuştur. Ancak bu madde ile 353 Sayılı Kanunun 197 nci maddesinde belirtilen ana esas ve ilkelerden ayrılınmamış sadece bu maddede belirtilen aynı mahiyetteki mercilerde bir yanılma olması halinde başvuranın hukuki haklarının korunacağı hüküm altına alınmıştır.
Askeri Mahkemeler Krl.Y.U.Kanuna göre As.Mahkemede yargılanan sivil sanıkların temyiz mercii Askeri Mahkemelerdir. Temyiz istemi süresinde yapılmak ve şekil şartlarını taşımak kaydıyla kararı veren askeri mahkeme dışındaki diğer yargı kuruluşlarına örneğin askeri mahkemelere, devletin tüm mahkemeleri eşit olup yargı kuvvetini temsil ettiklerinden adli, idari tüm mahkemelere, Askeri veya Cumhuriyet Savcılıklarına yapılan başvuruların kanunda öngörülen merciler olmasa dahi "kabule değer" bir müracaat olduğu, başvuranın hukukunu bozmayacağını kabul etmek gerekmektedir. Ancak yargı erki dışında kalan yasama ve yürütme organlarına yapılan müracaatların ise temyizi kabule yetkili merci olmadıklarından, tayininde hata yapılan mercii anlamında değerlendirilmeleri mümkün değildir. Aksi takdirde mahalle muhtarına, herhangi bir kamu kurumuna veya bir özel şirket müdürlüğüne yapılan temyiz istemlerini de geçerli kabul etmek gibi kanun koyucunun amacı dışındaki bir uygulamaya imkan yaratılmış olur.
Yüzüncü Yıl Üniversitesi Fen Edebiyat Fakültesi Tarih Bölümünde yüksek lisans eğitimi yapan sanığın temyiz dilekçesini bu bölüm başkanlığına süresi içerisinde vermiş olsa dahi, başvuruda bulunduğu merci temyiz istemini kabule ve işlem yapmaya yetkili bir merci olmadığı için, bu başvurunun geçerli bir temyiz istemi olarak kabul edilemeyeceği düşüncesi ile çoğunluk görüşüne katılmayıp muhalif kaldık. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy