(765 S. K. m. 191) (1632 S. K. m. 106)
İNCELEME KONUSU: Sanık terhisli er F.S. hakkında üste fiilen taarruz ve silahlı tehdit suçlarından tesis olunan mahkumiyet hükümlerini bozan Askeri Yargıtay 5 nci Dairesinin kararına karşı direnilmek suretiyle verilen hükümlerin incelenmesidir.
DAİRELER KURULU KARARI
Rapor okunup, sözcü üyenin açıklamaları dinlenildikten, hükmün süresi içerisinde temyiz edildiği anlaşıldıktan sonra edinilen vicdani kanaatle;
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: 3.5.1996 günü 03.00-05.00 saatleri arasında nöbetçi olan sanıklar, er F.S ile Er N.Ş. ' nin nöbetlerinin bitiminden sonra tartışmaları ile başlayan ve olay tanıklarının müdahaleleri ile sona erdirilmesine rağmen kısa bir aradan sonra tekrar başlayan bir süreç içerisinde birbirleri ile kavga ettikleri, birbirlerine küfür edip vurdukları, bu şekilde biten olaydan sonra garaj bölgesine giden sanık er F.S.'in,05.00-07.00 garaj nöbetçisi olan er Mehmet ADRASAN' ın şarjörü dolu G-3 piyade tüfeğini aldığı ve kendisini takip etmeye çalışan nöbetçi er Mehmet ADRASAN 'a silahı doğrultarak "üzerime gelme, seni vururum" deyip oradan uzaklaştığı, er N.Ş.'inde dahil olduğu diğer nöbetten dönen askerlere yetişmek amacıyla koştuğu, koşarken silahın kurma kolunu çekip bırakarak namlu ağzına mermi verdiği, silahın emniyetini açtığı, grubun önüne çıktığında er N.Ş.'e silahı doğrultarak "seni öldüreceğim/ seni vuracağım" dediği, bu arada kalabalıktan birisinin sanığın bacaklarına tekme vurması nedeniyle sendeleyen sanığın elindeki silahın er N.Ş. tarafından sol elle alınıp, diğer elindeki kendi tüfeğinin kabzasıyla sanığın kafasına vurması sonucu, sanığın kafa kemiğinde kırık ve çökme meydana geldiği, maddi olayın bu şekilde cereyan ettiği hususunda kuşku bulunmadığı Askeri mahkemece, sanık er F.S. hakkında tesis olunan, 1) Mehmet ADRASAN' a yönelik üste fiilen taarruz suçundan As. C.K.nun 106, 91/1 (az vahim hal) ve TCK. nun 59 ncu maddeleri gereğince beş ay hapis, 2) N.Ş.'e yönelik silahlı tehdit suçundan TCK. nun 191/2 ve 59 ncu maddeleri gereğince beş ay hapis cezaları ile mahkumiyetine ilişkin hükümlerin Askeri Yargıtay 5 nci Dairesi tarafından sanığın üste fiilen taarruz suçuna ait mahkumiyet hükmünün, eylemin Amire mukavemet suçunu oluşturması nedeniyle vasıftan BOZULMASINA, silahlı tehdit suçuna ilişkin mahkumiyet hükmünün ise haksız tahrik hükümlerinin uygulanmamış olması noktasından bozulmasına karar verildiği
2. Kor. K.lığı Askeri Mahkemesinin 17.4.1998 tarih ve 1998/702 - 195 sayılı hükmü ile bozmaya uyulmayarak direnme hükümleri tesis edildiği, hükümlerin sanık tarafından neden gösterilmeksizin, sanık müdafii tarafından ise; sanığın Mehmet ADRASAN' a yönelik suç teşkil eden bir eylemi bulunmadığı, N.Ş.'e karşı eyleminde ise ağır tahrik hükümlerinin uygulanması gerektiği nedenleriyle süresi içerisinde temyiz edildiği,
Sanık er N.Ş. hakkında TCK. nun 456/2, 5l/son ve 59 ncu maddeleri uyarınca tesis olunan mahkumiyet hükmünün kesinleştiği,
Askeri Yargıtay Başsavcılığının 3.11.1998 tarih ve 1998/3447 sayılı tebliğnamesi ile; hükümlerin Daire ilamı doğrultusunda bozulmalarına dair görüş bildirildiği,
Dosyanın incelenmesinden anlaşılmıştır.
Hükümler ayrı ayrı incelendiğinde;
1. Askeri Mahkeme ve Daire tarafından, sanığın silahlı nöb.er Mehmet ADRASAN' ın silahını zorla aldığı ve onu tehdit ederek kendisini takip etmesini engellediği kabul edilerek, suç vasfı bu kabul doğrultusunda farklı bir şekilde tayin edilmiş ise de; sanığın sorgu ve savunmalarında nöbetçinin silahını zorla almadığına, silahın garajda duvarın dibinde durduğunu,silahını aldıktan sonra er Mehmet ADRASAN' ın "silahımı ver" diye istediğini beyan ettiği (Dz.81,91) görülmektedir. Nöbetçi er Mehmet ADRASAN silahının zorla alındığını beyan etmekle beraber bu durumu gören bir tanık bulunmamaktadır. Olay yerine en yakın olan ve er Mehmet ADRASAN ile birlikte nöbet tutan er Ecevit ÖZACET yeminli ifadesinde, "silahın nasıl alındığını görmediğini, Mehmet ADRASAN' ın silahının zorla alındığını söylemesi nedeniyle Onb. Ergün TANRIKULU' ya nöbetçinin silahının zorla alındığını söylediğini" anlatmaktadır. Tanık Onb. Ergün TANRIKULU' nun bu konudaki bilgisi görgüye değil er Ecevit ÖZACET' in beyanlarına dayanmaktadır. Ayrıca, nöbetçi erin silahını garajda bir yere bırakmış olduğunu beyan etmesinin, kendisini disiplin suçu işlemiş bir konuma sokacağı dikkate alındığında, tanık Mehmet ADRASAN' ın beyanının da kuşku ile karşılanacağı doğaldır. Kaldı ki bu tanığın, sanık Faruk SÜMER' in garaja silahı ile geldiğini beyan etmesi de olayın akışına ve diğer tanıkların anlatımlarına uygun düşmemektedir. Bu durumda sanığın,"silahı zorla almadığı" şeklindeki savunmasının aksi kanıtlanamadığına göre; tanık er Ecevit ÖZACET' in Mehmet ADRASAN' ın beyanı doğrultusunda olan "silahı Mehmet ADRASAN' a doğru tutup üzerime gelme seni vururum" dedi şeklinde ki ifadesi uyarınca sanığın, nöbetçi eri tehdit fiilinin sübuta erdiği kabul edilmeli ve suç vasfı buna göre tayin edilmelidir.
Bu çerçevede meseleye bakıldığında; eylemin, As. C.K.nun 82/2 nci maddesinde tanımlanan suç mu, TCK. nun 191/2 nci maddesinde tanımlanan suçunu oluşturacağı gündeme gelmektedir. Ancak, sanığın ve nöbetçinin her ikisinin de er olmaları, sanığın savunması doğrultusunda silahını garajda bir yere bırakmış olduğu kabul edildiğine göre nöbetçi erin As. C.K.nun 106 ncı maddesi ile tanınan himayeden yararlanamayacağı gözetildiğinde eylemin TCK. 191/2 nci maddesinde tanımlanan suçu oluşturacağı açıktır bu nedenle direnme hükmünün suç vasfı yönünden bozulmasına karar verilmiştir.
Üyelerden Hak. Alb. A.ALKIŞ eylemin mukavemet suçunu oluşturduğu düşüncesiyle buna katılmamıştır.
Sanığın nöbetçi Er Mehmet ADRASAN' dan aldığı dolu silahın kurma kolunu çekip bırakarak namluya mermi verip, emniyetini de açarak "seni öldüreceğim" şeklinde bağırmakla Er Nurettin ŞİRİN' i ağır ve haksız bir zarara uğratacağını açıkça beyan etmek suretiyle ona karşı silahlı tehdit suçunu işlediği sabit olmakla beraber,
Olayın başlangıcından bitimine kadar olan süre içinde sanık ile Er N.Ş.'in müteaddit kez birebirleriyle kavga ettikleri, birbirlerine küfür edip vurdukları tüm tanıkların yeminli anlatımlarıyla sabit olmasına ve dolayısıyla sanığın silahlı tehdit öncesinde Er N.Ş.'in kendisine hakaret edip dövmüş olmasının yarattığı gazap ve şedit elemin tesiri altında Er N.Ş.'e karşı silahlı tehdit suçunu işlediği açıkça anlaşılmakta olmasına rağmen, Mahkemece Er N.Ş.'in, silahlı tehdit öncesinde sanığa karşı gerçekleştirdiği hakaret ve müessir fiil eylemlerinin sanık lehine haksız tahrik olarak değerlendirilmemiş olması isabetsiz bulunmuştur.
Direnme kararında, olayların başlamasına sanık F.S.'in neden olduğu belirtilmekte ise de; tanık anlatımlarından bu husus hiçbir kuşkuya yer vermeyecek şekilde ortaya konulamamaktadır. Nitekim olayın en yakın görgü tanıklarından olan Onbaşı Ergün TANRJKULU, kendisinin müdahale etmesinden sonra birbirlerine vurmaya başladıklarını, hangisinin önce vurduğuna dikkat etmediğini, N. Ş.'in tekme, tokat ve yumrukla biraz fazla hırpaladığını (Dz.30,76) beyan etmektedir. Bu nedenle, askeri mahkemenin bu kabul ve değerlendirmesi dosya kapsamına uygun değildir. En azından bu hususta şüpheli bir durumun varlığı kabul edilmeli ve sanık F.S. hakkında haksız tahrik hükümleri uygulanmalıdır.
Açıklanan nedenlerle, sanık hakkında tesis olunan ikinci hükmün de bozulmasına karar verilmiştir.
SONUÇ VE KARAR: Yukarıda açıklandığı üzere;
Sanık müdafiinin sübuta ilişkin temyiz itirazlarının reddi ile, sanığın ve müdafiinin temyizlerine atfen ve re'sen;
1) Sanığın üste fiilen taarruz suçuna ait mahkumiyet hükmünün, eylemin silahlı tehdit suçunu oluşturması nedeniyle vasıf yönünden BOZULMASINA, sonuç olarak tebliğname doğrultusunda Üye Hak. Alb. A. ALKIŞ' ın karşı oyu ve oyçokluğu ile,
2) Sanığın silahlı tehdit suçuna ilişkin mahkumiyet hükmünün; haksız tahrik hükümlerinin uygulanmamış olması noktasından BOZULMASINA, oybirliği ile,
353 Sayılı Yasanın 221. maddesi uyarınca 3.12.1998 tarihinde karar verildi.
MUHALEFET ŞERHİ
Er Mehmet ADRASAN As. C.K.nun 106 ncı maddesi kapsamında silahlı nöbetçidir. Sanık tarafından silahı alınarak ve tehdit edilerek silahlı yapılması gereken nöbet hizmet emrinin yerine getirilmesi engellenmiştir. Eylem bu haliyle tipik olarak As. C.K.nun 90 ncı maddesinin ihlali niteliğindedir. Nöbetçi tarafından silahın bir yere bırakılmış olması da eylemin mahiyetini değiştirmez. Zira silah mağdur er tarafından sanıktan istenerek nöbet hizmetine devam edilmek istenmiş, ancak sanık tarafından silah verilmeyerek ve nöbetçi er tehdit edilerek nöbet hizmet emrinin yerine getirilmesi önlenmiştir. Söz konusu suçta korunan öncelikli menfaat mağdurun kişiliği değil hizmet emrinin yerine getirilmesidir. Mağdur erin görevli oluşu ve konumu dikkate alınmaksızın eylemin T.C.K.nun 191 nci maddesi kapsamında kabul edilmesini yasaya uygun görmediğimden suç vasfı yönünden çoğunluk görüşüne katılmadım. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy