(353 S. K. m. 146)
KONU: Toplu asker karşısında emre itaatsizlikte ısrar ve üste fiilen taarruz suçlarından sanık Lv.Er Ç.ASLAN (ARSLAN) hakkında verilen mahkumiyet hükümlerini usulden bozan As. Yargıtay 3 ncü Dairesinin bu kararma karşı Başsavcılığın itirazının incelenmesidir.
OLAY VE İDDİA: 2 nci Ordu K.lığı Askeri Savıcılığın 26.11.1997 gün ve 1997/1739-758 sayılı iddianamesi ile;
Sanığın toplu erat karşısında emre itaatsizlikte ısrar ve üste fiilen taarruz suçlarını işlediği iddia edilerek, As.C.K.nun 88, 91/1 (az vahim hal) ve TCK.nun 71 nci maddeleri gereğince cezalandırılması talebi ile kamu davası açılmıştır.
HÜKÜM: 2 nci Ordu K.lığı Askeri Mahkemesinin 16.6.1998 gün ve 1998/416-370 sayılı hükmü ile;
1- Sanığın toplu erat karşısında emre itaatsizlikte ısrar suçundan As. C.K.nun 88, TCK.nun 59/2 maddeleri uyarınca 2 ay 15 gün hapis cezası ile cezalandırılmasına,
2- Üste fiilen taarruz suçundan dolayı As. C.K.nun 91/1, TCK. nun 5l/son, 59/2 nci maddeleri gereğince 1 ay 20 gün hapis cezası ile cezalandırılmasına,
3- Sanığa verilen aynı neviden hürriyeti bağlayıcı cezaların TCK. nun 71.md.si gereğince toplanması ile toplam ve sonuç olarak, 4 ay 5 gün hapis cezası ile cezalandırılmasına karar verilmiştir.
TEMYİZ: Hüküm sanık tarafından gerekçesiz olarak temyiz edilmiştir.
TEBLİĞNAME: Askeri Yargıtay Başsavcılığının 21.10.1998 gün ve 1998/3228 sayılı tebliğnamesi ile;
Sanığın "ASLAN" olan soyadının "ARSLAN" olarak gerekçeli hükme yazılmasının "daktilo hatası" olduğu belirtilerek, usul ve kanuna uygun bulunan hükümlerin onanmasına karar verilmesi yönünde görüş bildirilmiştir.
DAİRE KARARI: Askeri Yargıtay 3 ncü Dairesinin 27.10.1998 gün ve 1998/653-652 sayılı ilamı ile;
Sanığın celbedilen nüfus kaydında soyadının ASLAN (D.67) olduğu halde kısa kararda, gerekçeli hükümde ARSLAN olarak yazılmasının soyadı konusunda kuşku doğurduğu, infazda tereddütlere yol açacağı, maddi bir hatadan söz edilemeyeceği, bu hususun 353 sayılı
Kanunun 146 ve 177/D md. lerine teşkil ettiği açıklanarak hükümlerin usulden bozulmasına karar verilmiştir.
İTİRAZ TEBLIĞNAMESİ: Askeri Yargıtay Başsavcılığının 9.11.1998 gün ve 1998/3228 sayılı tebliğnamesi ile;
İlk tebliğnamedeki görüş tekrar edilerek daktilo hatası olarak kabul edilmesi gereken hatanın müteferrik bir karar ile giderilebileceği, bozmayı gerektirecek derecede kanuna aykırılık bulunmadığı belirtilerek Daire kararının kaldırılmasına karar verilmesi doğrultusunda görüş bildirilmiştir.
DAİRELER KURULU KARARI
Rapor okunmasından, sözcü üyenin açıklamalarının dinlenilmesinden ve konunun tartışılmasından sonra, hasıl olan vicdani kanaate göre;
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: Nüfus Müdürlüğünden celbedilen nüfus kayıt örneğinde, sevk pusulasında, vak'a ve kanaat raporunda sanığın soyadının "ASLAN" olduğu, tutuklandığı sırada ve duruşmada mahkemece tespit edilen kimliğinde "ARSLAN" olarak yazıldığı anlaşılmaktadır.
Sanığın, bu davada yargılanan kişinin kendisi olmadığını iddia etmemesine, aksine hükümleri temyiz ederek, yargılanan ve hakkında hükümler kurulan kişinin kendisi olduğunu açıkça ortaya koymasına, hatta temyiz dilekçesinde dahi soyadını "ARSLAN" olarak yazmış olmasına nazaran kimliği konusunda tereddüde düşülmesini gerektirecek bir husus bulunmadığı, keyfiyetin daktilo hatasından ibaret bulunduğu, bu kelimenin iki şekilde de kullanımının Türkçe'de çok sık görüldüğü, kaldı ki doğması muhtemel kuşkunun müteferrik bir karar ile giderilebileceği; Askeri Yargıtay'ın kimlikle ilgili bozma kararlarına konu olan "hata"ların maddi hatadan daha ileri, sanığın kimliğinde ciddi tereddütleri doğuracak mahiyette ve bozmayı gerektirecek derecede "aykırılıklar" olduğu, sonuç olarak, bu "hata"nın 353 sayılı kanunun 146 ve 177/D maddelerine aykırılık ve hükmün bozulmasını gerektirecek nitelikte olmadığı sonucuna varılmıştır.
SONUÇ VE KARAR: Açıklanan nedenlerden dolayı 353 S.K.nun 224.md. si uyarınca Başsavcılığın itirazının KABULÜNE, Üyeler Hak.Alb.E.ESEROL, Hak.Alb.N.YÜCEL ve Dr. Hak.Alb.F. FERHANOĞLU' nun muhalefetleri ve OYÇOKLUĞU ile 26.11.1998 tarihinde karar verildi.
MUHALEFET ŞERHİ
Sanığın "ASLAN" olan soyadının Gerekçeli Hükümde "ARSLAN" şeklinde yazıldığı ancak, sanık yargılanan kişinin kendisi olmadığını iddia etmemesine, kendisinin dahi temyiz dilekçesinde soyadını "ARSLAN" şeklinde yazdığına göre tereddüde düşmeyi gerektirecek bir durum olmadığına, keyfiyetin daktilo hatasından ibaret olduğuna, oysa bozmayı gerektirecek hataların, daktilo hatasından daha ileri olması gerektiğine, kaldı ki bir kuşku varsa bunun müteferrik bir kararla giderilebileceğine karar verilmişse de;
353 Sayılı Kanunun 146. ve 177. maddelerinde sanıkların kimliklerinin duruşma tutanağına yazılacağı belirtilirken bunların yanlış, tereddütlere yer bırakacak tarzda yazılmasını değil, hiçbir kuşkuya yer bırakmayacak şekilde yazılmasını, infaz sırasında, cezasının infazına geçilecek kişinin huzurdaki mi, yoksa bir başkası mı olduğu tartışmalarına yer vermeyecek şekilde belirlenmesini istemiştir. Sanığın bu aşamaya kadar bu hususa itiraz etmemesi bir anlam ifade etmediği gibi, bu davranışın, ileride tereddütler doğuracak olması nedeniyle yararına dahi olduğu söylenebilir.
Diğer yandan bu yanlışlığın, müteferrik bir kararla, bir "açıklama (tavzih)" kararıyla da düzeltilmesi mümkün değildir. 353 Sayılı Kanunun 253.maddesinde şahısta tereddüt değil, cezanın çektirilmesinde tereddütten söz edilmektedir. Oysa burada cezada (miktarında veya çektirilip çektirilmemesinde) tereddüt söz konusu olmayıp, doğrudan sanığın kimliğinde tereddüt doğurabilecek bir yanlışlık bulunmaktadır. 353 Sayılı Kanunun 253.maddesine göre düzeltme mümkün değildir.
Bu nedenlerle hükmün bozulmasına karar verilmesi gerektiği görüşünde olduğumuzdan karara muhalif kalıyoruz. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy