(1632 S. K. m. 132)
İNCELEME KONUSU; Sanık er B.P. hakkında arkadaşının eşyasını çalmak suçundan tesis olunan beraet hükmünü onayan As.Yargıtay 2 nci Dairesinin kararına karşı, Başsavcılık tarafından yapılan itirazın incelenmesidir.
OLAY VE İDDİA: Donanma K.lığı Askeri Savcılığının 22.1.1998 tarih ve 1998/176-19 sayılı iddianamesi ile;
"...2.12.1997 günü saat 05.00 sularında sanığın koğuş temizliğine verildiği, temizlik yaparken ranzanın altında bir Volkmen bulduğu, sanığın Volkmeni aldığı ve kendi koğuşundaki yatağın altına sakladığı, bu eylemin volkmenini asıl sahibi H.T.S. tarafından görüldüğü, T.' nın sanığı yanına çağırarak volkmenini geri getirmesini istediği, sanığın önce Volkmeni almadığını söylediği, T.'nın ısrar ve aksi takdirde şikayet edeceğini söylemesi üzerine, wolkmeni T.'dan habersiz T.'nın yatağının altına bıraktığı, sanığın daha sonra bu eylemlerini yanında Bölük Çvş.M.B. ve T.S. olduğu halde ikrar ettiği anlaşıldığından eylemine uyan As.C.K.nun 132 nci maddesi uyarınca cezalandırılması,..." istemi ile kamu davası açılmıştır.
HÜKÜM: Donanma K.lığı Askeri Mahkemesinin 26.5.1998 tarih ve 1998/347-216 sayılı hükmü ile;
Sanığın suç kastıyla hareket etmediği, ortada bırakılan atılacağını zannettiği bir eşyayı aldığı zannında olduğu yönünde kanaat edinildiği gerekçesiyle sanığın beraetine oybirliği ile karar verilmiştir.
TEMYİZ: Hüküm, Askeri Savcı tarafından atılı suçu oluşturduğu nedeniyle temyiz edilmiştir.
TEBLİĞNAME: Askeri Yargıtay Başsavcılığının 12.1CU998 tarih ve 1998/3026 sayılı tebliğnamesi ile;
"...Sanığın ilk önce mağdur çavuşa karşı Wolkmeni almadığını beyan ettiği, şikayet edileceği söylenince onu gizlice çavuşun yatağına bıraktığı belirlendiğinden mağdur çavuşa karşı malzemeyi atılmış zannı ile aldığına dair beyanda bulunmaması ve malzemeyi alırken de geri bırakılırken de gizlilik içersinde hareket etmesi birlikte değerlendirildiğinde atılı suçun oluştuğu sonucuna ulaşılmıştır...." denilerek hükmün bozulmasına dair görüş bildirilmiştir.
DAİRE KARARI: Askeri Yargıtay 2 nci Dairesinin 21.10.1998 tarih ve 1998/680-679 sayılı ilamı ile;
"...Ortaya konan kanıtlara göre, sanığın bu suçu işleme kastı içinde olmadığına ilişkin haklı ve inandırıcı gerekçelere dayalı yerel mahkeme kabulünde yasal isabet bulunduğu,
Sanığın, aşamalarda alman savunmalarında kendisini, "bölükte hırsızlık olayları nedeniyle, onlarında üzerinde kalacağını endişe ederek, wolkmeni aldığını inkar ettiği şeklinde savunduğu cihetle, yukarıda ifade edildiği gibi sosyal seviyesi belli olan sanığın gerçekten bu endişe ile hareket etmiş, gizlilik içinde davranmış olabileceği, yani bu davranışların dahi "suç kasdını" kanıtlamaya yetmeyeceği en azından kuşkulu bırakılacağı sonucuna varıldığı..." gerekçesi ile hükmün onanmasına oyçokluğu ile karar verilmiştir.
İTİRAZ TEBLİĞNAMESİ: Askeri Yargıtay Başsavcılığının 9.11.1998 tarih ve 1998/3026 sayılı tebliğnamesi ile;
"...Yere düşmüş halde bulunan cihazı alıp gizleyen; sorulduğunda aldığını inkar eden; şikayet edileceği söylenince aldığını itiraf edip geri iade eden ve tüm bu eylemlerini gizlilik içersinde gerçekleştiren sanığın cihazı sahibinin rızası hilafına faydalanmak maksadıyla aldığının kabulü oluşa uygun bir sonuç olacağı gibi; sanığın ilk anda malzemeyi bulduğu kabul edildiğinde dahi, cihazın Çvş.T.S.'ye ait olduğunu öğrendikten sonrada inkara yeltenmesi; bir süre daha iade etmeyip; temellük amacıyla suskun kalması; şikayet edileceği endişesi ile gizlice geri verilmesi karşısında atılı suçun yasal unsurları itibariyle oluştuğu kanaatine ulaşılmalıdır..." denilerek 2 nci Dairenin onama kararının kaldırılmasına ve hükmün bozulmasına karar verilmesi istemi ile Daire kararına süresi içerisinde itiraz edilmiştir.
DAİRELER KURULU KARARI
Rapor okunup sözcü üyenin açıklamaları dinlendikten sonra edinilen vicdani kanaatle;
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: Dava konuşu olayda sanığın koğuşta temizlik yaparken yerde bulduğu ve çalışmasına engel olmayacak şekilde kırık bir wolkmeni aldığı, sahibini araştırmadan pil takıp kullanmaya başladığı, sanığın wolkmeni aldığını gören sahibi Çvş.H.T.S.'nin o anda müdahale etmeyip daha sonra sanıktan istediği, önce wolkmeni almadığını söyleyen sanığın daha sonra onu T.S.'nin yastığının altına koyduğu, bu şekilde cereyan ettiği hususunda kuşku bulunmayan maddi olayda, Daire ile Başsavcılık arasındaki ihtilafın suçun sübutuna ilişkin olduğu anlaşılmaktadır.
Sanık savunmalarında; yerde bulduğu parçalanmış vaziyetteki wolkmeni işe yaramayan atılmış bir malzeme olarak düşündüğünü, sahibi tarafından istendiğinde ise "bölükte daha önce meydana gelen hırsızlık olayları üzerinde kalır" düşüncesi ile inkar ettiğini ve T.S.'nin yastığının altına koyduğunu beyan etmektedir.
Askeri Ceza Kanunun 132 nci maddesinde tamamlanan suçun unsurlarının, TCK.nun 491 nci maddesinde tanımlanan "basit hırsızlık" suçunun unsurları olduğu açık olduğundan bu suçun unsurlarını;
a) Maddi unsur: Almak,
b) Malın taşınabilir olması ve başkasına ait bulunması,
c) Sahibinin rızasının olmaması,
d) Manevi unsur: Failde faydalanmak kastının bulunması, şeklinde belirtmek mümkündür. Hırsızlık suçlarında korunan menfaatin, zilyetlik olduğu bilinen bir husustur.
Bu çerçevede mesele incelendiğinde; Wolkmenin sahibi T.S.'nin cam kenarında üst ranzada yatarken dinlediği ve yere düştüğünü bildiği halde almadığı volkmenini, sabah temizliği sırasında sanığın aldığını gördüğünde de müdahale etmediği, dolayısıyla malın zilyetliğini terk ettiğinin kabul edilebileceği dava konusu olayda, sanığın savunmaları da dikkate alındığında atılı suçun unsurları itibariyle oluşmadığı sonucuna varılmıştır. Bu nedenle, aynı doğrultudaki Askeri Mahkeme karan ile bunu onayan Daire kararında bir isabetsizlik bulunmadığından aksi düşünceye dayalı Başsavcılık itirazının reddine karar verilmiştir.
SONUÇ VE KARAR: Yukarıda açıklanan nedenlerle;
Askeri Yargıtay Başsavcılığının 9.11.1998 tarih ve 1998/3026 sayılı tebliğnamesi ile yapmış olduğu itirazın 353 Sayılı Kanunun 224 ncü maddesi gereğince REDDİNE,
03.12.1998 tarihinde OYBİRLİĞİ ile karar verilmiştir. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy