(1632 S. K. m. 114) (765 S. K. m. 230)
KONU: Memuriyet görevini ihmal suçundan sanıklar Tnk.Yzb, T.G., Astsb.Üçvş. Ş.Ö. Astsb.Üçvş. E.Y. hakkında 3 ncü Mknz.P.Tüm.K.lığı As. Mahkemesince verilen beraet hükümlerini bozan As.Yargıtay 4 ncü Dairesinin bu kararına karşı yerel mahkemece önceki kararda direnilerek verilen beraat hükümlerinin incelenmesidir.
OLAY VE İDDİA: 3 ncü Mknz. Tümen K. lığı Askeri Savcılığının 17.12.1997 gün ve 1997/563-533 sayılı iddianamesi ile;
Sanıkların, termostatlarının arızalı olduğunu bildikleri 156614 plaka numaralı tankı göreve çıkarmalarından dolayı motorun hararet yapması nedeniyle 28.6 litre saf antifrizin zayi olmasına ve 4.576.000 lira hazine zararının meydana gelmesine sebebiyet verdikleri, böylece memuriyet görevini ihmal suçunu işledikleri iddia edilerek As. CK. nun 114 ncü maddesi delaletiyle TCK. nun 230/2 nci maddesi gereğince cezalandırılmalarına, hazine zararı 4.576.000 liranın sanıklara ödettirilmesine karar verilmesi talebi ile haklarında kamu davası açılmıştır.
YARGILAMA AŞAMALARI: Yapılan yargılama sonunda 3 cü Mknz. Tümen K. lığı As, Mahkemesinin 7.2.1998 gün ve 1998/139-15 sayılı hükmü ile; sanıkların ihmal kastı ile hareket ettiklerine dair mahkumiyetine yeter, kesin ve inandırıcı delil elde edilemediğinden, manevi unsurunun gerçekleşmemesi sebebiyle oluşmayan müsnet suçtan dolayı ayrı ayrı beraatlerine ve hazine zararının takibinin saklı tutulmasına karar verilmiştir.
Beraat hükümlerinin askeri savcı tarafından temyizi üzerine, dosyayı inceleyen As. Yargıtay 4 ncü Dairesi 5.5.1998 gün ve 1998/276-271 sayılı ilamla, sanıklar hakkında tesis olunan beraat hükümlerini eksik soruşturma yönünden yasaya aykırı bularak bozulmasına karar vermiştir.
DİRENME HÜKMÜ: 3 ncü Mknz. P. Tüm. K. lığı Askeri Mahkemesinin 17.6.1998 gün ve 1998/398-154 sayılı hükmü ile;
CMUK. nun 66 nci maddesine göre çözümü özel veya teknik bir bilgiyi gerektiren durumlarda bilirkişi dinlenmesi zorunlu olup hakimlik mesleğinin gerektirdiği genel ve hukuki bilgi ile çözümlenmesi mümkün olan konularda bilirkişi dinlenemeyeceği, dava konusu olay termostatının arızalı olması sebebiyle tanka konulan antifrizin kaybolması şeklinde gerçekleştirdiğinden, söz konusu tankı bu haliyle eğitime çıkaran sanığın, ihmal kastıyla hareket edip etmediğinin tespitinin teknik bir bilgiyi gerektirmediği, Dairenin bozma ilamında eksikliğine işaret edilen bakım formlarının esasa etkili olmayacağı şeklinde karar yerinde gösterilen gerekçelerle eski hükümde direnilmesine ve sanıkların müsnet suçtan dolayı beraatlerine karar verilmiştir.
TEMYİZ: Hüküm, Askeri Savcı tarafından, ilk temyiz dilekçesindeki sebeplere ilaveten, bozma ilamında işaret edilen nedenlerden dolayı direnme hükmünün bozulmasına karar verilmesi gerektiği açıklanarak, temyiz edilmiştir.
TEBLİĞNAME: Askeri Yargıtay Başsavcılığının 9.11.1998 gün ve 1998/3464 sayılı tebliğnamesi ile;
Bilirkişilerin huzurda dinlenilmemelerinin vicahilik ilkesine aykırı olduğu gibi, olayın ve suçun sübutuna ilişkin olarak eksik soruşturma bulunduğu belirtilerek sanıklar hakkında verilen beraat hükümlerinin usule aykırılık ve eksik soruşturma sebebiyle bozulması gerektiğine dair görüş bildirilmiştir.
DAİRELER KURULU KARARI
Rapor okunup sözcü üyenin açıklamaları dinlendi. Askeri Savcının temyiz isteminin süresinde olduğu anlaşılmakla dosya incelendi.
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: Dosya içeriğine, delillere, iddia ve kabule göre olay; 54 ncü Mknz.P.Tug.2.Tnk.Tb.4.Bölüğe ait olup termostatının arızalı olduğu sanıklarca bilinen 156614 plaka sayılı tankın, bu haliyle eğitime çıkarılması nedeniyle 28.6 litre antifrizin zayi olması ve böylece hazinenin 4.576.000 TL. zarara uğramasından ibaret olup maddi olayın bu şekilde gerçekleştiği konusunda kuşku bulunmadığı gibi, anlaşmazlık da yoktur.
Daire ile Askeri Mahkeme arasındaki anlaşmazlık, sanıklara isnat olunan görevi ihmal suçunun unsurları itibariyle oluşup oluşmadığına ilişkin olmakla beraber, Daire, termostatı arızalı tankı, bu durumunu bildikleri halde eğitime çıkaran sanıkların, görevi ihmal kastıyla hareket edip etmediklerinin tespiti bakımından eksik soruşturma bulunduğu görüşündedir. Daireye göre öncelikle arızalı tanka ait günlük, haftalık ve aylık bakım formları getirtilip dava dosyasına konulmalıdır. Ayrıca sanıkların, bölükteki bütün tankların termostatlarının arızalı olduğuna dair savunmalarının doğruluk derecesi araştırılmalı ve termostatı arızalı tankın eğitime çıkarılmasına kesin zaruret bulunup bulunmadığı saptanmalıdır. Bu eksikliklerin tamamlanmasından sonra, birisi Tank Sınıfından kıdemli bir subay olmak üzere, tayin olunacak üç kişilik bilirkişi kurulu aracılığıyla sanıkların mevcut talimnameler ve uygulamalara göre sorumlulukları tespit ettirilmeli ve ortaya çıkacak duruma göre bir karara varılmalıdır.
Askeri Mahkeme ise; olayda eksik soruşturma bulunmadığı gibi, sanıklara isnat olunan suçun maddi ve manevi unsurları itibariyle oluşmadığı görüşündedir. As. Mahkemeye göre, Daire kararında eksikliğine işaret edilen hususların araştırılmasının direnme gerekçesinde ve hükmün gerekçesinde açıklandığı üzere, görevi ihmal suçunun oluşmasına etkisi bulunmamaktadır.
Bu açıklamalardan da anlaşılacağı üzere, Daire ile Askeri Mahkeme arasındaki anlaşmazlığın niteliğine göre, öncelikle eksik soruşturma bulunup bulunmadığının tartışılması gerekmektedir.
Ancak, hükümlerin direnmeye ilişkin olması ve Başsavcılık tebliğnamesinde; vicahilik ilkesi gereğince bilirkişilerin duruşmada dinlenilmeleri gerektiğine işaret edilerek mahkemece tesis edilen hükmün özellikle usule aykırılık sebebiyle bozulması gerektiğine dair görüş bildirilmesi ve 353 S.K.nun 213 ncü maddesi hükmü karşısında öncelikle usul yönünden inceleme yapılmıştır.
Dosya incelendiğinde; hazırlık soruşturması sırasında askeri savcı tarafından yeminli olarak dinlenen ve sanıkların kusurlu olduklarına dair mütalaa bildiren bilirkişi Ord. Tek. Kd. Bçvş. N.S. ile bir günlük eğitimde 28.6 litre antifrizin eksilmeyeceğine dair görüş bildiren Bilirkişi Ord. Tek. Bçvş. K.C.1 m duruşmada dinlenilmedikleri görülmektedir.
353 S.K. nun 163 ncü maddesine göre, askeri mahkeme; idar ve ikame olunan delilleri, duruşmada edineceği kanıya göre değerlendirerek hüküm tesis edecektir. Bir başka ifadeyle duruşmada iradı yapılmayan bir delilin hükme dayanak yapılması mümkün değildir.
Ceza Muhakemesi hukukunda bilirkişi mütalaası veya bilirkişi raporunun delil olduğunda, bu nedenle de duruşma sırasında ikamesi gerektiğinde kuşku bulunmamaktadır. Bu husus 353 S.K. nun 122,123,125,127,145,147,151 ve 155 nci maddeleri hükümlerinden anlaşıldığı gibi, tanık yada bilirkişinin evvelce alınmış ifadelerinin okunulması ile yetinilmesini düzenleyen 154 ncü madde hükmüne göre de, bilirkişinin duruşmada dinlenilmeyip hazırlık ifadesinin okunulması ile yetinilmesi ancak ölmüş veya akıl hastalığına tutulmuş veya konutunun bulunamamış olmasına bağlıdır. Bununla beraber 148.maddeye göre bilirkişinin duruşmada dinlenilmesinden vazgeçilmesi veya dinlenilmesine ilişkin talebin mahkemece önemsiz görülerek reddedilmesi de mümkün bulunmaktadır.
Bilirkişi N.S., hazırlıkta askeri savcı tarafından yeminli olarak tespit edilen mütalaasında; antifrizin zayi olması da sanıkların kusurlu olduklarını bildirmiş olmakla beraber, askeri mahkemece sanıklar hakkında beraat kararı verilmiş olduğundan, hükümde bu mütalaaya dayandığını söylemek mümkün değildir. Oluşa ilişkin olarak da bilirkişi mütalaası değil, olay tutanağı esas alınmıştır.
Diğer taraftan delillerin ikamesi 17.2.1998 tarihli oturumda tamamlanmış, sanıklardan ve askeri savcıdan soruşturmanın genişletilmesi konusunda talepleri sorulmuştur. Taraflarca bilirkişilerin duruşmada dinlenilmesi konusunda bir talepte bulunulmamıştır. Kaldı ki, bu konuda bir talep vaki olsa bile mahkemece, 353 S.K. nun 148 nci maddesi uyarınca bu talebin reddi mümkün bulunmaktadır. Bu nedenle, hazırlıkta askeri savcı tarafından yeminli olarak dinlenen bilirkişilerin duruşmaya çağrılmaması yasaya aykırı ise de, bilirkişi beyanlarının hükme dayanak yapılmaması ve 353 S.K. nun 148 nci maddesi uyarınca dinlenilmesi talebinin reddinin mümkün bulunması karşısında bu husus bozma sebebi sayılmamıştır.
Bu aşamadan sonra eksik soruşturma bulunup bulunmadığı hususu tartışmaya açılmıştır. Yapılan müzakere sonunda, oybirliğiyle olayda eksik soruşturma bulunmadığı sonucuna varılmıştır. Zira, davanın konusunu, sanıkların termostatı arızalı tankı eğitime çıkarmak suretiyle motorunun aşırı hararet yapması nedeniyle antifriz eksilmesine sebebiyet vermeleri oluşturmaktadır. Tankın termostatının arızalı olduğu sanıklarca önceden bilinmesine rağmen Bölük Komutanı olan sanık Yzb. T.'in emriyle eğitime çıkarıldığı ve eğitim dönüşü yapılan kontrolde antifriz eksikliğinin tespit edildiği sanıkların samimi kabulleri, tank şoförü M.S.'ın beyanı ve dosyada mevcut diğer delillerden anlaşılmaktadır. Bu nedenle tanka ait bakım formlarının getirilip dosyaya konulmasının ve bölükteki diğer tankların termostatlarının arızalı olup olmadığının araştırılmasının, dava konusu yapılan eylem yönünden bir önemi yoktur. Bir başka ifadeyle sanıkların memuriyet görevlerini ihmal edip etmedikleri ve ihmal kastını taşıyıp taşımadıkları dava konusu yapılan bu sübutu kabul edilen eylem esas alınarak belirlenmelidir.
Diğer taraftan, sanıkların mevcut düzenlemelere (kanun, tüzük, yönetmelik ve yönerge hükümlerine) göre görevlerini ihmal edip etmediklerinin belirlenmesi ve suç kastının tayini ise özel veya teknik bir bilgiyi gerektirmemektedir. Hakim, mevcut delillere, genel bilgisine ve hukuk mantığına göre, sanığın suç kastıyla hareket edip etmediğini belirleyecektir. Bu nedenle sanıkların cezai sorumluluklarının belirlenmesi açısından bilirkişi dinlenilmesi gerektiğine dair Daire ve Başsavcılık görüşüne iştirak edilmemiştir. Bu konuya yönelik askeri savcının temyiz itirazı da bu nedenle kabule değer görülmemiştir.
Esas yönünden yapılan incelemede; termostatı arızalı tankın bölük komutanı olan sanık Yzb.T.G.'ın emriyle eğitime çıkarıldığı yine bu sanığın beyanlarından anlaşılmış olup, diğer sanıklar Ş.Ö. ve E.Y.' in bu konuda herhangi bir ihmali davranışlarına rastlanmadığı gibi, 2 nci Kademe 1 nci ve 2 nci kısım sorumluları olarak tankın termostatının arızalı olduğunu tespit ederek iş istek formu açtıkları, malzemenin temin edilmemesi üzerine bunu yeniledikleri, dolayısıyla görevlerini yerine getirdikleri anlaşılmaktadır. Bu nedenle bakım sorumlusu sanıklar hakkında verilen beraat kararında bir isabetsizlik bulunmamaktadır.
Bölük komutanı olan sanık Yzb. T.' in termostatı arızalı tankı eğitime çıkarmakla görevini ihmal ettiği ileri sürülebilirse de; kıta komutanı olarak birliğini muhabereye hazır bulundurma zorunda olması ve eğitimin askeri hizmet dışında mütalaasına imkan bulunmaması karşısında görevi ihmal kastıyla hareket ettiği söylenemeyeceğinden, bu sanık hakkında karar yerinde gösterilen yeterli, haklı ve inandırıcı gerekçelerle verilen beraat kararında bir isabetsizlik görülmemiştir.
SONUÇ VE KARAR: Açıklanan nedenlerle, Askeri Savcının varit ve kabule değer görülmeyen tüm temyiz itirazlarının 353 Sayılı Kanunun 217/2 nci maddesi uyarınca REDDİNE,
Usul ve esas yönlerinden yasaya uygun bulunan beraat hükümlerinin, tebliğnameye aykırı olarak ONANMALARINA,
10.12.1998 tarihinde OYBİRLİĞİ ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy