(1632 S. K. m. 136) (353 S. K. m. 138, 146, 177)
KONU: Mazarratı mucip olacak şekilde nöbet talimatına aykırı hareket etmek suçundan sanık terhisli er D.Y.Y. hakkında 7 nci Kor. K. lığı Askeri Mahkemesince verilen beraat hükmünü bozan Askeri Yargıtay 3 ncü Dairesinin kararma karşı yerel mahkemece ilk kararında direnilerek verilen beraat hükmünün incelenmesidir.
OLAY VE İDDİA: 7 nci Kor. K. lığı Askeri Savcılığının 3.7.1995 gün ve 1995/670-712 sayılı iddianamesi ile;
Sanığın, 23.1.1995 günü nöbeti esnasında tüfeğini ters olarak omuzuna astığı ve emniyet mandalına dikkat etmeyerek silahın seri atış konumuna gelmesine sebebiyet verdiği ısınma hakaretleri yaptığı esnada, silahın ateş aldığı çıkan iki merminin sağ ayak baldırı arka kısmına isabet ettiği ve yaralandığı, 38.812 lira hazine zararının meydana gelmesine neden olduğu böylece mazarratı mucip olacak şekilde nöbet talimatına aykırı hareket etmek suçunu işlediği iddia edilerek As. C. K. nun 136/1-A,C maddeleri uyarınca cezalandırılmasına ve hazine zararının ödettirilmesine karar verilmesi talebi ile hakkında kamu davası açılmıştır.
HUKUM:7 nci Kor. K. lığı Askeri Mahkemesinin 2.12.1997 gün ve 1997/99-930 sayılı hükmü ile;
Sanığın müsnet suçu işlediğinin şüpheli kaldığı belirtilerek, hazine zararının takibi hususunun saklı tutulmasına ve beraetine karar verilmiştir.
TEMYİZ: Hüküm, Komutan adına adli müşavir tarafından, eksik soruşturma ile karar verildiği ileri sürülerek temyiz edilmiştir.
TEBLİĞNAME: As. Yrg. Başsavcılığının 1.5.1998 gün ve 1998/1274 sayılı tebliğnamesi ile;
Hükmün eksik soruşturma nedeniyle bozulmasına karar verilmesi yönünde görüş bildirmiştir.
DAİRE KARARI: As. Yargıtay 3 ncü Dairesinin 12.5.1998 gün ve 1998/281-279 sayılı ilamı ile;
İstinabe suretiyle iddianameye karşı sorgu ve savunması tespit edilen sanığın kimliğinin yerel mahkemece istinabe duruşma zabtına atıf suretiyle de olsa duruşma tutanağına geçirilmesi ve iddianamenin okunması gerekirken, 353 Sayılı Kanunun 138, 146 ve 177 nci maddelerine aykırı olarak bu işlemlerin yerine getirilmediği belirtilerek, hükmün usul yönünden; ayrıca eksik soruşturma ile hükme varılması nedeniyle de bu yönden hükmün bozulmasına karar verilmiştir.
DİRENME HÜKMÜ: 7 nci Kor. K. lığı As. Mahkemesinin 8.9.1998 gün ve 1998/1106-785 sayılı olan ve direnilerek verilen hükmü ile, ilk karar aynen tesis edilmiştir.
TEMYİZ: Hüküm Komutan adına adli müşavir tarafından önceki temyiz layihasındaki sebepler tekrar edilerek temyiz edilmiştir.
SON TEBLİĞNAME: Askeri Yargıtay Başsavcılığının 16.11.1998 gün ve 1998/3542 sayılı tebliğnamesi ile;
Hükmün usul ve eksik soruşturma yönlerinden bozulmasına karar verilmesi doğrultusunda görüş bildirilmiştir.
DAİRELER KURULU KARARI
Raporun okunmasından, sözcü üyenin açıklamalarının dinlenilmesinden ve konunun tartışılmasından sonra hasıl olan vicdani kanaate göre;
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: Aşamalar yukarıda sırasıyla anlatılan davada direnilerek verilen mahkumiyet hükmünün Komutan adına adli müşavir tarafından temyiz edilmesinden dolayı, Usul yönünden yapılan incelemede;
İstinabe suretiyle iddianameye karşı sorgu ve savunması tespit edilen sanığın kimliğinin yerel mahkemece istinabe duruşma tutanağına atıf suretiyle de olsa duruşma tutanağına geçirilmesi ve daha sonra da iddianamenin okunması gerekirken, 353 Sayılı Kanunun 138,146 ve 177 nci maddelerine aykırı olarak bu usulü işlemlerin yerine getirilmediği anlaşılmıştır.
Bilindiği gibi, 353 Sayılı Kanunun 146 nci maddesinde; "Duruşmaya sanık, müdafii, tanık ve bilirkişilerin yoklaması ile başlanır.
Bu işlemden sonra tanıklar ve bilirkişiler duruşma salonundan çıkarılırlar. Sanığın kimliği tespit edilir, hüviyetini söylemeyen sanığın dosyada kayıtlı hüviyetinin tutanağa geçirilmesi ile yetinilir. Kimlik tespitinden sonra As. Savcı; suç teşkil eden eylemin neden ibaret bulunduğunu ve kanuni unsurları ile uygulanması istenen kanun maddelerini belirtmek suretiyle iddianameyi özetleyerek okuyabilir. Bundan sonra 83.madde gereğince sanığın sorgusu yapılır" hükmü yer almakta, aynı yasanın vicahilik (yüze karşılık) ilkesini düzenleyen 133.maddesine istisna teşkil eden, 136.maddesinde ise, sanık veya vekaletnamesinde açıklık bulunması halinde, sanık vekilinin istemi üzerine sanığın duruşmada hazır bulunmak zorunluluğundan vareste tutulabileceği belirtilmektedir.
Yine 353 S.K. nun "Duruşmanın açıklığı" başlığı altında düzenlenen 138 nci maddesinin "Askeri Mahkemelerde duruşmalar her zaman açıktır" şeklindeki amir hükmü ile, "aleniyet" ilkesi benimsenmiştir.
Bu açıklamalar çerçevesinde, söz konusu yasa maddeleri birlikte değerlendirilip, göz önünde bulundurulduğunda, yerel mahkemece; duruşmanın tensip edildiği 5.12.1995 tarihli oturumda, yoklama yapıldıktan sonra, talimatla alınan ifadesinde kimliği tespit edilen sanığın bu kimliğinin dosyadaki belge ve bilgilere (Nüf. kaydı gibi) uygun olup olmadığı kontrol edildikten sonra, bu kimliğe gönderme yapmak suretiyle kimlik tesbitinin yapılması, bilahare sanığın duruşmada hazır bulunmama istemi doğrultusunda, 353 S.K. nun 136.maddesi uyarınca, yokluk kararı verildikten sonra, 353 Sayılı Yasa ile benimsenen As. Mahkemelerde yapılan duruşmaların kural olarak açık (aleni) olacağına ilişkin ilkesi doğrultusunda, As. Savcı tarafından iddianamenin okunması, daha sonra sanığın talimatla alınan ifadesi okunup, hazırlıktaki ifadeleri ile karşılaştırılması yapılarak, bu konuda As. Savcının ne diyeceğinin sorulması, müteakiben talimatla ifadeleri tespit edilen tanıkların kimlikleri tespit edilerek, bundan sonra talimat ve hazırlık ifadeleri okunup, As. Savcıdan ne diyeceği sorulduktan sonra, diğer usulü işlemlerin yapılması gerekirken, bu hususlar göz ardı edilerek, yazılı şekilde hüküm kurulması, 353 Sayılı Kanunun 133, 136, 138 ve 146 ncı maddelerine aykırılık teşkil ettiği hususunda herhangi bir tereddüt bulunmadığı sonucuna varılmıştır.
Bu yöndeki uygulama, Yargıtay C. G. Kurulunun 29.12.1986 gün ve E.393, K.662 sayılı kararı ile de doğrulandığı gibi, As. Yrg. Drl. Krl. nun 12.12.1996 gün ve 1996/173-177; As. Yrg.4 ncü Dairesinin 1.7.1997 gün ve 1997/396-392 sayılı kararları da bu doğrultudadır.
Bu itibarla, Mahal Mahkemesince, sanığa atılı suçtan dolayı kurulan mahkumiyet hükmü, yukarıda açıklanan gerekçeler karşısında, usul hükümlerine aykırılık teşkil ettiği sonuç ve kanaatine varıldığından, hükmün öncelikle usul yönünden bozulmasına, bozma sebebi karşısında, esasa ilişkin bulunan eksik soruşturma konularının incelenmesine şimdilik yer olmadığına karar verilmiştir.
SONUÇ VE KARAR: Açıklanan nedenlerden dolayı 353 Sayılı Kanunun 224 ncü maddesi uyarınca, komutan adına adli müşavirin temyizine atfen, tebliğname gibi direnilerek verilen mahkumiyet hükmünün usul yönünden BOZULMASINA, bozma sebebi karşısında esasa ilişkin bulunan eksik soruşturma ile ilgili konuların şimdilik incelenmesine yer olmadığına, 24.12.1998 tarihinde Üyeler Hak. Alb. Y. ÖĞÜT, Hak. Alb. M. ESENÜLKÜ, Doç. Hak. Alb. M. T. ODMAN ve Hak. Alb. F. DEMÎRAĞ' in karşı oyları ve OYÇOKLUĞU ile karar verildi.
KARŞI OY YAZISI
Yerel Mahkemece, istinabe suretiyle aldırılan ve sanığın kimliği ile sorgu ve savunmasını içeren istinabe duruşma tutanağına göre kimliğinin atıf suretiyle de olsa duruşma tutanağına geçirilmediği ve Askeri Savcı tarafından iddianamenin okunmadığı görülmekte ve bu hususların usul ve hükümlerine aykırı bulunduğu anlaşılmakta ise de;
Savunma alınarak savunma hakkının kısıtlanmadığı, dolayısıyla bu kanuna aykırılığı hükmün bozulmasını gerektirecek derecede olmadığı, 353 Sayılı Kanunun 177 nci maddesinin duruşma için bir tutanak düzenleneceğini amir olduğu, istinabe duruşma tutanağının da bu maddede sözü edilen tutanak yerine geçtiği, dolayısıyla bu tutanağın dava dosyasının
ve özellikle asıl mahkemece düzenlenecek duruşma tutanaklarının bir bölümünü oluşturduğu, istinabe duruşma tutanağında bir eksiklik olmadığı, bu tutanağın yerel mahkemece duruşmada okunduğunun tutanağa geçirildiği, bu esnada askeri savcının hazır bulunduğu, açıklık ve yüze karşılık ilkelerinin bozulmadığı, sözlülük ilkesinin de istinabe edilen mahkemede yerine getirildiği anlaşıldığından ve bu itibarla direnilerek verilen hükmün usul yönünden yerinde bulunduğu kanaatine varıldığından çoğunluğun hükmün usule aykırı olarak verildiği doğrultusundaki görüşüne karşıyız. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy