(765 S. K. m. 45) (1632 S. K. m. 66)
İNCELEME KONUSU : Sanık Er D.T. hakkında firar suçundan tesis olunan mahkumiyet hükmünü sübut yönünden bozan Askeri Yargıtay 1 nci Dairesi'nin kararına karşı Başsavcılık tarafından yapılan itirazın incelenmesidir.
OLAY VE İDDİA : 5 nci Zh.Tug.K.lığı Askeri Savcılığının 10.8.1995 tarih ve 1995/1500-753 sayılı iddianamesi ile; Ankara Mevki Hastanesinde 15.5.1995 tarihinde yapılan muayenesi sonucunda (20) gün istirahatle kıtasına sevk edildiği halde 5.6.1995 tarihinde kendiliğinden kıtasına katılan sanığın,15.5.1995-5.6.1995 tarihleri arasında firar suçunu işlediği iddiası ve As.C.K.nun 66/1-a maddesi uyarınca cezalandırılması istemi ile kamu davası açılmıştır.
HÜKÜM : 5 nci Zırhlı Tugay K.lığı Askeri Mahkemesinin 22.12.1997 tarih ve 1997/184-991 sayılı hükmü ile; atılı suç sabit görülerek sanığın As.C.K.nun 66/1 -a, 73 ve T.C.K.nun 59 ncu maddeleri gereğince beş ay hapis cezasıyla cezalandırılmasına karar verilmiştir.
TEMYİZ: Sanık, firar kastı bulunmadığı nedeniyle temyize gelmiştir.
TEBLİĞNAME: Askeri Yargıtay Başsavcılığımın 14.10.1998 tarih ve 1998/3115 Sayılı tebliğnamesinde, hükmün onanmasına dair görüş bildirilmiştir.
DAİRE KARARI : Askeri Yargıtay 1 nci Dairesi'nin 21.10.1998 tarih ve 1998/503-500 sayılı ilamı ile; sanığın suç işleme kastı bulunmadığı gerekçesi ile hükmün oybirliği ile bozulmasına karar verilmiştir.
İTİRAZ TEBLİĞNAMESİ : Askeri Yargıtay Başsavcılığının 20.11.1998 tarih ve 1998/3115 sayılı tebliğnamesi ile; "...Kıtasının bulunduğu garnizon dışındaki askeri hastanelerden yirmi güne kadar istirahat alıp bu istirahatlerini izin almaksızın evinde geçiren erbaş ve erlerin eylemleri firar suçunu oluşturmaktadır.
Sanık 15.5.1995 tarihinde yirmi gün istirahat aldıktan sonra memleketine gidip oradan birliğini iki kez aramıştır. Birinci kez bölük komutanı ile görüşememiş durumu çavuşa söylemiştir. İkinci kez aradığında çavuş, durumu bölük komutanına aktardığını, izin hususunda olumlu veya olumsuz bir cevabın verilmediğini belirtmiştir. Burada esas olan Bölük Komutanınca iznin verilip verilmediği hususudur. Sanığa iznin verildiğine dair veya iznin sıhhi izne çevrildiği ve buna dair izin kağıdının düzenlendiği hususunda bir bilgi verilmemiştir. İznin verilip verilmediği ortada kalmıştır. Kararı sanık vermiştir. İznin sanığa verildiğine dair beyanın açıkça belirtilmesi karşısında sanık iznini kullanabilecektir. İznin verildiğine dair bir beyan veya bilgi sanığa ulaşmadığı için telefonu takiben sanığın birliğine katılması veya Bölük Komutanı ile tekrar izin alıncaya kadar görüşmeye devam etmesi gerekirken, izin almadan rapor müddetini evinde geçirmekle, müsnet suçun oluştuğu değerlendirilmiş, dairenin suçun oluşmadığına ilişkin görüşüne katılınmamıştır..." gerekçesi ile Daire kararına süresi içerisinde itiraz edilmiştir.
DAİRELER KURULU KARARI
Rapor okunup, sözcü üyenin açıklamaları dinlenildikten sonra edinilen vicdani kanaatle;
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ : Ankara Mevki Hastanesi Psikiyatri Kliniğinde 15.5.1995 tarihinde muayene olan sanığa "Antisosyal kişilikte anxite bozukluğu" tanısı konduğu, reçetenin düzenlendiği ve 20 gün istirahatle kıtasına şevkinin ve üç ay sonra yeni bir kıta anket formu ile kontrol muayenesinin uygun görüldüğü, İstanbul'daki evine giden sanığın kıtasına telefon edip istirahatini evinde geçirmek istediği, komutanı ile görüşemediği, çavuşa durumu bildirdiği, daha sonra çavuşu yeniden aradığında çavuşun, durumu bölük komutanına aktardığını ancak istek hakkında olumlu ya da olumsuz bir cevabın bölük komutanı tarafından söylenmediğini ilettiği, bunun üzerine istirahat süresini evinde geçirdikten sonra zamanında yani 5.6.1995 günü kıtasına katıldığı, bu şekilde gerçekleştiğinde kuşku bulunmayan maddi olayda Daire ile Başsavcılık arasındaki anlaşmazlığın sanığın suç kastı ile hareket edip etmediğine ilişkin olduğu anlaşılmıştır.
Tanık Çvş.Erhan AL' ın yeminli ifadesi (Dz.60) ile doğrulanan sanığın suç kastı ile hareket etmediğine dair savunmasının aksini kanıtlayacak bir delilin dosyada mevcut olmadığı, Bölük Komutanına "sanığın istirahatini evinde geçirmek istediği" iletildiğinde suskun kalmasının, sanık tarafından isteğinin olumlu karşılandığı şeklinde yorumlanmasının doğal olduğu, bu nedenle Daire'nin sanığın suç işleme kastı bulunmadığı gerekçesi ile tesis ettiği bozma ilamında bir isabetsizlik olmadığı sonucuna varıldığından, aksi düşünceye dayalı itirazın reddine karar verilmiştir.
SONUÇ VE KARAR : Yukarıda açıklandığı üzere;
Askeri Yargıtay Başsavcılığının 20.11.1998 tarih ve 1998/3115 sayılı tebliğnamesi ile yapmış olduğu itirazın, 353 Sayılı Kanunun 224 ncü maddesi gereğince REDDİNE,
31.12.1998 tarihinde OYBİRLİĞİ ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy