(1632 S. K. m. 87)
İNCELEME KONUSU: Sanık J. Çvş. B.K. hakkında emre itaatsizlik de ısrar suçundan dolayı 1 nci Tak, Hv, K, K. lığı As. Mahkemesince verilen mahkumiyet hükmünü bozan Askeri Yargıtay 3.Dairesinin bu kararına karşı Başsavcılığın itirazının incelenmesidir.
OLAY VE İDDİA: 1 nci Tak. HKK. lığı As. Savcılığının 12.12.1997 gün ve 1997/2198-638 sayılı iddianamesi ile;
11.11.1997 tarihinde gece dersine girmesi için Nöb, Sb. görevlisi J. Uzm. Çvş. H.S.' nin iki üç kez verdiği emre rağmen, Çvş. B.K.'nın derse girmediği, emri tekrar ettiği halde yine derse girmediği, bunun üzerine Uzm. Çvş. H.S.'nin sanığa tokatla vurup kolundan tutarak dershaneye girmesini sağladığı, böylece sanığın, Uzm. Çvş. H.S.'nin hizmete ilişkin emrini hiç yapmamak suretiyle emre itaatsizlikte ısrar suçunu işlediği iddia edilerek AsCK. nun 87/1 maddesi uyarınca cezalandırılması talebi ile hakkında kamu davası açılmıştır.
HÜKÜM: 1 nci Tak. HKK. lığı As. Mahkemesinin 7.7.1998 gün ve 1998/213-299 sayılı hükmü ile,
Sanık J. Çvş. B.K.'nın 11.11.1997 tarihinde emre itaatsizlikte ısrar suçunu işlediği sabit görülerek As.C.K. nun 87/1 maddesi gereğince takdiren yedi gün hapis cezası ile cezalandırılmasına karar verilmiştir.
TEMYİZ: Hüküm sanık tarafından, tanık beyanlarına göre isnat edilen suçun oluşmadığı belirtilerek temyiz edilmiştir.
TEBLİĞNAME: Askeri Yargıtay Başsavcılığının 11.11.1998 gün ve 1998/3534 sayılı tebliğnamesi ile; hükmün onanmasına karar verilmesi yönünde görüş bildirilmiştir.
DAİRE KARARI: Askeri Yargıtay 3 ncü Dairesinin 17.11.1998 gün ve 1998/716-716 sayılı ilamı ile;
Sanığın emre itaatsizlikte ısrar suçunu işlediği her türlü şüpheden uzak ve kesin kanıtlarla ortaya konamadığından sanık hakkında beraet kararı verilmesi gerektiği açıklanarak hükmün bozulmasına karar verilmiştir.
İTİRAZ TEBLİĞNAMESİ: Askeri Yargıtay Başsavcılığının 30.11.1998 gün ve 1998/3534 sayılı tebliğnamesi ile; ilk tebliğnamedeki sebepler tekrar edilerek daire kararının kaldırılmasına karar verilmesi doğrultusunda görüş bildirilmiştir.
DAİRELER KURULU KARARI
Rapor okunmasından, sözcü üyenin açıklamalarının dinlenilmesinden ve konunun tartışılmasından sonra hasıl olan vicdani kanaate göre;
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: Yargılama aşamaları yukarıda sıralanarak belirtilen davada 11.11.1997 tarihinde Söğüt J. Ulş. Er Eğt.Tb.l nci ve 2 nci Bölükler nöbetçi subayı görevlisi olarak görevli olan Uzm. Çvş. H.S.'nin nöbetçi amiri J. Yzb. S.B.' in emri ile 3 ncü ve 4 ncü Bölükler nöbetçi subay görevlisi Uzm. Çvş. S.Y. ile eratı gece dersi için 3 ncü Bölük Dershanesine toplamaya başladıkları, sanık Çvş. B.K.'nın dershaneye girmediğini gören Uzm. Çvş. H.S.'nin sanığa seslenerek verdiği derse girmesi emrine karşı sanığın sözle imtina edip itaatsizlikte ısrar ettiği kabul edilerek As. CK. nun 87/1 maddesi uyarınca 7 gün hapis cezası ile cezalandırılmasına karar verildiği anlaşılmıştır.
Daire ile Başsavcılık arasındaki anlaşmazlık; sanığa isnat edilen emre itaatsizlikte ısrar suçunun sübutuna ilişkin ise de; bir kısım üyelerin, sanığın sorgu ve savunmasını ve tanıkların ifadelerini ihtiva eden Dizi 52'de bulunan istinabe duruşma tutanağından duruşmanın vicahiliği ilkesine uyulmadığım, bu hususun esası etkileyen bir usule aykırılık olduğunu, bu bakımdan itiraza bağlı olmadan, itiraza atfen hükmün öncelikle usul yönünden incelenmesi gerektiğini belirtmeleri üzerine, yapılan oylama sonucunda evvelemirde hükmün usulden incelenmesine karar verilmesi sonucu,
Yapılan incelemede;
Sanığın iddianameye karşı sorgu ve savunmasının ve tanıkların olaya dair görgü ve bilgilerinin tespiti için Söğüt Asliye Ceza Mahkemesine yazılan talimat üzerine, bu mahkemece düzenlenen istinabe duruşma tutanağından, 353 Sayılı Kanunun 146 ncı maddesine aykırı olarak tanıklar duruşma salonundan çıkarılmadan sanığın ve tanıkların kimliklerinin bir arada tespit edildiği ve sanığın sorgusunun yapıldığı,
Ayrıca, tanıkların olayı hatırlayamadıklarını ifade etmeleri veya son tanıklığı ile önceki ifadesi arasında aykırılık olması gibi hallerin bulunup bulunmadığı da duruşma tutanağında belirtilmeden, 353 Sayılı Kanunun 83, 155 vd CMUK. nun 236 ncı maddelerine aykırı olacak şekilde ve savunma hakkı kısıtlanarak aynen,
a- Sanığın sorgusu yapılırken, "ben önceki savunmalarımı aynen tekrar ederim ilave edecek bir husus yoktur dedi.
Sanığa 14.11.1997 tarihli ifadesi okundu, soruldu; doğrudur bana aittir. Aynısını tekrar ederim dedi."
b- Tanıkların ifadeleri tespit edilirken de, "ben daha önce ifade vermiştir, aynen tekrar ederim, ifademe ekleyecek bir husus yoktur dedi.
Tanığa 14.11.1997 tarihli ifadesi okundu, soruldu; doğrudur bana aittir aynen tekrar ederim dedi. "Şeklindeki beyanların tutanağa geçirildiği anlaşılmıştır. Bu tarzdaki sanık sorgusunun ve tanıkların ifadelerinin tespitinin ceza yargılaması hukukunun da duruşmamın temel prensibi olan yüze karşılık (vicahilik) ve sözlülük prensiplerine aykırı olduğu sonucuna varılmıştır. Zira duruşmanın sözlü ve yüze karşı yapılması gerektiği prensiplerine göre, duruşma sözlü de olacağından, hazır olan sanık ve tanıklara söz hakkı ve imkanı tanınarak iddia karşısında savunmanın karşı tezinin ileri sürülmesinin sağlanarak bir senteze varılması gerektiğinden özellikle tanıklar hakkında özel talimat yazılıp olaya dair görgü ve bilgilerinin etraflı ve usulüne uygun olarak tespit ettirilmesi icap ettiğinden savunma hakkı kısıtlanarak verilen hükmün öncelikle usul yönünden bozulması cihetine gidilmiştir.
As. Yargıtay Daireler Kurulunun 7.3.1996 gün ve 1996/37-34; Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 24.10.1995 gün ve 1995/7-165 esas, 1995/302 karar sayılı kararları da göz önünde bulundurularak usulden bozulan hükmün esastan incelenmesine yer olmadığına karar verilmiştir.
SONUÇ VE KARAR: Açıklanan nedenlerden dolayı 353 Sayılı Kanunun 224 ncü maddesi gereğince,
1- Öncelikle usul yönünden bozulan hükmün esastan incelenmesi mümkün olmadığından, Başsavcılığın esasa ilişkin itirazının REDDİNE oybirliği ile,
2- Savunma hakkının kısıtlanması şeklinde tespit edilen usule aykırılık esası da etkileyecek mahiyette olduğundan, 353 Sayılı Kanunun 297/H maddesi uyarınca itiraza atfen hükmün usul yönünden BOZULMASINA, Üyeler Hak. Alb.M. SÖNMEZ, Hak.Alb.D.DÎNÇER, Hak. Alb.M. BOSTANCI ve Hak.Alb.V.ÖZENİRLER' in muhalefetleri ve OYÇOKLUĞU ile 24.12.1998 tarihinde karar verildi.
MUHALEFET ŞERHİ:
Bilindiği üzere sanığın görülen herhangi bir davanın gerek hazırlık soruşturması safhasında gerekse son soruşturma safhasında iddialar karşısında susmak hakkı olduğu gibi doğruyu söylemek mecburiyetide yoktur. Bu itibarla görülen davada olduğu şeklinde sanık sorgusunda "ben önceki savunmalarımı aynen tekrar ederim, ilave edecek bir husus yoktur." diye beyanda bulunabilir ve alman ifadesinin de doğru olduğunu söyleyebilir. Bunda savunmanın kısıtlanması söz konusu değildir. Yine istinabe duruşma tutanağı muhteviyatına göre sanığın sorgusunun tanıklarında bulunduğu sırada yapıldığını söylemek mümkün değildir. Bu itibarla sanığın sorgusunun tespitinde usule ay kın davranıldığı ve savunma hakkının kısıtlandığını kabul etmek yerinde değildir. Diğer taraftan yargılamanın sözlülüğü gereği tanıkların ifadelerin tespit edilirken olabildiğince olayla ilgili görgüye ve duyguya dayalı bildiklerini anlatmaları istenmelidir. Görülen davada olduğu gibi tanıkların ifade tespiti sırasında "ben daha önce ifade vermiştim, aynen tekrar ederim, ifademe ekleyecek bir husus yoktur." demesinden sonra önceki ifadesinin okunup tanıkların bu ifadesine ne diyeceğinin sorulması 353 Sayılı Usul Kanunu Kuralları açısından doğru olmamakla beraber bu usul kurallarına aykırılık 353 Sayılı Kanunun 222 nci maddesinde olduğu şekilde hükmün esasına dokunacak derecede kanuna aykırı haller olmamaktadır.
Bütün bu nedenlerle mahkumiyet hükmünün usul yönünden bozulmasına dair çoğunluk görüşüne katılmayıp muhalif kaldık. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy