(7201 S. K. m. 32) (1632 S. K. m. 63)
KONU: Bakaya suçundan sanık Yd.Sb.adayı Ö.E. hakkında (önce bozmaya uyulup akabinde direnilerek) tesis edilen kararın, Dairece temyiz süresi ve niteliği yönünden incelemesinin Daireler Kurulunda yapılması istemiyle, gönderilen dosyanın; Daireler Kurulunca Daire kararı kaldırılıp, temyiz isteminin süreden red kararına vaki itiraz konusunda karar verilmek üzere Dairesine gönderilmesinden sonra, Dairece tebliğ işlemlerinin usulünce yapılması gerektiğinden bahisle, Askeri Mahkemenin süreden redde ilişkin kararının bozulmasına dair kararına, Askeri Yargıtay Başsavcılığının yaptığı itirazın incelenmesidir.
OLAY VE İDDİA: Çanakkale Boğaz Komutanlığı Askeri Savcılığının 16.11.1995 tarih ve 1995/673-270 sayılı iddianamesiyle; sanığın 1.10.1992 ile 28.4.1994 tarihleri arasında bakaya suçunu işlediği iddiasıyla, As. C.K.nun 63/1-A maddesi uyarınca cezalandırılması istemiyle hakkında kamu davası açılmıştır.
HÜKÜM-I: Çanakkale Boğaz Komutanlığı Askeri Mahkemesi 14.3.1996 tarih ve 1996/80-32 sayılı kararıyla; sanığa As. C.K.nun 63/1-A ve 647 S.K.nun 4 üncü maddesince, 1.800.000 lira ağır para cezası tayin etmiştir.
TEMYİZ I: Karar sanık tarafından temyiz edilmiştir.
TEBLİĞNAME I: As.Yargıtay Başsavcılığı 1.7..1996 tarih ve 1996/2168 sayılı tebliğnamesiyle; noksan soruşturmadan bozma düşüncesini bildirmiştir.
DAİRE KARARI-I: Askeri Yargıtay 2 nci Dairesi 10.7.1996 tarih ve 1996/497-497 Sayılı ilamıyla; mahkumiyet kararını esastan bozmuştur.
HÜKÜM -II (DİRENME): Çanakkale Boğaz Komutanlığı Askeri Mahkemesi önce bozmaya uymuş, daha sonra direndiğini belirterek 10.10.1996 tarih ve 1996/363-255 sayılı kararıyla; aynı cezayı tertip etmiştir.
TEMYİZ-H: Karar, sanık müdafii tarafından temyiz edilmiştir.
TEMYİZ İSTEMİNİN REDDİ KARARI: Çanakkale Boğaz Komutanlığı Askeri Mahkemesi 6.1.1997 tarih ve 1996/672 esas 1997/1 sayılı kararıyla; temyiz isteminin süreden reddine karar vermiştir.
İTİRAZ: Sanık müdafii bu ret kararına süresinde itiraz ederek mahkumiyet kararının bozulmasını istemiştir.
TEBLİĞNAME-II: As. Yargıtay Başsavcılığının 24.11.1997 tarih ve 1997/ 1019 sayılı tebliğnamesiyle; mahkemenin temyiz isteminin süreden reddine ilişkin kararının kaldırılarak ve mahkeme kararının eylemli uyma olduğunu belirterek, mahkumiyet kararının esastan bozulması düşüncesiyle dosyayı Daireye göndermiştir.
DAİRE KARARI-H: As. Yargıtay 2.Dairesinin 16.4.1997 tarih ve 1997/241-269 sayılı ilamıyla; temyiz süresi ile ilgili inceleme dahil kararın eylemli uyma mı? Yoksa direnme mi? olduğuna dahi Askeri Yargıtay Daireler Kurulunca karar verilmesi gerektiğinden bahisle, dosyayı Daireler Kuruluna göndermiştir.
DAİRELER KURULU KARARI: Askeri Yargıtay Daireler Kurulu 5.6.1997 tarih ve 1997/92-83 sayılı ilamıyla; temyiz isteminin reddi kararına itirazı incelemenin Daireye ait bir görev olduğunu belirterek, Dairenin ara kararı niteliğindeki ilamını kaldırıp, temyiz istemin süreden reddi kararına itiraz konusunda karar vermek üzere dosyanın Dairesine gönderilmesine karar vermiştir.
DAİRE KARARI-III: Askeri Yargıtay 2 nci Dairesi 15.10.1997 tarih ve 1997/ 639-632 sayılı ilamıyla;
"...Temyiz isteğinin süreden reddine ilişkin kararla ilgili yapılan incelemede;
Yargılama sonunda verilen hükümlerin 353 Sayılı Kanunun 174 ncü maddesinde belirtildiği gibi, sanık huzurda ise, kanun yolları ve usulleri de belirtilmek sureti ile anlatılması eğer hüküm yokluğunda verilmiş ise usulen tebliğ edilmesi, şayet sanık kendisini bir vekil ile temsil ettiriyor ve hüküm vekilin de yokluğunda verilmiş ise, 7201 Sayılı Tebligat Kanununun 11 nci maddesine göre hükmün vekile de tebliğ edilmesi gerekmektedir.
Dosya içeriğinden hükmün vekile tebliğ edilmediği anlaşılmaktadır.
Ayrıntıları Dairemizin 18.9.1996 gün ve 1996/558-558 ve 26.2.1997 gün ve 1997/134-130 sayılı kararlarında da açıklandığı gibi;7201 sayılı tebligat yasasının 1 nci maddesine göre tebligatın PTT aracılığı ile yapılması, tebliğ edilecek evrakın 8 nci maddedeki koşullara uygun biçimde ve 10 ncu maddedeki açıklığa göre de; bilinen en son adreste yapılması gerekir. Somut olayda tebligat yasasının 2 nci maddesindeki zabıta ile tebligat yapılması koşullarının bulunmadığı, yasanın 32 nci maddesindeki tebliğden haberli olduğuna ilişkin dosyada bir belge bulunmadığından sanığa yapılmış geçerli bir tebligat bulunmadığı sonucuna varılmıştır. (Sanık vekilinin temyiz aşamasında sunduğu belge ve bilgilere göre, sanığa zabıta aracılığı ile tebligat yapıldığı da kuşkuludur).
Direnme kararına karşı temyiz yoluna başvurmak, sanık ve vekili yönünden savunma hakkının kullanılması demektir. Öncelikle bu hakkın kullanılması yolundaki usule aykırı engellerin kaldırılması, başka bir anlatımla tebligat işlemlerinin yasalara uygun biçimde yapılması zorunludur. Biran için incelenen karar süre dışı temyiz isteminin reddi olduğundan, incelemenin bu konu ile sınırlı tutulması temyiz isteminin süresinde olup olmadığına göre ret veya kabul kararı verilmesi gerektiği düşünülebilirse de; Yerel Mahkemece verilen süreden ret kararının gerekçesinde esas kararın hangi tarihte tebliğ edildiği, tebligatın geçerli olup olmadığı irdelenerek bir sonuca varıldığından, bu değerlendirmenin temyiz incelemesinde denetlenmesi gerekir.
Bu konu, temyiz hakkının (savunma hakkı) kullanılması ile bağlantılı olduğuna göre, incelemenin yerel mahkemenin süreden ret kararının yerinde olup olmadığı ile sınırlı tutulması savunma hakkının kullanılamaması sonucunu doğuracağından Dairece yapılacak incelemenin esas kararın tebliğ işlemlerini de kapsaması gerektiği sonucuna varıldığından açıklanan yönleri ile yasaya aykırı olan kararın bozulması gerekir... gerekçesiyle, 353 S.K.nun 214/2 nci maddesince, Askeri Mahkemenin temyiz isteminin süreden redde ilişkin 6.1.1997 tarih ve 1996/672 esas 1997/1 karar sayılı kararının bozulmasına karar vermiştir.
İTİRAZ TEBLİĞNAMESİ: Askeri Yargıtay Başsavcılığı 7.11.1997 tarih ve 1997/1019 sayılı tebliğnamesiyle;
"...Tebliğ namemize kısmen aykırı olan bu karara karşı aşağıda belirtilen nedenlerle itiraz zarureti doğmuştur.
Direnme hükmünün sanık vekiline tebliğ edilmemiş olması, sanığa yapılan tebligatın 7201 Sayılı Tebligat Kanunu Hükümlerine aykırı biçimde yapılmış olup, bu tebligatta kuşku bulunması nedeniyle Askeri Mahkemenin vermiş olduğu temyiz isteminin süre yönünden reddi kararı hukuka aykırı olup, kararın kaldırılması hususu uygun bulunmuştur.
Ancak dosyanın tebligat işlemlerinin usulü dairesince yapılması düşüncesi ile Askeri Mahkemeye gönderilmesinin yerinde ve pratik bir çözüm olmadığı kanaatine ulaşılmıştır.
Sanık vekilinin Dz. 102.sırada verdiği ve hükmü temyiz niteliği taşıyıp, mahkemece süre dışı görülen 20.12.1996 tarihli temyiz dilekçesi ile, Dz.114' deki dilekçe içeriğinden, direnme kararını ve içeriğini sanık ve vekilinin bildikleri anlaşılmaktadır.
Dz.102 sıradaki dilekçe ile hükmün temyizen incelenerek bozulması da istendiğine göre, bu belgede belirtilen, hükmün tebellüğ edildiği günü yani 13.12.1996 tarihini aynı zamanda tebliğ tarihi kabul edilip, temyiz isteğinin süresinde olduğunun kabul edilmesi, dolayısıyla esasın incelenmesine karar verilip, direnme hükmünün incelemeye yetkili olan Daireler Kuruluna gönderilmesine karar verilmesi gerektiği kanaatine ulaşılmıştır.
Dosyada sanık vekiline tebligat yapıldığı açıklıkla belirlenmemekte, ancak sanık vekilinin temyiz dilekçesinde, hükmü ıttıla gasbettiği tarihi yazmış olması karşısında 7201 Sayılı Tebligat Kanununun 32 nci maddesinde belirtildiği üzere, tebliğ usulüne aykırı yapılmış olsa bile muhatabı tebliğe muttali olmuş ise tebliğin muteber sayılacağı, muhatabın beyan ettiği tarihin tebliğ tarihi addolunacağı açıklıkla belirlenmiş olmaktadır.
Bu açıklık karşısında, tebligatın geçerli olduğunun kabulü gerekmekte olup, öte yandan Daire kararında somut olayda Tebligat Yasasının 2 nci maddesindeki zabıta ile tebligat yapılması koşullarının bulunmadığına ilişkin görüşe de katılınmamıştır.
Bu konudaki As. Yargıtay Daireler Kurulunun 7.11.1996 gün ve 1996/156-153 sayılı kararı açıklık getirmektedir..." gerekçesiyle, itirazda bulunarak, Dairenin 15.10.1997 tarih ve 1997/639-632 sayılı kararı ile Askeri Mahkemenin 6.1.1997 tarih ve 1996/672-1997/1 sayılı kararının kaldırılması, Askeri Mahkemenin sanık hakkındaki kararının sebat niteliğinde görülmesi halinde temyiz incelemesi için dosyanın ilgili Daireye gönderilmesi, direnme niteliğinde görülmesi halinde sübut yönünden bozulmasına karar verilmesi görüşüyle, dosya Daireler Kuruluna gönderilmiştir.
DAİRELER KURULU KARARI
Rapor okunup, sözcü üye dinlenip, itirazın süresinde olduğu anlaşıldıktan ve dosya incelendikten sonra;
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: Yukarıya aktarılan, Daire kararıyla Başsavcılığın itiraz tebliğnamesinde ki ifadelere göre; Daireler Kurulunun halletmesi icabeden Daire ile Başsavcılık arasındaki uyuşmazlık, sanığa ve müdafiine geçerli bir tebligat olup olmamasına bağlı olarak, tebliğ işlemlerinin usulünce yerine getirilmesi için dosyanın Askeri Mahkemeye gönderilmesinin yerinde olup olmadığı noktasındadır. Zira; Daire bunu isterken, Başsavcılık bunun yerinde ve pratik bir çözüm olmadığını vurgulamaktadır.
Her ne kadar direnme olduğu ifade olunan, sanık ve müdafii Avukat Selim YILMAZ' ın yokluklarında tefhim olunan Askeri Mahkemenin 10.10.1996 tarih ve 1996/363-255 sayılı mahkumiyet hükmü, müdafie hiç tebliğ edilmemiş, sanığa da emniyet müdürlüğü kanalıyla polisçe tebliğ edilmiş ise de;
7201 sayılı Tebligat Kanununun 32 nci maddesindeki "Tebliğ usulüne aykırı yapılmış olsa bile, muhatabı tebliğe muttali olmuş ise muteber sayılır. Muhatabın beyan ettiği tarih, tebliğ tarihi addolunur." şeklindeki hüküm karşısında, dosya 102 ve 97 nci sıradaki evraklara göre, sanık ve avukat karara muttali olmuşlardır. Temyiz süresi hak düşürücü süredir. Bu açıdan bakıldığında, ilgili veya ilgililer haklarını kaybediyorlarsa tebligatın kanun hükümlerine uygun olarak yapılıp yapılmadığına bakılmalıdır. Ancak olayda olduğu gibi temyiz hakkının kaybı söz konusu değilse (temyiz incelemesi yapılacak ise) beyan ettikleri ıttıla tarihi esas alınarak temyiz incelemesi yapılmalıdır. Dairecede, Askeri Mahkemenin temyizi isteminin süre yönünden reddine ilişkin kararının 353 S.K.nun 214/2 nci maddesince kaldırılmasına (bozulmasına) karar verildiği ve bu noktaya ilişkin itiraz bulunmadığı gözetilerek, tebligat işlemlerinin usulünce yapılması için dosyanın Askeri Mahkemeye gönderilmesinin yerinde olmadığına yönelik itiraz kabul edilip, tebligatın geçerli ve süresinde temyiz isteminin mevcut olduğuna karar verilip, Daire kararının, (tebligat için dosyanın Askeri Mahkemeye gönderilmesine dair bölümünün) kaldırılmasına, Üyeler Hak. Alb.M.SÖNMEZ, ve Hak.Alb.Y.ÖĞÜT' ün karşı oylarıyla karar verilmiştir.
Böylece temyiz yolunun açıldığının belirlenmesinden sonra, direnme olduğu ifade olunan kararın gerçekten direnme mi, yoksa sebat mı olduğu dolayısıyla temyiz incelemesinin Daireler Kurulunda mı, yoksa Dairesinde mi yapılması gerektiği açısından yapılan değerlendirme de;
Dairenin, Askeri Mahkemenin ilk mahkumiyet hükmünü sübuttan bozmasından sonra mahkeme sanık ve müdafiinin diyeceğini tesbit etmiş, Askeri Savcının istemine de uygun olarak bozmaya uyma karan almış, müteakiben yazılı belgeleri okumuş, soruşturmanın genişletilmesi istemi olmadığını belirlemiş, buna mahkemece de gerek görülmemiş, Askeri Savcıya esas mütalaaya vermiş, bu defa görüş değiştiren Askeri Savcı direnme istemiş, Askeri Mahkemece de direnilerek, önceki ceza tayin edilmiştir(Dosya 89). Oysa Dairenin esastan yani ilamda açıkça ifade edildiği üzere suçun oluşmadığından, sanığın beraatına karar verilmesi gerektiğine dair bozmaya uyma kararı; dönülmesi mümkün bir ara kararı değil, davanın esasını halleden (beraatı gerektiren) kararlardandır. O halde, bu karar hukuki anlamda direnme değil sebat olup Dairesince incelenmelidir. Varılan bu sonuca Üye Hak. Alb. M.SÖNMEZ katılmamıştır.
SONUÇ VE KARAR: Açıklanan nedenlerle;
Askeri Yargıtay Başsavcılığının 7.11.1997 tarih ve 1997/1019 sayılı tebliğnamesiyle yaptığı itirazın KABULÜNE,
1- Yapılan tebligatın geçerli ve süresinde temyiz isteminin var olduğuna, Daire kararının tebligat işleminin usulünce yer ine getirilmesi için dosyanın Askeri Mahkemeye gönderilmesine ilişkin bölümünün KALDIRILMASINA, Üyeler Hak. Alb. M.SÖNMEZ ve Hak.Alb.YÖĞÜT' ün karşı oylarıyla OYÇOKLUĞUYLA,
2- Askeri Mahkemenin 10.10.1996 tarih ve 1996/363-255 sayılı mahkumiyet kararının sebat niteliğinde olup Dairesince incelenmesi gerektiğine, Üye Hak.Alb.M.SÖNMEZ' in karşı oyu ile OYÇOKLUĞUYLA,
353 S.K.nun 224 ncü maddesince, 8.1.1998 tarihinde karar verildi.
KARŞI OY YAZISI
Başsavcılığın itirazına konu olan Daire kararında ayrıntılı olarak açıklandığı üzere, sanığa zabıta aracılığıyla bir tebligat yapıldığı kuşkulu olduğu gibi, yokluğunda verilen hükmün usulen sanık müdafiine de tebliği gerektiğinden, Dairenin; temyiz isteminin süreden reddine ilişkin yerel mahkeme kararının Bozulmasına dair kararma Başsavcılıkça yapılan itirazın reddi yerine, kabulünde isabet göremediğimizden çoğunluk kararına katılmıyoruz. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy