(1632 S. K. m. 85)
KONU: Üste hakaret suçundan sanık Uzm.J.Çvş.M.A. hakkında Askeri Mahkemece verilen mahkumiyet hükmünü kasıt yönünden suçun oluşmaması noktasından bozan As.Yargıtay 5 nci Dairesinin bu kararına As. Yargıtay Başsavcılığı tarafından yapılan itirazın incelenmesidir.
OLAY VE İDDİA: 7 nci Kor. Komutanlığı Askeri Savcılığının 25.2.1997 gün ve 1997/337-150 sayılı iddianamesiyle;
20.12.1996 günü saat 19.30 sıralarında Kızıltepe İlçe Jandarma K.lığı hizmet binası önünde yanlarında J.Astsb.Bçvş.A.K. ve J.Astsb.Üçvş.E.S.'da olduğu halde bir yıl önce birlik subay astsubay ve uzman çavuşlarının para toplayarak aldıkları yemek tabaklarının sanık MA. tarafından alınıp evine götürüldüğünü, bunu ispat etmeye hazır olduğunu söyleyen olayın diğer sanığı J.Astsb. Üçvş.M.G. ile sanık J.Uzm.Çvş.M.A. arasında tartışma çıktığı, sanık M in tabakları almadığım belirttikten sonra kendisine söylenen sözleri yalanlamak için "tabaklan çalanında, çaldı diyeninde anasını avradını S.K.ederim" dediği ardından Astsb.M.G.'ün üzerine yürüyerek yumrukla suratına vurduğu, M nın da kendisine yumrukla karşılık verdiği şeklinde tezahür eden olayda sanık Uzm.J.Çvş.M.A.'ın "tabakları çalanında çaldı diyeninde anasını avradını S.K.ederim" şeklindeki sözlerle üste hakaret suçunu işlediği ileri sürülerek As.C.K.nun 85/1 ve TCK.nun 51 nci maddeleri uyarınca cezalandırılması istemiyle kamu davası açılmıştır.
HÜKÜM: 7 nci Kor K.lığı As. Mahkemesinin 18.9.1997 gün ve 1997/682-650 sayılı hükmüyle;
"...Sanık M.' ın tabaklan evine götürdüğüne dair sanık M. tarafından kendisine yöneltilen suçlamaya sinirlenerek, üstü olan J.Astsb. Üstçvş.M.G.'e "tabakları alanın da aldı diyenin de anasını S.K.edeyim" diyerek küfür ettiği, bu küfrün olay yerinde bulunan tanıklar tarafından ve diğer sanık J. Astsb.Üstçavuş M.G. tarafından da duyulduğunun sabit olduğu, sanığın da bu olayla ilgili suçunu açıkça ikrar ettiği maddi vakıalar olmakla, sanıklardan Uzman Çvş.M.A.'ın üstü olan J.Astsb.Üstçvş.M.G.'e karşı ika ettiği üste hakaret suçundan dolayı bu sanığın eylemine uyan As.C.K.nun 85/1 nci maddesi uyarınca cezalandırılması cihetine gidilerek hüküm tesis edilmiştir..." denilerek As.C.K.nun 85/1, TCK.nun 51/3 ve 59/2 nci maddeleri uyarınca neticeten bir gün hapis cezası ile cezalandırmaya mütedair karar verilmiştir.
TEMYİZ: Mahkumiyet hükmü süresi içerisinde sanık tarafından suç kastı ile hareket etmediği ileri sürülerek temyiz edilmiştir.
TEBLİĞNAME: Askeri Yargıtay Başsavcılığının 28.11.1997 gün ve 1997/3549 sayılı tebliğnamesiyle;
Sanığın üzerine atılı suçu işlediğinin anlaşıldığı ve mahkemece tesis olunan mahkumiyet hükmünde kanuna aykırı bir yön bulunmadığı belirtilerek Yerel Mahkeme hükmünün onanması gerektiğine dair görüş bildirilmiştir.
DAİRE KARARI: As. Yargıtay 5 nci Dairesinin 10.12.1997 gün ve 1997/783-775 sayılı kararıyla;
"...Sanık, kıtası komutanlığınca alınan ilk ifadesinde aynen, "...J.Astsb. M.G. hep beraber bekliyorlardı yanlarına gittim. J.Astsb. M.G. bana bu olayı kendi eşinin vasıtası ile lojmanlarda oturan bir polisin eşinden öğrendiğini bu olayı kapatmak için neden o polise baskı yaptığımı sordu ben de bu bahsettiği şahısları tanımadığımı ve böyle bir şey olmadığını söyledim bunun üzerine hep beraber polisin evine gitmemizi söyledi ben de bunun doğru olmayacağını söyledim ve İKNA ETMEK İÇİN BU TABAKLARI ALANIN DA ALDI DİYENİN DE ANA AVRAT KÜFRETTİM..."(6) şeklinde beyanda bulunmakta, Askeri Savcı tarafından saptanan sorgusunda, " Ben itham altında kalıyordum. Yapmadığım bir işle suçlanıyordum. BUNU YALANLAMAK için (Tabakları çalanında çaldı diyeninde anasını avradını sinkaf edeyim) dedim" (44) demekte ve istinabe talimatıyla alınan sorgu ve savunmasında da, "...Daha sonra A. Başçavuşu çağırdılar 5 dakika sonra da beni çağırdılar. Dışarı çıktığımızda Mustafa Astsubay bana ispatlamamız için Polisin evine gidip hanımı ile bizi yüzleşmemizi istedi.
Bende bunun doğru olmayacağını iddiasına göre Polis ve Hanımı ile bizi yüzleştirip olayı ortaya çıkaracaktı. Fakat Polisin evine gitmemizi istedi. Bende senin evine 3 tane polis gelip hanımına böyle bir şey sorduklarında senin hoşuna gider mi dedim. Fakat hala ısrar ediyordu. Bende İKNA ETMEK İÇİN TABAKLARI ALANIN DA ALDI DİYENİN DE SİNKAF EDERİM dedim..." (59) şeklinde olayı anlatmaktadır.
Görüldüğü üzere, maddi olgu olarak hakaret hamiz sözler olduğunda kuşku bulunmayan bu sözleri, sanığın Astsubay M.G.'ü ikna etmek ve tabakları çalmadığını ortaya koymak ve kanıtlamak amacıyla söylediği anlaşılmaktadır. Sanığın, bu sözleri belirtilen amaçla sarfettiği olayın en yakın tanığı ve olay yerinde bulunanların en kıdemlisi olan J.Astsb.Bçvş.A.K.'ın Askeri Savcı tarafından alınan "...M.A. Uzman (Alanında aldı diyeninde) şeklinde başlayan bir küfürlü konuşması oldu. AMACI KENDİSİNE YAPILAN İTHAMDAN KURTULMAK BUNU YALANLAMAKTI..." (44) şeklindeki ifadesiyle doğrulanmaktadır.
Diğer taraftan, sanık ve mağdur durumunda olan Astsb.M.G. de, As. Savcılıkta verdiği ifadesinde "... M. Uzman Çavuşa A. Başçavuş (Bak M. Astsubay tabakların senin tarafından alındığını duyduğunu söylüyor doğrumu) dedi. O DA BUNA KARŞILIK ALMADIĞINI BELİRTMEK İÇİN KÜFÜRLÜ BİR BİÇİMDE KONUŞARAK ALMADIM dedi..." (43) şeklinde anlatımda bulunmak suretiyle, olayın oluşumuna sanık yönünden açıklık getirmekte ve sanığın bu eylemi suçlamayı kabul etmemek amacıyla sarf ettiğini belirtir nitelikte düşünce sarf etmektedir. Kaldı ki, buradaki sözlerin matufiyeti de her türlü şüpheden uzak kesin bir biçimde anlaşılamamaktadır. Bu konuda Erem, "İsnat üstü kapalı geçiştir ilmiş olsa bile eğer müddeinin şahsına matufiyetinde tereddüt edilmeyecek derecede karineler varsa isim zikredilmiş sayılır." demektedir. (Bkz.Faruk EREM,Türk Ceza Kanunu Şerhi, Özel Hükümler, Cilt:III, Ankara, 1993, s.2250) Burada, sanık isim zikretmemiş, olaydan söz etmiş ve matufiyeti kesin açıklamamıştır. Bu nedenle, sanığın bu sözleri esas olayı Astsubay M.G.'e aktaran polis ve eşine de yönelik olarak da sarfettiği akla gelmekte ve bu durum en azından şüpheli kalmaktadır.
Ayrıca, yukarıda açıklanan anlatımlar karşısında, sanığın sarfettiği sözlerin suç kastı dışında, karşılık vermek amacıyla söylenip söylenmediğinin de değerlendirilmesi gerekmektedir. Zira, hakaret kastını ortadan kaldıran kimi nedenlerin yanında, diğer bir neden de, sözlerin KARŞILIKTA BULUNMAK MAKSADI ÎLE söylenmiş olmasıdır...
...Tüm bu nedenlerle, yüklenen üste hakaret suçunda, sanığın suç işleme kastının olmadığı sonuç ve kanısına varıldığından, hakkında beraat kararı verilmesi gerekirken, mahkumiyet hükmü tesis edilmesi kanuna aykırılık olarak kabul edilmiştir..." denilmek suretiyle oyçokluğu ile hükmün esastan bozulmasına karar verilmiştir.
İTİRAZ TEBLİĞNAMESİ: Askeri Yargıtay Başsavcılığının 30.12.1997 gün ve 1997/3549 sayılı tebliğnamesi ile;
"...Muhalefet görüşünde de belirtildiği gibi, sanığın hakaret teşkil eden bu sözleri üstü olan ve kendisine iftira ettiğine inandığı Astsb.Üçvş. M.G.'e yönelik olarak söylediği tanık beyanları ile anlaşılmakta olup, esasen belirtilen sözlerden sonra sanığın Astsb.M.G.'e fiilen taarruz etmiş bulunduğu dikkate alındığında, söz konusu sözlerin Astsb.M.G.'e yönelik olduğu kendiliğinden ortaya çıkmış bulunmaktadır.
Nitekim, sanıkta tüm ifadelerinde M.G ün hırsızlığı kendisinin yaptığı hususunda iftira atıp dedikodular yaydığını açıkça beyan etmektedir.
Dolayısıyla sanık tarafından söylenen sözlerin Astsb. M.G.'ü kast ettiği hususunda hiçbir tereddüt bulunmayıp, bu konuda şüphe olduğuna ilişkin Daire çoğunluk görüşüne katılma olanağı görülmemiştir.
Söz konusu sözlerin, kendisinin hırsızlıkla suçlanması ve dolayısıyla hakaret edilmesi üzerine karşılık verilmesi amacı ile söylendiği ve sanığın hakaret kastı bulunmadığına ilişkin daire gerekçesine de katılma imkanı yoktur.
Çünkü bu durum sadece saik hiçbir zaman kastı ortadan kaldırmamaktadır.
Askeri Yargıtay Genel Kurulunun 18.3.1960 gün ve 1181-18 sayılı kararında da belirtildiği gibi, üste hakaret suçunun teşekkülü için TCK. nun daki hakaret suçunun tekevvününe medar anasırın aranmasına lüzum ve zaruret yoktur.
Hakaret veya küfür niteliğindeki sözlere "aynen iade ediyorum" diyerek cevap vermek dahi üste hakaret suçunu oluşturur.
Birlikteki tabakların sanık tarafından evine götürüldüğü iddiasını ortaya atan kişinin M.G. olduğu dikkate alındığında, sanığın sarf ettiği sözleri ile M.G.'ü kastettiği kuşkusuz olup, bizatihi hakaret teşkil eden bu sözlerin velev ki kendisini savunmak veya yapılan bir hakaret karşılığı vermek amacı ile söylenmiş olması durumu değiştirmeyeceği cihetle, Dairenin aksi yöndeki gerekçe ile vermiş bulunduğu bozma kararının kaldırılması gerekmektedir..." denilerek Daire kararına itiraz edilmiştir.
DAİRELER KURULU KARARI
Rapor okunup, sözcü üyenin açıklamaları dinlendikten sonra hasıl olan vicdani kanaate göre;
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: İncelenen dosyaya göre; sanık Uzm.J.l.Kad.Çvş.M.A.'ın üste hakaret suçunda, Daire ile As.Yargıtay Başsavcılığı arasındaki görüş ayrılığı sanığa isnat edilen suçun oluşup oluşmadığı hususlarına ilişkindir.
Hakaret teşkil eden sözün kime matuf olduğunu tesbit etmek için öncelikle söylenen sözlerin mahiyeti, söylendiği yer, zaman, söyleniş amacı, söz söylerken takınılan tavır, yapılan mimik ve hareketler birlikte değerlendirilerek bir sonuca varılmak gerekir.
Daire kararında; sanığın bu sözleri Astsb.M.G.'ü ikna etmek ve tabakları çalmadığını ortaya koymak, kanıtlamak amacıyla söylediği, sanığın bu amaçla söylediğinin Astsb.Bçvş.A.K.'ın "sanık Murat'ın alanında aldı diyenin de şeklinde başlayan bir küfürlü konuşma oldu. Amacı kendisine yapılan ithamdan kurtulmak bunu yalanlamaktı" şeklindeki beyan ile doğrulandığı, ...sanığın isim zikretmediği, olaydan söz ettiği ve matufiyeti kesin açıklamadığı bu nedenle sanığın bu sözleri esas olayı Astsb.M.G.'e aktaran polis ve eşine yönelik olarak da sarf ettiğinin düşünülebileceği, bu durumun en azından şüpheli kaldığı kabul edilmiş ise de; Sanık Uzm.Çvş.M.A.'ın Dz.24fde mevcut İlçe J.K.nı tarafından alınan ifadesinde "geçen yıl birlik gazinosuna alınan yemek tabaklarının belirli bir süre sonra kaybolduğu bu tabakların benim tarafımdan alınarak evime götürdüğüm Astsb. M.G. tarafından iddia edildi. Bende Astsb.M.G.'e bu olayı ispatlamasını söyledim." şeklindeki beyanı, Dz.44 de mevcut Askeri Savcı tarafından alınan ifadesinde "20.12.1996 günü saat 17.30 sıralarında dinlenme salonunda otururken bir asker yanıma geldi. M. Astsubayın beni çağırdığını söyledi. M. Astsubayın yanına gittim, Bçvş.A.K. ile Üçvş.E.S. da yanındaydı. Daha önce salonda bulunan tabakların kaybolması ile ilgili M, Astsubay beni sorumlu tutuyordu. Birkaç defa bazı yerlerde benim aldığımı söylemiş, hanımı sanki gerçekmiş gibi benim aldığımı belirtmiş, M. Astsubay da bunu ispatlayacağını söylemiş...ben itham altında kalıyor umdum. Yapmadığım bir işle suçlanıyordum. Bunu yalanlamak için "Tabakları çalanında çaldı diyenin de anasını avradını S.K. edeyim." dediğini beyan ettiği görülmekle, olayın evveliyatı olduğu, sanığın bu tabakları aldığının Astsb.M.G. tarafından söylendiği sanığın bu sözleri ile açıkça Astsb.M.G.'ü kast ettiği, hakkındaki ithamı yalanlamak böyle bir ithamdan kurtulmak için böyle söz söylediği şeklindeki beyanın savunmaya yönelik olup gerçeğe ve olayın cereyan şekline uymadığı, ayrıca olayın en yakın tanıklarından olan Astsb.Üçvş.E.S. Dz.20'de mevcut İlçe J.K.lığınca alman ifadesinde ve Dz.60 da mevcut mahkemece alman yeminli ifadesinde "Mustafa Astsubay kaybolan tabakların Uzm.Çvş.Murat'ın evinde olduğunu, bunu ispat edebileceğini, olaya tanık" olarak bir polis memurunun eşini gösterebileceğini söyledi. Bunun üzerine Uzm.Çvş.M. tabaklan alanında aldı diyenin de S.k ederim dedi. Uzm.Çvş.M. içeri girdi. Biz Bşçvş.A.K., Üçvş.M.G. ile birlikte kaldık. Olayın kritiğini yaparken Uzm.Çvş.M. dışarı çıktı. Bşçvş.A.'nin kolundan tutarak komutanım bırak şu şerefsizi, onun seviyesine niye iniyorsun diyerek içeri doğru yöneldiler. Bu arada M. Astsubay bana nasıl böyle hitap
edersin diye arkalarından yürüyünce Uzm.Çvş. M.'ın geri dönerek küfür savurup Astsb. Üçvş.M.G.'e 2-3 yumruk vurdu. A. Başçavuşla birlikte hemen ayrıldık" şeklindeki beyanlarından sanık Uzm.Çvş.M.A.'ın "tabakları alanın da aldı diyenin de anasını avradını S.K. edeyim" şeklindeki sözleri Astsb.M.G.'ü kast ederek söylediğinde şüphe bulunmamaktadır.
Öte yandan, üste hakaret suçu askeri itaat ve inkıyadı bozan suçlardan olup bütün unsurları, vasıflı halleri yönünden As. C.K.nunda düzenlenmiş olduğu için haksız bir ithamla karşılaşan astın buna karşılık olarak üstüne tahkir ve tezyif edici, onur kırıcı küçültücü bir isnad da bulunması bir yana kendisine söylenen hakaret içeren sözü "aynen size iade ediyorum" diyerek cevap vermesi halinde dahi üste hakaret suçunun oluşabilmesi söz konusudur. Daire kararında TCK. nun 485 nci maddesi 2 nci fıkrasındaki "Eğer iki taraf karşılıklı olarak birbirini tahkir etmiş bulunursa mahkeme icabına göre iki taraf veya hangi tarafın sebebiyet verdiğini nazara alarak yalnız biri hakkında cezayı iskat edebilir." Hükmünün bu olayda da uygulanabileceğini dolaylı olarak benimsemekte ise de; yukarıda açıklandığı üzere üste hakaret suçu askeri disiplinle doğrudan doğruya ilgili olduğundan As.Yargıtay Genel Kurulunun 18.3.1960 gün ve 1181-18 sayılı kararında "askeri itaat ve inkıyadı bozan suçlardan olan üste hakaret suçunun oluşması için TCK. nundaki hakaret suçunun unsurlarının aranmasına lüzum ve zaruret bulunmadığı" belirtildiğinden üste hakaret suçunun kendi çerçevesinde değerlendirilmesi gerekir. Bu nedenlerle Dairenin bozma gerekçelerine iştirak edilmemiş ve itirazın kabulü gerekeceği sonuç ve kanaatine varılmıştır.
SONUÇ VE KARAR:
Sanık Uzm.Çvş.M.A.'ın Üçvş M.G.'e hakaret suçunu işlediği sabit olduğundan buna ilişkin Askerî Yargıtay Başsavcılığının 30.12.1997 gün ve 1997/3549 sayılı itirazının 353 S.K.nun 224 ncü maddesine göre KABULÜ ile Askerî Yargıtay 5 nci Dairesinin 10.12.1997 gün ve 1997/783-775 sayılı bozma ilamının KALDIRILMASINA,
Mahkumiyet hükmünün diğer yönlerden temyizen incelenmek üzere, dava dosyasının As. Yargıtay 5 nci Daire Başkanlığına TEVDİİNE,
19.2.1997 tarihinde Üye Hâk. Alb.Y.ÖĞÜT' ün muhalefeti neticesinde OYÇOKLUĞU ile karar verildi.
Kurul Üyelerinden Raportör Hâk. Alb.A.Bilgin TÖRE kararın yazılması safhasında raporlu olduğundan imzalayamadığına, 353 Sayılı Yasanın 180 nci Maddesi uyarınca işaret olunur.
KARŞI OY YAZISI:
5 nci Dairenin bozma kararında da ayrıntılı bir biçimde açıklandığı üzere; tartışma sırasında sanık tarafından, J.Astsb. M.G.'e söylendiği kabul edilen ve hakaret teşkil eden "tabakları alanın da aldı diyenin de anasını S.K. edeyim" biçiminde sözlerin, oluşa göre, anılan Astsubaya yönelik olduğunda tam bir kuşku bulunduğu gibi, hakaret kastı da taşımadığı aşikar iken, aksi düşünceyle Yerel Mahkemenin mahkumiyet hükmünü onayan çoğunluk kararında isabet göremediğimden karşı oy kullandım. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy