(1632 S. K. m. 85)
KONU: Amire hakaret suçundan sanık J.Er T.Y. hakkındaki mahkumiyet hükmünü sübut yokluğu nedeni ile esastan bozan 5 nci Dairenin 10.12.1997 gün ve 1997/787-778 sayılı kararına Askeri Yargıtay Başsavcılığının 30.12.1997 gün ve 1997/3572 sayılı itiraz tebliğnamesi ile vaki sübutun varlığına ilişkin itirazının incelenmesidir.
OLAY VE İDDİA: Güney Deniz Saha K.lığı As. Savcılığının 7.4.1997 gün ve 1997/735-176 sayıl iddianamesiyle;
15.02.1997 tarihinde 20.00-24.00 saatleri arasındaki köy devriye görevi sırasında bir düğünde alkol alan sanığın alkollü vaziyette birliğine getirildiğinde etrafta bağırıp çağırarak taşkınlıklarda bulunduğu, Devriye Komutanı J.Astsb.K.T. tarafından kendine gelmesi (ayılması)için lavaboya yüzünü yıkamaya gönderilen sanığın ayılmaması ve daha sonra taşkınlıklarını sürdürüp koğuşa giderek tüfek alması üzerine müessif bir olaya sebebiyet verilmemesi için tanıklar Önb.F.A. ve Er M.Ö.'in sanığın elinden tüfeği almaya çalışmaları sırasında çıkan gürültüyü duyan ve olay günü Bölük Nöbetçi Astsb.yı olan Uzm.J.Çvş.E.TV nın tüfeği elinden almak için sanığa müdahalesi üzerine sanığın Uzm.J.Çvş. E.T.'ya "s...tir git", "s...tir lan" şeklinde sözler söyleyerek hakaret ettiği ileri sürülerek Güney Deniz Saha K.lığı Askeri Savcılığının 07.04.1997 gün ve 1997/735-176 sayılı iddianamesi ile sanık hakkında Amire hakaret suçundan As. C.K.nun 85/1.maddesi gereğince cezalandırılması istemi ile kamu davası açılmıştır.
HÜKÜM: Güney Deniz Saha K.lığı Askerî Mahkemesinin 31.07.1997 gün ve 1997/608-490 sayılı hükmü ile sanığın As. C.K.nun 85/1, TCK.nun 59/2.maddeleri uygulanmak sureti ile beş gün hapis cezası ile mahkumiyetine karar verilmiştir.
TEMYİZ : Mahkumiyete ilişkin hüküm sanık tarafından 647 Sayılı Kanunun 4 ve 6., TCK.nun 51/Maddelerinin hakkında uygulanması gerekir iken uygulanmaması, 647 S.K.nun 4 ve 6 ncı maddelerinin uygulanmama gerekçesinin Yargıtay denetimine olanak sağlayacak şekilde gösterilmesi gerekir iken gösterilmemiş olması nedeni ile 15.10.1997 tarihli dilekçe ile temyiz edilmiştir.
TEBLİĞNAME: Askeri Yargıtay Başsavcılığının 01.12.1997 gün ve 1997/3572 sayılı tebliğnamesi ile amire hakaret suçunun mağduru olan J.Uzm.Çvş.E.T.'nın olay anında Nöbetçi Astsubayı olarak görevli olması nedeni ile, müsnet amire hakaret suçunun hizmet esnasında işlendiği belirtilerek As.C.K.nun 85/1 nci maddesinin ikinci cümlesi yerine birinci cümlesinden ceza tayininin isabetsiz olduğu belirtilerek aleyhe temyiz olmadığından cezada kazanılmış hak nazara alınarak hükmün suç vasfının tayinindeki isabetsizlik nedeni ile vasıftan bozulması gerektiği yolunda görüş bildirilmiştir.
DAİRE KARARI: Askeri Yargıtay 5 nci Dairesinin 10,12.1997 gün ve 1997/787-778 sayılı bozma ilamında;
"...Oluşa, sanığın açık ikrarına ve tüm kamu tanıklarının yeminli anlatımlarına göre; sanığın 15.2.1997 Günü gecesi Astsb.Kd.Çvş.K.T. komutasında önleyici kolluk görevi için gittikleri Sasalı Kasabasındaki bir düğünde içki alıp aşırı derecede sarhoş olduğu, görev dönüşü birliğe geldiklerinde, çeşitli taşkınlıklarda bulunduğu, sağa sola, kendisini teskin etmeye çalışan arkadaşlarına içeriği belli olmayan bazı küfürler savurduğu ve sonuçta yatıştırılarak yatağına yatırıldığı konusunda hiç bir tartışma bulunmamaktadır.
İddianamede aynen; "...sanığın 15.2.1997 Günü 20.00-24.00 saatleri arasında ...Sasalı Kasabasında önleyici kolluk görevi icra etmek üzere görevlendirildiği, söz konusu kasabadaki düğünde alkol aldığı ve görev dönüşünde bu alkolün etkisi ile arkadaşlarına saldırdığı, taşkınlık yaptığı 16.2.1997 Tarihindeki Karşıyaka İlçe J.K.lığı Nöb.Astsb.J.Uzm.Çvş.E.T.'ya "siktir git" diyerek hakaret ettiği ve böylece sanığın amire hakaret ve mütecaviz sarhoşluk suçunu işlediği..." denilmekte olup, incelemeye esas olan hükmün konusunu da bu eylem yani Uzm. Çvş. E.TV ya "siktir git" denilmiş olması teşkil etmektedir. Sanığın, kendisini yatıştırmak isteyen ve aralarında bazı rütbeli arkadaşlarının da bulunduğu kimselere sarhoşluğun etkisiyle bir takım içeriği belli olmayan küfürler savurması davanın ve dolayısıyla hükmün konusu değildir ve iddianame de eylem olarak gösterilmemiştir. Bu bakımdan; mağdur Uzm.Çvş.E.T.'nın "...sadece alkolün tesiriyle genel olarak herkese küfürler savuruyordu..." şeklindeki, Tanık Devriye Komutanı Astsb.K.T.'m duruşmadaki; "... ancak sanık konuşmaları sırasında herhangi bir isim zikretmeksizin buradaki rütbelilere gününüzü göstereceğim....dediği..." ve hazırlıktaki "...tüm rütbeli erbaş ve erlere küfür ettiği..." biçimindeki ve nihayet Tanık Onb.F.A.'nun; "...yine sanık bana ve orada bulunan herkese, bırakın, siktirin gidin, siz karışmayan...dediği" şeklindeki ifadelerinin birer delil olarak kabul edilmesine olanak bulunmadığı her türlü açıklamanın dışında olduğu gibi, mahkemece.de haklı olarak değerlendirmeye alınmadığı anlaşılmaktadır.
Mahkemece; sadece Önb.F.A. ile Er M.Ö.'in anlatımları esas alınarak hükme gidildiği ve Onb.F.A.'nun duruşmada; "...sanık, E.T. Uzman çavuşa siktir git yada siktir lan gibi bir kelime kullandı..." dediği görülmekle beraber, diğer tanık Er M.Ö.'in hazırlıkta (Dizi:61); "Nöb.Astsb. Uzm.Çvş.E.T.'ya siktir git diyerek hakaret ettiği" şeklindeki ifadesine karşın, duruşmada (Dizi: 117); "...E.T.'ya sizi sinkaf edeceğim diyerek küfrettiği..." biçiminde gerek kendisiyle ve gerekse Onb.F.A. ile çelişir beyanlarda bulunması bir yana, hemen olay sırasında saat 01.00 de tutulan ve altında Mağdur Uzm.Çvş.E.T., sanığın Devriye Komutanı Astsb.K.T. ve Er Ş.A.'nun imzaları bulunan tutanakta; "...İlçe J.K.lığında görevli tüm rütbeli Erbaş ve Erlere küfür ettiği tarafımızdan tesbit edilmiştir..." denilmiş olmasına, ve burada mağdurun kendisine "siktir git" gibi bir söz sarf edildiğine ilişkin bir kaydın yer almamış olmasına, ve keza kasabadaki düğünden sanığın yatağına yatırılışına kadar yanında yer aldığı anlaşılan Devriye K.Astsb.K.T.'ın (Dizi:37) hazırlıktaki; "...tüm rütbeli erbaş ve erlere küfür ettiğini koğuşta bulunan herkes duydu....", duruşmadaki (Dizi:83); "herhangi bir küfür ya da hakaret içerir sözünü duymadım... sanık alkollü vaziyette iken Astsb.Uzm.Çvş. E.T. sanığa herhangi bir şekilde müdahale etmedi, sanık da ona bir şey söylemedi, siktir git şeklinde herhangi bir hakaretini duymadım..." şeklindeki beyanlarına, bundan daha da önemlisi bizzat Mağdur Astsb.E.T.'nın duruşmadaki (Dizi:99); "...o yine sağa sola küfretmeye devam etti, ancak şahsımı hedef alarak küfür ettiğinisanmıyorum sadece alkolün tesiriyle genel olarak herkese küfürler savuruyordu..." biçimindeki anlatımlarına, dava konusu "siktir git" sözü gıyapta söylenecek bir söz olmayıp, ancak karşısında bulunan kimseye karşı sarf edilmesi gereken ve matufîyetinde kuşku olmayan bir söz niteliğini taşıması itibariyle söylenmesi halinde mağdurun bunu duymamasına olanak bulunmamasına göre; mahkumiyet için yeterli ve inandırıcı bir kanıt mevcut değil iken ve en azından kuşkulu bir durumun varlığı ortada olup ceza hukukunun genel ilkesi doğrultusunda kuşku sanık lehine yorumlanması gerekirken, açıklanan hususlar gözönüne alınıp değerlendirilmeksizin yazılı biçimde mahkumiyet kararı verilmesinde yasal isabet görülemediğinden hükmün esastan bozulması gerekmiştir..." denilerek, sanığa müsnet amire hakaret suçunun sübuttan (esastan) bozulmasına karar verilmiştir.
İTİRAZ TEBLİĞNAMESİ: Askeri Yargıtay Başsavcılığının 30.12.1997 gün ve 1997/3572 sayılı itiraz tebliğnamesi ile sanığın tanıklar tarafından sarf edildiği söylenen sözleri (hakarete konu olan küfürleri) üstü ve amiri olup olay anında Bölük Nöbetçi Astsubayı olan mağdur J.Uzm.Çvş.E.T.'ya karşı söylediği, olayın başlangıcı ve sonu nazara alındığında olaydaki farklı aşamaları gören tanıkların beyanları karşısında bir çelişki, dolayısı ile sübut yönünden bir kuşkunun bulunmadığı ileri sürülerek Dairenin mahkumiyete ilişkin hükmü esastan (sübuttan) bozan kararının itiraz doğrultusunda kaldırılması gerektiği yolunda görüş bildirilmiştir.
DAİRELER KURULU KARARI
Rapor okunup, sözcü dinlenip, dosya incelendikten sonra;
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: Daire ile Başsavcılık arasındaki uyuşmazlık mahalli üstü ve amiri olan mağdur J.Uzm.Çvş.E.T. elindeki silahı almak üzere sanığa müdahale ettiğinde sanığın J.Uzm.Çavuşa "s...tir git", "s....tir lan" şeklinde sözler söyleyip söylemediği, suçun sübutunun varlığı veya yokluğu hususundadır.
Olay günü gecesi sanığın görevli olduğu devriye timinin K.nı olup dava ile ilgili olarak tanık sıfatıyla olarak J.Astsb.K.T. hazırlık soruşturması sırasında Bl.K.nı tarafından alınan ifadesinde sanığın "...tüm rütbeli erbaş ve erlere küfür ettiği koğuşta bulunan herkes tarafından duyuldu" (Dz.37) diyerek sanığın koğuşta tüm rütbeli erbaş ve erlere küfür ettiğini açıklamış, duruşmadaki ifadesinde ise "....herhangi bir küfür yada hakaret içerir sözünü duymadım....sanık alkollü vaziyette iken Nöbetçi Astsubayı Uzm.J.Çvş.E.T. sanığa herhangi bir şekilde müdahale etmedi, sanıkta ona karşı bir şey söylemedi, s....tir git şeklinde herhangi bir hakaretini duymadım (Dizi:83) demiş, mağdur J.Uzm.Çavuş E.T. ise sanığın şahsını kastederek küfür ettiğini sanmadığını, herkese küfür ettiğini (Dizi:99) belirtmiştir.
Sanığın köy devriye görevine başlamasından dava konusu olayın cerayanına kadar geçen zamanda sanıkla aynı ortamda (beraber) bulunan tanıklardan J.Er M.Ö. Askeri Savcıya verdiği yeminli ifadede "...Uzm.Çavuş s...tir git dedi" (Dizi:61), duruşmada "...Uzm.Çavuş E.'e sizi sinkaf edeceğim" (D: 117) dedi demiş, diğer tanık J.Onb.F.A. Askeri Savcıya verdiği yeminli ifadede "...Uzm.Çavuşa s...tir git" dedi (Dizi:60) duruşmada ise "s...tir git, s...tir lan" dedi (Dizi:84) şeklinde beyanda bulunmuştur.
Mağdur tanık J.Uzm.Çvş.E.T.'nın sanığın şahsına küfür ettiğini sanmadığını, ancak herkese küfür ettiğini açıklayan ve bu tanığın kişisel yorumuna dayanan ifadesi ile (Dizi:99) olayın başlangıcından sonuna kadar olay mahallinde bulunmayıp cereyan eden bütün olayları kesintisiz, tam ve net olarak görüp duymadığı özellikle küfür olayının cereyan ettiği koğuşta olmadığı anlaşılan tanık J.Astsb.K.TV ın sanığın mağdura hakaretini duymadım şeklindeki ifadesinin (Dizi:83) eylemin sübutu yönünden yapılacak değerlendirmede esas alınmasının isabetli olamayacağı, cereyan eden olayı baştan sona gören ve sanık tarafından sarf edilen sözleri duyan kamu tanıkları J.Er M.Ö. (Dizi 61,117) ve J.Onb.F.A. (Dizi:60-84) nun ifade ve beyanları arasında eylemin (suçun) sübutu yönünden sonuca etkili olmayan önemsiz nüanslar olmakla birlikte adı geçen her iki tanığın beyanlarının diğer delillerle birlikte değerlendirilmesinden sanığın üstü ve amiri J.Uzm.Çvş.E.TV ya karşı yukarıda açıklanan sözleri sarfederek amire hakaret suçunu işlediği, müsnet suçun oluştuğu sonucuna varıldığından Başsavcılığın eylemin (suçun) sübuta erdiğine yönelik itirazının oyçokluğu ile kabulü ile Dairenin bozma kararının kaldırılmasına, oluşan amire hakaret suçunun hizmet halinde işlendiği yolundaki Başsavcılık görüşünün, ve incelenmeyen sair hususların incelenmesi yönünden dosyanın incelemeye devam edilmek üzere Daireye gönderilmesine karar verilmiş, sanığa müsnet eylemin sübuta erdiğine ilişkin çoğunluk görüşüne Üyeler Dz.Hak.Alb.G.BOZKURT, Hak.Alb.E.ESEROL, Hak.Alb. N.YÜCEL, HakAIb.Y.ÖĞÜT, Hak. Alb. D. DİNÇER, Hak. Alb. A.N.ÖZLER ve Hak. Alb.M.KAPUSUZ katılmamışlardır.
SONUÇ VE KARAR:
Yukarıda açıklanan nedenlerle;
Askeri Yargıtay Başsavcılığının 30.12.1997 gün ve 1997/3572 sayılı itiraz tebliğnamesi ile vaki İTİRAZININ KABULÜ ile, sanık J.Er T.Y. hakkında amire hakaret suçundan mahalli mahkemece kurulan mahkumiyet hükmünü sübuttan (esastan) bozan Askeri Yargıtay 5 nci Dairesinin 10.12.1997 gün ve 1997/787-778 sayılı bozma kararı sübut yönünden isabetsiz ve yasaya aykırı görüldüğünden 353 S.K.nun 224 ncü maddesi gereğince yukarıda tarih ve numarası belirtilen KARARIN KALDIRILMASINA, ve diğer hususların incelenmesi yönünden dosyanın daireye gönderilmesine,
19.12.1998 tarihinde OYÇOKLUĞU ile karar verildi.
KARŞIOY YAZISI
Yerel Askeri Mahkemece sanığın 18.2.1997 günü Bölüğünde görevli ve belirtilen tarihte Nöbetçi Astsubayı olan mağdur J.Uz.Çvş.E.T.'ya "s...git" ya da s..lan" demek suretiyle hakaret ettiği mahkememiz huzurunda dinlenilen tanık F.A. (Dz.84) ve M.Ö.'in (Dz.117) ifadeleri ile sabit görüldüğü bu tarihte mağdur J.Uzm.Çvş.un nöbetçi astsubayı olması nedeniyle sanığın amiri konumunda bulunduğu, bu suretle sanığın amire hakaret etmek suçunu işlediği sonucuna varılmakla..." denilmek suretiyle sanığın amire hakaret etmek suçundan mahkumiyetine karar verilmiş ise de;
Sanığın 15.2.1997 günü gecesi Astsb.Kd.Çvş.K.T. Komutasında önleyici kolluk görevi için gittikleri Şaşalı kasabasındaki bir düğünde içki alıp aşırı derecede sarhoş olduğu, görev dönüşü birliğe geldiklerinde çeşitli taşkınlıklarda bulunduğu, koğuşa yatırılmak üzere götürüldüğünde kendisini teskin etmeye çalışan arkadaşlarına içeriği belli olmayan bazı küfürler savurduğu, bir ara ranzada asılı bulunan G-3 Piyade tüfeğini eline aldığı, kurma kolunu çekip bıraktığı, koğuştakilerin sanığın elinden silahı almaya çalıştıkları sırada Nöb.Astsb.yı olarak görevli Uzm.Çvş.E.T.'nın da koğuşa geldiği, sanığın elindeki tüfeğin alınmasına çalıştığı ve sanığın elinden tüfeğin alınarak sakinleştirildiği tartışmasız kabul edilen bir olgudur.
Yerel Mahkemece Onb.F.A. ve Er M.Ö.'in beyanları esas alınarak sanığın Uzm.Çvş.E.T.'ya hakaret ettiğinin kabul edildiği görülmüştür.
Ancak; Onb. Fatih AKSU "Dz.36" da mevcut Birlik K.lığınca alınan ifadesinde "...Turan içkili idi, bağırıp duruyordu, bir ara ranzadaki silahı aldı, şarjör takmaya çalışırken diğer arkadaşların yardımı ile silahı aldım...onu tutan bütün arkadaşlara, bana ve rütbelilere küfür etti" Dz.60 da mevcut As.Savcılıkça alman ifadesinde "önceki ifademi tekrar ederim T.Y.'ın yapmış olduğu taşkınlıkları engellemeye çalışırken olay günü Nöb.Astsb. olan J.Uzm.Çvş.E.T.'ya siktir git dedi. Bana ve diğer arkadaşlara da küfür etti. Fakat kime küfür ettiğini hatırlamıyorum" Dz.84 de mevcut duruşmada alınan ifadesinde "...sanık aşırı alkollü idi, bağırıyordu, ne dediği pek anlaşılmıyordu, doğrudan herhangi bir kimseye hakaret ya da tehditte bulunmadı, orada bulunanlar sanığın elinden tüfeği almaya çalışıyordu, sanığın elinden tüfeği ben aldım. Uzm.Çvş.E.T. orda idi, o da sanığın elinden tüfeği almaya çalışıyordu. Bu sırada sanık E.T.'ya siktir git ya da siktir lan gibi bir kelime kullandı." diye beyanda bulunduğu. Er M.Ö. Dz.61 de mevcut Askeri Savcı tarafından alman ifadesinde "T. Y. Uzm.Çvş.E.T.'ya siktir git diye hakaret etti" Dz. 84 de mevcut duruşmada alınan ifadesinde "görevden sonra birliğimize geldiğimizde T.Y.'ın kamelyada bağırıp çağırması üzerine Nöb. Astsb. Uzm.Çvş.E.T. olay yerine geldi, bu esnada sanık hep benim üzerime geliyorsunuz diyerek E.T.'ya hitaben (sizi S.K. edeceğim) diyerek küfür etti. Bunun dışında herhangi bir kimseye karşı fiilen bir saldırıda bulunmadı, diye beyanda bulunduğu, yukarıda açıklanan As. Savcılık ifadesi okunup sorulduğunda bu ifadesinin de doğru olduğunu belirttiği, ancak aradaki çelişkilerin mahkemece sanığa sorulmadığı görülmüştür.
Olayın mağduru olup sanığın elinden silahı aldığı sırada kendisine sanık tarafından "siktir git ya da siktir lan" diye hakaret edildiği söylenen Uzm. Çvş. E.T. Dz.99da mevcut duruşmada alman ifadesinde "arkadaşları tarafından sanığın elinden silahı alınmaya çalışıldığını gördük sonra silahı sanığın elinden alarak kendisini sakinleşmesi için lavaboya götürerek yüzünü yıkayıp yerine yatırdık. Şahsımı hedef alarak küfür ettiğini sanmıyorum, sadece alkolün tesiri ile genel olarak herkese küfürler savuruyordu." şeklinde beyanda bulunmuştur.
Tanık Önb.F.A. silahın alınması sırasında sanığın Uzm.Çvş.E.T.'ya siktir git dediğini bildirmesine rağmen ancak karşısında bulunan bir kimseye karşı sarf edilmesi gereken söylendiğinde de duyulmaması mümkün olmayan böyle bir sözün Uzm.Çvş.E.T. tarafından duyulmadığı ve sanığın kendisine hakaret etmediği şeklindeki beyanları Onb.F.A.'nun beyanları ile Er M.Ö.'in beyanları arasındaki hakaretin yeri ve zamanı, söylenen sözlerin mahiyeti gibi çelişkiler birlikte değerlendirildiğinde sanığın yüklenen suçu işlediği hususunda yeterli ve inandırıcı deliller bulunmadığı, kuşkulu bir durumda kaldığı, kuşkunun sanık lehine yorumlanarak sübuttan bozma karan verilmesi gerektiği görüşünde olduğumuzdan çoğunluk kararına katılmayıp muhalif kaldık. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy