(1632 S. K. m. 70)
KONU: P.Uzm.Çvş.S.A. ve arkadaşları hakkında sözleşerek firar suçundan dolayı As.Mahkemece verilen beraet hükmünü onayan As.Yargıtay 2.Dairesinin bu kararına As.Yargıtay Başsavcılığı tarafından yapılan itirazın incelenmesidir.
OLAY VE İDDİA: Ö.Kor.K.lığı As.Savcılığının 11.9.1995 gün ve 1998/1012-626 sayılı iddianamesiyle;
Siirt Gören doruk l.Mknz.P.Tb.3.Mknz.P.Bl.Komutanı P.Kd.Ütğm. A.B.'un 24 Nisan 1995 günü sabah içtimasına zamanında çıkmayan erbaş ve erlere içtima alımında, mazeretsiz olarak içtimaya geç çıkanlar hakkında yasal işlem yapacağını ve yedi gün oda hapsi ile cezalandıracağım söyleyerek, bölüğü üs bölgesinin 500 metre güneydoğusundaki Makabilint Tepe mevkiine keşif ve gözetleme eğitimi yapmak üzere Bölük Astsubayı komutasında ikinci bir emre kadar dönmemek üzere sevk ettiği, saat 11:30 civarında verilen emir üzerine, Bölüğün tekrar toplanmasından sonra sanıklardan müteşekkil 1.Timin bulunmadığı, aramalar esnasında bu timin Şırnak Yeniaslanbaşar Karakoluna ulaştığı yapılan telsiz görüşmeleriyle anlaşıldığı, ertesi gün bölüğe bağlı 2,Timle hareket edilerek 1.Timin 23 personeli alınarak üs bölgesine getirildiği, bu suretle sanıkların sözleşerek firar suçunu işledikleri ileri sürülerek As. Ceza Kanunun 70.maddesi uyarınca cezalandırılmaları istemiyle kamu davası açılmıştır.
HÜKÜM: 6 ncı Kor. K.lığı As. Mahkemesinin 25.12.1996 gün ve 1996/172-903 sayılı hükmü ile;
Hazırlıkta ve duruşma sırasında dinlenen tanıklar M.Y. ve C.K.'ın ifadeleri ile kendilerine istikamet gösterilerek keşif ve gözetleme görevi verilmesi sebebiyle, görevin ifası sırasında en yakın askeri birlik olan Jandarma Karakoluna katılmış olmaları karşısında, sanıkların firar kastıyla hareket etmediklerine ve bu konuda aralarında bir anlaşma olmadığına dair savunmalarına itibar olunarak, müsnet suçu işlemedikleri kanaatine varılmış ve tüm sanıkların ayrı ayrı beraetine karar verilmiştir.
TEMYİZ: Tüm sanıklar hakkında verilen beraet hükmü, süresi içinde, As. Savcı tarafından müsnet suçun oluştuğu belirtilerek temyiz edilmiştir.
TEBLİĞNAME: As. Yargıtay Başsavcılığının 08.12.1997 gün ve 1997/3637 sayılı tebliğnamesi ile;
"...Bölük Komutanı tarafından, Makabilint Tepe'de keşif ve gözetleme yapmakla görevlendirilen sanıkların emri yanlış anlayarak bu Tepede durmadıkları, 10 km. ötedeki karakola gittikleri, beklenilmesi gereken yerden ayrılma konusunda aralarında anlaşıp eylemlerini birlikte sürdürdüklerinden söz edilerek firar suçunun oluşması için aranan sözleşme şartının gerçekleşmiş olduğu, eylem şikayete konu edilmek için yapılmışsa da muayyen usul ve yollara aykırı yapıldığından sözleşerek firar suçunun oluştuğu..." belirtilerek Mahkeme hükmünün bozulması gerektiğine dair görüş bildirilmiştir.
DAİRE KARARI: As. Yargıtay 2.Dairesinin 17.12.1997 gün ve 1997/772-769 sayılı kararı ile;
"...AsC.K.nun 70.maddesindeki sözleşerek firar suçunun oluşabilmesi için sanıklarca önceden kararlaştırılarak hizmetten kaçmayı ve kurtulmayı amaçlayan bir kastın varlığının bulunması gerekir. Bölük Komutanınca sanıklara istikamet verilerek "siktir olun gidin, emir verene kadar geri dönmeyin" denilmesi nedeniyle sanıkların gösterilen istikamete doğru hareket ettikleri ve belirtilen tepeye ulaştıklarında sırf karınlarını doyurmak ve tekrar birliklerine geri dönmek düşüncesiyle verilen istikamet üzerinde bulunan yine bir askeri birlik olan Aslan başar Karakoluna kadar gittikleri anlaşılmakla; sanıkların önceden kararlaştırarak askerlik hizmetinden kaçma, uzak kalma veya bundan kurtulma gibi bir iradelerinden söz etmek mümkün olmadığından sözleşerek firar suçunun unsurları itibariyle oluşmadığı anlaşılmakla, mahkemece tesis olunan beraat hükmünde herhangi bir isabetsizlik görülmediğinden Askerî Savcının temyiz itirazının reddi ile hükmün onanması gerekmiştir.
Sanıkların bir an için verilen emrin hudutlarını aşarak disiplin suçu işlemiş olabilecekleri düşünülebilir ise de; Bölük Komutanınca İç Hizmet Yönetmeliğinin 30 ve 33. Maddelerine aykırı olarak sadece istikamet gösterilerek "siktir olun gidin, emir verene kadar geri dönmeyin" biçimindeki emrinin hizmet emri olarak kabulü mümkün olmadığından sanıkların eyleminin disiplin tecavüzü olarak da değerlendirilmesi mümkün görülmemiştir:.." denilerek hükmün ONANMASINA, oybirliği ile karar verilmiştir.
İTİRAZ TEBLÎĞNAMESÎ: As. Yargıtay Başsavcılığının 3.12.1997 gün ve 1997/6337 sayılı tebliğnamesi ile;
Makabilint Tepe mevkinde keşif ve gözetleme yapmakla görevlendirilen ve ikinci bir emre kadar dönmemeleri emredilen sanıkların, görev yerinin bu Tepe olduğunu bilmelerine rağmen, burada durmadıkları, emrin sanırını aşarak yürümeye devam ettikleri, 10 km. ötedeki karakola gittikleri amaçları Bölük Komutanına gözdağı vermek ve onu şikayet etmek olmakla beraber, muayyen olan usul ve yollardan ayrılınarak yapıldığından suçun oluşmasına engel teşkil etmediği, sanıkların önceden suç işleme iradesiyle hareket etmedikleri, ancak bu iradenin tepeye gelmelerinden sonra oluştuğu, beklemeleri gereken yerden ayrılma konusunda aralarında konuşup anlaşarak eylemlerini sürdürdüklerinden, sözleşerek firar suçunun oluşması için aranan "sözleşme şartının da gerçekleşmiş olduğu, dolayısıyla sanıklara isnat olunan sözleşerek firar suçunun tüm unsurları itibariyle oluştuğu belirtilerek Daire kararına itiraz edilmiştir.
DAİRELER KURULU KARARI
Rapor okunup sözcü üye dinlendikten deliller incelenip tartışıldıktan sonra, hasıl olan kanaate göre;
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: Sanıkların anlatımları, tanık beyanları ve dosyada mevcut diğer bilgi ve belgelere göre, 1. Mekanize Piyade Tabur, 3.Mekanize P.Bölük Komutanı, P.Kd.Ütğm. A.B.'un 24.4.1995 günü sabah içtimasına zamanında çıkmayan iki ayrı timden ibaret erbaş ve erleri içtima alanına toplayarak, bu davranışları nedenleri ile hepsini 7 gün oda hapsi cezası ile cezalandıracağını söyledikten sonra, Üs bölgesinin 500 metre güneydoğusunda bulunan Makabilint Tepesini istikamet vererek," sizden ne görev, ne nöbet, ne de iş istiyorum, size yemekte suda yok, siktir olun gidin, emir verene kadar geri dönmeyin" demesi üzerine her iki timin Makabilint Tepe istikametinde yürümeye başladığı, sanıkların yürümeye devam ederek, karınlarını doyurmak ondan sonra geri dönmek düşüncesi ile kendilerine yakın gözüken, Aslan başar" Karakoluna gittikleri, diğer timin ise telsiz emri üzerine, daha sonra bu time katılan Astsubay tarafından geri döndürüldüğü anlaşılmaktadır.
Askerî Ceza Kanunun 70. Maddesinde yer alan "sözleşerek firar" suçunun oluşabilmesi için, ikiden ziyade asker kişinin, önceden anlaşarak, askeri hizmetten sıyrılmak amacı ile toplu olarak kaçmaları gerekmektedir.
Dava dosyasında sanıkların kaçma hususunda önceden anlaştıklarını gösteren hiçbir kanıt bulunmamaktadır. ;
Her ne kadar bölük Komutan tarafından, sanıklara, eğitim amaçlı keşif ve gözetleme hizmetine ilişkin emir verildiği ve bu nedenle Makabilint Tepeye gönderildikleri ileri sürülmekte ise de;
Dosya (Dizi.2) deki olay tespit tutanağından anlaşılacağı üzere, bölüğün karşısına eşofmanla çıkan ve bu hali ile kendisi hizmete hazır olmayan Bl. K.nın, ellerinde boş silahlarından başkaca araç ve gereçleri bulunmayan Bl. personeline sadece Makabilint Tepesini istikamet gösterip, İç Hizmet Yönetmeliğinin 30 ve 33. Md. lerine aykırı olarak "sizden ne görev, ne nöbet, ne iş istiyorum, size yemek de su da yok, siktir olun gidin" şeklindeki emrinin hizmete ilişkin bir emir olarak kabulü mümkün olmadığı gibi, sanıkların hizmetten sıyrılma amaçlamaları da bulunmamaktadır.
Ayrıca, sanıkların, Bölük Komutanına bir gözdağı vermek, üstlerinin ona kızacağını ve onu şikayet etmiş olmak düşüncesi ile hareket ettiklerini ve suç iradelerinin tepeye geldikten sonra oluştuğunu gösterir delil de yoktur. Bu itibarla As. C.K.nun 70. Maddesinde yer alan "sözleşerek firar" suçunun gerek maddi ve gerekse manevi unsurları yönünden oluşmadığı, verilen emrin hizmet emri olarak kabulü mümkün olmadığı, dolayısıyla Askerî Mahkemece sanıklar hakkında verilen beraat hükümlerini onayan Dairenin kararında herhangi bir isabetsizlik ve kanuna aykırılık bulunmadığı sonucuna varılmış ve Başsavcılığın yerinde görülmeyen itirazının reddi gerekmiştir.
SONUÇ VE KARAR: Açıklanan nedenlerle;
Başsavcılığının, 30.12.1997 gün ve 1997/3637 sayılı tebliğnamesiyle yapmış olduğu itiraz yerinde görülmediğinden 353 Sayılı Kanunun 224 ncü maddesi gereğince İTİRAZININ REDDİNE, 5.2.1998 tarihinde OYBİRLİĞİ ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy