(1632 S. K. m. 66)
KONU: İzin tecavüzü suçundan sanık terhisli J.Eri K.Ş. hakkında 21 nci Sınır Tüm. K. lığı Askeri Mahkemesince verilen mahkumiyet hükmünü eksik soruşturma nedeniyle bozan Askeri Yargıtay 2 nci Dairesinin bu kararına karşı Başsavcılığın vaki itirazının incelenmesidir.
OLAY VE İDDİA: 21 nci Seyyar J. Tümen K. lığı Askeri Savcılığının 20.12.1996 gün ve 1996/1804-682 sayılı iddianamesi ile;
Sanığın 7.9.1996-27.9.1996 tarihleri arasında izin tecavüzü suçunu işlediği belirtilerek As. CK. nun 66/1 -b ve 73 ncü maddeleri gereğince cezalandırılması istemi ile hakkında kamu davası açılmıştır.
HÜKÜM: 21 nci S. J. Tümen K. lığı Askeri Mahkemesinin 12.6.1997 gün ve 1997/376-246 sayılı hükmü ile,
Sanığın 8.9.1996-27.9.1996 tarihleri arasında izin tecavüzü suçunu işlediği sabit görülerek As. CK. nun 66/1 -b, 73 ve TCK. nun 59 ncu maddeleri takdiren 5 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına hükmedilmiştir.
TEMYİZ: Hüküm sanık ve müdafii tarafından kanuni süresi içerisinde temyiz edilmiştir.
TEBLİĞNAME: As. Yargıtay Başsavcılığının 9.12.1997 gün ve 1997/3654 sayılı tebliğnamesi ile, hükmün ONANMASINA karar verilmesi yönünde görüş bildirilmiştir.
DAİRE KARARI: As. Yargıtay 2.Dairesinin 17.12.1997 gün ve 1997/776-772 sayılı ilamı ile;
Mahkumiyet hükmünün eksik soruşturma nedeniyle BOZULMASINA oybirliği ile karar verilmiştir.
İTİRAZ TEBLİĞNAMESİ: As. Yargıtay Başsavcılığının 31.12.1997 gün ve 1997/3654 sayılı tebliğnamesi ile,
"...Sanık müdafiinin temyiz aşamasında ibraz ettiği raporu dosyadaki diğer deliller karşısında inandırıcı olmaktan uzak olduğu ve maddi gerçeği saptırıcı bir belgeden öte değerlendirilemeyeceği açıklanarak daire kararının kaldırılmasına karar verilmesi görüş ve düşüncesi ile itiraz da bulunulmuştur.
DAİRELER KURULU KARARI
Rapor okunup, sözcü üyenin dinlenilip, itirazın süresinde olduğu anlaşıldıktan ve dava dosyası incelendikten sonra;
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: Çukurca'daki birliğinden 17.8.1996 tarihinde 4 gün yol süresi tanınarak 16 gün izinle Kırıkkale'deki adresine izinli olarak gönderilen sanığın, 18.8.1996 günü Van 2l.J.Sınır Tümen K. lığından fiilen ayrıldıktan sonra, en geç 7.9.1996 tarihinde saat 24.00'e kadar birliğine katılması gerekirken, 27.9.1996 tarihine kadar iznini geçirdiği, bu tarihte kıtasına katıldığı hususu sabit olup, bu konuda bir anlaşmazlık bulunmamaktadır.
Daire ile Başsavcılık arasındaki uyuşmazlık, sanık müdafiinin temyiz aşamasında temyiz dilekçesine eklediği tabip raporunun sanığa isnat edilen izin tecavüzü suçuna mazeret teşkil edip edemeyeceğinin anlaşılabilmesi yönünden bu raporun doğruluğunun araştırılıp, gerekli görülür ise raporu veren doktorun tanık olarak dinlenilmesinin gerekip gerekmediği ve davada eksik soruşturma bulunup bulunmadığı hususuna ilişkindir.
Daire,...Dizi 40'taki 7.9.1996 tarihinde Özel Tabip Dr.M.K.'dan alınmış 20 günlük yatak istirahatini içeren raporun doğruluğunun araştırılıp, gerekirse doktorun tanık olarak dinlenilmesi gerektiğini, bu delilin gecikerek irat edilmesinin, ikamesi isteminin reddine sebep olamayacağını, Askeri Yargıtay İçtihatları Birleştirme Kurulu' nun 29.2.1952 tarih ve 1952/1522-376 sayılı kararının bu doğrultuda olduğunu, sivil tabipten de alınsa bu raporun hilafı sabit oluncaya kadar muteber ve ihtiyaca elverişli bir belge olduğunu ve soruşturmanın eksik kaldığını belirterek, mahkumiyet hükmünün bu yönden BOZULMASINA karar verilmiştir.
Başsavcılık ise, sanığın gerek hazırlıkta, gerekse Çukurca Asliye Ceza Mahkemesi tarafından iki kez tespit edilen sorgu ve savunmalarında (D.7,21,25) hiç bir biçimde izinde iken rahatsızlandığına ve rapor aldığına dair bir beyanının bulunmadığı, aksine tüm ifadelerinde ayrı yaşadıklarım gördüğü ana ve babasını birleştirmeğe uğraştığı ve kız kardeşinin nişanı gibi ailevi sorunlarından dolayı geciktiğinden bahsettiğini ve mazeret olarak da bunları ileri sürdüğünü, Çukurca Asliye Ceza Mahkemesi'ndeki ilk sorgusunda (D.21)...babasının hastalandığını ve SSK Hastanesi Acil Servisine yatırıldığını da ileri sürdüğü, eğer sanık suç tarihlerinde gerçekten hasta olsa ve raporu bulunsa idi, babasının hastalığından önce evveliyatla kendisinin hasta olduğunu belirtecek olduğunu, kaldı ki babası Yusuf ŞENER' in suç tarihlerinde hasta olmadığının anlaşıldığını, keza babasının poliste verdiği ifadede; oğlunun izne geldiğinde moralinin bozuk olması sebebiyle rapor almak maksadı ile Kırıkkale Zırhlı Tugayı'na bizzat müracaat ettiğini olumsuz cevap aldığını,...oğlunu kendisinin birliğine yolladığını, ancak hiçbir şekilde oğlunun bulaşıcı bir hastalığından ve raporlu olmasından bahsetmediğini (D.28),...kendi temyiz dilekçesinde dahi doktor raporundan söz etmediğini (Dz.38), fakat müdafiinin bir yılı aşkın bir süre sonra, temyiz aşamasında, bir yılı aşkın bir süre öncesinin tarihini taşıyan 7.9.1996 tarihli (onaysız) bir doktor raporu sunarak temyize geldiğini,
353 Sayılı Kanunun 149.maddesi geç irat edilen delilin...geç irat edilmesinin ikamesi isteminin reddine sebep olmaz hükmünü getirmekle...delilin önemi nedeniyle yargılamanın her aşamasında hüküm verilipte kesinleşinceye kadar maddi gerçeği ortaya çıkarmağa...ceza adaletini sağlamaya yarayacak her türlü delilin...ikamesine olanak tanıdığı,
Dava konusu olayda dosyada mevcut ve yeterli delillerin değerlendirilmesi ile maddi gerçeğe ulaşılmış olduğunu ve sanığın mazeretsiz olarak izin tecavüzü suçunu işlediğinin açıklığa kavuştuğunu,
Ceza yargılamasında delilin...yasal yollarda elde edilmiş, hukuka, akla ve mantığa uygun inandırıcı ve ikna edici olması gerektiğini,
Tabip raporları aksi sabit oluncaya kadar geçerli belgelerden ise de, ülkede gerçeği yansıtmayan tabip raporlarının kolaylıkla temin edilebildiğinin de maddi bir gerçek olduğunu...ceza yargılamasında vicdani delil sisteminin geçerli olduğunu...raporun dosyadaki diğer deliller karşısında inandırıcı olmaktan uzak olduğunu...maddi gerçeği saptırıcı bir belgeden de öte değerlendirilemez olduğunu belirterek, daire kararının KALDIRILMASINA karar verilmesi görüş ve düşüncesini ileri sürmüştür.
Sanığın, hazırlık soruşturmasında, son soruşturmada ve kendi temyiz dilekçesinde sarılık hastalığından dolayı iznini geçirdiğini, bu hastalığı ile ilgili olarak tabip raporu bulunduğunu ileri sürmüş ise de; hepatit (B) (sarılık) hastalığının bulaşıcı olması ve sosyal çevrede değişik şekilde değerlendirilebileceği endişesi ile hastalığını gizlemiş olabileceği ihtimali gibi nedenlerde nazara alınarak,
353 Sayılı Kanunun 149.maddesinin "...delilin...geç irat edilmesi ikamesi isteminin reddine sebep olmaz" hükmü ve Askeri Yargıtay İçtihatları Birleştirme Kurulu'nun 29.2.1952 tarih ve 1952/1522-376 sayılı kararı karşısında, müdafiin temyiz dilekçesine eklediği tabip raporunun doğruluğunun araştırılması ve gerekirse raporu düzenleyen doktorun tanık olarak dinlenilmesi cihetine gidilmelidir.
İzin süresini tecavüz suçu, mazeret kabul eden ve mazeretin geçerli olması halinde davanın beraatla sonuçlandırılmasını gerektiren bir suçtur. Mazeretin belgelendirilmesi ve ispatı savunma ile de ilgilidir. Bu itibarla sanık her türlü ispat vasıtasına başvurulabilir, her türlü delili her zaman mahkemeye ibraz edebilir. Mahkeme de bunları serbestçe takdir edip kıymetlendirmek hak ve yetkisine sahiptir. Bu hususlar ceza hukukunun esaslı kurallarındandır.
Bazı sanıklar tarafından sahte rapor tedariki mümkün olabilmekte ise de, ancak ibraz edilen raporun araştırılması ile böyle bir sonucun var olup olmadığını tespit mümkün olacaktır.
Doğruluğuna güvenilmeyen raporların sahteliğini soruşturma ve yargılama ile ispat etmek her zaman mümkündür. Bu itibarla, önceden söz edilmemekle birlikte bu davada müdafiin temyiz dilekçesine eklediği tabip raporunun geçerli olup olmadığını mahkemenin araştırması ve gerekirse raporu düzenleyen doktoru tanık olarak dinlemesi ve bundan sonra ortaya çıkacak duruma göre değerlendirme yaparak bir karar vermesi gerektiği sonucuna varıldığından itirazın reddi cihetine gidilmiştir.
SONUÇ VE KARAR: Yukarıda açıklanan nedenlerle;
Askeri Yargıtay Başsavcılığının 31.12.1997 gün ve 1997/3654 sayılı tebliğnamesi ile yaptığı itirazın REDDİNE,
353 Sayılı Kanunun 224.maddesine göre Üye Hak. Alb. Necmettin ÖZKAN' in itirazın kabulü yolundaki karşı oyu ve OYÇOKLUĞU ile 22.1.1998 tarihinde karar verildi.
MUHALEFET ŞERHİ
Askeri Yargıtay Başsavcılığının 31.12.1997 gün ve 1997/3654 sayılı itiraz tebliğnamesinde etraflıca açıklanan gerekçelerle, sanık müdafiinin ilk defa temyiz aşamasında ileri sürdüğü özel doktor raporunun, sonradan eski tarihli olarak düzenlediği ve dosyada mevcut delil durumunu etkileyecek bir belge niteliğinde olmadığı kanaatinde olduğumdan, Başsavcılık itirazının kabulü ile, özel doktor raporunun doğruluk derecesinin araştırılmasına yönelik olan Dairenin bozma kararının kaldırılması gerekirken, aksi yönde oluşan çoğunluk kararına muhalif kaldım. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy