(765 S. K. m. 188)
KONU: Sanık Hv.Astsb.Bşçvş.M.K.hakkında şartlı tehdit suçundan verilen beraet hükmünü onayan Daire kararına Başsavcılığın yaptığı itirazın incelenmesidir.
YARGILAMA AŞAMALARI: Hv. Eğitim K.lığı Askeri Savcılığının 27.6.1997 gün ve 1997/832-196 sayılı iddianamesiyle; sanığın eşinin mağdur tarafından İlçe Milli Eğitim Müdürlüğüne şikayet edilmesi konusunu görüşmek üzere onu evinden aradığı ve görüşme teklifini kabul eden mağdurla 3.5.1997 günü saat 19.00 da lojman sb. gazinosunda buluştukları; konuşma esnasında sanığın mağdura eşine zarar gelirse onunla uğraşacağını belirtip bu arada "...seni yakarım, seni mahvederim" dediği ve onun "beni tehdit mi ediyorsun?" diye sormasına karşılık "evet tehdit ediyorum" diye cevap vermek suretiyle şartlı tehdit suçunu işlediği belirtilerek TCK. nun 188/1 maddesi gereğince cezalandırılması istemiyle dava açılmıştır.
Hava Eğitim K.lığı Askeri Mahkemesinin 23.10.1997 gün ve 1997/343-299 sayılı hükmüyle; sanığın öğretmen olan eşini İlçe Milli Eğitim Müdürlüğüne şikayet eden mağdurla olay günü lojman gazinosunda isteği üzerine görüşürlerken tanık anlatımlarına göre sadece "evet sizi tehdit ediyorum" dediğinin ve bu ifadelerin yalnız başına tehdit suçunu oluşturmayacağı, bu sözlerin evveliyatında tehdit içeren sözler söylendiğinin kabulünün ise varsayım olacağı ve tehdit olayının şüpheli kaldığı gene bu sözlerin üste tehdit suretiyle hürmetsizlik suçunu da oluşturmayacağı söylenerek sanık hakkında beraat kararı verilmiştir.
Beraat hükmü; Komutan ve Askeri Savcı tarafından müsnet şartlı tehdit suçunun sübuta erdiği, müdahil ve müdahil vekili tarafından ise eylemin kavli tehdit suretiyle üste saygısızlık suçunu oluşturduğu söylenerek temyiz edilmiş; Askeri Yargıtay Başsavcılığı 22.12.1997 gün ve 1997/3790 sayılı tebliğnamesiyle, eylemin TCK. nun 191/son maddesindeki tehdit suçunu oluşturduğu söylenerek beraat hükmünün bozulması istenilmiştir.
DAİRE KARARI: Askeri Yargıtay 2.Dairesinin 30.12.1997 gün ve 1997/801-797 sayılı ilamıyla; (...dosya içeriğine göre mağdurun "beni tehdit mi ediyorsun" tarzındaki sözlerine sanığın "evet tehdit ediyorum" şeklinde cevap verdiği dosyada mevcut tanık beyanlarıyla açıklığa kavuşmuş ise de, ondan önce aralarında konuştukları sözleri, yani sanığın mağdura söylediği iddia olunan "eğer eşimi Milli Eğitim Müdürlüğüne şikayet ederseniz, seni yakarım mahvederim" şeklindeki lafları duyan yoktur. Bu sebeple bu sözler sadece mağdurun beyanından ibaret kalmakta olup bunu doğrulayan başkaca bir delil olmadığından askıda kalmaktadır.
Kaldı ki, olayda sanığın mağdura ne söylediği de açıklığa kavuşmaktadır. Bilindiği gibi tehdidin varlığından söz edilebilmesi için sanık tarafından ne söylediğinin belirgin olması ve bu sözlerin mağdurda ciddi bir rahatsızlık ve kaygı uyandırması şarttır. Bu konu da müşahhas bir halde olmadığından Yerel Mahkemenin suçun sabit olmadığı yolundaki kabulü kanuna uygun bulunmuştur...) denilerek beraat hükmü oyçokluğuyla onanmıştır.
İTİRAZ: Askeri Yargıtay Başsavcılığının 20.1.1998 gün ve 1998/3790-3 sayılı itiraz tebliğnamesinde; "...sanığın müdahile hitaben iddianamede belirtilen şekilde (seni mahvederim, seni yakarım) biçiminde sözler söyleyip, müdahilin (beni tehdit mi ediyorsun) sorusu üzerine de (evet tehdit ediyorum) diye cevap verdiğine ilişkin olarak vicdani kanaat oluşmasına yeterli deliller bulunduğu halde, Dairenin müdahilin beyanlarından başka bir delil ve ayrıca sanığın müdahile ciddi bir rahatsızlık ve kaygı uyandıracak nitelikte ne söylediğinin belirgin olmadığı görüş ve kabulü yerinde olmayıp,... önceki tebliğ namemizde ve muhalefet görüşünde belirtilen sebeplerle sanığın eyleminin TCK. nun 19l/son maddesinde yazılı suçu oluşturmasına karşılık yerel mahkemece verilen beraat hükmünün onanmasına ilişkin Daire kararının kaldırılması gerekmiştir." denilerek beraat hükmünün sübut yönünden bozulup vasfın incelenmesi için dosyasının Daireye gönderilmesi istenilmiştir.
DAİRELER KURULU KARARI
Rapor okunup, sözcü üye dinlendikten, itirazın süresinde olduğu görülüp dosya incelendikten sonra hasıl olan kanaatle;
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: Yukarıda aşamaları özetlenen davaya ait incelemeden anlaşılacağı gibi Daire ile Başsavcılık arasındaki ihtilaf eylemin sübutuna ilişkindir.
Dosyada mevcut beyan ve belgelerden; öğretmen olan eşi ile ilgili olarak mağdurdan telefonla randevu alıp 3.5.1997 günü saat 19.00 sıralarında lojman subay gazinosunda mağdurla buluştukları ve konuşma esnasında mağdur Yüzbaşının birdenbire ayağa kalkıp "beni tehdit mi ediyorsun" demesine karşılık sanık Astsb.ın "evet tehdit ediyorum" şeklinde cevap verdiği bu konuşmanın olay yerinde bulunan tanıklar tarafından duyulduğunda kuşku bulunmamaktadır. Mağdur ısrarlı şekilde sanığın kendisine "seni yakarım, seni mahvederim..." dediğini söylemekte sanıksa mağdurla öğretmen eşi hakkında konuşmak üzere telefonla randevu alıp gazinoda onunla konuştuğunu ancak tehdit sayılabilecek söz ve davranışta bulunmadığını ifade etmektedirler. Tehdit sayılan sözlerin sarf edildiğini duyan başka tanık bulunmamakla birlikte; tanıkların mağdurun konuşurken ayağa kalkıp beni tehdit mi ediyorsun şeklindeki sorusuna sanığın evet tehdit ediyorum dediği; hayatın normal akışı içinde bir insanın ancak tehdit şeklinde algılandığı sözlere muhatap olduğunda bu şekilde tepki göstermesi mümkün bulunduğundan olay bir bütün olarak değerlendirildiğinde sanığın mağdurun ifadesinde yer alan sözleri sarf ettiği kanaatine varılmıştır.
Ancak sübut bulan eylemin; iddianame ve esas hakkındaki mütalaada söylendiği gibi TCK.nun 188/1 nci maddesinde müeyyidesi gösterilen şartlı tehdit olarak kabulü mümkün değildir, zira şartlı tehdit suçunun oluşabilmesi için tehdit eden kişinin konumu ile tehdit kabul edilen söz ve davranışların neticeyi gerçekleştirmeye elverişli ve yeterli olması gerekir. İnceleme konusu olayda eşini şikayet eden müdahile zarar verebilecek konumda olmadığından ve dolayısıyla sarf ettiği anlaşılan sözler onu korkutup bir davranışa zorlamaya elverişli bulunmadığından sanığın eyleminin şartlı tehdit olamayacağı; keza ortada hizmet halinde işlenmiş bir fiil olmadığı gibi hizmete taalluk eden bir muameleden kaynaklanmış bir tehdit de söz konusu bulunmadığından eylemin As.C.K.nun 82/2.mad. müeyyidesi gösterilen kavli tehdit suretiyle üste hürmetsizlik olarak ta nitelendirilemeyeceği, ancak sanığın mağdura karşı ciddi bir kaygı ve rahatsızlık uyandıracak sözler söylediği de dikkate alındığında sabit olan eylemin TCK. nun 19 l/son maddesinde müeyyidesi gösterilen tehdit olarak vasıflandırılması gerektiği sonucuna varıldığından Daire kararının kaldırılarak beraat hükmünün bozulması gerekmiştir.
SONUÇ VE KARAR: Yukarıda açıklanan sebeplerle;
Başsavcılık itirazının KABULÜNE, Askeri Yargıtay 2.Dairesinin 30.12.1997 gün ve 1997/801-797 sayılı kararının KALDIRILMASINA;
Sanık hakkındaki beraat hükmünün tebliğnamedeki düşünce gibi 353 Sayılı As.Y.U.K.nun 221.mad. gereğince BOZULMASINA;
19.02.1998 tarihinde Üye Hakim Kd.Alb.Mustafa GÜZEL' in karşı oyu ve OYÇOKLUĞU ile karar verildi.
KARŞI OY YAZISI
Sanık Astsubay ile mağdur Yüzbaşı arasında olay öncesine dayanan husumet bulunduğu dosyadan anlaşıldığına, atılı suçun gerçekleşmesine ilişkin mağdurdan başka tanık da bulunmadığına göre, sanığın mağdurun tehdit kabul edilen "seni yakarım, mahvederim" sözlerini söylediğinin objektif bir değerlendirme ile kuşkulu karşılanması, bu kuşkunun da sanık lehine düşünülmesi gerekir. Tanık anlatımları ile gerçekleşen durum, mağdurun "beni tehdit mi ediyorsun" sorusuna "evet seni tehdit ediyorum" sözlerini söylediğidir. Sanığın evet tehdit ediyorum diye yanıt vermesi çoğunluk kararında "hayatın normal akışı içinde bir insanın ancak tehdit şeklinde algıladığı sözlere muhatap olduğunda bu şeklide tepki göstermesi mümkün bulunduğundan" gerekçesi ile mağdurun sözlerinin doğru olduğu sonucuna varılmışsa da, yorumla sübutun kabul edilmesinin ceza hukukunun temel ilkelerine aykırı olacağı görüşü ile çoğunluk oyuna katılmıyorum. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy