(1632 S. K. m. 81)
KONU: Askerlikten kurtulmak için hile yapmak suçundan J. Eri M.S. hakkında Yerel Mahkemece verilen mahkumiyet hükmünü esastan bozan Askeri Yargıtay 1.Dairesinin kararma karşı Başsavcılığın itirazının incelenmesidir.
OLAY VE İDDİA: Sanığın 3.11.1993 tarihinde askerliğe elverişsiz olduğunu belirten ve İstanbul Deniz Hastanesinden alınmış gibi düzenlenen sahte bir rapor fotokopisini bağlı olduğu Tavşanlı Askerlik Şubesine gönderdiği, böylece resmi belgede sahtecilik yapmak suçunu işlediğinden dolayı TCK. nun 342/1 maddesine göre cezalandırılması talebi ile açılan kamu davası üzerine Tavşanlı Ağır Ceza Mahkemesinin verdiği 7.6.1994 gün ve 1994/3-33 sayılı görevsizlik kararı ile eyleminin As. CK. nun 81.maddesine uyduğu belirtilerek dava dosyası 1. Tak.Hv.K.lığı Askeri Mahkemesine gönderilmiştir.
HÜKÜM: l.Tak.Hv.K.k.hğı As. Mahkemesinin 8.8.1996 gün ve 1996/28-300 sayılı hükmü ile;
Sanığın, İstanbul Deniz Hastanesi Sağlık Kurulunca Abdullah CEBECİLER isimli şahıs adına düzenlenen askerliğe elverişli olmadığı belirten raporun onay işlendikten sonra gönderileceğini bildiren 23.10.1992 gün ve Sh.Krl.9092-3-2932-92 sayılı yazısının sağ alt köşede kimlik bölümündeki bilgileri silip buraya kendi kimliğini yazarak, belgenin bu şekildeki fotokopisini mensubu bulunduğu Tavşanlı Askerlik Şubesi Başkanlığına gönderdiği,
Daha önce askere gitmek istediğine ilişkin dilekçesini Zeytinburnu Askerlik Şubesi Başkanlığına verdiğinden dilekçesinin bu yoldan Tavşanlı As. Şubesine gittiği,
Tavşanlı Askerlik Şubesinin söz konusu hastanenin ön raporuna dayanarak, Zeytinburnu Askerlik Şubesine telgrafla sanığın askerliğe elverişli olmadığının bildirildiği (Dz.4), bundan sonra kesin işlem yapılabilmesi için Tavşanlı Askerlik Şubesinde rapor aslının beklendiği, 5 ay süre ile rapor aslı gelmeyince, 10.3.1993 tarihli yazı ile İstanbul Deniz Hastanesi'nden rapor aslının istendiği (Dz.5), Deniz Hastanesinin 7.4.1993 tarihli cevabi yazısı ile sıhhi kurul defterinde sanığın, isminin bulunmadığının ve raporun bir başka şahsa ait olduğunun bildirildiği (Dz.6), yapılan araştırmada sanığın Zeytinburnu Askerlik Şubesince İstanbul Deniz Hastanesine Sevk edilmediğinin (Dz.10) ve raporun posta ile Tavşanlı Askerlik Şubesine gönderildiğinin anlaşıldığı (Dz.13),
Sanığın 23.10.1992 tarihinde Zeytinburnu Askerlik Şubesine dilekçe ile Başvurduğu, ancak Arşiv Yönetmeliği gereği bu dilekçenin imha edildiğinin bildirildiği (Dz.86), böylece içeriğinin saptanamadığı, Abdullah CEBECİLER hakkında raporla ilgili olarak Kuzey Deniz Saha K. lığı Askeri Savcılığınca soruşturma yapıldığı, bu soruşturma ile sanığın bir irtibatının bulunmadığı (Dz.l 17), sanığa ait bir raporun bulunmadığı (Dz.53,55),
Bir kez başvurduğu Zeytinburnu Askerlik Şubesine bir daha başvurmayışının suç kastını ortaya koyduğu, ilk başvurusunun ise, hileli hareketlerine zemin hazırlamaya, göndereceği rapora inandırıcılık kazandırmaya yönelik olduğu bir başka şahsın sanık adına böyle bir yazı düzenleyip yerli askerlik şubesine göndermeyeceği, Böylece sanığın, muayene olmadığı ve askerliğe elverişli olduğu halde, askerliğe elverişsiz olduğuna dair bir ön yazı fotokopisini askerlik şubesine göndermekle ve bu yoldan şevkini sağlamamakla maddi ve manevi unsurları itibariyle oluşan askerlikten kurtulmak için hile yapmak suçunu işlediği gerekçesi ile As. CK. nun 81/1 ve TCK. nun 59/2 maddeleri uyarınca neticeten 10 ay ağır hapis cezası ile cezalandırılmasına hükmedilmiştir.
TEMYİZ: Hüküm sanık müdafii tarafından suçun oluşmadığı belirtilerek süresinde duruşma istemli olarak temyiz edilmiştir.
TEBLİĞNAME: Askeri Yargıtay Başsavcılığının 13.11.1997 gün ve 1997/3407 sayılı tebliğnamesi ile;
Gösterilen gerekçeye göre, sanığın askerlikten kısmen kurtulmak için hile yapmak suçunu işlediğinin kabulünde isabet bulunduğu, ancak As. CK. nun 8.maddesinin uygulamasında ağır hapis cezasını düzenleyen 1 nci; az vahim hali öngören 2 nci fıkralarının uygulamaya esas olarak seçiminde gerekçe gösterilmesi gerekirken, gösterilmediği, bu durumun TCK. nun 29 ncu maddesine ve Askeri Yargıtay İçtihatlarına aykırı olduğu; ayrıca kısa kararda ağır hapis yazılı olduğu halde, gerekçeli hükümde hapis yazılmasının da bozma sebebi sayılması gerektiği açıklanarak hükmün bozulmasına ve duruşma talebinin kabulüne karar verilmesi yolunda görüş bildirilmiştir.
DAİRE KARARI: Askeri Yargıtay1. Dairenin 30.12.1997 gün ve 1997/732-793 sayılı olan ve duruşmalı olarak verilen kararı ile;
Fotokopi ön raporun askerlikten kısmen kurtulmak şeklindeki sonucu elde etmeye elverişli olmadığı, bu belgenin tasdiksiz bir fotokopi olduğu, sanığın hiç bir askerlik şubesine ve askeri hastaneye sevk edilmediği halde bu belgenin ortaya çıktığı belge üzerindeki ilgi yazının askerlik şubesinde bulunmadığı, hitap edilen makamın yazılmadığı resmi kanaldan gelmediği, sanık tarafından postaya verildiği, şu hali ile belgenin hiç bir işleme esas alınamayacak geçersizliği açık bir belge olduğu
Buna karşılık Tavşanlı Askerlik Şubesinin 3.11.1992 tarihinde Zeytinburnu Askerlik Şubesine çektiği cevabi telgrafta, sanığın askerliğe elverişli olmadığına dair rapor olduğunun bildirildiği (Dz.4), bu tür fotokopilerin kolay bir şekilde sahte olarak düzenlenebileceğinin düşünülmesi gerektiği, TSK. Sağlık Muayenesi Yönergesi (160-1) 3.Bölüm l/a maddesine göre; "askerliğe elverişli değildir." şeklinde kesin kararlı rapor alanların raporları onay makamlarından onaylanıp gelinceye kadar kesinlik kazanmaz hükmünü nazara alması gerektiği, netice olarak sanığın eyleminin askerlikten kısmen kurtulmayı sağlayacak nitelikte hile olmadığı, söz konusu belgenin iğfal ve ikna kabiliyetini haiz bulunmadığı gerekçesi ile hükmün esastan BOZULMASINA karar verilmiştir.
İTİRAZ TEBLÎĞNAMESİ: Askeri Yargıtay Başsavcılığının 21.1.1998 gün ve 1997/3407 sayılı tebliğnamesi ile,
...arada bir yabancı şubenin oluşunun, sevk evrakının hazırlandığı tarihe rastlanmasının gönderilen raporun fotokopisi olup, aslının yabancı şubede veya yolda olacağının düşünülmesinin gayet normal olduğu, mükellefin telafisi imkansız bir zarara uğramaması için askerlik şubesinin bir çaba içerisine girmesine rağmen, daha fazla ve kendisinden beklenilenin dışında özen gösterilmesini aramanın yerinde olmadığı, sanığın ibraz ettiği belgenin tamamen askerlikten kurtulmasını sağlayacak nitelikte olmamakla beraber kısmen askerlikten kurtulmasını sağlamaya elverişli olduğunun dava konusu olayda da açıkça görüldüğü, bu nedenle belgenin kastedilen amacı gerçekleştirmeye elverişli olmadığını kabul eden daire kararma katılmanın mümkün olmadığı gerekçesi ile DAİRE KARARININ KALDIRILMASINA ve diğer hususlarda inceleme yapılmak üzere dava dosyasının dairesine gönderilmesine karar verilmesi doğrultusunda görüş bildirilmiştir.
DAİRELER KURULU KARARI
Rapor okunup, sözcü üye dinlenildikten, itirazın süresinde olduğu anlaşıldıktan ve dava dosyası incelendikten sonra,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: Tavşanlı Askerlik Şubesi mükellefi olan sanığın, askerliğe elverişsiz olduğunu belirten, İstanbul Deniz Hastanesinden alınmış gibi düzenlenen, 3.11.1997 tarihini taşıyan sahte bir rapor fotokopisini Tavşanlı Askerlik Şubesine gönderdiği, Askerlik Şubesinin, bu belgenin tasdiksiz bir fotokopi olduğunu sanığın hiç bir askerlik şubesine ve askeri hastaneye sevk edilmediği halde bu belgenin nasıl ortaya çıktığını, belge üzerindeki ilginin askerlik şubesinde bulunmadığını, hitap edilen makamın yazılmadığını, resmi kanaldan gelmediğini, sanık tarafından postaya verildiğini şu hali ile bu belgenin hiçbir işleme esas alınamayacak, geçersizliği çok açık bir şekilde anlaşılabilecek bir belge olduğunu, böylece bir fotokopinin kolaylıkla düzenlenip gönderilebileceğini düşünmesi gerektiği, TSK. Sağlık Yönergesi Yönetmeliğinin (160-1) 3 ncü Bölüm l/a maddesinin böylece göz ardı edildiği, bu durumda söz konusu belgeyi hiçbir şekilde işleme koymaması gerektiği başkaca açıklamaya gerek kalmayacak şekilde ortaya çıkmıştır.
Demek ki sanığın böylece bir yazıyı kullanmasının As. CK. nun 81.maddesinin öngördüğü (hile) niteliğinde olmadığı, kimseyi kandıracak ve ikna edecek mahiyetinin bulunmadığı, 5 ay askere geç sevk edilişinin yaptığı hile sonucu değil, Tavşanlı Askerlik Şubesi görevlilerinden çok basit dikkatsizliklerinden kaynaklandığı, dolayısıyla askerlikten kısmen kurtulmak için hile yapmak suçunu maddi unsurunun oluşmadığı, bu suçu işlemek için elverişli vasıtanın bulunduğundan söz edilemeyeceği sonucuna varıldığından, Başsavcılığın sanığın askerlikten kısmen kurtulmak için hile yapmak suçunun sabit olduğu yolundaki görüşüne katılınmamıştır.
SONUÇ VE KARAR: Açıklanan nedenlerden dolayı, 353 Sayılı Kanunun 224.maddesi gereğince Askeri Yargıtay Başsavcılığının 21.1.1998 gün ve 1997/3407 sayılı tebliğnamesi ile yaptığı itirazın REDDİNE, 12.02.1998 tarihinde OYBİRLİĞİ ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy