(1632 S. K. m. 81)
KONU: Askerlikten kısmen kurtulmak için hile yapmak suçundan 5 nci Zırhlı Tuğ. K.lığı Askeri Mahkemesince verilen beraat hükmünü bozan Askeri Yargıtay 1 nci Dairesinin bozma kararına direnen Yerel Askeri Mahkemenin bu kararının incelenmesidir.
OLAY VE İDDİA: 5 nci Zırhlı Tuğ. K.lığı Askeri Savcılığının 21.11.1996 gün ve 1996/2057-1087 sayılı iddianamesi ile,
....Harran Üniversitesi Tıp Fakültesi Araştırma ve Uygulama Hastanesi Psikiyatri Kliniğinde 11.6.1996 günü yapılan muayenesi sonunda hasta kabul tezkeresinin arka yüzüne tabip tarafından "15 gün sonra kontrole gelmesi uygundur" şeklinde yazılan not sanık tarafından tahrif edilerek." 15 gün istirahat ve kontrole gelmesi uygundur" şeklinde değiştirilerek bu belgenin fotokopisini birliği komutanlığına verip, istirahatini evinde geçirmek yolundaki isteği üzerine, Bölük Komutanının bu konuda sanıktan bir dilekçe alarak isteğini uygun görüp düzenlenen izin belgesi ile 13.6.1996-25.6.1996 tarihleri arasında sıhhi izine gönderildiği, bu sürenin sonunda sanığın, izninin uzatılmasını istemesi üzerine, 26.6.1996-1.7.1996 tarihleri arasında izninin uzatıldığı ve 1.7.1996 tarihinde birliğine döndüğü, arkadaşlarına hasta kabul tezkeresi üzerinde tahrifat yaptığını söylediği, arkadaşlarınca durumun birlik komutanlığına intikal ettirilmesi üzerine, edilerek, As. C.K.nun 81/1 nci maddesi gereğince cezalandırılması talebi ile kamu davası açılmıştır.
HÜKÜM: 5 nci Zırhlı Tugay K.lığı Askeri Mahkemesinin 17.12.1996 gün ve 1996/1728-954 sayılı hükmü ile,
Bilirkişinin görüşü de açıklanarak sanığın, " 15 gün istirahat ve kontrole gelmesi uygundur" şeklindeki ibarenin bulunduğu kısımda tahrifat yaptığının açıkça belli olduğu, bu yazının aynı el mahsulü olmadığı, özellikle İSTİRAT-VE yazısının ilk bakışta diğer yazılardan ayrıldığının askeri mahkeme heyeti tarafından bakıldığında da anlaşıldığı, tahrifat yapıldığının açıkça görülebildiği, böylece ikna ve iğfal kabiliyetini haiz olmayan belge ile izin alan sanığın eyleminin askerlikten kısmen kurtulmak için hile yapmak suçunu oluşturmadığı gerekçesi ile sanığın beraatine karar verilmiştir.
TEMYİZ-I: Hüküm Askeri Savcı tarafından isnad edilen suçun oluştuğu açıklanarak sanık aleyhine temyiz edilmiştir.
TEBLÎĞNAME-I: Askeri Yargıtay Başsavcılığının 1.4.1997 gün ve 1997/1131 sayılı tebliğnamesi ile;
Oluş şekli daha önce açıklanan hileli fiil ve davranışları ile sanığın, Bölük Komutanını aldatarak belirli bir süre için hizmetten kaçınmak kastı ile hareket edip, haksız biçimde izin aldığı böylece askerlikten kısmen kurtulmak için hile yapmak suçunu işlediği belirtilerek beraat hükmünün esastan bozulmasına karar verilmesi yolunda görüş bildirilmiştir.
DAİRE KARARI: As. Yargıtay 1 nci Dairesinin 7.4.1997 gün ve 1997/266-264 sayılı kararı ile,
As. C.K.nun 81/1 nci maddesinde yazılı askerlikten büsbütün veya kısmen kurtulmak için hile yapmak suçunun oluşması için her ne suretle olursa olsun hile ve desise yapmanın gerekli ve yeterli olduğu, neticenin meydana gelmesinin şart olmadığı; sanığın hasta kabul tezkeresinde tahrifat yapıp, birlik komutanına verdiği, böylece hileli fiil ve davranışları ile askerlikten kısmen de olsa uzak kaldığı, 13.6.1996-25.6.1996 tarihleri arasında sıhhi izin alarak askerlik hizmetinden uzaklaşmak sureti ile amacına ulaştığı belirtilerek beraat hükmünün oyçokluğu ile bozulmasına karar verilmiştir.
DİRENME KARARI: 5 nci Zırhlı Tugay K.lığı Askeri Mahkemesi 3.10.1997 gün ve 1997/1099-659 sayılı kararı ile,
Askerlikten kısmen veya tamamen kurtulmak suçunun oluşabilmesi için, askerlikten kurtulmanın hedeflenmesi ve bunun için de hileli hareketlerde bulunulmasının gerektiği; yapılan hile ve Hudanın da aldatıcı olması, normal zekada kişilerin ilk bakışta anlayamayacağı nitelikte olmasının gerektiği sanığın taburcu tezkeresinde yaptığı tahrifatın (hile) aldatıcılığı olmadığı, "İSTİRAT-VE" yazılarının eklenti olduğunun ilk bakışta anlaşılabildiğinden hile özelliği taşımadığı, Askeri Yargıtay Daireler Kurulunun 29.12.1952 gün ve 1952/1820-12; 29.8.1989 gün ve 1989/192-198; 31.3.1994 gün ve 1994/28-31 sayılı içtihatlarında bahsedilen hilenin, aldatıcılığından şüphe edilmeyen hile olduğu, hilenin kast olunan neticeyi doğurmaya elverişli ve inandırıcı olması gerektiği; sanığın, rapor aslı olmaksızın Bölük Komutanlığına fotokopisini vererek sıhhi izine gönderilmesini sağladığı, olayın tamamen bölük komutanının ihmali hareketi ve mevzuata hakim olamamasından kaynaklandığı, bilirkişilerin de bu doğrultuda görüş bildirdikleri gerekçesi ile eski hükümde direnilerek sanığın beraatına karar verilmiştir.
TEMYİZ-II: Hüküm 5 nci Zırhlı Tugay Komutanlığı Askeri Savcılığı tarafından suçun oluştuğu açıklanarak sanık aleyhine temyiz edilmiştir.
İTİRAZ TEBLÎĞNAMESİ: Askeri Yargıtay Başsavcılığının 23.1.1998 gün ve 1998/200 sayılı tebliğnamesi ile,
Askeri Yargıtay Daireler Kurulunun yukarıda sözü edilen içtihatları örnek gösterildikten sonra; sanığa isnad edilen askerlikten kurtulmak için hile yapmak suçunun oluşması için, her ne suretle olursa olsun hile ve desise yapılmasının gerekli ve yeterli olduğu, neticenin meydana gelmesinin şart olmadığı,
Sanığın, açıklanan eylemi ile askerlikten kısmen de olsa kurtulmak için hileli fiil ve davranışlarla bölük komutanını aldatarak belirli bir süre için hizmetten kaçınmak kastı ile hareket ettiğinin açıkça ortaya konulduğu, nitekim aslını gizlediği taburcu tezkeresinin fotokopisini dilekçesine ekleyerek bölük komutanını iğfal ve ikna edip, haksız biçimde sıhhi izin aldığı belirtilerek direnilmek suretiyle verilen beraat hükmünün BOZULMASINA karar verilmesi doğrultusunda görüş bildirilmiştir.
DAİRELER KURULU KARARI
Rapor okunup, sözcü üye dinlenildikten, itirazın süresinde olduğu anlaşıldıktan ve dava dosyası incelendikten sonra,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ
Olay ve iddia bölümünde açıklandığı üzere sanığın, sevk edildiği Harran Üniversitesi Tıp Fakültesi Araştırma ve Uygulama Hastanesi Psikiyatri Kliniğinde 11.6.1996 tarihinde yapılan muayenesi sonunda hasta kabul tezkeresinin arka yüzüne tabip tarafından yazılan "15 gün sonra kontrole gelmesi uygundur" şeklinde yazılan notu tahrif ederek "15 gün istirahat ve kontrole gelmesi uygundur" tarzında değiştirdiği ve bu belgenin fotokopisini bölük komutanına vererek istirahatinin sıhhi izine çevrilmesi yolundaki istemi uygun görülerek izin belgesi düzenlenip 13.6.1996-25.6.1996 tarihleri arasında sıhhi izine gönderildiği, izin dönüşü arkadaşlarına hasta kabul tezkeresi üzerinde yaptığı tahrifatla izne gönderildiğini anlattığı, arkadaşlarına durumun birlik komutanlığına intikal ettirildiği, yapılan araştırma sonunda sözü geçen hastanenin (4) dizideki cevabi yazısı ile de sanığın yaptığı bu tahrifatın doğrulandığı hususunda yerel askeri mahkeme ile Başsavcılık arasında herhangi bir ihtilafın bulunmadığı anlaşılmıştır.
Yerel mahkeme ile Başsavcılık arasındaki anlaşmazlık, yapılan tahrifatın ikna ve iğfal kabiliyetini haiz olup olmadığı, bu tahrifatın As.C.K. nun 81 nci maddesinin anladığı manada bir hile mahiyetinde bulunup bulunmadığı; askerlikten kısmen de olsa kurtulmak ve olayımızda olduğu gibi bir süre askerlik hizmetinden uzak kalmak şeklinde ortaya çıkan neticeyi istihsale elverişli olup olmadığı konusundadır.
Dinlenen bilirkişiler Per.Kd.Yzb.Y.Ö. ve Tnk.Kd. Yzb. A.G.'nun görüşlerinde belirttikleri gibi; aynı doktorunun açıkça ve hemen görülüp fark edilen değişik ve üzerinde oynanmış yazılarla birbirine ters şerh vermesinin ilk bakışta dikkatleri çekmesi gerektiği, özellikle İSTİRAT-VE yazılı kısımların ilk bakışta diğer yazılardan ayrıldığı ve kelimenin aslına uygun olarak yazılmadığı, iğfal ve ikna kabiliyetinin bulunmadığı, askerlikten kısmen kurtulmak şeklindeki neticeyi tevlid etmeye elverişli ve As. C.K.nun 81 nci maddesinden anlaşılması gereken manada (hile) niteliğinde bulunmadığı,
Sanığın elde ettiği sonucun, yaptığı tahrifattan değil, kendisinin dışındaki basit bir dikkatsizlikten kaynaklandığı, dolayısıyla dava konusu olayda askerlikten kısmen kurtulmak için hile yapmak suçunun maddi unsurunun oluşmadığı, bu suçu işlemek "için elverişli vasıtadan söz edilemeyeceği sonucuna varıldığından direnilerek verilen beraat hükmünde usul ve esas yönlerinden kanuni isabet görülmüştür.
Sanığın eyleminin firar suçunu oluşturmayacağı da açıktır. Çünkü ilgililerin dikkatsizliğinden de kaynaklansa sanığa izin belgesi düzenlenerek izin verilmiştir. Kaldı ki sanık hakkında firar suçundan dava açıldığını kabul etmek de mümkün değildir.
SONUÇ VE KARAR: Açıklanan nedenlerden dolayı, 353 Sayılı Kanunun 217/11 nci maddesi uyarınca askeri savcının temyiz isteminin reddi ile tebliğnameye aykırı olarak hükmün ONANMASINA,
Üyeler Hak.Alb.A.KURŞUN,Dr.Hak.Alb.F.FERHANOĞLU ve Hak. Alb. A. ALKIŞ' in sanığın eyleminin firar suçunu oluşturacağı yolundaki karşı oyları ve OYÇOKLUĞU ile 12.2.1998 tarihinde karar verildi.
MUHALEFET ŞERHİ
Sanık, hakkında verilen hasta kabul teskeresinin arka yüzüne doktor tarafından yazılan "15 gün sonra kontrole gelmesi uygundur" şeklindeki kararı tahrif ederek askerlik hizmetinden gayri meşru şekilde uzaklaşmayı hedeflemiştir. As. C.K.nun 81 nci maddesinde yazılı suçun oluşmaması sanığın bu gayri meşru amaç ve fiilini ortadan kaldırmamaktadır. Sanığın sıhhi izine gönderilmesi yaptığı sahtecilikten kaynaklanmış ve Bölük K.nm iradesi sanık tarafından yapılan sahte işlemle sakatlanmıştır. Bu durumdaki sanığı, yasal şekilde izne gönderilmiş bir kimse konumunda görmek mümkün değildir. Sanığın ispatı vücut etmekle mükellef bulunduğu kıtasından belirtilen şekilde uzaklaşması firar mahiyetindedir. Yasal olmayan bir şekilde birliğinden ayrılmayı "izin" mahiyetinde kabul etmek yasa koyucunun amacına da uygun düşmez. İddianamede eylem suç tarihleri de gösterilerek anlatılmış bulunduğundan ve 353 Sayılı Kanunun 165 nci maddesine göre mahkeme eylemin değerlendirilmesinde, iddianame, iddia ve savunmalar ile bağlı olmadığından firar suçu ile ilgili bir davanın bulunmadığını söylemek de mümkün değildir. Nitekim As. Yargıtay Drl.Krl. (15.1.1998-1998/8-11 Esas Karar) , yine As.C.K.nun 81 nci maddesini ihlalden açılan bu suçun sabit görülmediği bir davada, oluşa göre sanığın eyleminin bakaya niteliğinde bulunduğunu kabul etmiştir.
Belirtilen nedenlerle, firar eylemi dikkate alınmaksızın salt As. C.K.nun 81 nci maddesi açısından değerlendirme yapılarak sonuca ulaşılmasını yerinde görmediğimizden çoğunluk kararına muhalif kaldık. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy