(1632 S. K. m. 66)
KONU: İzin tecavüzü suçundan sanık P.Er Y.T. hakkındaki mahkumiyet hükmünün esastan bozan Daire kararına karşı Başsavcılığın süresi içinde yapmış olduğu itirazın incelenmesidir.
OLAY VE İDDİA: 21 nci Jandarma Sınır tümen Komutanlığı Askeri Savcılığınca düzenlenen 4.4.1997 Gün ve 1997/839-139 Sayılı iddianame ile, sanığın 30.12.1996-10.1.1997 Tarihleri arasında kendiliğinden dönmekle son bulan izin tecavüzü suçundan dolayı As. C.K.nun 66/1-b ve 73 ncü Maddeleri uyarınca cezalandırılması istemiyle kamu davası açılmıştır.
HÜKÜM: 21 nci Jandarma Sınır Tümen Komutanlığı Askeri Mahkemesinin 21.8.1997 Gün ve 1997/579-403 Sayılı hükmü ile; sanığın, annesinin rahatsız olduğu ve annesinin bakımıyla ilgilenebilecek kimsesi olmadığı için izinden geç döndüğü yolundaki savunmaları üzerine yapılan araştırma sonucunda, sanığın annesinin rahatsızlığı dolayısıyla herhangi bir hastanede yatarak tedavi görmediği, rahatsızlığından dolayı ağrı kesici kullandığı ve rahatsızlığının ciddi boyutlarda olmadığı yolundaki dosyanın 23 ncü dizisindeki belgenin yanında, annesinin bakımıyla ilgilenebilecek başka aile fertlerinin bulunduğu hususunun Aile Nüfus Kaydından anlaşılmış olması karşısında, sanığın ileri sürdüğü mazeretin İç Hizmet Yönetmeliğinin 57/b Maddesinde sayılan haklı ve geçerli mazeretler kapsamında ve askerlik hizmetine tercih edilebilecek nitelikte değerlendirilmeyerek, sanığın tüm unsurları itibariyle oluşan izin tecavüzü suçundan dolayı As. C.K.nun 66/1-b, 73 ve TCK. nun 59/2 nci Maddeleri uyarınca neticeten Beş Ay hapis cezası ile mahkumiyetine karar verilmiştir.
TEMYİZ: Hüküm, sanık tarafından süresi içinde sebep gösterilmeksizin temyiz edilmiştir.
TEBLİĞNAME: Askeri Yargıtay Başsavcılığının 29.12.1997 Gün ve 1997/3903 Sayılı Tebliğnamesinde, hükmün onanması gerektiği yolunda görüş ve düşünce bildirilmiştir.
DAİRE KARARI: Askeri Yargıtay 2 nci Dairesinin 14.1.1988 Gün ve 1988/6-5 Sayılı ilâmı ile; dosyanın 23 ncü sırasındaki belgede sanığın annesinin 1.12.1996-15.1.1997 Tarihleri arasında hasta olduğu, babasının bulunmadığı, hastane ile ilaç paralarının olmaması nedeniyle annesinin hastaneye yatırılamamış olduğu, komşularının vermiş olduğu ağrı kesicilerle tedavi olmaya çalıştığı, ailesinde annesine bakabilecek kendisinden (sanıktan) başka kimsenin bulunmadığının belirtilmiş olması ve ayrıca gecikme süresinin fazla uzun olmaması da birlikte değerlendirilerek, sanığın bu mazeretinin makul ve mantıki bir özür olduğu kabul edilerek mahkumiyet kararının esastan bozulmasına oyçokluğu ile karar verilmiştir.
Muhalif Üye; Dosyanın 18 nci dizisindeki Nüfus Kayıt Tablosundan, sanıktan büyük iki erkek kardeşinin olduğunun anlaşıldığını, bu kardeşlerinin ne sebeple annesiyle ilgilenmedikleri hususunun açık biçimde araştırılması gerektiği gerekçesiyle çoğunluk kararına
katılmamıştır.
İTİRAZ TEBLİĞNAMESİ: Askeri Yargıtay Başsavcılığının 2.2.1998 Gün ve 1997/3903 Sayılı tebliğnamesi ile;
Sanığın, savunmalarında annesinin rahatsızlığı, geçim sıkıntısı ve ailevi sorunları yüzünden birliğine zamanında dönemediğini ileri sürdüğü,
Elbistan İlçe Jandarma Komutanlığı vasıtasıyla yaptırılan araştırmada mahalle muhtarının beyanlarına göre, sanığın annesinin 1.12.1996-15.1.1997 Tarihleri arasında hasta olduğu, ancak bu tarihler arasında hastanede tedavi görmediği, komşularının verdiği ağrı kesici ilaçları kullandığı, sanıktan başka kendisine bakabilecek kimsenin bulunmadığı saptanmış ise de; D.18'de yer alan Vukuatlı Aile Nüfus Tablosuna göre, hastalığı doğru olsa bile annesine bakabilecek sanıktan büyük kardeşlerinin var olduğu anlaşıldığı cihetle, Jandarma marifetiyle muhtarın beyanlarına nazaran yapılan araştırmanın gerçeği yansıttığı konusunun kuşkulu karşılandığı, en azından muhalefet görüşünde belirtildiği gibi yetişkin kardeşlerinin nerede oturdukları, ne işle uğraştıkları ve annesinin rahatsızlığı ile ilgilenebilme imkanlarının olup olmadığı hususlarının araştırılması gerektiği,
Esasen annesinin hastanede yatarak tedavi görmediği, ağrı kesici ilaç kullandığı nazara alındığında, rahatsızlığının ciddi boyutlarda olmadığının kabul edilmesi gerektiği, kaldı ki annesinin 1.12.1996-15.1.1997 Tarihleri arasında hasta olduğu yolunda ortaya konulan araştırma içeriği doğru olsa bile, sanığın bu hastalığın başlamasından bir süre sonra izine gitmesi ve hastalığın sona ermesinden bir süre önce izinden dönmüş olması dikkate alındığında da annesinin rahatsızlığının, mutlaka kendisine refakat edilmesini gerektirecek derecede olmadığı sonucuna varıldığı gerekçeleriyle Daire kararına itiraz edilerek, Daire kararının kaldırılması ve mahkumiyet hükmünün diğer yönlerden incelenebilmesi için dava dosyasının Daireye gönderilmesi talep edilmiştir.
DAİRELER KURULU KARARI: Rapor okundu, Sözcü Üyenin açıklamaları dinlendi. Başsavcılık itirazının süresinde olduğu görüldü. Yapılan inceleme ve müzakere sonunda hasıl olan vicdani kanaate göre;
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: Sanığın, 5.12.1996 Tarihinde (2) Gün yol süresi tanınarak (20) Gün süreyle gönderildiği memleket izninden zamanında dönmediği ve eksik tanınan (2) Günlük yol süresi de dikkate alındığında, izin tecavüzünün 30.12.1996 Tarihinde başlayıp, Van Toplanma Merkezine katıldığı 10.1.1997 Tarihinde sona erdiği konusunda bir ihtilâf ve tereddüt bulunmamaktadır.
Daire kararında, sanığın annesinin rahatsızlığına ilişkin olan mazeretinin; izin tecavüzü süresinin uzun olmaması da dikkate alarak, müsned suçun mazeret unsuru yönünden oluşmasını engelleyecek ölçüde haklı ve geçerli olduğunu kabul ederek mahkumiyet kararını esastan bozarken, Başsavcılık sanığın bu mazeretinin haklı ve yasal bir özür olarak kabul edilemeyeceğini veya en azından sanığın annesiyle ilgilenebilecek sanıktan büyük yaşta başka kardeşlerinin bulunması nedeniyle, onların hasta olan anneleriyle ilgilenebilme imkânlarının olup olmadığı konusunun araştırılması gerektiğini ileri sürmektedir.
Bu durumda tartışma konusunun; sanığın izin süresini geçirme nedeni olarak ileri sürdüğü; annesinin hastalığı ve kendisinden başka annesine bakabilecek bir kimsenin olmadığı yönündeki savunmasının, müsned suçun kanuni unsurlarından biri olan "Mazeret" olarak kabul edilip edilemeyeceği noktasında olduğu görülmektedir.
Sanık, istinabe Mahkemesince saptanan sorgusu sırasında (D. 19) doğruladığı Bölük Komutanlığınca tesbit edilen 20.1.1997 Tarihli ilk ifadesinde (D.8), gecikme nedeni olarak annesinin hastalığını, geçim sıkıntısı içinde olduklarını, annesine kendisinden başka bakacak kimsenin olmadığını babası İstanbul'a çalışmak üzere gittiğinden ve ailenin en büyük çocuğu kendisi olduğu için annesine bakmak zorunda kaldığını ileri sürmüştür.
Sanığın, söz konusu savunmasının doğru olup olmadığı konusunda Mahkemenin Elbistan İlçe Jandarma Komutanlığı marifetiyle yaptırdığı soruşturma sonucunda Elbistan-Tepebaşı Mahalle Muhtarının beyanı üzerine düzenlendiği anlaşılan 12.6.1997 Tarihli tutanakta (D.23) sanığın annesinin 1.12.1996-15.1.1997 Tarihleri arasında hasta olduğu, şahsın babasının olmadığı, annesinin ise bu tarihler arasında Hastahane ve ilaç paralan olmadığından Hastahaneye yatırılamadığı, komşularının vermiş olduğu ağrı kesicilerle tedavi olmaya çalıştığı, ailesinde annesine bakabilecek kendisinden başka kimsenin olmadığı belirtilmiştir.
Dosyanın 18 nci dizisindeki 8.5.1997 Tarihli Nüfus Kayıt Örneğinde ise, sanığın 1319 (1903) doğumlu babası Y. TÜRKMEN'in 1927 doğumlu annesi Nuriye ile 11.1.1952 Tarihinde evlendikleri ve babasının 1.2.1978 Tarihinde öldüğü, anneleri ayrı olan ağabeysi Hüseyin'in 1932 doğumlu olduğu, ana-baba bir kardeşlerden 1953 doğumlu ablası Fadime'nin evli olduğu, 1960 doğumlu olan ağabeysi Ahmet'in bekar olduğu belirtilmektedir.
Görüldüğü üzere sanık, suç tarihlerinde babasının çalışmak amacıyla İstanbul'da olması nedeniyle babasının annesiyle ilgilenemediğini ifade ederken, Nüfus Kaydına ve Mahalle Muhtarının beyanına göre düzenlendiği anlaşılan Tutanağa göre, sanığın babası hayatta değildir.
Keza, sanık evde en büyük çocuk olarak kendisi olduğunu ve kendisinden başka annesine bakacak kimsesinin olmadığını belirtirken, nüfus kaydına göre ailenin en küçük çocuğu kendisidir ve annesi ile ilgilenebilecek kimse olarak sanıktan büyük kardeşleri vardır.
Bu itibarla, öncelikle sanığın, annesi N. TÜRKMEN'in ve keza Mahalle Muhtarı Gazi ÇIPLAK'ın ifadelerine başvurularak söz konusu çelişkilerin giderilmesi, ailedeki bireylerle ilgili mevcut fiili durumun (Resmi nikahsız bir evlilik olup olmadığının) araştırılması, sanığın kendisinden büyük evli ablası ile nüfus kaydına göre bekar görünen ağabeysinin nerede oturdukları, ne iş yaptıkları, anneleri ile ilgilenme imkânı olup olmadığı, annelerinin kiminle oturduğu, annelerinin hastalığının ne olduğu, suç tarihlerindeki rahatsızlığının ağır ve ciddi olup olmadığı konularının etraflıca araştırılmasından sonra hasıl olacak sonuca göre bir tartışma ve değerlendirme yapılıp nihai hükme gidilmesinin daha isabetli olacağı kanaatine varılarak Başsavcılık itirazının Kabulüne karar verilmiştir.
SONUÇ VE KARAR: Yukarıda açıklanan nedenlerle, Askeri Yargıtay Başsavcılığının 2.2.1998 Gün ve 1997/3903 Sayılı itirazının 353 Sayılı Yasanın 224 ncü Maddesi uyarınca KABULÜNE,
Askeri Yargıtay 2 nci Dairesinin 14.1.1998 Gün ve 1998/6-5 Sayılı kararının itiraza atfen KALDIRILMASINA,
Yerel Mahkeme hükmünün, 353 Sayılı Yasanın 221/1 nci Maddesi uyarınca noksan soruşturma yönünden BOZULMASINA,
Üye Hâk.Alb. Atalay TOKAT müsned suçun sübuta erdiği yönündeki değişik Gerekçesine, Üye Hâk.Alb.Yavuz ÖGÜT'ün itirazın reddi gerektiği görüşlerine binaen OYÇOKLUĞU İLE,
19.2.1998 Tarihinde karar verildi.
KARŞI OY YAZISI
Sanığın, 30.12.1996-10.1.1997 tarihleri arasında iznini tecavüz ettiği bir vakıa ise de; Dairenin bozma kararında işaret edilen nedenlerle, Başsavcılıkça yapılan itirazın, Reddi yerine, kabulünde isabet göremediğim gibi, Başsavcılıkça yapılan itirazın, suçun sabit olduğuna yönelik olması ve Daireler Kurulunca da bu itiraz nedeni yerinde bulunmayarak hükmün eksik soruşturma sebebiyle bozulmuş olması karşısında; itiraz nedeninin Reddi ile, itiraza atfen hükmün Bozulması yerine, itirazın kabulü ile itiraza atfen yapılan bozmayı da yerinde bulmuyorum.
DEĞİŞİK GEREKÇE AÇIKLAMASI
Sanık Kıta ifadesinde; Annesinin hasta olması, babasının İstanbul'a çalışmaya gitmiş olması, evin en büyük oğlu olması sebebiyle (annesine bakmak üzere) iznini tecavüz ettiğini söylemiştir (D.8).
Duruşmada talimatla alınan ifadesinde ise; Ailevi sorunları nedeniyle iznini geçirdiğini beyan etmiş, ancak bu ailevi sorunları hakkında açıklama yapmamıştır (D. 19).
Temyiz dilekçesinde ise; hiçbir sebep göstermemiştir.(33)
Çoğunluk kararı ile; nüfus kaydı ile mahallen yapılan araştırma tutanağındaki bilgiler arasındaki çelişkilerin giderilmesi yönünden davada noksan soruşturma olduğu kabul edilmiş ve Daire kararı o gerekçe ile kaldırılmış ise de;
Suçun oluştuğu sanığın makbul bir mazeretinin olmadığı, dolayısıyla (Daire kararının) hükmün onanması yönünden kaldırılması gerektiği kanısı ile çoğunluk gerekçesine katılamadım.
Şöyle ki;
Nüfus kaydına ve mahalli soruşturma tutanağına göre, sanığın babası 319 yani 1903 doğumlu olup, 1978 yılında vefat etmiştir.
Oysa sanık, babasının sağ olduğunu ve çalışmak için İstanbula gittiğini beyan etmektedir.
1903 doğumlu olan babası sağ ise, bugün 95 yaşında olması gerekeceğinden, çalışması söz konusu olamaz. Bundan, sanığın annesi ile muhtemelen imam nikahı ile evli, çalışabilecek yaşta 2 nci bir babasının olduğu anlaşılmaktadır. Kanımca 95 yaşındaki babanın sağ olup olmaması önemli değildir. Zira o zaten bakıma muhtaçtır.
O yörede, imam nikahı ile evlilik çok yaygındır. Nüfusta görülmeyen, kendisinden küçük kardeşlerinin olduğunu söylemesi, annesinin sonradan evlendiği kanısını akla getirmektedir.
Öte yandan, annesinin tedavisi komşularının verdiği ağrı kesicilerle devam ettiğine göre, ciddi bir hastalığı yok demektir.
Nüfus kaydında, sanığın aynı ana ve babadan olma ve kendisinden büyük kardeşleri olduğu görülmektedir. Annesinin hastalığı ağır ve ciddi ise, kanımca kardeşlerinin nerede ikamet ettiklerinin de fazla bir önemi yoktur. Annesi ile İstanbul'a çalışmaya gittiğini söylediği babası da pekala ilgilenebilir.
Bu nedenle, olayda noksan soruşturma olmadığı ve suçun oluştuğu kanısı ile çoğunluğun itirazı kabul gerekçesine katılamadım. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy