(1632 S. K. m. 66)
KONU: Sanık İs.Er A.G. hakkında firar suçundan dolayı askerî mahkemece verilen mahkumiyet hükmünü, sanığın eyleminin kısa süreli izin tecavüzü suçunu oluşturması sebebiyle suç vasfından bozan Askerî Yargıtay 5.Dairesinin bu kararma karşı Başsavcılık tarafından yapılan itirazın incelenmesidir.
İDDİANAME: 2 nci Kor.lığı As.Savcılığının 18.11.1996 tarih ve 1996/1359-668 sayılı iddianamesiyle;
Sanığın 25.09.1996 tarihinde birliğinden uzaklaşarak firar ettiği, 28.10.1996 tarihinde de kendiliğinden birliğinden birliğine katıldığı, böylece firar suçunu işlediği belirtilerek As.C.K.nun 66/1-a ve 73 ncü maddeleri uyarınca cezalandırılması istemiyle kamu davası açılmıştır.
HÜKÜM: 2 nci Kor.K.lığı As.Mahkemesinin 21.01.1997 tarih ve 1997/165-14 sayılı hükmü ile;
Sanığın firar kastının îstirahatının bitimini müteakip Malatya-Gelibolu arası tanınacak 3 günlük yol süresi sonunda birliğine katılması gereken tarih olan 16.10.1996 tarihinde başladığı ve kendiliğinden birliğine katıldığı 28.10.1996 tarihinde sona erdiği, böylece 16.10.1996-28.10.1996 tarihleri arasında firar suçunu işlediği kabul edilerek As. C.K.nun 66/1-a, 73 ncü, TCK.nun 59/2.maddeleri uyarınca sonuç olarak 5 ay hapis cezasıyla cezalandırılmasına karar verilmiştir.
TEMYİZ: Mahkumiyet hükmü sanık vekili tarafından temyiz edilmiştir.
TEBLİĞNAME: As. Yargıtay Başsavcılığının 13.6.1997 tarih ve 1997/2014 sayılı tebliğnamesinde;
As. Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kurulunun 12.4.1996 gün ve 1996/1-1 sayılı kararı göz önüne alındığında, mahkemece suç tarihlerinin 25.9.1996-28.10.1996 olarak kabulü gerektiği halde, 16.10.1996-28.10.1996 olarak belirlenmiş olması kanuna ve uygulamaya aykırı bulunmakla birlikte bu durum sanığa verilen cezayı etkileyecek nitelikte olmadığından, sanık hakkındaki mahkumiyet hükmünün onanmasına karar verilmesi istenmiştir.
DAİRE KARARI: As. Yargıtay 5 nci Dairesinin 5.11.1997 tarih ve 1997/453-688 sayılı kararı ile;
Sanığın GATA'dan aldığı 20 günlük istirahatini evinde geçirebileceğini zannettiğine dair savunmasının aksi kanıtlanmadığından, bu süreyi evinde geçiren sanığın firar kastının bulunmadığı, dolayısıyla istirahatli olarak birliğinden ayrılmış sayılacağından 20 günlük istirahat süresi bitmesine rağmen birliğine dönmemesi eyleminin artık, firar suçuna değil, istirahat tecavüzü suçuna vücut vereceği, böyle olunca da Yalova Devlet Hastahanesinden alınan raporun göz ardı edilemeyeceği, bu süreyi Malatya'da geçirdiğine dair aksi kanıtlanmayan savunması dikkate alındığında 10 günlük istirahatinin 20.10.1996 günü saat 24.00 de sona ereceği, bu tarihe Malatya-Gelibolu arası yalnız gidiş için tanınması gereken 2 günlük yol süresi eklendiğinde 22.10.1996 günü saat 24.00 de biriliğine dönmesinin gerektiği, 28.10.1996 günü saat 18.00 birliğine katıldığı anlaşıldığından eyleminin 477 Sayılı Kanunun 50/B maddesinde yazılı kısa süreli izin tecavüzü suçunu oluşturacağı, bu nedenle askerî mahkemenin görevsizliğine karar verilmesi gerekirken, firar suçundan cezalandırılması yoluna gidilmesinin Kanuna aykırı olduğu gerekçesiyle askerî mahkemece tesis olunan mahkumiyet hükmünün bozulmasına karar verilmiştir.
İTİRAZ TEBLİĞNAMESİ: Askerî Yargıtay Başsavcılığının 1.12.1997 tarih ve 1997/2014 sayılı tebliğnamesi ile;
Askerî Yargıtay İçtihatları Birleştirme Kurulunun 12.4.1996 gün ve 1996/1-1 sayılı kararı ile istikrar bulan Daireler Kurulu kararlarına göre, sanığın eyleminin istirahat tecavüzü niteliğinde olmayıp firar niteliği taşıdığı, sanık baştan beri firar kastıyla hareket ettiğinden, Yalova Devlet Hastanesinden alınan (10) günlük istirahatinin suçun oluşmasına engel teşkil etmediği, ayrıca dönüş yol süresinin Malatya'dan Çanakkale'ye kadar olan güzergah üzerinden hesaplanmasının çelişki yarattığı, sanığın 25.09.1996-28.10.1996 tarihleri arasında firar suçunu işlediği sabit olup her ne kadar suçun başlangıç tarihinin 16.10.1996 tarihli olarak tesbiti kanuna aykırı ise de, sanığın terhisli olması ve aleyhe temyize gelinmemesi karşısında bu hususun bozma sebebi sayılamayacağı belirtilerek Daire kararma itiraz edilmiştir.
DAİRELER KURULU KARARI
Rapor okunup sözcü üyenin açıklamaları dinlendi. Başsavcılığın itirazının süresinde olduğu anlaşılmakla dosya incelendi.
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: Dosya içeriğine ve delillere göre, rahatsızlığı nedeniyle GATA'ya sevk edilen ve 21.9.1996 tarihinde "sağ üreter üst bölüm taşı" teşhisiyle üroloji Kliniğine yatırılıp 23.9.1996 tarihinde "birliği hastanesinde takip ve kontrol edilmek üzere 20 gün istirahat verilerek" kıtasına taburcu edilen sanık, birliğine gitmeyerek bu süreyi Malatya'daki evinde geçirmiş, istirahat süresi sona ermeden yola çıkıp yakınlarının oturduğu Yalova'ya gelmiş, burada rahatsızlanması üzerine Devlet Hastanesi aciline müracaat etmiş, 11.10.1996 tarihinde yapılan muayenesi sonunda lumbel herni ürolithazis teşhis edilip acil tedavisi yapıldıktan sonra kendisine 10 gün istirahat verilmiştir. Bu süreyi de Malatya'daki evinde geçiren sanık bu süre sonunda da, birliğine dönmemiş ve 28.10.1996 günü saat 18.00 de kendiliğinden gelerek birliğine katılmıştır.
Maddi olayın bu şekilde gerçekleştiğinde tereddüt bulunmadığı gibi, anlaşmazlık da yoktur. Daire ile Başsavcılık arasındaki uyuşmazlık, sanığın firar kastıyla hareket edip etmediğine, eyleminin nitelendirilmesine, sanığa tanınması gereken yol süresine ve nihayet suç tarihlerinin tespitine ilişkindir.
Uyuşmazlık konusunun çözümü, birliklerinin bulunduğu garnizon dışındaki askerî Hastaneden istirahat verilerek taburcu edilen askerî şahısların istirahatlerini geçirecekleri yerle yakından ilgilidir. Bu konu T.S.K. Personelinin Sağlık Muayeneleri Yönergesinin Üçüncü Bölümünün 2.maddesinde düzenlenmiş olup bu madde hükmüne göre; erbaş ve erler istirahatlerini Birlik Komutanlığından izin almak koşuluyla garnizon dışında geçirebileceklerdir. Bu şekildeki istirahat alanların, Birlik Komutanlığından izin almaksızın istirahat süresini kıta dışında geçirmelerinin suç teşkil edip etmeyeceği, suç sayıldığı takdirde hangi suçu oluşturacağı uygulamada tereddütlere ve farklı kabullere yol açmıştır. Askerî Yargıtay Daireleri ve Daireler Kurulu kararları arasındaki içtihat aykırılıkları Askerî Yargıtay İçtihatları Birleştirme Kurulunun 12.4.1996 tarih ve 1996/1-1 sayılı kararıyla giderilmiştir.
Bu kararla; erbaş ve erlerin, kıtalarının bulunduğu garnizon dışındaki askerî hastanelerden aldıkları kıtasına taburcu kaydını içeren 20 güne kadar istirahat sürelerini kıtasına gitmeyerek veya kıtası Komutanlığından izin almaksızın memleketlerinde geçirmeleri halinde, eylemlerinin firar suçunu oluşturacağı kabul edilmiştir. Bununla birlikte istirahatini birliği dışında geçirenler yönünden, manevi unsurun gerçekleşip gerçekleşmediği, her olayın özelliği ve gerçekleşme biçimi, failin kişiliği ve sair ayrıntılar göz önünde bulundurularak mahkemelerce serbestçe değerlendirilebilecektir. Dolayısıyla bu tür eylemlerde, başlangıçtan beri suç kastı bulunmayan sanığa, istirahatini birliği dışında geçirmesi halinde suçun oluşmadığına karar verilebilecek, buna karşılık manevi unsur gerçekleşmiş ise yani sanık firar kastıyla hareket etmiş ve suç diğer unsurları itibariyle de oluşmuş ise, suçun başlangıç tarihi, hastaneden taburcu edildiği tarihe birliğine katılması için tanınması gereken yol süresinin ilavesi suretiyle belirlenecektir.
Somut olayda; tedavi gördüğü GATA Askerî Hastanesinden 20 gün istirahatle kıtasına taburcu edilen sanık istirahatli olduğunu birlik komutanına bildirmemiş ve bu süreyi kıtası komutanlığından izin almaksızın ikamet yeri olan Malatya'da geçirmiştir. Sanık istirahat süresi sonunda birliğine dönmediği gibi, Yalova'ya kadar gelip Devlet Hastanesinden aldığı 10 günlük istirahatini de geçirmek üzere yeniden Malatya'ya dönmüştür. Raporu 20.10.1996 tarihinde sona ermesine rağmen birliğine hareket etmemiş, 28.10.1996 tarihinde birliğine katılmıştır.
Sanığın 12.7.1995 tarihinde asker edildiği ve olay tarihi itibariyle 15 aylık asker olup askerlikle ilgili eğitimleri yaptığı göz önüne alındığında, cahil olması sebebiyle birliğine katılması gerektiğini bilemediğine ilişkin savunmasına itibar edilmesine imkan görülmemiştir. Bu nedenle kıtasına gitmesi gerekirken, gitmeyip istirahatini evinde geçirmeyi tercih eden ve bu süre içerisinde Malatya'dan birliği yakınındaki Yalova'ya kadar gelen sanığın, mesafe itibariyle daha yakın olan Gelibolu'daki birliğine gitmek yerine Malatya'ya geri dönmesi ve Yalova Devlet Hastanesince verilen raporun sonunda biriliğine katılmaması gibi davranışlarla başlangıçtan beri firar kastıyla hareket ettiği ortaya çıkmaktadır. Bu durum sanığın GATA Askerî Hastanesinden taburcu edildiği 23.9.1996 tarihine, ilavesi gereken Ankara-Çanakkale (Gelibolu) arası 2 günlük yol süresinin sona erdiği 25.9.1996 günü saat 24.00 ten itibaren firar durumunda olduğunu kabul etmek gerekecektir. O halde sanığın eylemi 26.9.1996 tarihinden, birliğine katıldığı 28.10.1996 tarihleri arasında işlenmiş firar suçunu oluşturmaktadır. Bu nedenlerle Dairenin, sanığın eyleminin kısa süreli izin tecavüzü suçunu oluşturduğuna ilişkin kabulünde isabet görülmemiş ve Başsavcılığın sanığın eyleminin firar olarak nitelendirilmesi gerektiğine ve sanığın baştan beri firar kastıyla hareket ettiğine dair itirazı yerinde bulunmuştur.
SONUÇ VE KARAR: Açıklanan nedenlerle; Başsavcılığın 1.12.1997 tarih ve 1997/2014 sayılı tebliğnamesiyle yapmış olduğu itiraz yerinde görüldüğünden 353 Sayılı Kanunun 224 ncü maddesi gereğince İTİRAZIN KABULÜNE, Askerî Yargıtay 5.Dairesinin 5.11.1997 tarih ve 1997/453-688 sayılı kararının KALDIRILMASINA,
Dava dosyasının, temyiz incelemesine devam olunmak üzere Askeri Yargıtay 5. Daire Başkanlığına GÖNDERİLMESİNE,
15.1.1998 tarihinde OYBİRLİĞİ ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy