(1632 S. K. m. 192, 131, 50, 51)
KONU: Sanık M.K. hakkında askeri eşyayı gizlemek suçundan askeri mahkemece tesis olunan mahkumiyet hükmünü, suç vasfına dayalı olarak görev noktasından bozan As.Yargıtay 5 nci Dairesinin kararına karşı Başsavcılık tarafından yapılan itirazın incelenmesidir.
OLAY VE İDDİA: 7.Kor.K.lığı Askeri Savcılığının 12.5.1997 tarih ve 1997/ 670-372 sayılı iddianamesi ile; J.Uzm.Onb.Ü.Y. ile aynı evde (Batman Meydan Mah.Eski Tekel Caddesi Terece Apt. No.:64/3) oturan sanığın, 1.1.1997 tarihinde içkili bir şekilde çevreyi rahatsız etmesi nedeniyle durumun polise bildirilmesi üzerine gelen polisin sanığı karakola götürdüğü, o esnada eve gelen Ü.Y.'m da polis yardımcı olduğu, bilahare evde kırılan ve dökülen eşyaları toplayan Ü.Y.'ın sanığa ait valizin içerisinde bir kısım mühimmat bulduğu, durumu birliğine bildirmek üzere evden çıktığında aynı birlikte görevli J.Uzm.Çvş.A.O.Y.'ın evde bulunan 2 adet savunma tipi el bombası, 433 adet 5,56 mm. mayonlu fişek, 65 adet 5,56 mm. normal fişek, 4 adet 25 mm. fişek ve 1 adet 20 mm. kobra tahrip fişeğini 2.1.1997 tarihinde J.Öz.Hrk.Grp.K.J.Yzb.H.B.'ye teslim ettiği, bu suretle sanığın birliğe de ait olmayan askeri eşyaları gizlemek suçunu işlediği iddiasıyla ve As.C.K.nun 131/1-2, 50 ve 51 nci maddeleri uyarınca cezalandırılması istemiyle hakkında kamu davası açılmıştır.
HÜKÜM: 7 nci Kolordu Komutanlığı Askeri Mahkemesinin 17.10.1997 tarih ve 1997/942-742 sayılı hükmü ile;
Sanığın atılı suçu işlediği kabul edilerek As.C.K.nun 131/1, 2, TCK.nun 59/2 nci maddeleri uyarınca neticeten on bir ay yirmi gün ağır hapis cezası ile mahkumiyetine, ele geçen mühimmatın Batman J.Komd. Özel Hrk.Grup K.lığına teslimine, bunlardan 3 adet 25 mm. menşei belli olmayan fişek ve 1 adet 20 mm. kalibre tahrip fişeğinin TCK.nun 36 ncı maddesi uyarınca müsaderesine oybirliği ile karar verilmiştir.
TEMYİZ: Hüküm, sanık tarafından kararı haklı bulmadığı nedeniyle yasal süresi içerisinde temyiz edilmiştir.
TEBLİĞNAME: Askeri Yargıtay Başsavcılığının 13.1.1998 tarih ve 1998/81 sayılı tebliğnamesinde özetle; sanığa atılı suçun sübuta erdiği, mahkeme hükmünde bozmayı gerektirir bir yasaya aykırılık bulunmadığı belirtilerek hükmün onanması gerektiğine dair görüş bildirilmiştir.
DAİRE KARARI: Askeri Yargıtay 5 nci Dairesinin 21.1.1998 tarih ve 1998/38-37 sayılı ilamı ile: "...Sözleşmesi feshedildiği için 23.9.1996 tarihinde TSK. den ilişiği kesilen sanığa ait olduğu iddia olunan bir valiz içerisinde ele geçirilen bir kısmı 6136 Sayılı Yasa kapsamında ve bir kısmı TCK. nun 264 ncü maddesi kapsamında olan söz konusu mühimmatın sanık tarafından nasıl, ne zaman (askeri şahıs iken mi? yoksa askerlikle ilişiği kesildikten sonra mı?) ve nereden temin edildiğinin belli olmaması, gerçek ve tartışmasız olan konunun ise, anılan malzemenin sanığın askeri şahıs sıfatı sona erdikten üç ayı aşkın bir süre sonra, sivil şahıs statüsünde iken ikamet ettiği evde 1.1.1997 tarihinde ele geçirilmiş olmasıdır.
As. C.K.nun 192. maddesindeki "...ve askeri eşyayı satın almak, rehin olarak kabul etmek ve gizlemek fiillerine dair 131.maddede yazılı suçlar askeri mahkemelere tabi olmayan siviller tarafından yapılırsa, umumi mahkemeler bu kanun hükümlerini tatbik ederler" hükmü de dikkate alındığında, sivil şahıs olan sanığın iddia konusu askeri eşyayı gizlemek suçundan dolayı yargılanması adliye mahkemelerinin görevi cümlesinden olduğu halde, askeri mahkemenin görevsizlik kararı yerine, yazılı olduğu şekilde mahkumiyete hükmetmesi bozmayı gerektirmiştir..."denilerek hükmün 353 Sayılı Kanunun 221/1 maddesi gereğince görev yönünden BOZULMASINA oybirliği ile karar verilmiştir.
İTİRAZ TEBLİĞNAMESİ: Askeri Yargıtay Başsavcılığının 11.2.1998 tarih ve 1998/81 sayılı tebliğnamesi ile; "...Sanık T.S.K. den ayrıldıktan 3 ay kadar sonra çoğu T.S.K.lerinde kullanılan mühimmat, ikamet ettiği evde ve kendisine ait çantada ele geçirilmiştir.
Bahse konu malzemelerin sanık tarafından ne zaman elde edildiği net olarak belirlenememekle birlikte, görevi sırasında temin edildiği hususu ağırlık kazanmaktadır. Güneydoğu bölgesinde terörle mücadeleye katılan ve daha sonra terhis olan veya askerlikten ayrılanların yanlarında özellikle el bombası ve mermi vs. götürdükleri sıkça görülmektedir. Bu hususun operasyon ve savaş şartları psikolojisinden kaynaklandığı kanaatine ulaşılmaktadır.
Benzer nitelikteki olaylara ilişkin olarak, Askeri Yargıtay 5 nci Dairesinin 3.12.1997 gün ve 1997/777-769 sayılı kararı ile, 1 nci Dairesinin 21.1.1998 gün ve 1998/30-30 sayılı kararında "askeri eşyayı gizleme eyleminin genellikle birlik içinde ve civarında bir yerde gerçekleştirilip, uzun süre devam ettirilemeyeceği, T.S.K.lerinde kullanılan mühimmatın bölgedeki bir askeri birlikten alınması ile eylemin askeri eşyayı çalmak niteliğinde olduğu" belirlenmiş olup, dava konusu olayda sanığın bu malzemeleri sivil statüde iken temin etmesinin hayatın doğal akışına uygun olmadığı, bu nedenle sanığın askeri eşyayı gizlemek ya da çalmak suçunu işlediği, eyleminin 6136 S.K.na muhalefet ya da TCK.nun 264 ncü maddesinde belirlenen suçu oluşturmayıp, Askeri Mahkemenin davaya bakmakla görevli olduğu açıklıkla anlaşılmakta olup, Askeri Yargıtay 5 nci Dairesinin 21.1.1998 gün ve 1998/38-37 sayılı kararının itirazımıza binaen KALDIRILMASINA...," karar verilmesi istemiyle Daire kararına itiraz edilmiştir.
DAİRELER KURULU KARARI
Rapor okunup, sözcü üyenin açıklamaları dinlendikten ve itirazın süresi içinde yapıldığı anlaşıldıktan sonra edinilen vicdani kanaate göre;
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: Dava konusu maddi olay, TSK. envanterinde bulunmayan (1) adet kobra tahrip fişeği ve (3) adet işaret fişeği ile TSK. envanterinde bulunup bölgedeki jandarma birlikleri tarafından kullanılan (2) adet el bombası, (463) adet 5.56 mm. mayonlu fişek ve (65) adet 5.56. mm. normal fişeğin, sanık M.K. ile J.Uzm.Onb.Ü.Y.'ın birlikte kiracı olarak oturdukları BATMAN' daki evde valiz içersinde 1.1.1997 târihinde ele geçirilmiş olmasından ibarettir.
Sanık M.K., TSK.n de jandarma Uzman Çavuş olarak görevli iken sözleşmesi 11.9.1996 tarihinde feshedilmiş ve ilişiği 23.9.1996 tarihinde kesilmiştir. Bu nedenle sanık olay tarihinde sivil kişidir. Olay nedeniyle 7 nci Kolordu Komutanlığı Askeri Savcılığı tarafından yapılan soruşturma sonunda; J.Uzm.Onb.Ü.Y. hakkında KYOK.verilmiş, sanık hakkında ise yukarıda özetlenen iddianame ile kamu davası açılmıştır. Bu dununda, sanığın asker kişi ile birlikte işlediği bir suç da söz konusu değildir.
Çözümlenmesi gereken mesele, anılan kişi hakkındaki bu davada askeri mahkemenin görevli olup olmadığı hususunun tayin ve tesbiti olduğundan, yapılan bu saptamalara göre;
Dava konusu eylem, ister iddianamede belirtildiği gibi As. C.K.nun 131 nci maddesi, ister Daire kararında değinildiği gibi 6136 Sayılı Kanun ve TCK. nun 264 ncü maddesi kapsamında değerlendirilsin bu suçların, asker olmayan kişilerin askeri mahkemelerde yargılanma koşullarım belirleyen 353 Sayılı Kanunun 11 nci maddesinde sayılan suçlardan olmaması, aynı Kanunun 12 nci maddesinin de söz konusu edilmemesi ve As. C.K.nun 192 nci maddesinde "askeri eşyayı...gizlemek fiillerine dair 131 nci maddede yazılı suçları askeri mahkemelere tabi olmayan siviller tarafından yapılırsa umumi mahkemeler bu kanun hükümlerine tatbik ederler." hükmünün yer alması nedenleriyle, sivil kişi durumunda olan sanığın, askeri mahkemede yargılanmasına olanak bulunmadığı ve Daire kararının yerinde olduğu sonucuna varılmıştır. Nitekim, Uyuşmazlık Mahkemesinin 18.5.1981 tarih ve E.1980/998-K. 1981/255, 8.12.1989 tarih ve 1989/43-43, 8.7.1994 tarih ve 1994/19-19, 31.1.1997 tarih ve 1997/4-3 sayılı kararları da bu düşünceyi doğrulamaktadır.
Dosya kapsamına göre; birliğin mühimmat eksiğinin bulunmaması, sanığın, ele geçen mühimmatı görevde iken çaldığına dair hiçbir delilin mevcut olmaması, bunlardan bir kısmının TSK envanterinde dahi bulunmaması ve 5.56 mm. çapındaki Kaleşnikof mermilerinin bölgede jandarma birlikleri tarafından kullanılmakla beraber, yasa dışı terör örgütü elemanları tarafından da kullanılması karşısında, Askeri Yargıtay Başsavcılığı tebliğnamesinde yer alan görüşlere itibar edilmemiş ve itirazın Reddine karar verilmesi sonuç ve kanaatine varılmıştır.
SONUÇ VE KARAR:
Yukarıda açıklanan nedenlerle, Başsavcılığın 11.12.1998 tarih ve 1998/81 sayılı tebliğnamesiyle yapılan itirazın 353 Sayılı Kanunun 224 ncü maddesi gereğince REDDİNE,
19.03.1998 tarihinde OYBİRLİĞİ ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy