(765 S. K. m. 455)
KONU: Tedbirsizlik ve dikkatsizlik sonucu bir kişinin ölümüne sebebiyet vermek suçundan sanık Ter.Hv.Er E.H. hakkında 3.Kor.K.lığı As.Mahkemesince verilen 28.12.1995 gün ve 1995/839-836 sayılı mahkumiyet hükmünü bozan As. Yrg 4. Dairesinin 1.4.1997 gün .ve 1997/200-199 sayılı kararına karşı direnilerek verilen 16.10.1997 gün ve 1997/927-521 sayılı mahkumiyet kararının incelenmesidir.
OLAY VE İDDİA: 3 ncü Kolordu Komutanlığı Askeri Savcılığının 6.4.1995 gün ve 1995/284-221 sayılı iddianamesi ile,
11.3.1995 günü 16.30-19.30 saatleri arasındaki nöbetleri için hazırlık yaptıkları sırada sanığın dolu şarjörleri getiren Onb.Serdar GEZGİN' in elinden bir adet dolu şarjörü alarak taşıdığı MP-5 silahına taktığı, müteveffa er Mehmet ERÖĞLU' na çevirdiği, müteveffanın da silahın namlusunu ağzına alıp, sanığa "hadi vursana" dediği; sanığın kurma kolunu çekip, emniyetini açtığı, tetiğe bastığı, çıkan merminin er Mehmet EROĞLU' nun ölümüne sebep olduğu, böylece kasten adam öldürmek suçunu işlediği iddia edilerek TCK.nun 448 ve 281 nci maddeleri gereğince cezalandırılmasına ve bir mermi bedeli olan 13.570 lira hazine zararının tazminine, nezarette ve tutuklulukta geçirdiği sürelerin mahkumiyetinden mahsubuna karar verilmesi talebi ile kamu davası açılmıştır.
HÜKÜM: 3 ncü Kolordu Komutanlığı Askeri Mahkemesinin 28.12.1995 gün ve 1995/839-836 sayılı hükmü ile,
Sanığın eyleminin tedbirsizlik ve dikkatsizlik sonucu bir kişinin ölümüne sebebiyet vermek suçunu oluşturduğu kabul edilerek, As. C.K.nun 146 ncı maddesi delaletiyle TCK. nun 455/1 maddesi uyarınca takdiren ve teşdiden 5 yıl hapis ve 2 milyon lira ağır para cezası ile cezalandırılmasına,
TCK. nun 59.maddesine göre, cezasının 1/6 sının indirilmesi ile neticeten 4 yıl 2 ay hapis ve 1.667.000 lira ağır para cezası ile cezalandırılmasına,
Suçun işlenişindeki özellikler nedeniyle sanık vekilinin lehteki kanun hükümlerinin uygulanmasına yönelik talebinin REDDİNE,
Sanığın tahliyesine, nezaret ve tutuklulukta geçen sürelerin mahkumiyetinden mahsubuna,
Bir adet mermi bedeli olan 13.570 liranın sanıktan tazminine oybirliği ile karar verilmiştir.
TEMYİZ: Hüküm sanık müdafii tarafından, 647 Sayılı Kanunun 4 ve 6 ncı maddelerinin uygulanması gerektiği ileri sürülerek temyiz edilmiştir.
TEBLİGNAME: As. Yargıtay Başsavcılığının 21.3.1997 gün ve 1997/1007 sayılı tebliğnamesi ile,
Olayda ölenin de kusurlu olduğu nazara alınarak kusur oranlarının tesbit ettirilmemiş olmasından dolayı hükmün BOZULMASINA karar verilmesi doğrultusunda görüş bildirilmiştir.
DAİRE KARARI: As. Yargıtay 4 nci Dairesinin 1.4.1997 gün ve 1997/200-199 Sayılı kararı ile;
"...Sanıkla er Mehmet ERDOĞAN arasında olay öncesinde ve sırasında bir husumet bulunmadığı, olay esnasında sanığın maktule doğru yönelttiği silahla aralarında sıkarsın-sıkamazsın şeklinde geçen konuşmalarla şakalaştıkları, maktulün, sanığın elinde bulunan şarjörü takılı silahın namlusunu tutup ağzına sokarak "hadi, hadi, sıkamazsın" şeklinde beyanda bulunduğu tanık beyanlarından anlaşılmakta ise de, sanığın, maktulün sözlerinden sonra "sıkarım" diyerek namlusu maktulün ağzında bulunan silahın kurma kolunu çekerek dolduruş yapması, emniyetini açması ve tetiğe basarak ateş etmesi hususları tanıklar Serdar GEZGİN, Ahmet ÖZLÜ' nün görgüye dayalı anlatımları ile sabit bulunmaktadır. Bu oluş karşısında; akli melekeleri yerinde olan, kullandığı silahın özelliklerini, etkinliğini bilen sanığın söz konusu silahla ateş ettiğinde meydana gelebilecek sonuç her türlü şüpheden uzak şekilde ortada iken maktulle iddialaşmaya dönüşen sözleri üzerine iradi olarak silahına dolduruş yaptığı, emniyetini açarak tetiğe basmak suretiyle ateş etmesi şeklindeki fiilini, arkadaş oldukları, şakalaştıkları, aralarında bir husumet bulunmadığı, öldürme için bir neden olmadığı gerekçeleri ile taksirli bir eyleme dönüştürmek ve iradi olarak gerçekleşen eylemin bünyesinde barındırdığı gerçeği, sonucunu görmemek keza bu şekildeki bir oluşta sanığın yaptığı hareketlerin ve doğuracağı sonuçların idrakinde olmadığını diğer bir deyişle sanıkta öldürme bilinci bulunmadığını söylemek mümkün görülemediğinden sanık hakkında kasten adam öldürme suçu yerine TCK. nun 45 5/1.maddesini ihlalden mahkumiyet kararı verilmesi yasaya aykırı bulunarak hükmün suç vasfı yönünden bozulmasına karar verilmiştir..." denmek suretiyle hükmün suç vasfı yönünden ve kazanılmış hakları saklı kalmak üzere bozulmasına karar verilmiştir.
DİRENME HÜKMÜ: 3.Kolordu Komutanlığı Askeri Mahkemesinin 16.10.1997 gün ve 1997/927-521 sayılı hükmü ile;
"...Sanık ile müteveffa er Mehmet EROĞLU' nun aralarında bulundukları bir grup askerin 11.03.1995 te İstanbul Mrkz.K.lığında görev yaptıkları birliklerinde MP-5 makineli tabancalarını alarak nöbete gitmek için koğuşlar bölgesinde beklemekte iken sanığın tanık Serdar GEZGİN' den aldığı mermi dolu şarjörü taktığı silahını sağa sola çevirip arkadaşlarıyla şakalaşırken, aralarında "sıkarsın, sıkamazsın" tarzında konuşmalar geçen er Mehmet EROĞLU' nun sanığın elindeki silahın namlusunu tutup hadi sıksana diyerek kendi ağzına soktuğu sırada silahın ateş almasıyla Dz.Er Mehmet EROĞLU' nun yaralanıp ölmesiyle sanık er E. H.'nun tedbirsizlik ve dikkatsizlik sonucu ölüme sebebiyet vermek suçunun tüm yasal öğeleri ile oluştuğu sonucuna varıldığından, 4191 Sayılı Kanunla değişik 353 S.K.nun 17 nci maddesi gereğince bu davaya bakmaya görevli ve yetkili olan Askeri Mahkememizce sanığın bu suçundan eylemine uyan As.C.K.nun 146 nci maddesi aracılığıyla TCK.nun 455/1 nci maddesi gereğince cezalandırılmasına karar verilmiş, sanığın malum ve muayyen bütün emir ve talimatlara aykırı, maktul erin vurulup ölebileceğim bileceği yoğun şakalaşma hareketleriyle suçu işlemesi dikkate alınarak cezası asgari hadden uzaklaşılarak tayin edilmiş, duruşmadaki iyi hali suçunu kabul etmesi lehine takdiri indirim nedeni sayılmış, olay anında son derece kontrolsüz ve lakayt hareketleriyle ortaya koyduğu zayıf kişiliği, sosyal ve kültürel yapısı dikkate alınarak hakkında 647 S.K.nun 4.maddesi uygulanmamıştır.
Sanıkla maktulün çok samimi arkadaş olmaları aralarında bilerek ve isteyerek kasten öldürmeyi gerektirecek bir nedenin, herhangi bir husumetin bulunmaması, sanığın maktulü kasten vurduğunu gösteren hiçbir kanıtın, kesin ve inandırıcı belirtinin bulunmaması, olayın sanığın normal nöbet görevine başlamak için eline aldığı silahla tüm arkadaşlarına karşı onları korkutmak amacıyla pervasızca yaptığı silahla şaka sırasında ve maktulün silah namlusunu ağzına soktuğu, aralarında "sıkarsın-sıkamazsın" konuşmalarını, yaptıkları karşılıklı şakalaşmalar esnasında meydana gelmesi olaydan sonra sanığın üzüntüsünden şoka girmesiyle sanıkta maktul arkadaşını öldürme kastının varlığından söz edilemeyeceği bu nedenlerle sanığın eyleminin kasten adam öldürme suçunu oluşturmayacağı sonucuna varılarak Askeri Mahkememizce tedbirsizlik ve dikkatsizlik sonucu bir kişinin ölümüne sebebiyet vermek suçundan kurulan eski kararında direnilmesine karar verilmiştir.
Direnmenin zorunlu kıldığı Ceza Muhakemesi Usul Kuralları, hakimin takdir hakkı, olayın oluş şekli ve özellikleri ile yargılamanın bulunduğu aşama gözönünde tutularak olayda tam kusurlu görülen sanığın cezasından herhangi bir indirim yapılmamış, takdiri indirim nedeniyle cezasından indirim yapılırken para cezasının bin lira yanlış hesaplanmasının 353 S.K.nun 220. maddesine göre kanun yolu incelemesinde düzeltilebileceği değerlendirilmiştir denerek,
1. As.Yargıtay 4 ncü Dairesinin 1 Nisan 1997 gün ve Esas No.:1997/200-Karar No.: 1997/199 sayılı bozma ilamına uyulmayarak Askeri Mahkememizin 28 ARALIK 1995 gün ve Esas No: 1995/839 Karar No.: 1995/836 sayılı kararında DİRENİLMESİNE,
2. Sanık Hv.Er E.H.'nun sabit görülen tedbirsizlik ve dikkatsizlik sonucu maktul Dz.Er Mehmet EROGLU' nun ölümüne sebebiyet vermek suçu sebebiyle eylemine uyan As.C.K.nun 146.maddesi delaletiyle TCK.nun 45 5/1.maddesi uyarınca takdiren ve teşdiden BEŞ YIL HAPİS CEZASI İLE ve İKİ MİLYON TÜRK LİRASI AĞIR PARA CEZASI İLE CEZALANDIRILMASINA,
Sanığın duruşmadaki iyi hali ve suçunu açık ikrarı lehine takdiri hafifletici sebep kabul edilerek verilen cezanın TCK. nun 59/2.maddesi uyarınca indirilmesi ile NETİCETEN DÖRT YIL İKİ AY HAPİS CEZASI ve 1.667.000 (BİRMİLYON ALTIYÜZ ALTMIŞ YEDİ BİN TÜRK LİRASI) AĞIR PARA CEZASI İLE CEZALANDIRILMASINA,
Suçun işlenişindeki özellikler nedeniyle sanık vekili tarafından yapılan lehindeki kanun hükümlerinin uygulanmasına yönelik talebin REDDİNE,
Sebepler ortadan kalktığından tahliyesine,
Sanığın 11.3.1995-13.3.1995 tarihleri arasında nezarette, 13.3.1995-28.12.1995 tarihleri arasında tutuklulukta geçirdiği sürelerin 353 S.K.nun 251.maddesi uyarınca mahkumiyet müddetinden MAHSUBUNA,
Olayda sarf edilen bir adet mermi bedeli 13.570 TL. lık hazine zararının 353 S.K.nun 16. maddesi uyarınca sanıktan tazminine, oyçokluğu ile karar verilmiştir.
TEMYİZ: Hüküm askeri savcı tarafından suçun kasten adam öldürmek olduğu; sanık ve müdafii tarafından da 647 Sayılı Kanunun 4 ve 6 ncı maddelerinin uygulanması gerektiği yönlerinden temyiz edilmiştir.
TEBLİĞNAME: As. Yargıtay Başsavcılığının 17.2.1998 gün ve 1998/397 Sayılı tebliğnamesi ile,
"...Bilindiği üzere; kast, dış dünyaya yansıyan hareketleri, sonuçlarını bilerek ya da öngörebilecek şekilde yapma iradesidir. Failin, bir eylemin sonucunu bilerek ve isteyerek mi o eylemi gerçekleştirdiğini anlayabilmek için dava sırasında toplanan tüm delil ve emarelerin dikkatli bir şekilde tahlil ve tetkik edilmesi gerekir.
Bu bağlamda olaya bakıldığında; sanık ile müteveffanın samimi arkadaş oldukları görülmektedir. Olay esnasında çok samimi bir şekilde karşılıklı şakalaşmaları bunun en büyük göstergesidir. Olaydan önce de aralarında bir husumet bulunmamaktadır. Olay esnasında sanığın, talimatlara aykırı olarak henüz doldur boşalt istasyonuna gidilmeden önce silahına dolu şarjör taktığı ve etrafına şaka yapmaya koyulduğuna bakılarak eyleminin sonuçlarını öngörebilecek durumda olduğu ve dolayısıyla kasten hareket ettiği akla gelmekle beraber sanığın, müteveffa ile şakalaşmaya başladığında müteveffanın silahı tutup namlusunu kendi ağzına sokarak "hadi hadi sıksana" diyerek şakalaşmanın dozunu iyice arttırdığı açıktır. Dozu artan bu şakalaşmada sanığın da kurma kolunu çekip bıraktıktan sonra tetiğe basması sonucu dava konusu ölüm hadisesi meydana gelmiştir. Bu son hareket tarzı da sanığın sanki kasten hareket ettiği izlenimini doğurmakta ise de, aynı hareket tarzı sanığın şakalaşmada müteveffadan daha etkin olabilmeyi amaçlayabildiğine de delalet etmektedir. Bir başka anlatımla şakalaşmanın dozu arttığında sanık, az önce silahına dolu şarjör taktığını unutarak belirtilen şekilde davrandığı kabul edilmelidir. Nitekim olaydan sonra sanığın derin bir şok ve üzüntüye girmiş olması da bu kanıyı doğurmaktadır. Aksi durumun kabulü ise, her şakalaşmada yaşanabilecek yaralanma ve ölüm olaylarının kasten yapılması gibi hukuken kabul edilemeyecek yargılara varılmasını sonuçlayacaktır.
Şu halde Mahkemece, eylemin TCK. nun 455 nci maddesinde değerlendirilmesi yerindedir.Oluşa uygun düşen irdelemelere ceza tertibinde azami sınırın esas alınmasında, hapis cezasının paraya çevrilmemesinde Yasaya aykırılık ve takdir zaafı bulunmamaktadır. Verilen cezanın, süresi dikkate alındığında tecil edilebilir sınırların dışında kaldığı açıktır.
Öte yandan müteveffanın da olayda kusurlu sayılıp sayılamayacağı irdelenmesi gerekli bir başka konudur. Müteveffanın, silahın namlusunu normal olmayacak bir davranış sergileyerek kendi ağzına sokarak sanığa "hadi hadi, sıksana" diye seslendiği bir vakıadır. Ancak ölümü sonuçlayan silahın tetiğine basılması hareketi tek başına sanık tarafından gerçekleştirilmiştir. Müteveffanın az önceki seslenmesi ve karşı şakasının silahın ateş almasında katkısı yoktur. Sanık, bunu tek başına yapmıştır. O halde sanık, tam kusurludur. Müteveffanın belirtilen karşı şakalaşması, tüfeğin ateş almasında değil, belki de sanığın o anda silahına dolu şarjör takılı olduğunu unutmasına yol açmıştır. Bu durumun ise sanığın eyleminin vasıflandırılmasında ele alınmasını gerektirdiği açıktır.
Bu itibarla eylemin sübutunda, vasıflandırılmasında, cezanın tertibinde Yasaya aykırılık bulunmamaktadır.
Ancak; ağır para cezası TCK. nun 59.maddesi uyarınca indirilirken 1.666.666 TL. ye hükmedilmesi gerekirken, 1.667.000 TL. olarak hükme bağlanması Yasaya aykırı olup bozmayı gerektirmekle beraber 353 Sayılı Yasanın 220/D maddesi uyarınca bu hususun yeniden yargılama yapılmadan düzeltilmesi imkanı bulunmaktadır..." denmek suretiyle direnilerek verilen mahkumiyet hükmünün DÜZELTİLEREK ONANMASINA karar verilmesi doğrultusunda görüş bildirilmiştir.
DAİRELER KURULU KARARI
Rapor okunup, sözcü üyenin açıklamaları dinlenildikten sonra hasıl olan vicdani kanaate göre;
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: 11.3.1995 günü sanığın, müteveffa er Mehmet EROĞLU ile 16.30-19.30 saatleri arasındaki nöbetlerine gidecekleri sırada Koruma Tabur Koğuşlarının önünde bekledikleri sırada dolu şarjörleri getiren Onb.Serdar GEZGİN' in elinden bir adet dolu şarjörü aldığı, şarjördeki mermileri çıkarıp takmaya başladığı, orada bulunanlardan bir kişinin kendisini ikaz ettiği, aldırmayarak mermilerle oynamaya devam ettiği, daha sonra dolu şarjörü silahına takıp müteveffaya çevirdiği,
Müteveffanın da sanığa zimmetli 15448 seri numaralı MP-5 makineli tabancanın namlusunu ağzına alarak sanığa "hadi vursana" dediği, bunun üzerine sanığın makineli tabancanın kurma kolunu çekip, emniyetini açtığı, tetiğe bastığı, çıkan merminin er Mehmet EROĞLU' nun ölümüne sebep olduğu, sanığın ikrarı, tanık beyanları ve dava dosyası kapsamı ile sübuta ermiştir.
Olayın izah edilen oluş şekline göre, sanığın ölüm şeklinde ortaya çıkan sonucu istediğini ve böylece kasten adam öldürmek suçunu işlediğini kabul etmek gerekmektedir. Sanık bir dolu şarjörü Onb. Serdar GEZGİN' den alıp, mermileri çıkarıp tekrar şarjöre takmaya başlamasından ve dolu şarjörü silahına takmasından itibaren, silahın dolu olduğunu bilmektedir. Nitekim yanından geçmekte olan ve şarjöre mermi basan sanığı ikaz eden er Osman KARADEMİR' e mermiyi göstererek "...bu mermi adamın a...na kor" dediği bu tanığın ifadesinden anlaşılmaktadır.
Bilinçli şekilde başladığı bu hareketlerine devam ettiği esnada vurursun vuramazsın diyen er Mehmet EROGLU' nun silahın namlusunu ağzına alarak "hadi vursana" şeklindeki konuşması sebebiyle de olsa, silahın ne şekilde doldurulup nöbet görevine başlanacağına ilişkin kurallar uyarınca doldur boşalt yerine gidip silaha emirlere uygun tarzda şarjörü takması gerekirken, önceden silahına şarjörü taktığı, kurma kolunu çekip bırakarak namluya mermi sürdüğü, silahın emniyetini açtığı ve tetiğe bastığı, ateşlenen silahın müteveffanın ağzında bulunan namlusundan çıkan mermi çekirdeğinin ağzından girerek omuz kırığına bağlı (müterafık) medulla spinalis harabiyeti ve beyin kanaması" sonucu onu öldürdüğü anlaşılmıştır (Dz.72).
Sağlık Kurulu raporuna göre (Dz. 155,175) cezai ehliyeti tam olan ve önceden silah eğitimine tabi tutulan sanığın, tanık beyanlarına dayalı olarak (Dz. l19,120,121) izah edilen tarzda bilinçli şekilde ve bir silahın ateşlenmesi için gereken mantıklı ve nizami sırayı gözetip, takip ederek, dolu olduğunu bildiği silahın kurma kolunu çekip bıraktığı, namluya mermi sürdüğü, emniyetini açtığı, tetiğe bastığı, hedefte şaşma olmayacak şekilde ateş ettiği, bu suretle birbirini takip eden bir dizi iradi hareketle müteveffayı vurması olayında neticeyi görüp, bilerek ve isteyerek adam öldürmek kastı ile hareket ettiğinde herhangi bir şüphe bulunmadığı sonuç ve kanaatine varılmıştır.
Sanıkla müteveffanın arkadaş oldukları, kasten öldürmesi için bir sebep olmadığı şeklindeki düşüncelerin sanığın iç alemi ile ilgili olduğu, kastı dış dünyaya yansıyan ve yukarıda izah edilen hareketlerle belirlendiğinden dolayı bu sorunun sanığın suç kastını ortadan kaldırmadığı ve suçun niteliğini değiştiremeyeceği sonucuna varılmıştır.
Bütün bu sebeplerden dolayı cezada kazanılmış haklar saklı kalmak kaydıyla sanık hakkında kasten adam öldürmek suçundan dolayı TCK. nun 448 nci maddesi gereğince mahkumiyet kararı verilmesi gerekirken yazılı şekilde TCK. nun 455/1 maddesi uyarınca direnilerek tesis edilen hükümde kanuni isabet görülmediğinden 353 yılı Kanunun 221/1 ve 224 ncü maddeleri gereğince direnilerek verilen hükmün suç vasfındaki hata nedeniyle BOZULMASINA,
12.03.1998 tarihinde Üye Hak. Alb. YÖĞÜT ün karşı oyu ve ÇOKLUĞU ile karar verildi.
KARŞI OY YAZISI
Dosya kapsamına, toplanan delillere, oluşa ve direnme kararında ayrıntılı ve doyurucu biçimde gösterilen gerekçelere göre; sanığın sübut bulan eylemi T.C.K.nun 455/1 nci maddesinde yazılı tedbirsizlik ve dikkatsizlikle, emir ve talimata riayetsizlik sonucu ölüme sebebiyet suçunu oluşturmakta iken, eylemin kasten adam öldürme suçunu oluşturduğu gerekçesiyle direnme kararını aleyhe ozan çoğunluk kararında yasal isabet göremediğimden karşı oy kullandım. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy