(1632 S. K. m. 131)
KONU Tbp. Yzb. A.S. hakkında zimmet suçundan verilen mahkumiyet hükmünü bozan Askeri Yargıtay 2 nci Dairesinin 21.1.1998 gün ve 1998/1-21 sayılı kararma karşı Başsavcılığın itirazının incelenmesidir.
OLAY VE İDDİA: 12 nci Mekanize Piyade Tugay Komutanlığı Askeri Savcılığının 14.3.1996 gün ve 1996/130-131 sayılı iddianamesi ile;
Ağrı'daki 30 yataklı seyyar Cerrahi Hastane'de Baştabip vekili olarak görev yapan sanığın, 1995 yılı Ekim ve Kasım aylarında 5 ayrı günde hastane Jeep aracının deposundan çanta bidonlara aktardığı ciheti askeriyeye ait benzini sıhhiye erlere taşıttırarak özel aracının bagajına koyduğu, böylece müteselsilen askeri eşyayı çalmak suçunu işlediği iddia edilerek As. C. K. nun 131/1, TCK.nun 80 nci maddeleri gereğince cezalandırılmasına, 225.940 lira hazine zararının tazminine karar verilmesi talebi ile kamu davası açılmıştır.
HÜKÜM-I: 12 nci Mknz. P. Tug. Komutanlığı Askeri Mahkemesinin 27.11.1996 gün ve 1996/603-808 sayılı hükmü ile;
Sanığın Zimmet suçundan dolayı As. C. K. nın 131/1, TCK. nun 59/2 maddeleri gereğince 10 ay ağır hapis cezası ile cezalandırılmasına, 225.940 lira hazine zararının tazminine ve As. C.K. nun 30/A-l maddesi gereğince ordudan tardına ve nisbi harca hükmedilmiştir.
TEMYİZ-1: Hüküm sanık müdafii tarafından cezanın ertelenmesi ve Askeri Savcı tarafından da TCK. nun 80 nci maddesinin uygulanması gerektiği belirtilerek temyiz edilmiştir.
TEBLİĞNAME -I: Askeri Yargıtay Başsavcılığının 24.4.1997 gün ve 1997/1355 sayılı tebliğnamesi ile;
Sanığın, zimmet suçunu bir suç işleme kararının icrası cümlesinden olarak muhtelif zamanlarda işlediğinden TCK. nun 80. Maddesinin uygulanması icap edeceği belirtilerek hükmün BOZULMASINA karar verilmesi doğrultusunda doğrultusun da görüş bildirilmiştir
DAİRE KARARI-I: Askeri Yargıtay 2 nci Daire'sinin yaptığı duruşma sonunda verdiği 18.6.1997 gün ve 1997/313-433 sayılı kararı ile,
"Zimmet suçu müteselsil şekilde işlenmesine rağmen, TCK. nun 80. maddesinin uygulanmamış olmasından, ayrıca yasal olmayan gerekçe ile suçun vahim şekilde işlendiğinin kabul edilmesinden dolayı hükmünün bu yönlerden BOZULMASINA karar verilmiştir.
HÜKÜM -II: 12 nci Mekanize Tugay Komutanlığı Askeri Mahkemesinin 14.8.1997 gün ve 1997/1020-381 sayılı hükmü ile;
Bozma ilamına uyularak,
Sanığın zimmet suçundan As. C.K. nun 131/1, TCK. nun 80, 59/2 maddeleri gereğince 11 ay 20 gün hapis cezası ile mahkumiyetine, 225.940 lira hazine zararının tazminen tahsiline, As. C.K.nun 30/A-1 maddesi gereğince ORDUDAN TARDINA, karar verilmiştir.
TEMYİZ -II Hüküm sanık müdafii tarafından duruşma istemli olarak uygulama yönlerinden temyiz edilmiştir.
TEBLİĞNAME - II: Askeri Yargıtay Başsavcılığının 25.11.1997 gün ve 1997/3532 sayılı tebliğnamesi ile;
Zimmet suçundan verilen mahkumiyet hükmünün ONANMASINA, karar verilmesi istenilmiştir.
DAİRE KARARI - III: Askeri Yargıtay 2 nci Dairesinin 21.1.1998 gün ve 1998/1-21 sayılı ilamı ile;
"...Dosyada mevcut delillere, sanığın kaçamaklı anlatımlarına ve bunlara dayalı olarak karar yerinde gösterilen uygun gerekçelere göre evvelki bozma ilamında da belirtildiği gibi sanığın olay tarihindeki değerine göre 225.940 TL. lık askeri benzini müteselsilen zimmetine geçirmiş bulunduğu anlaşılmakta, bu nedenle eylemin sübutu ve suç niteliği konusunda kuşku bulunmaktadır.
As. C.K. nun 131 nci maddesi ile ilgili "vahim hal" fıkrası ile yapılan evvelki uygulamalarda, Yerel Mahkemenin de belirttiği gibi gerekçe gösterme zorunluluğu bulunmamakta idi ise de, Askeri Yargıtay Daireler Kurulunun 3.4.1997 tarih ve 1997/55-55 sayılı kararında da belirtildiği gibi, belirtilen yasa maddesi ile ilgili uygulama açısından artık, sadece, "az vahim hal" fıkrasının seçiminde değil söz konusu bu iki durumdan hangisi seçilmiş ise mahkemeyi bu uygulamaya götüren nedenlerin dosyadaki delillere ve oluşa uyan biçimde belirtilmesi, gerekmektedir. Mahkemelerin bu konuda takdir yetkisi mutlak olmayıp Askeri Yargıtay'ın denetimine tabi bulunmakta, bu gereklilik Anayasanın 141, 353 sayılı kanunun 50, 173, TCK. nun 29 ncu maddelerindeki açıklamaların tabii bir sonucu olmaktadır.
Bilindiği gibi yapılacak bu tür uygulamalarda, suç konusu eşyanın kıymeti veya kast olunan maddi menfaatin derecesi önem arz etmekte, Askeri Yargıtay Genel Kurulunun 25.9,1959 tarih ve 1959/1741; 2 nci Dairesinin 17.2.1960 tarih 1960/408-825 sayılı kararlarında, "maddi menfaat ile ilgili değerin" kıstas olarak alınması gerektiği belirtilmekte,
Ayrıca TCK. nun 522,523 ncü maddelerinin askeri suçlarda uygulanmayacağına ilişkin 22.1.1954 gün ve 1954/3208-17 sayılı Askeri Yargıtay İçtihatları Birleştirme Kurulu kararı esas itibariyle bu konu ile ilgili değilse de açıklanan gerekçesinde de As. C.K. nun 131 nci maddesinde yapılan tefrikin (vahim-az vahim) bu amaca (maddi menfaatin değeri) yönelik olduğu da vurgulanmaktadır. Belirtilen tüm bu açıklamalar yönünde yapılan değerlendirme ile zimmete geçirilen benzin ile sağlanan maddi menfaatin vahim nitelikte (fazlaca) olduğu Yerel Mahkeme gerekçesinde de belirtildiği gibi söylenememektedir.
Maddi değer yanında; sonradan gelişen Askeri Yargıtay Daireler Kurulunun 8.3.1984 tarih ve 1984/64-62 sayılı kararlarındaki "suçun işleniş şekli veya sanıkların kişisel halleri" gibi kıstaslar da vahameti saptamada aranabilir ise de, gösterilen gerekçelerin oluşa ve kanıtlara uygunluğu incelendiğinde, zimmete geçen benzinin miktarı (değeri) itibarı ile, hizmetlerin yürümesinde vahamet yaratacak nitelikte bir sonucun oluşmadığı, keza sanığın ısrarla bu işi yapması "teselsül" hükümleri ile karşılığını bulduğu cihetle bu işin "ısrarla" yapılmış olması halinin gerekçe olarak kullanılamayacağı, bir tanığın "bu işin kanunsuz" olduğunu hatırlatması haricinde diğer erlerin "direnme" gibi bir davranış içinde olmamaları karşısında, gerekçelerin, oluşa ve kanıtlara da uygun düşmediği görülmektedir.
Tüm bu açıklamalar karşısında, oluşa ve kanıtlara, benzin miktarının değer itibarı ile azlığına göre eylemin "az vahim hal" fıkrası içinde değerlendirilmek suretiyle o şekilde uygulama yapılması gerekirken aksine uygulama yasal bulunmamaktadır. Bu nedenle; hükmîm bu yönden bozulmasına karar vermek gerekmiştir... denilerek hükmün bozulması cihetine gidilmiştir.
İTİRAZ TEBLİĞNAMESİ: Askeri Yargıtay Başsavcılığının 23.2.1998 gün ve 1998/3532 sayılı tebliğnamesi ile;
Sanığın müteselsil şekilde zimmet suçunu işlediği sabit olup, Ekim-Kasım 1995 aylarında zimmetine geçirdiği benzinin toplam bedeli yüksek olmamakla birlikte sanığın şahsi hali ve suçun işleniş şekli göz önüne alınarak, "sanığın uzun yıllar kıtada çalışmış, yüzbaşı rütbesine kadar gelmiş, yaptığı eylemin vahametini idrak edecek seviyede bir personel olması" şeklindeki, keza "benzin getirmesini emrettiği askerlerin sanığın emrini zaman zaman dinlememelerine rağmen sanığın ısrarlı olarak eylemlerine devam etmesi karşısında sanığın eyleminin vahim kabul edildiği" şeklindeki gerekçelerin müsnet suçun vahim halinin uygulanması yönünden yeterli olduğu ve dosyaya uygun bulunduğu kanaatine ulaşılmıştır. Bu konuda mahkemenin takdir hakkını kullanırken herhangi bir hata ya da zaafiyeti bulunmamaktadır..." denilerek Askeri Yargıtay 2 nci Dairesinin 21.1.1998 gün ve 1998/1-21 sayılı kararının KALDIRILMASINA karar verilmesi doğrultusunda görüş bildirilmiştir.
DAİRELER KURULU KARARI
Rapor okunduktan ve sözcü üyenin açıklamaları dinlenildikten sonra hasıl olan vicdani kanaate göre,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: Dava dosyasında mevcut delillere ve karar yerinde gösterilen uygun gerekçeye göre sanığın, olay tarihindeki değerine göre 225.940 lira tutarındaki ciheti askeriyeye ait benzini müteselsil şekilde zimmetine geçirdiğinin sübuta erdiğinde kuşku ve anlaşmazlık bulunmamaktadır.
Çözüme kavuşturulması gereken anlaşmazlık oluş tarzı yukarıda açıklanan sanığın eyleminin As. C.K. nun 131/1 nci maddesinin uygulanması yönünden "az vahim" olarak kabul edilip edilemeyeceği hususuna ilişkindir.
Eyleminin "az vahim" ya da maddenin öngördüğü ağır cezayı gerektiren hal olarak değerlendirilmesinde ve kabulünde esas alınması gereken yasal bir ölçü bulunmamaktadır.
Ancak Anayasa ve Usul Kanunlarına göre mahkeme kararlarının gerekçeli olması gerektiği kuralına göre her iki halin kabulünün ve bu kabule göre yapılacak uygulamanın hukuki gerekçeye dayandırılması icap edeceği izahtan varestedir. Mahkemelerin bu doğrultudaki takdir ve uygulamalarının Askeri Yargıtay'ın denetimine tabi olduğunda da şüphe yoktur.
Eylemin bu açıdan mahiyetinin ne olduğunun yani "az vahim" kabul edilip edilmeyeceğinin tayininde sanığın kişisel hallerinin ve suçun işleniş şeklinin göz önünde bulundurulmasının yanında zimmete geçirilen eşyanın ya da temini kast olunan menfaatin miktar ve değerinin de rol oynayacağının kabulünde zorunluluk vardır. Askeri Ceza Kanununun mal aleyhine işlenen cürümlerle ilgili 131 nci maddesinin tatbikinde bu hukuki mülahazanın esas olarak alınmasının kanunun ruhuna uygun bulunması itibariyle bu davada zimmete geçirildiği kabul edilen benzin miktarının ve değerinin cüz' i olması karşısında eylemin "az vahim" kabul edilerek, buna göre uygulama yapılması gerektiği gerekçesi ile Yerel Mahkeme hükmünü bozan Daire kararında kanuni isabet görüldüğünden,
353 sayılı kanunun 217/2 ve 224 ncü maddeleri gereğince Başsavcılığın itirazının REDDİNE 12.3.1998 tarihinde OYBİRLİĞİ ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy