(1632 S. K. m. 81)
KONU: Sanık I.D. hakkında askerlikten kurtulmak için hile yapmak suçundan askeri mahkemece tesis olunan mahkumiyet hükmünü, eksik soruşturma yönünden bozan Askeri Yargıtay 2 nci Dairesinin kararma karşı Başsavcılık tarafından yapılan itirazın incelenmesidir.
OLAY VE İDDİA: Hv. Eğitim Komutanlığı Askeri Savcılığının 4.9.1995 tarih ve 1995/43-201 sayılı iddianamesi ile;
"...Gaziemir Ulş.Ok.Şof.Er Eğt.A.K.lığı emrinde görevli sanıklardan Er İ.D.'un askerlik hizmetini ifa etmek üzere 29.8.1992 tarihinde kıtasına katıldığı, hizmeti esnasında sivilde işlediği "alıkoymak" suçundan 18 ay 20 gün hapis cezasına mahkum olduğu, cezasının infazı amacıyla askerliği dondurularak 24.11.1992 tarihinde cezaevine alındığı, cezasının infazı üzerine 17.3.1993 tarihinde birliğine sevk edildiği, sanığın erat künye defterinde yapılan tahrifatla 17.2.1993 günü tahliye edilmiş ve birliğine katılmış gibi gösterildiği, askerlik şubesine gönderilen terhis belgesi ve ilgili evrakların tetkikinden tahrifatın anlaşılması üzerine 31 gün eksik hizmetini tamamlamak üzere birliğine sevk edildiği, sanığın birliğine katılmadığı halde 30.9.1994 tarih ve 0913/128-94 82939 sayılı sahte evrak tanzimi yoluyla birliğine katılmış gibi gösterildiği, sanığın birliği ile yükümlüsü olduğu Askerlik Şubesi arasında yapılan yazışmalardan durumun anlaşıldığı, sanığın birliğine katılmadığı için eksik hizmetini ikmal etmediği, ikmal etmek üzere sanığın yeniden birliğine sevk edildiği, bu suretle askerlikten, kurtulmak için hile yaptığı iddiasıyla ve As.C.K.nun 81/1-2 maddeleri uyarınca cezalandırılması istemiyle hakkında kamu davası açılmıştır.
YARGILAMA AŞAMALARI: Hv. Eğt. K.lığı Askeri Mahkemesince iddianame uyarınca mahkumiyetine karar verilen sanığın temyiz istemi üzerine ilk hüküm, Askeri Yargıtay 2 nci Dairesi tarafından eksik soruşturma yönünden bozulmuştur
Anılan Askeri Mahkemece bozmaya uyularak yeniden yapılan yargılamada bozma gerekleri yerine getirilmiş ve sanığın atılı suçu işlediği kabul edilerek As. C.K.nun 81/1-2 maddesi gereğince mahkumiyet kararı tesis edilmiştir.
Hüküm, süresi içerisinde sanık tarafından temyiz edilmiş, Askeri Yargıtay 2 nci Dairesinin 4.2.1998 tarih ve 1998/52-62 sayılı kararı ile;
"...Somut olayda; sanığın asker olmadan önce işlediği bir suç nedeniyle hakkında verilmiş olan hapis cezasını çekmek üzere askerlik hizmetinin dondurularak cezaevine gönderilmiş olması ve tahliyesini müteakip şubeye teslim edilmiş bulunması hususları dikkate alındığında sanığın askerlik mükellefiyetinin hangi tarihte bittiğinin tesbiti gerektiğinden askerlik hesabının yapılması için gerekli tüm belgeler (Askerlik Şubesindeki şahsi dosya, 30.9.1994 tarihli yazı aslı, tahliye yazısı, tahliyeyi müteakip sanığın şubeye teslim edildiğine dair yazı gibi) getirtilerek sanığın hangi tarihte terhise hak kazandığının buna bağlı olarak ne kadar erken terhis edildiğinin ve yapıldığı kabul edilen hilenin (D.l deki künye defteri ile dizi ö.daki yazıda yapılan tahrifat ve dizi 8 deki yazının) dairesini aldatacak ve kast olunan amacı gerçekleştirmeye elverişli olacak nitelikte olup olmadığının tesbiti için kıta ve şube tecrübeleri bulunan üç kişilik bir bilirkişi kurulu oluşturularak dinlenilmesinden sonra, 2659 Sayılı Adli Tıp Kurumu Kanunu gereğince adli tıpla ilgili konularda bilimsel ve teknik görüşlerin Adli Tıp Kurumundan istenmesi gerektiğinden tahrifat yapıldığı kabul edilen erat künye defterinin ve Torbalı Askerlik Şubesi Başkanlığının 17.3.1993 tarih ve As.Ş.4085-93/ASAL-Ybc.(1972-1851) sayılı yazısının asılları Adli Tıp Kurumuna gönderilerek bu belgelerde yapıldığı kabul edilen tahrifatın ilk bakışta anlaşılabilecek nitelikte olup olmadığının, buna bağlı olarak da kandırıcılık vasfının bulunup bulunmadığının tesbiti gerekirken bu hususların yerine getirilmeden noksan soruşturma ile karar verilmiş olması kanuna aykırı görülmekle hükmün bozulmasına..." oybirliği ile karar verilmiştir.
Askeri Yargıtay Başsavcılığının 23.2.1998 tarih ve 1998/147 sayılı tebliğnamesi ile;
"...Sanık Ulş.Er İ.D.'un, Torbalı Askerlik Şubesi Başkanlığının 17.03. 1993 tarihli resmi yazısında ve erat künye defterinin vukuat bölümünde yapılan tahrifat ile, Biga Askerlik Şubesi Başkanlığına hitaben sahte olarak düzenlenip ulaştırılan 30.09.1994 tarihli yazı marifetiyle (31) gün erken terhisini sağladığı ve böylece gerek önce (31) gün süreyle ve gerekse sonra bu eksik hizmetin tamamlattırılmasına imkan vermeyecek şekilde bir müddet askerlik hizmetinden fiilen uzak kalarak eylemini gerçekleştirdiğinde bir tereddüt bulunmadığı, dosyada mevcut deliller karşısında, sanığın askerlik mükellefiyetinin hangi tarihte bittiğinin ve terhise hak kazandığının, buna bağlı olarak ne kadar erken terhis edildiğinin tesbiti için askerlik hesabının bir bilirkişi kuruluna yaptırılmasını gerektirecek nitelikte bir kuşkulu durum olmadığı gibi, As.C.K.nun 81/1 nci maddesinde yer alan, askerlikten büsbütün veya kısmen kurtulmak maksadıyla hile yapmak suçunun oluşması için, her ne suretle olursa olsun hile ve desise yapılması gerekli ve yeterli olduğundan, belgelerde yapılan tahrifatın ilk bakışta anlaşılabilecek nitelikte olup olmadığının, buna bağlı olarak da kandırıcılık vasfının bulunup bulunmadığının tesbiti yönünde bilirkişi incelemesine de gerek bulunmadığı gerekçesi ile" Daire kararına itiraz edilmiştir.
DAİRELER KURULU KARARI Rapor okunup, sözcü üyenin açıklamaları dinlenildikten ve itirazın süresi içerisinde yapıldığı anlaşıldıktan sonra edinilen vicdani kanaate göre;
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: Yukarıda aşamaları özetlenen davada sanık Î.D.'un, hakkındaki bir mahkumiyet hükmünün infazını müteakip 17.3.1993 tarihinde teslim edildiği Torbalı Askerlik Şubesi tarafından aynı tarihte birliğine sevk edilmesinden sonra yaptığı hileli hareketlerle (31) gün erken terhisini sağladığı ifade ve kabul edilmekte ise de; dosyanın incelenmesinde, adı geçenin bu şekilde hangi tarihte terhis edildiği anlaşılamadığı gibi, Hv.Eğt.K.lığı Yrd. Askeri Savcısı tarafından yazılan (Dz.32,33) deki müzekkerelerde "...26.1.1994 tarihinde 3 gün izin alarak izin sonunda terhis edildiği gerekçesi ile birliğine dönmemek sureti ile iznini tecavüz etmiş olduğu sabit olan er İ.D...." ve "...29.1.1994 ile 28.9.1994 tarihleri arasında izin tecavüzü suçu işleyip, yakalanmasını müteakip 28.9.1994 günü eksik kalan hizmetinin tamamlanması amacıyla şubesinden birliğine serbest olarak sevk edilen..." ibarelerine rastlanması, maddi olayın yeterince aydınlatılmadığını göstermektedir. Bu nedenle;
1) Dosyada mevcut yazışmalarda tarih olarak belirtilmekle beraber, sanığın infazı gereken cezası nedeniyle yapılan yazışmalar dosyada mevcut olmadığından, bunların tasdikli birer nüshasının dosyaya ithali,
2) Sanığın, askerlik hizmetini tamamladığı düşüncesiyle hangi tarihte terhis edildiği,
3) 26.1.1994 tarihinde izne gönderilip gönderilmediği, iznini tecavüz edip etmediği, izin tecavüzü suçu nedeniyle hakkında ne gibi işlem yapıldığı,
4) 28.9.1994 tarihinde eksik kalan askerlik hizmetini tamamlamak üzere sevk edildiğine göre (Dz.7), Askerlik Şubesi tarafından hangi nedenle arandığı ve ne suretle elde edildiği,
5) Torbalı Askerlik Şubesine teslimi ve aynı gün serbest olarak birliğine sevk edilmesi ile ilgili (Dz.5) deki yazının sanığa verilip verilmediği (Biga Askerlik Şubesi Başkanlığına ve sanığın birliğine dağıtımlı olarak yazılan bu yazı fotokopisindeki "Eki 1 Adet Tebellüğ belgesi ve Aslı Gibidir" yazılarının açıklığa kavuşturulması),
Hususlarının tesbiti zorunlu görülmüştür. Zira maddi olay yeterince aydınlatılmadan iddianamede yer alan eylemler hakkında doğru bir nitelendirme yapılması mümkün değildir. Ayrıca, As. C.K.nun 81 nci maddesinde tanımlanan suçun oluşması için yapılan hilenin kast olunan amacı gerçekleştirmeye yani sonucu doğurmaya elverişli olması gerektiğinden Daire bozma ilamında belirtilen hususların da yerine getirilmesine ihtiyaç vardır. Bu nedenle, Başsavcılığın eksik soruşturma bulunmadığına dair itirazı kabule değer görülmemiş ve reddi cihetine gidilmiştir.
SONUÇ VE KARAR: Yukarıda açıklandığı üzere, Başsavcılığın 23.2.1998 tarih ve 1998/ 147 sayılı tebliğnamesiyle yapılan itirazın 353 S.K.nun 224 ncü maddesi gereğince REDDİNE, 19.3.1998 tarihinde OYBİRLİĞİ ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy