(353 S. K. m. 163)
İNCELEME KONUSU: Sanık M.A. hakkında halkı askerlik hizmetinden soğutmak yolunda telkinatta bulunmak suçundan tesis olunan mahkumiyet hükmünü, eksik soruşturma yönünden bozan Askeri Yargıtay 4 ncü Dairesinin kararına karşı Başsavcılık tarafından yapılan itirazın incelenmesidir.
OLAY VE İDDİA: Genkur. Bşk.lığı Askeri Savcılığının 19.12.1996 tarih ve 1996/162-312 sayılı iddianamesi ile; sanık M. A.'ın Can Şenliği Oyuncuları adlı tiyatro grubu mensuplarından olup, 10.12.1995 tarihinde Rize, Pazar İlçesi Belediye Kültür Salonunda "Hür" adlı oyunu diğer tiyatro sanatçıları ile oynadıkları ve oyunun sonunda seyircilere hitaben "Akan kanları durduralım, çocuklarınızı askere göndermeyin" dediği, söz konusu oyunun Pazar Emniyet Amirliğince polisler vasıtasıyla izlendiği ve sanığın oyunun sonunda sarfetmiş olduğu bu söz ile müsnet suçun tüm unsurlarını gerçekleştirdiği iddiasıyla ve sanığın As. C.K.nun 58.maddesi aracılığıyla TCK. nun 155 nci maddesi uyarınca cezalandırılması istemiyle kamu davası açılmıştır.
HÜKÜM: Genkur. Bşk.lığı Askeri Mahkemesinin 31.10.1997 tarih ve 1997/164-261 sayılı hükmü ile; atılı suç sabit görülerek, sanığın As. C.K.nun 58.maddesi delaletiyle TCK. nun 155.nci maddesi gereğince iki ay hapis ve üç yüz bin lira ağır para cezası ile cezalandırılmasına karar verilmiştir.
TEMYİZ: Hüküm, sanık müdafii tarafından iddianın kanıtlanamadığı ve hükmün sanık yararına bozulması gerektiği nedeniyle yasal süresi içerisinde temyiz edilmiştir.
TEBLÎĞNAME: Askeri Yargıtay Başsavcılığının 23.1.1998 tarih ve 1998/194 sayılı tebliğnamesi ile; atılı suçun sübuta erdiği mahkeme hükmünde bir isabetsizlik bulunmadığı belirtilerek hükmün onanması gerektiğine dair görüş bildirilmiştir.
DAİRE KARARI: Askeri Yargıtay 4 ncü Dairesinin 3.2.1998 tarih ve 1998/63-60 sayılı kararı ile;
"...Dava dosyasında, olay sırasında salonda görevli polis memurlarının düzenledikleri rapor, tutanak ve ifadelerinden başka aleyhte kanıt bulunmamakta, dinlenen diğer tanıklar ise sanığın böyle bir konuşması olmadığını söylemektedirler.
Bu durumda salonda saptanan ses bantları (mikro teyp kaseti) sübut yönünden en önemli kanıtı oluşturmaktadır. Söz konusu kasetin ilk incelemesini yapan ses analiz uzmanı J.Mu.Yzb.Levent GÜNER' in düzenlediği dizi 49daki Bilirkişi raporunda; "sinyal/gürültü oranının çok yüksek olduğu, bu nedenle ses açılımının açık ve net bir şekilde yapılamayacağı" görüşü belirtilmiş ise de; bu kasetin daha ileri ve teknik yöntemleri uygulayan TRT Kurumunda incelenmesi halinde istenilen düzeyde ses açılımının yapılabileceği düşünülmelidir.
Bu itibarla; söz konusu mikro teyp kasetinin TRT Kurumuna gönderilerek teknik bilirkişi veya bilirkişilere yeniden incelettirilmesini, sahnedeki oyunun bitmesinden sonra sanığın dava konusu edilen "bu akan kanları durduralım, çocuklarınızı askere göndermeyin (yollamayın)" şeklinde herhangi bir konuşması olup olmadığının saptanmasını, teknik yönden mümkünse oyunun bitiminden hemen sonra kasetin kapanıp kapanmadığının, kapanmamış ise ne kadar süre daha açık tutulduğunun ve ne zaman kapatıldığının belirlenmesini ve elde edilecek bilgilere göre yeniden hüküm kurulması gerekli görülmüş, bu nedenle hükmün noksan soruşturmadan bozulmasına karar verilmiştir...."
İTİRAZ TEBLİĞNAMESİ: Askeri Yargıtay Başsavcılığının 23.2.1998 tarih ve 1998/194 sayılı tebliğnamesi ile;
Dosyada mevcut tutanak (Dz.3'1) ve bu tutanağı düzenleyen görevli polis memurlarının hazırlıktaki ifadeleri (Dz.70-73 ve 77) ile özellikle yeminli tanık olarak dinlenilen polis memurları Binali KURT (Dz.101), Bağdat BAYAR (Dz.119), Erdeniz KAYNAK (Dz.127) ve Mehmet Emin ÇETİNER' in (Dz.140) mahkeme huzurundaki açık anlatımları ve Pazar İlçe Emniyet Müdürlüğüne sunulan yazılı rapordan (Dz.32) sanığa yüklenen suçun oluştuğu açıkça anlaşılmaktadır.
Yargılamada noksan soruşturmanın söz konusu olmadığı değerlendirilmektedir.
Sanığın suç oluşturan eylemi oyunun oynandığı sırada değil, oyunun bitiminden hemen sonra seyircileri selamlama sırasında vukubulmuştur. Oysa, noksan soruşturmaya konu edilen mikro teyp kasetine oyunun belirli bölümlerinin çekildiği (Dz.127) yada oyun sonuna kadar kayıt yapıldığı anlaşılmaktadır. Oyun sonrası oyuncuların selamlama safhasının da kaydedildiği iddia olunmamaktadır. Kaldı ki teyp kaseti yegane delil de değildir. Hatta, içeriği başından beri tesbit olunamadığından yerel askeri mahkemece suçun sübut delili olarak ta değerlendirilmeye tabi tutulmamıştır.
Sanığa yüklenen suçun sübuta erdiği dosyada mevcut yeterli delillerden kuşkuya yer vermeyecek biçimde anlaşılmaktadır..." gerekçesiyle Daire kararına süresi içerisinde itiraz edilmiştir.
DAİRELER KURULU KARARI
Rapor okunup, Sözcü Üyenin açıklamaları dinlenildikten sonra, edinilen vicdani kanaatle;
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: Yukarıda yargılama aşamaları özetlenen davada, Daire ile Başsavcılık arasındaki anlaşmazlık eksik soruşturma bulunup bulunmadığına ilişkin olup, bu meselenin çözümü için Askeri Mahkemece değerlendirmesi yapılan delillerin irdelenmesi gerekmektedir.
Sanığın da aralarında bulunduğu Can Şenliği oyunları adlı tiyatro grubunun 10.12.1996 tarihinde Pazar ilçesi Belediye Kültür Salonunda "Hür" adlı oyununu oynadıktan sonra seyircileri selamlarken sanığın "Akan Kanları durduralım, çocuklarınızı askere göndermeyin" dediği, (Dz.31) deki tutanak ve rapor ile bu belgelerde imzası olan polis memurlarının ifadelerinde yer almaktadır. Bunların, hazırlık ifadelerinde oyunun başından sonuna kadar herhangi bir suça konu söz ya da eylemin vukua gelmediğini gözlediklerini, oyuncuların el ele tutuşup seyircilere veda gösterisi sırasında oyundaki rolü Habil olan şahsın seyircilere hitaben "Bu akan kanları durduralım, çocuklarınızı askere yollamayın" dediğini ve bunu bizzat duyduklarını yeminli olarak beyan ettikleri halde, yargılama aşamasındaki yeminli ifadelerinde gerek bu sözü söyleyenler yönünden, gerek şahsi görgü ve bilgileri açısından farklı beyanlarda bulundukları görülmektedir.
Tiyatro grubundaki oyuncular böyle bir konuşmanın olmadığını, oyunu sergilemek için Pazar Kaymakamlığına başvuran Eğitim-Sen Baş temsilcisi Mehmet YILMAZ ve Yönetim Kurulu üyelerinden İhsan AYDIN, oyunun tamamını izleyemediklerini, bu şekilde bir söz duymadıklarını, savunma tanıkları Lütfü BEKÎROĞLU ve Ali AYKUT ise oyunu sonuna kadar izlediklerini, böyle bir söz duymadıklarını, toplu halde kalktıklarını, oyuncuların kendileri ayrıldıktan sonra sahnede kalıp kalmadıklarını bilmediklerini yeminli olarak ifade ettikleri anlaşılmaktadır. Bu tanıklardan ihsan AYDIN ın "anladığım kadarıyla anılan sözler sanığın kendi insiyatifı ile söylemiş olduğu sözlerdir" şeklindeki beyanı, Askeri Mahkemece kabul edildiği gibi sanık aleyhine ve duyuma dayalı bir beyan olmayıp Eğitim-Sen yöneticisi olarak, kendilerinin bu davada sorumlu olmadıklarım vurgulamaya yönelik bir beyandan ibarettir.
Sanık aleyhindeki ve lehindeki bu deliller karşısında; Daire tarafından da kabul edildiği gibi, dosyada bulunan ve görevli polis memuru Binalı KURT tarafından kaydedilen mikro teyp kaseti sübut yönünden en önemli kanıtı oluşturmaktadır. Bu kasetin, TRT kurumuna veya gerekirse bu konuda daha ileri teknik yöntemlere sahip başka bir kuruluşa incelettirilmesinde zorunluluk vardır. Bu nedenle, Dairenin kasetin yeniden incelettirilmesi ve "sahnedeki oyunun bitmesinden sonra sanığın dava konusu edilen konuşması olup olmadığının saptanması, teknik yönden mümkünse oyunun bitiminden hemen sonra kasetin kapanıp kapanmadığının, kapanmamış ise ne kadar süre daha açık tutulduğunun ve ne zaman kapatıldığının belirlenmesi ve elde edilecek bilgilere göre yeniden hüküm kurulması" gerektiğine ilişkin bozma kararı yerinde olduğundan, aksi düşünceye dayalı Başsavcılık itirazının reddine karar verilmiştir.
SONUÇ VE KARAR: Yukarıda açıklandığı üzere;
Askeri Yargıtay Başsavcılığının 23.2.1998 tarih ve 1998/194 sayılı tebliğnamesiyle yapmış olduğu itiraz kabule değer görülmediğinden 353 Sayılı Kanunun 224 ncü maddesi gereğince İTİRAZIN REDDİNE
02.04.1998 tarihinde OYBİRLİĞİ ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy