(1632 S. K. m. 87)
KONU: Emre itaatsizlikte ısrar suçundan Sanık Er A.T. 'ın beraetine hükmeden Askerî Mahkeme kararını, sübuttan bozan Daire kararına, Askerî Mahkemenin direnerek tesis ettiği beraet kararın incelenmesidir.
OLAY VE İDDİA: 3 ncü Kolordu Komutanlığı Askerî Savcılığının 23.12.1994 tarih ve 1994/988-694 sayılı iddianamesiyle;
"... Olay öncesi düğün salonunda arkadaşlarının yanında sanığa küfreden Astsb. Orduevi Nöbetçi Astsb.nın 17.11.1994 saat 22.40 sıralarında telefon ederek sanığı telefona çağırdığı, sanığın santralci ere gelmiyorum şeklindeki cevap verdiği, Nöbetçi Astsb.nın telefonla ikinci kez arayarak sanığı bu defa odasına çağırdığı, sanığın santralci ere yine gitmiyorum şeklinde cevap verdiği, bunun üzerine yanına gelen Nöbetçi Astsb. İle konuştukları sırada esas duruşta olmaması nedeniyle nöbetçi Astsb. Tarafından esas duruşu göstermesini istendiği sanığın ise esas duruşa geçmediği ve böylece hizmete müteallik iki ayrı emrin gereğini yerine getirmeyerek haksız tahrik altında iki ayrı emre itaatsizlikte ısrar suçunu işlediği, sanığın tevil yollu ikrarı tanık ifadeleri ve tüm dosya kapsamı ile anlaşıldığından;
Eylemine uyan müsnet suçlardan As. C.K.nun 87/1, 92. Maddesi delaletiyle TCK. nun 51. Maddelerinin iki kere tatbiki suretiyle cezalandırılmasına verilecek cezaların TCK. nun 71. Maddesi uyarınca içtimaına karar verilmesi..." istemiyle sanık hakkında kamu davası açılmıştır.
HÜKÜM 1: 3 ncü Kolordu Komutanlığı Askerî Mahkemesi 19.10.1995 tarih ve 1995/601-528 sayılı kararıyla;
"... Dinlenen tüm tanıkların açık beyanları ve sanığın açık anlatımları göz önüne alındığında sanığın orduevi düğün salonunda misafirlerde olduğu halde yanma gelen Nöbetçi Astsb.Üçvş.R.G.'in kendisine galiz küfürler etmesi üzerine düğün salonundan ayrılıp koğuşuna gitmesini müteakip kendisini yanma çağıran Nöb.Astsb.'ın vermiş olduğu yanına gelmesi şeklindeki emrin niteliği ve olayın şartları gözönüne alındığında hizmete ilişkin bir emir olmadığı, olsa olsa nöbetçi astsubayımın sergilemiş olduğu olumsuz hareketlerini devam ettirme isteğinden kaynaklanan keyfi bir talep olduğu bu nedenle nöbetçi astsubayının yanına gelmesi emrini yerine getirmeyen sanığın bu hareketinde emre itaatsizlikte ısrar suçunun maddi unsurlarının ve de manevi unsurlarının teşekkül etmediği anlaşılmıştır.
Koğuşta iken sanığın yanına gelen Nöbetçi Astsb.nın esas duruşa geçmesi yolundaki emrine sanığın "ben babamın yanında bile esas duruşta durmuyorum senin yanında mı duracağım" deyip akabinde esas duruşa geçmemek suretiyle hizmete ilişkin bir emir olduğu konusunda tereddüt bulunmayan bu emrin gereğini yerine getirmeyen sanığın ifadesinde de açıkça ikrar ettiği üzere bu suçu işlediği kanaatine varılmıştır..." gerekçesiyle, Nöbetçi Astsubayının telefona ve odasına gelmesi yolundaki çağrısına icabet etmemesi şeklindeki emre itaatsizlikte ısrar suçunun unsurları itibariyle oluşmadığından beraatına, esas duruşa geçmemek şeklindeki emre itaatsizlikte ısrar suçundan As.C.K.nun 87/1, TCK.nun 51/3 ve 59 ncu maddelerince beş gün hapsine karar vermiş, mahkumiyetle ilgili kısım temyiz edilmeksizin kesinleşmiştir.
TEMYİZ 1: Beraata ilişkin karar Askerî Savcı tarafından"... Sanığın telefona ve kendisini çağıran Nöbetçi Astsb.yın odasına gelmemek suretiyle ilk aşamada gerçekleşen hareketlerin dışında ayn ve müstakil bir emre itaatsizlikte ısrar suçu işlediği açıktır. Buna rağmen mahkumiyet kararı yerine beraat kararı verilmesi hukuka aykırıdır. Açıklanan nedenle ve re'sen inceleme sırasında bulunacak nedenlerle BERAET hükmünün...." bozulması itirazıyla temyiz edilmiştir.
TEBLİĞNAME-I: Askerî Yargıtay Başsavcılığı, 24.9.1996 tarih ve 1996/2952 sayılı tebliğnamesiyle;
Beraat karının sübuttan bozulması düşüncesini bildirmiştir.
DAİRE KARARI: Askerî Yargıtay 1. Dairesi 2.10.1996 tarih ve 1996/686-686 sayılı ilamıyla;
"... Olay günün Astsubay Orduevinde restoran şefi olarak görev yapan sanık eri, santralde görevli er N.K. vasıtası ile iki kez odasına çağırdığı, Astsubayın emri santralde görevli bir er vasıtası ile kendisine bildirildiği halde emrin gereğini yerine getirmediği tanık ifadeleri, olay tutanağı ve sanığın ikrarından anlaşılmaktadır.
Mahkeme, düğün salonunda misafirlerin ve er arkadaşlarının yanında Nö.Astsb.R.G.'in sanık ere galiz küfürlerle hakaret edip, odasına gittikten sonra santralci er vasıtası ile tekrar yanına çağırmasının hizmete müteallik bir emir olmadığını, daha önce sergilediği hareketlerinin devamı niteliğinde keyfi bir talep olduğu kabul edilerek sanık hakkında beraat kararı tesis etmiş ise de, olay günü gecesi Orduevinde görev yapan er ve erbaşlara İç Hizmet Kanun ve Yönetmeliğine göre emir verme, komut etme yetkisini haizdir. Hangi konu ile ilgili olarak çağrıldığını bilmeyen ve bilebilecek durumda da bulunmayan sanık erin o anda amiri durum ve konumunda bulunan Astsubayın yanına gelmesi konusunda verdiği emir As. C.K.nun 12, İç Hizmet Kanununun 6, 7 ve 8. Maddelerinde belirtilen Askerî hizmete müteallik bir emir olduğu izahtan varestedir. Bir üstün veya amirin emrine muhatap olan astın bu emrin gereğini yerine getirmemesi emre itaatsizlikte ısrar suçunu oluşturduğundan değişik gerekçe ile sanık hakkında beraat kararı verilmesi kanuna aykırı görülerek, beraat hükmünün bozulması cihetine gidilmiştir.." gerekçesiyle, sübuttan bozma kararı almıştır.
HÜKÜM II (DİRENME): 3 ncü Kolordu Komutanlığı Askerî Mahkemesi 20.3.1997 tarih ve 1997/543-103 sayılı kararıyla;
"... Sanığa isnat olunan ve As. C.K.nun 87/1. Maddesinde tanımını bulan emre itaatsizlikte ısrar suçunun teşekkülü için "hizmete ilişkin emrin" hiç yapılmaması, itaatten fiilen veya söz ile kaçınılması veya emir tekrar edildiği halde itaat etmemekte ısrar edilmesi gerekir.
As. C.K.nun 12. Maddesinde "hizmete", bu kanunun tatbikatında hizmet tabirinden maksat "gerek malum ve muayyen olan ve gerek bir amir tarafından emredilen bir askerî vazifenin madun tarafından yapılması halidir" şeklinde tanımlanmıştır.
İç Hizmet Kanunun 8.maddesinde ise; "emir", "hizmete ait bir talep veya yasağın sözle, yazı ile sair suretle ifadesidir" şeklinde tanımlanmıştır.
Olay gecesi Maslak Orduevi nöbetçisi astsubayı olan İs.Tet.Astsb.Üçvş.R.G.'in karşısında sanığın esas duruşa geçmemek şeklinde tezahür eden bu eylemi emre itaatsizlikte ısrar suçu olarak nitelenmiş, sanığın müsnet suçu nöbetçi astsubayının sarf ettiği galiz küfürler nedeniyle haksız ve ağır tahrik sonucu işlediği kabul edilmiş, bu eylemi nedeniyle teşdiden verilen mahkumiyet karan temyiz edilmeksizin kesinleşmiştir. Maslak Orduevi düğün salonu şefi olan sanığın düğün sahipleri ve Misafirlerinin gözleri önünde kendisine ye görevli diğer personele karşı nöbetçi astsubayı olan İs.Tek.Astsb.R.G. tarafından "a...koyduğumun askerî, ibne, g... veren asker" ve benzeri galiz küfürler ve hakaretler edilmesi üzerine ağlar vaziyette koğuşuna gitmesini müteakip kendisini yanma çağıran nöbetçi astsubayının vermiş olduğu yanına gelmesi yolundaki emrin bir hizmet emri olduğu konusunda ciddi ve somut nedenlerden dolayı yoğun bir şüphe bulunduğu, olayın gerçekleşme şekli, şartları ve nöbetçi astsubayının düğün sahipleri ve misafirlerinin yanında sarf ettiği sözler ve sergilediği son derece aşağılayıcı nitelikteki davranışları gözönüne alındığında emrinin her ne kadar görünüm itibariyle bir hizmet emri niteliği arz ettiği düşünülse de gerçekte nöbetçi astsubayının kısa bir süre önce düğün salonunda görevli diğer personel ile birlikte sanığa yönelik olarak sergilenmiş olduğu insanlık onurunu ağır derecede zedeleyici ve aşağılayıcı, olumsuz ve keyfi hareketlerini devam ettirme isteğinden kaynaklanan gerçekte hizmet gereği olmayan keyfi bir talep olduğu, isnat olunan emre itaatsizlikte ısrar suçunun maddi unsurunun teşekkülü için gerekli olan hizmete ilişkin bir emir niteliğinin görülmediği; bu olaydan kısa bir süre önce aynı kişi tarafından ağır hakaretlere maruz kalan sanığın tekrar aynı hakaretlere ve belki de daha ağır hakaretlere maruz kalacağı düşüncesi ve kastı ile nöbetçi astsubayının yanına gitmemesi şeklinde gerçekleşen eyleminde bahsedildiği üzere suç işleme özel-kastının da bulunmadığı kanaatine varılmış ve bu yolda hüküm tesis olunmuştur.. gerekçesiyle, beraet kararında direnmiştir.
TEMYİZ II: Karar Askerî Savcı tarafından "... İlk temyiz dilekçemizde de andığımız gibi; sanığın telefona ve kendisini çağıran Nöb.Astsb.ın odasına gelmemek suretiyle ilk aşamada gerçekleşen hareketlerin dışında ayrı ve müstakil bir emre itaatsizlikte ısrar suçu işlediği açıktır. Buna rağmen mahkumiyet kararı yerine direnilerek beraat kararı verilmesi hukuka aykırıdır. Açıklanan nedenle hükmün sanık aleyhine..."bozulması istemiyle temyiz edilmiştir.
TEBLİĞNAME II: Askerî Yargıtay Başsavcılığı 5.12.1997 tarih ve 1997/3599 sayılı tebliğnamesiyle;
"..Olay günü gecesi Orduevinde Nöbetçi Astsubayı olan İs.Tek.Astsb.R.G.'in Orduevinde görev yapan er ve erbaşlara İç. Hizmet Kanun ve Yönetmeliğine göre emir verme, komuta etmek yetkisini haizdir. Hangi konu ile ilgili olarak çağrıldığım bilmeyen ve bilebilecek durumda da bulunmayan sanık erin o anda amiri durum ve konumunda bulunan Astsubayın yanına gelmesi konusunda verdiği emir As. C.K.nun 12, İç Hizmet Kanunun 6, 7 ve 8. maddelerinde belirtilen askerî hizmete müteallik bir emir olduğu izahtan varestedir. Bir üstün veya amirin emrine muhatap olan astın bu emrin gereğini yerine getirmemesi emre itaatsizlikte ısrar suçunu oluşturduğundan, yerel mahkemece sanık hakkında berat kararı verilmesi kanuna aykırı görülerek, beraat hükmünün bozulması gerektiği değerlendirilmiştir..." görüşüyle, beraat kararının sübuttan bozulması düşüncesini bildirmiştir.
DAİRELER KURULU KARARI
Rapor okunup, sözcü üye dinlenip, dosya incelendikten sonra;
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: Suç tarihinde sanık erin Maslak Astsubay Orduevi Müdürlüğünde düğün salonu restorant şefi olarak görevli bulunduğu, Astsubay R.G.'in de 17.11.1994 günü Orduevi Nöbetçi Astsubayı olduğu, saat 21.00 sıralarında düğün sahipleri ve misafirlerin yanında sanığa galiz küfürlerle sövdüğü, saat 22.40 sıralarında santralci er N.K. aracılığı ile telefona çağrıldığı, sanığın gelmediği, gene telefonla odasına gelmesini istemesine rağmen sanığın "gelmiyorum" diye cevap verdiği, müteakiben sanığın yanma giderek konuşma esnasında esasında esas duruşunu göstermesini istediğinde "ben babamın yanında bile esas duruşta durmuyorum senin yanında mı duracağım" demek suretiyle esas duruşa geçmediği, bu son eyleminden mahkum edilip cezasının kesinleştiği, hususları vakıa olarak sabit olup, bu konularda anlaşmazlık yoktur.
Daire ile Askerî Mahkeme arasındaki uyuşmazlık, Nöbetçi Astsubayının, santralci er kanalıyla sanığa iletilen telefona ve odasına gelmesi yolundaki çağrıya uymamasının, emre itaatsizlikte ısrar suçunu oluşturup oluşturmayacağıdır.
Zira:
Daire ilgili kısımda aktarılan gerekçelerle suçun oluştuğunu kabul etmişken; Askerî Mahkeme gene ilgili kısımda aktarılan gerekçelerle suçun oluşmadığını kabul ederek beraet kararında direnmektedir.
Yapılan değerlendirmede;
Amirin, astı çağırıp da onun gelmemesi emre itaatsizlikte ısrar suçunu oluşturabilir. Ancak somut olayda, sanık önce Nöbetçi Astsubayının ağır küfürlerine muhatap olmuş, müteakiben de çağrılmıştır. Çağrının konusunu bilinmemektedir. Dövmek sövmek için mi, yoksa hizmet emri verilmesi için midir? Bu belli değildir. Sanık ilk olayın etkisiyle korktuğu için gitmemiştir. Nöbetçi Astsubayı gelsin derken emrini hizmetle irtibatlandınlmamıştır. Emrin konusu açık değildir. En azından sanık yönünden manevi unsura tekabül eden emre itaatsizlikte ısrar kastının mevcudiyetinde şüpheli durum vardır.
O halde beraata ilişkin direnme kararı yerinde olup, karar onanmalıdır.
SONUÇ VE KARAR: Açıklanan nedenlerle;
Askerî Savcının kabule değer görülmeyen temyiz itirazının 353 S.K.nun 217/2.maddesince REDDİNE,
Usul ve kanuna uygun bulunan Askerî Mahkemenin beraata dair direnme kararının ONANMASINA,
Tebliğnameye aykırı olarak, Başkan Dr.Hv.Hâk.Tuğg. Ö.AYHAN, Üyelerden Hâk.Alb.M. AKSÜT, Hâk.Alb.G.BOZKURT, Hâk.Alb.M. BOSTANCI, Hâk.Alb.A.KURŞUN' un karşı oylarıyla OYÇOKLUĞUYLA, 8.1.1998 tarihinde karar verildi.
KARŞIOY GEREKÇESİ
Sanık, Nöbetçi Astsubayının küfürlerine saat 21.00 sularında muhatap olmuş, dava konusu yapılan telefonla çağrı saat 22.40 sıralarında vuku bulmuştur. Nöbetçi Astsubayının Orduevinde görevli erlere emir verme yetkisi kanundan doğmaktadır. (As. C.K.nun 12.13-İç hizmet Kanunu 6.7.8.Md) sanık hangi konu ile ilgili olarak çağrıldığını bilmemektedir. Yapılan çağrının hizmete ilişkin olup olmadığının takdiri asta bırakılamaz ve önceki küfürle bu çağrı irtibatlandırılamaz.
Zira Askerlikte küskünlük olamaz. Sanığın kastı, son olayda "Ben babamın yanında bile esas duruşa geçmiyorum. Senin yanında mı duracağım." demek suretiyle, dava konusu olayda da ortaya çıkmıştır. Sanık fiilen, sözle hatta tekrarlandığı halde emir gereğini yerine getirmekten imtina etmiştir. Suç oluşmuş olup, Askerî mahkemenin beraata ilişkin direnme kararının bozulması gerekirken, onanması şeklindeki çoğunluk kararına katılmıyoruz. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy