(765 S. K. m. 29) (1632 S. K. m. 131, 30)
KONU: Sanık resen emekli Astsb. M.Y. hakkında zimmet suçundan tesis olunan mahkumiyet hükmünü uygulama yönünden bozan Askeri Yargıtay 5 nci Dairesinin kararma karşı Başsavcılık tarafından yapılan itirazın incelenmesidir.
OLAY VE İDDİA: 1 nci Ordu K.lığı Askeri Savcılığının 4.4.1997 tarih ve 1997/470-144 sayılı iddianamesi ile;
Sanığın, 19.3.1997 tarihinde mutfak nöbetçi Astsubayı olarak görevli iken saat 20.00-01.00 arasında mutfak görevlisi Hv.P.Er Muharrem TOKLUOĞLU' nu çağırarak 1-2 kg. kadar kayısı getirmesini istediği er TOKLUOĞLU' nun kayısıyı bir kutuya koyarak götürdüğü ve durumu er Murat TAŞÇI ile Lv.Çvş.İlyas DİLBAZ' a bildirdiği, 20.3.1997 tarihinde yapılan aramada sanığın çantasında 1700 gr. kayısı bulunduğu, Mart 1997 ayı içerisinde yine mutfak nöbetçi Astsubayı iken beyaz peynir götürdüğü, Ekim 1996 ayında da 8 adet beşer kg.lık bidonlarda sıvı deterjan, 1 kilo sabun, çek pas ve birkaç poşet koku gidericiyi jeeple evine götürdüğü, bunların tutarının 2.544.469.-TL. olduğu, bu suretle zimmet suçunu işlediği iddiasıyla ve As.C.K.nun 131/1, TCK. nun 80, As.C.K.nun 30/A-l maddeleri uyarınca tecziyesi ile zimmetine geçirdiği eşyanın bedeli olan 2.544.469.- TL.nın tahsiline karar verilmesi istemiyle kamu davası açılmıştır.
HÜKÜM: 1 nci Ordu K.lığı Askeri Mahkemesinin 30.10.1997 tarih ve 1997/439-524 sayılı kararı ile;
Sanığın, görev gereği kendine teslim edilen temizlik malzemelerini jeep aracı ile evine götürmek ve oturduğu lojman dairesinin duvarlarını temizlemek ayrıca, er mutfak nöbetçi Astsubayı olarak denetim ve kontrolü altına bırakılan malzemeyi almak (tüketmek) suretiyle zimmet suçunu tüm unsurları ile gerçekleştirdiği, eylemin az vahim hal niteliğinde olduğu, sanığın müteaddit tarihlerde gerek sorumlu olduğu deposundan ve gerek nöbetçi Astsb.yı olarak bulunduğu er mutfağından malzemeleri almak ve tüketmek suretiyle, bir suç işlemek kararının icrası cümlesinden olarak zimmet suçunu işlediği gözönüne alarak cezasının TCK.nun 80.maddesi uyarınca arttırıldığı, süreklilik arz eden eylemleri ile ortaya koyduğu ahlaki temayülü ile disiplin üzerinde bıraktığı etki, disiplini ağır bir şekilde zedelediği gözönüne alınarak alt sınırdan uzaklaşılarak ceza tayin edildiği gerekçeleri ile sonuç olarak bir ay yirmi sekiz gün hapis cezası ile cezalandırılmasına karar verilmiştir.
TEMYİZ: Hüküm, sanık müdafii tarafından süresi içerisinde temyiz edilmiştir.
TEBLİĞNAME: Askeri Yargıtay Başsavcılığının 17.3.1998 tarih ve 1998/760 sayılı tebliğnamesinde, askeri mahkemece tesis edilen hükmün usul ve yasaya uygun olduğu belirtilerek onanmasına dair görüş bildirilmiştir.
DAİRE KARARI: Askeri Yargıtay 2 nci Dairesinin 25.3.1998 tarih ve 1998/183-182 sayılı ilamı ile;
Eylemin sübutuna ve suç niteliğine ilişkin yerel mahkeme kabulünde yasal isabet bulunduğu belirtildikten sonra, sanık hakkında uygulanan, As. C.K.nun 131/1 nci maddesindeki ceza tayini sırasında, şiddetli ceza verilmesi ile ilgili olarak yerel mahkemece, "... Sanığın süreklilik arz eden eylemleri ile ortaya koyduğu ahlaki temayülü ile disiplin üzerinde bıraktığı etki, disiplini ağır bir şekilde zedelemiş bulunması..." gerekçe olarak gösterilmişse de, sanık hakkında teselsül hükümleri uygulanarak TCK. nun 80 nci maddesine göre artırıldığına göre, aynı gerekçenin bir kez de temel cezadan uzaklaşma gerekçesi yapılması yasaya uygun olmadığı gibi, askerlik ortamında işlenen her suç niteliğine göre disiplini sarsacağından soyut olarak disiplinin bozulduğundan söz edilerek cezanın artırılması da yasaya uygun
görülmediğinden kararın şiddet sebebinin yasaya aykırılığı yönünden bozulmasına oyçokluğu ile karar verilmiştir.
İTİRAZ TEBLÎĞNAMESİ:
Askerî Yargıtay Başsavcılığının 03.04.1998 tarih ve 1998/760 sayılı tebliğnamesi ile;
Temel ceza saptanırken alt sınırdan uzaklaşılma gerekçeleri arasında yer alan "ahlaki temayül'le sanığın menfaatine düşkün bir yapıya sahip olduğu vurgulanmıştır. Bu kriter, TCK. nun 29/son maddesinde yer alan "sanığın şahsi durum" ölçütünü gösterir.
Ceza, teselsül nedeniyle arttırılırken; "değişik tarihlerde" gerçekleştirilen eylemlerin her biri ayrı ayrı suç olarak değerlendirilmemiş, aksine "aynı suçu işleme kararlılığı" altında zincirleme olarak işlendiği vurgulanmıştır.
Görüldüğü gibi her iki teşdit durumunda ortaya konulan gerekçeler yasal ve birbirinden farklı olup aynı gerekçenin (gerekçelerin) iki kez esas alınması söz konusu değildir.
Şüphesiz ki, her suçun disiplini bozucu bir yönü olmakla beraber zimmet suçunun toplum nazarında daha çok ayıplanan yönü olduğu inkar edilemez. Sanık, bu suçu kendi astlarının gördüğü ve görebileceği "ortamda" işlemiştir. Bir amir ve üst olarak astlarına kötü örnek teşkil etmiştir. Astlar üzerinde, üst ya da amirlerin bu yönde hareketleri olabileceği yolunda olumsuz bir kanaat uyandırmıştır. Bu husus TCK.nun 29 ncu maddesindeki" fiilin diğer özellikleri "kavramına uygun düştüğü gibi manevi yönden de disiplin anlayışının daha da "zarar" görmesine yol açmıştır. Bu itibarla ortaya konulan tüm gerekçeler TCK.nun 29/son maddesindeki ölçütlerle bağdaşmaktadır görüşü ile Dairenin bozma kararının kaldırılmasına, diğer yönlerden temyiz incelemesi yapılması için dava dosyasının Daireye gönderilmesine, karar verilmesi istemiyle Daire kararma süresi içerisinde itiraz edilmiştir.
DAİRELER KURULU KARARI
Rapor okunup, sözcü üyenin açıklamaları dinlendikten sonra edinilen vicdani kanaate göre;
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: Dosyada mevcut delillere göre, sanığın müteselsil zimmet suçunu işlediği hususunda kuşku bulunmadığı gibi, bu konuda bir anlaşmazlık da yoktur. Daire ile Başsavcılık arasındaki anlaşmazlık, temel ceza saptanırken askeri mahkemece gösterilen teşdit gerekçesinin yerinde olup olmadığına ilişkindir.
Askeri Mahkemenin bu husustaki gerekçesi "sanığın süreklilik arz eden eylemleri ile ortaya koyduğu ahlaki temayülü ile disiplin üzerinde bıraktığı etki, disiplini ağır bir şekilde zedelediği" şeklindedir.
Zimmete geçirilen malzemelerin niteliği ve suçun işleniş şekli de nazara alındığında bu gerekçe ile; faile ve fiile bağlı nedenlerle cezanın kişiselleştirildiği, bunun teselsül hükümlerinin uygulanması gerekçesinden farklı olduğu, ayrıca her suçun disiplini ihlal ettiği gözardı edilmeyerek sanığın eylemlerinin disiplini ağır şekilde zedelediğinin vurgulandığı ve gösterilen gerekçenin dosya kapsamına uygun olduğu anlaşılmaktadır. Zira, sanığın, dava konusu eylemlerinin astlarına kötü örnek teşkil etmesi ve onlarda TSK. muvazzaf personeli hakkında yanlış izlenimlere yol açabilecek nitelikte olması nedeniyle, disiplini ağır şekilde ihlal edeceği açıktır. Bu nedenlerle teşdit gerekçesinin TCK. nun 29 ncu maddesinde gösterilen ölçütlere uygun olduğu sonucuna varılmış ve aksi düşünceye dayalı Daire kararının kaldırılması gerekmiştir. Üyelerden Hak.Alb.M. SÖNMEZ, Daire kararında belirtilen nedenlerle itirazın reddi gerektiği görüşü ile bu karara katılmamıştır.
SONUÇ VE KARAR: Yukarıda açıklandığı üzere;
Askeri Yargıtay Başsavcılığının 3.4.1998 tarih ve 1998/760 sayılı tebliğnamesi ile yapmış olduğu itiraz yerinde görüldüğünden İTİRAZIN KABULÜNE,
Askeri Yargıtay 2 nci Dairesinin 25.3.1998 tarih ve 1998/183-182 sayılı kararının 353 Sayılı Kanunun 224 ncü maddesi gereğince KALDIRILMASINA,
Diğer yönlerden temyiz incelemesi yapılması için dava dosyasının DAİREYE GÖNDERİLMESİNE, 30.4.1998 tarihinde Üyelerden Hak.Alb.M.SÖNMEZ' in karşı oyu ve OYÇOKLUĞU ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy