(1632 S. K. m. 66)
İNCELEME KONUSU: Sanık Dz.Onb.S.B. hakkında firar suçundan tesis olunan mahkumiyet hükmünü onayan Askeri Yargıtay 5 nci Dairesinin kararma karşı Başsavcılık tarafından suç vasfı yönünden yapılan itirazın incelenmesidir.
OLAY VE İDDİA: Çanakkale Boğaz Komutanlığı Askeri Savcılığının 5.3.1997 tarih ve 1997/332-61 sayılı iddianamesi ile; sanığın, 6.9.1996 tarihinde (10) gün izne gönderildiği, 15.9.1996 tarihinde rahatsızlandığı, sevk edildiği sağlık ocağı tarafından 15 gün yatak istirahati verildiği, istirahat bitimi olan 2.10.1996 tarihinde Van Tugay Komutanlığına teslim olan sanığın 14.10.1996 tarihine kadar burada sevk için beklediği, 14.10.1996 tarihinde sevk edildiği uçağa binmediği, bir süre memleketinde kalan sanığın 23. 2.1997 tarihinde kendiliğinden gelerek birliğine katıldığı, bu suretle 14.10.1996-23.2.1997 tarihleri arasında izin tecavüzü suçunu işlediği iddiasıyla ve As. C.K.nun 66/1-b maddesi uyarınca cezalandırılması istemiyle kamu davası açılmıştır.
HÜKÜM: Donanma Komutanlığı Askeri Mahkemesinin 15.10.1997 tarih ve 1997/379-265 sayılı kararı ile; sanığın belirtilen tarihler arasında firar suçunu işlediği kabul edilerek As.C.K.nun 66/1-a ve TCK.nun 59 uncu maddeleri uyarınca on ay hapis cezasıyla mahkumiyetine karar verilmiştir.
TEMYİZ: Sanık mazereti nedeniyle suç işlediği, beraet kararı verilmesi gerektiği nedeniyle süresi içerisinde temyize gelmiştir.,
TEBLİĞNAME: Askeri Yargıtay Başsavcılığının 24.3.1998 tarih ve 1998/864 sayılı tebliğnamesiyle;
"...As.Yrg.Drl.Krl.nun 22.06.1995 gün ve 1995/64-64 Sayılı, Keza 06.06.1996 gün ve 1996/87-87 Sayılı Kararlarında da belirtildiği üzere,
İzin Tecavüzü ve firar suçları ya kendiliğinden birliğine katılmak veya resmi bir makama başvurmakla, ya da yakalanmakla sona erer.
Toplanma bölgeleri OHAL bölgesinin koşulları nedeniyle Silahlı Kuvvetler mensuplarının bu bölgede emniyet tedbirleri içerisinde seyahat edebilmeleri için idari bir tedbir olarak oluşturulmuştur.
Bu nedenle, toplanma bölgesine katılan personel için, bu yerin kıtası olarak kabulü mümkün olmadığı gibi, bu şekildeki hareketi de dehalet olarak kabul edilemez. Zira, bu durumun dehalet olarak kabulü halinde Toplanma Merkezi Komutanlığınca sevk işlemi sırasında iaşe bedeli, sevk muhtırası verilmesini gerektirecektir. Nitekim, Silahlı Kuvvetler mensuplarının bazı bölgelerde can güvenliği açısından belirlenen bölgelerde toplanarak sevk edileceklerine ilişkin emirler askeri hizmetle ilgili bir emir olarak değil, tavsiye niteliğinde bir bildirim ve tedbir olarak kabul edilmiştir (Drl.Krl. 14.04.1994,1994/33-37).
Olayımıza dönüldüğünde, izin süresi içerisinde rahatsızlanan sanığa verilen 15 günlük istirahati sona erdiğinde Van 21 nci J.Smır.Tug.K.lığına yapmış olduğu müracaatı dehalet niteliğinde olmadığı gibi toplanma merkezinin kıtası olarak da kabulü mümkün değildir. Zira, sanık iznini toplanma merkezi komutanlığından değil kendi asıl birliğinden almış olup, görevi gereği bulunmaya zorunlu bulunduğu mahal burasıdır.
Kaldı ki, sanığın toplanma merkezinde iaşe ve iskan edilip edilmediğine ve sevk işlemi sırasında da iaşe ve sevk muhtırasının kesilip kesilmediğine ilişkin herhangi bir araştırma da yapılmış değildir. Bu nedenle, sanığın söz konusu müracaatı dehalet olarak nitelendirilemeyeceği gibi Toplanma Merkezi Kıtası olarak da kabul edilemeyeceğinden eylemi firar suçunu değil 14.10.1996 ile 23.02.1997 tarihleri arasında işlenmiş bir izin tecavüzü suçunu oluşturmasına karşılık, sanığın firar suçundan mahkumiyetine karar verilmesinde yasal isabet bulunmamaktadır..." denilerek hükmün suç vasfından bozulmasına dair görüş bildirilmiştir.
DAİRE KARARI: Askeri Yargıtay 5 nci Dairesinin 30.3.1998 tarih ve 1998/192-180 sayılı ilamı ile;
,...TCG AB-35 Komutanlığı (Nara-Çanakkale) emrinde Dz.Onb.olarak askerliğini yapan sanığın, birliğince 6.9.1996 ilâ 15.9.1996 Tarihleri arasında kullanmak üzere 10 Gün izin verilerek Van-Gürpınar İlçesine gönderildiği(2), henüz izni bitmeden 13.9.1996 Günü rahatsız olduğundan bahisle Gürpınar İlçe J.K.lığına başvurarak, doktora şevkini istediği (6), aynı Gün Gürpınar Merkez Sağlık Ocağı Tabipliğine sevk edilen sanığın (8), 18.9.1996 Günü yapılan muayenesi sonunda, Akut Gastirit+Kriptik tonsillit teşhisi ile 15 Gün yatak istirahatı aldığı (7), bunun sonunda 2.10.1996 Günü Van 21.J.Snr.Tug.K.lığı toplanma merkezine katıldığı, bir süre burada bekletildikten sonra, 14.10.1996 Tarihinde birliğine gitmek üzere buradan ayrıldığı (D.3.İzin belgesi ardındaki kaşe), ancak sanığın birliğine gitmeyip tekrar Gürpınar İlçesi Yurt başı Köyüne döndüğü, aradan 4 Aydan fazla bir süre geçtikten sonra 23.2.1997 Günü kendiliğinden birliğine katıldığı (9), ikrarla da sabit maddi bir vakıadır.
Yerel Mahkemece bu eylem firar suçu vasfında değerlendirilmiştir.
Gerçekten, sanık istirâhatinin bittiği 2.10.1996 Günü, Çanakkale'deki kıtasına gitmek üzere Van 21J,Snr.Tug.K.lığına (veya buradaki toplanma bölgesine) katılmıştır (D. 11. arka sayfadaki kaşe).
Burası, sanığın kıtası değil ise de, buraya müracaatı dehalet mahiyetindedir. Nitekim izin tecavüzü veya firarda iken buralara katılan eratın işledikleri suçun temadisinin sona erdiği kabul edilmektedir. Sanık burada, konvoy veya sevk gününü beklemek üzere 12 Gün süre ile kalmış, bu komutanlık emrine girmiş, burada geçirdiği günleri askerlik hizmetinden sayılmış, iaşe ve ibatesi buraca sağlanmıştır. Ancak hiç bir toplanma bölgesinde, buraya katılan er ve erbaşlara şevkleri sırasında iaşe bedeli verilmesi, sevk muhtarısı kesilmesi söz konusu değildir. Bu hususun suçun vasfının tayininde herhangi bir belirleyici etkisi de yoktur. Nasıl Askerlik şubesince veya Askeri hastanece kıtalarına sevk edildiği halde katılmayan eratın fiilleri firar olarak değerlendiriliyorsa, sanığın eyleminin de bu şekilde değerlendirilmesinde herhangi bir isabetsizlik yoktur..."gerekçesiyle sanığın temyiz sebeplerinin reddi ile hükmün onanmasına karar verilmiştir.
İTİRAZ TEBLÎĞNAMESİ: Askeri Yargıtay Başsavcılığının 14.4.1998 tarih ve 1998/864 sayılı tebliğ nâmesi ile;
Önceki tebliğnameye atıfta bulunularak ve aynı nedenler özet olarak zikredilmek suretiyle, sanığın sabit olan eyleminin izin tecavüzü suçunu oluşturmasına karşılık, firar suçundan verilen mahkumiyet hükmünün onanmasına ilişkin Daire kararının kaldırılmasına ve askeri mahkeme hükmünün suç vasfı yönünden bozulmasına karar verilmesi istemiyle Daire kararma süresi içerisinde itiraz edilmiştir.
DAİRELER KURULU KARARI
Rapor okunup, sözcü üyenin açıklamaları dinlenildikten sonra edinilen vicdani kanaatle;
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: Sanığın izinde iken aldığı istirahatinin bitiminde 2.10.1996 tarihinde 21 nci J. Sınır Tugay K.lığına katıldığı, 14.10.1996 tarihine kadar sevk için burada bekletildiği, 14.10.1996 tarihinde Van-İstanbul uçağına binmeyerek köyüne geri döndüğü ve 23.2.1997 tarihinde kendiliğinden kıtasına katıldığı hususlarında kuşku bulunmamaktadır.
Daire ile Başsavcılık arasındaki anlaşmazlık, sanığın sabit olan 14.10.1996-23.2.1997 tarihleri arasındaki eyleminin nitelendirilmesine ilişkindir.
Askeri Yargıtay'ın yerleşik içtihatlarında; firarda ve izin tecavüzünde iken kıtaları dışında resmi bir mercie başvuran asker kişilerin bu başvurularının işlemiş oldukları suçun temadisini sona erdirdiği duraksamasız kabul edilmektedir.
OHAL bölgesinin özelliği nedeniyle izinlerinin bitiminde toplanma merkezlerine başvurmalarına rağmen aynı gün sevk edilemeyen ve bu nedenle müteakip sevk günü gelmeleri kendilerine söylenerek (tebliğ edilerek) serbest bırakılan eratın, bu sevk gününde gelmemeleri halinde önceki başvurularının dehalets sayılamayacağı As. Yarg.Drl.Krl.nun 22.6.1995 tarih/E.64-K.64 ve 6.6.1996 tarih/E.87-K.87 sayılı içtihatlarında kabul edilmiştir.
Somut olayda sanığın, OHAL bölgesinde olmakla beraber, izin süresi içerisinde aldığı istirahatinin sonunda toplanma merkezine başvurduğunda, serbest bırakılmadığı ve sevk için 2.10.1996-14.10.1996 tarihleri arasında bekletildiği, bu suretle anılan komutanlık emrine girdiği, mevzuat gereği olarak her türlü ihtiyacının Devlet tarafından karşılandığı anlaşılmaktadır. Bu birlikte geçen sürenin askerlik hizmetinden sayılacağı da kuşkusuzdur. Bu nedenle, yukarıda tarih ve sayısı belirtilen içtihatların Konusunu teşkil eden olaylar ile dava konusu olayın benzerliği bulunmamaktadır.
Bu duruma göre; sanığın, askeri birlikte geçirdiği ve askerlik hizmetinden sayılan (12) günlük süreyi gözardı etmek mümkün olmadığı gibi, sanığın istirahatinin bitimini müteakip serbest iradesi ile toplanma merkezine katılmasından sonra sevk günü uçağa binmeyerek köyüne gitmesifirar kastı ile hareket ettiğini de göstermektedir. Bu nedenlerle eylemi, firar olarak nitelendiren askeri mahkeme hükmünü onayan Daire kararında bir isabetsizlik görülmemiş ve aksi düşünceye dayalı Başsavcılık itirazının reddi gerekmiştir.
SONUÇ VE KARAR: Yukarıda açıklandığı üzere;
Askeri Yargıtay Başsavcılığının 14.4.1998 tarih ve 1998/864 sayılı tebliğnamesi ile yapmış olduğu itirazın 353 Sayılı Kanunun 224 ncü maddesi gereğince REDDİNE,
14.5.1998 tarihinde üyelerden Hak.Alb.G.BOZKURT, Hak.Alb.Y. ÖĞÜT, Hak.Alb. V.PEKBAŞ ve Hak.Alb.M. KAPUSUZ' un karşı oyları ve OYÇOKLUĞU ile karar verildi.
KARŞIOY GEREKÇESİ:
Toplanma merkezleri OHAL Bölgesinin koşulları nedeniyle Silahlı Kuvvetler mensuplarının bu bölgede emniyet tedbirleri içerisinde seyahat edebilmeleri için idari bir tedbir olarak oluşturulmuştur. Ancak Askeri Yargıtay Daireler Kurulunun 14.4.1994 gün ve 1994/33-37 sayılı kararında; Silahlı Kuvvetler mensuplarının OHAL bölgesi içerisindeki seyahatlerinde can güvenliği açısından belirli toplanma merkezlerinde toplanarak sevk edilebileceklerine ilişkin emirler, askeri hizmetle ilgili bir emir olarak değil yapılan bir hizmet arzından yararlanmaları için tavsiye niteliğinde bir bildirim olarak kabul edilmiştir.
Bu nedenle toplanma merkezine katılan bir askeri şahıs için bu yerin kıta sı yada görevi gereği bulunmaya mecbur bir mahal olarak kabulü mümkün değildir, izninin sonunda birliğine gitmek amacı ile toplanma merkezine gelen bir askeri şahsın bu hareketi dehalet sayılamaz. Ancak birliğine katılmak için yola çıkan bir askeri şahıs konumundadır. Toplanma merkezindeki bekleme ise tamamen idari tedbirlerin yetersizliğinden kaynaklanan bir durum olup asıl olan bu kişilerin gerekli emniyet tedbirleri alınarak bir an evvel OHAL bölgesinde gidecekleri yere gidebilmelerini veya OHAL bölgesi dışına çıkabilmelerini sağlamaktır.
Dava konusu olayda sanık erin izinli iken rahatsızlanması üzerine 15 günlük rapor aldığı rapor süresi sonunda Çanakkale deki birliğine katılmak için Van-Toplanma Merkezine katıldığı burada yol emniyeti müsait olmadığı için 12 gün bekletildikten sonra 14.10.1996 tarihinde birliğine katılmak üzere buradan ayrıldığı ancak birliğine gitmeyip Gürpınar İlçesi Yurt başı köyüne gittiği 23.2.1997 günü kendiliğinden birliğine katıldığı anlaşılmaktadır. Olayda sanığın birliğine katılmak amacıyla yola çıkan ancak yolda iken bu fikrinden cayıp memleketine giden OHAL bölgesi dışındaki bir erden farkı olmadığı için eylemi izin tecavüzü suçunu oluşturmaktadır.
Toplanma merkezlerinde geçirilen sürelerin askerlik hizmetinden sayılması keyfiyeti sanığın birliğine katılmak iradesini devam ettirdiği takdirde can güvenliği bakımından zorunlu olarak bulunduğu için bir zaruret halinin sonucudur.
Toplanma merkezine uğramak askeri şahıslar yönünden ihtiyari olduğuna göre izni sonunda birliğine katılmak amacıyla yola çıkan can güvenliği nedeniyle arz edilen hizmetten yararlanmak için buraya müracaat ederek yardım isteyen asker şahısların buradan ayrıldıktan sonra kıtalarına gitmemeleri halinde izin tecavüzü suçu yerine firar suçunu işlediklerini kabul etmek firar suçunun neticeleri daha ağır olduğu için adalet ilkelerine de aykırı düşmektedir.
Toplanma merkezleri ne bir kıt'a ne de görevi gereği bulunulmaya mecbur bir yer olmadığı için buradan ayrılan asker kişinin firar ettiğini kabul etmek As.C.K. nun 66 ncı maddesi(a) bendindeki "Kıt'asından veya görevi icabı bulunmak zorunda olduğu yerden izinsiz olarak altı günden fazla uzaklaşanlar" şeklinde tarif edilen firar suçuna da uymamaktadır.
İzni sonunda birliğine gitmek için toplanma merkezine gelen burada emniyetli bir şekilde birliğine gidebilmesi için görevlilerce 12 gün bekletilen ancak bu tarihten sonra kendi isteği ile buradan ayrılıp evine dönen 4 ay sonra Çanakkaledeki birliğine kendiliğinden katılan sanığın eyleminin izin tecavüzü suçunu oluşturacağı kanaatinde olduğumuzdan eylemi firar olarak değerlendiren çoğunluk görüşüne katılmayıp muhalif kaldık. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy