(765 S. K. m. 80) (1632 S. K. m. 85)
İNCELEME KONUSU: Sanık Astsb.Kd.Üçvş.H.A.Ö. hâkkında amire hakaret ve üste hakaret suçlarından tesis olunan mahkumiyet hükümlerini, eylemlerin tek bir müteselsil amire ve üste hakaret suçunu oluşturduğu nedeniyle bozan Askeri Yargıtay 5 nci Dairesinin kararma, askeri mahkemece direnilerek verilen hükümlerin incelenmesidir.
OLAY VE İDDİA: 5 nci P.Er Eğt.Tug.K.lığı Askeri Savcılığının 18.6.1996 tarih ve 1996/1016-271 sayılı iddianamesi ile;
Şarkışla Hava Radar Mevzii Komutanlığında görevli sanık Hv.Rd.Astsb.Kd.Üçvş.H.A.Ö.'in 17.5.1996 günü akşam saatlerinde arkadaşı Hv.İs.Astsb.Kd.Üçvş.Hasbi YURTSEVEN ile birkaç saat müddetle içki içip sohbet ettiği, Hasbi YURTSEVEN' in 17.5.1996 günü saat 23.00 civarlarında evine gitmesinden sonra sanığın lojman bölgesinde bulunan evinden aşağı inip lojman nizamiyesine geldiği, nizamiye kapısını tekme ile açıp nöbetçi erlere saati sorduğu, daha sonra bir arkadaşına telefon ettiği, telefonda "bende dört mermi var bana bol bol mermi getir" dediği, daha sonra nizamiyeden çıkıp lojman bölgesinde yüksek sesle "erkek yokmu, şerefsizler çıkın dışarı orospu çocukları..." türünde küfürlerle lojmanda oturan personele küfür ettiği, daha sonra "komutan şerefsiz çık dışarı orospu çocuğu korkuyor musun ananı avradını sinkaf edeyim" diyerek Hava Radar Mevzii Komutanına bağırarak küfür ettiği, daha sonra kendi silahı ile havaya lojman bölgesinde dört el ateş ettiği, bu arada "erkek yokmu çıkın dışarı, şerefsiz komutan çık dışarı bak ateş ediyorum..." dediği, bu şekilde 5-10 dakika lojman bölgesinde yüksek sesle bağırarak ve küfür ederek dolaştığa daha sonra nöbetçi astsubayların ve arkadaşı Astsubay Hasbi YURTSEVEN' in sanığı sakinleştirerek lojman bölgesinden uzaklaştırdıkları, bu suretle sanığın diğer suçları yanında amire hakaret ve lojman bölgesinde oturan ve çoğunluğu üstü olan mevzii personeline bir suç işleme kararı icrası cümlesinden olarak teselsülen üste hakaret suçlarını işlediği iddiasıyla ve As.C.K.nun 85/1 (iki kez) ve TCK.nun 80 (bir kez) maddeleri uyarınca tecziyesi istemiyle hakkında kamu davası açılmıştır.
İLK TEMYİZ SAFHASI: 5 nci P.Er EğtTug.K.lığı Askeri Mahkemesinin 1.10.1996 tarih ve 1996/604-298 sayılı hükmü ile, Sanığın;
1) Yb.Temel TAŞa küfür etmek suretiyle amire hakaret suçundan As.C.K.nun 85/1 maddesi uyarınca takdiren ve teşdiden iki ay hapis cezası ile mahkumiyetine, takdiri indirime mahal olmadığına, 647 Sayılı K.nun uygulanması isteminin reddine,
2) Lojmanlar bölgesinde oturan üstlerine karşı hakaret suçundan As.C.K.nun 85/1 (takdiren ve teşdiden), TCK.nun 80 ve 59/2 nci maddeleri gereğince iki ay yirmi yedi gün hapis cezası ile cezalandırılmasına,
3) TCK.nun 71 nci maddesi uyarınca neticeten beş ay yirmi yedi gün hapis cezası ile cezalandırılmasına,
Karar verilmiştir.
Hükümlerin sanık müdafii tarafından, olayda belli bir şahsa veya makama hakaretin söz konusu olmadığı, dolayısıyla beraet kararı verilmesi gerektiği, eylem suç olarak kabul edilse bile As.C.K.nun 85/1 maddesinin bir defa uygulanması gerektiği nedeniyle temyizi üzerine,
Askeri Yargıtay 5 nci Dairesinin 13.11.1996 tarih ve 1996/706-703 sayılı ilamı ile;
"...Dinlenen tanık anlatımlarına nazaran sanığın amiri olan Yb.Temel TAŞ ile üstlerine hakaret ettiği sabit olup sanığın herhangi bir kişiye hakaret kastı olmadığına dair sanık müdafiinin temyiz itirazı yerinde görülmemiş olmakla beraber mahkemece sanığın sabit görülen hareketleri ile mevzii komutanı olan Yb.Temel TAŞ'a hakaret etmek suretiyle amire hakaret suçunu işlediği kabul edilerek As.CK.nun 85/1, ayrıca müteselsil şekilde üstlerine karşı hakaret suçunu işlediği kabul edilerek As.CK.nun 85/1, TCK.nun 80 nci maddeleri uyarınca mahkumiyetine karar verilmesi yerinde bulunmamıştır. Sanığın Mevzii Komutam olan Yb.Temel TAŞ' ın kendisi ile görüşmeyi kabul etmemesinden kaynaklandığı anlaşılan ve sübutunda kuşku bulunmayan hakaretleri ile mevzii komutam ile üstlerine aynı kasıt altında hakaret ettiği anlaşılmaktadır. Olayın cereyan tarzı sanığın kullandığı cümleler dikkate alındığında hakaret teşkil eden sözlerin 2 ayrı kasıt altında işlenmediği, sanığın amir ve üstlerine hakaret ettikten sonra hiçbir üsttü ile karşılaşmadığı ve tartışmadığı bu suretle de kastının yenilenmediği, aynı kasıt altında hakaret teşkil eden sözleri birkaç defa tekrar etmesi karşısında sanığın eyleminin müteselsil şekilde üst ve amire hakaret olarak vasıflandırılarak As.CK.nun 85/1, TCK.nun 80 nci maddeleri uyarınca hüküm kurulması gerekirken eylemin bölünerek 2 ayrı suçu oluşturduğu şeklindeki kabul ve uygulama yapılması kanuna aykırı olduğundan her iki suçun birlikte değerlendirilmesi için bozulmasına karar verilmiştir..." şeklindeki gerekçe ile hükümlerin tebliğnameye uygun olarak bozulmasına karar verilmiştir.
DİRENME HÜKMÜ: 5 nci Er Eğt.Tug.K.lığı Askeri Mahkemesinin 1.4.1997 tarih ve 1997/ 407-87 sayılı kararı ile;
"...TCK.nun 80 nci maddesinde 4055 Sayılı Kanunla yapılan 2.6.1941 sayılı değişiklikle, eski metinde yer alan ve bu günkü Türkçe'ye "aynı suçu işleme kastı" olarak çevrilebilen ifade, çağdaş ceza yasalarına entegre olacak tarzda "aynı suçu işleme kararına" tahvil edilmiştir.
Yasa koyucunun yaptığı bu değişikliğin ardından, hem faildeki suç işleme kasıtlarının yenilenmediğini söyleyerek, tek kasıt altında işlenen suçları eylem çokluğundan bahisle müteselsil suç saymak, evrensel ceza hukuk doktrinine ve TCK.nun suçların çokluğuyla ilgili benimsediği temel sistematiğe bütünüyle ters düşmektedir.
Öte yandan, Türk Ceza Yasası iradeye ve fail tipine göre değil, eyleme göre sorumluluğu temel almıştır. Bu sistemde hareketin yol açtığı her maddi sonuç eylemi; hukuka aykırı ve kusurlu her eylem ise, suçu oluşturacağından,
Eylem çokluğu; maddi sonuç çokluğuna; suç çokluğu ise suçu öngören normun ihlal sayısına göre belirlenecektir.
Daire bozma ilamında yer alan "...sanığın amir ve üstlerine hakaret ettikten sonra hiçbir üst'ü ile tartışmadığı..., bu suretle kastının da yenilenmediği..." şeklindeki tanımlama,
Gerek müteselsil suçun hukuki perspektifine, gerekse olayın sübut bulan muhteviyatına uygun düşmemektedir.
Zira, sanık Astsb.H.A.Ö.'in mevzi komutanı Yb.Temel TAŞ ve lojmanlar bölgesindeki üstlerine sarfettiği hakaret, bütünüyle kendi iç psikolojisinde saklı, kendince malum saik, maksat (gaye) ve ereklere dayanmaktadır.
Konuyu hukuki boyuta indirgersek,
Sanık Astsb.H.A.Ö.'in 18.5.1996 akşamı mevzi komutanı Yb.Temel TAŞ ile görüşerek, mesleki problemlerini halletme çabası içerisinde olduğu, bu görüşme için Bnb. Hasan AKAR ve arkadaşları Astsb. Hasbi YURTSEVEN' den aracı olmalarını istediği, Yb. Temel TAŞ'in, kendisiyle görüşmeyi uygun bulmadığı, sanığın bu ruh hali içerisinde Yb. Temel TAŞ'in kendisini muhatap almamasından doğan kızgınlık ve eziklik saikiyle hareket edip, lojmanlar bölgesinde komutan öznesiyle somutlaştırılan ve mevzi komutanı Yb. Temel TAŞ'ı kastettiğinden şüphe olunmayacak ifadeler ile amirine hakaret ettiği sabittir.
Sanık olaydan evvel Astsb. Hasbi YURTSEVEN' in evindeki sohbette üst'lerine ve mesai arkadaşlarına karşı kızgınlık belirten herhangi bir söz veya ifade kullanmadığı gibi, en ufak bir serzenişte de bulunmamıştır.
Sanığın lojman bölgesinde, Yb. Temel TAŞ'a hakaretinin ardından, bu kez,
Yeri geldiği zaman komutanın arkasından konuşan kişilerin kendince haklı gördüğü tepki ve çıkışma katılmamalarına, kayıtsız kalmalarına salt bu saikle lojmanlarda oturan müteaddit üst ve komşularına hakaret etmiştir.
Görülmekdedirki, her iki eylemin saiki (sanığa suç işleme kararı verdirten psikolojik etkeni) farklı oluşum ve endişelere dayanmaktadır.
Saikten gayri olarak, ceza hukuku doktrininde "...failin suçu işlerken gerçekleştirmeye yöneldiği sonuç" olarak tanımlanan maksat (gaye, intenzione) ın da her iki eylemde farklı nitelik gösterdiği gözlemlenmektedir.
Sanık, Yb.Temel TAŞ9a hakaret ederek, kendisine rütbeli bir personel olarak ilgi gösterilmesini beklediğini belirtmek istemiş,
Lojmanlardaki üst Terine hakaret ederken de, komutan hakkındaki şikayetlerin kendisi gibi cesurane ve yüksek sesle dile getirilmesi gerektiği mesajını vermeye heveslenmiştir.
Sanığın lojman sakinlerine sarfettiği küfür ile Yb. Temel TAŞ'a yönelttiği hakaretlerinin fikri ve düşünsel bir bağ veya zorunluluk içerisinde olmadıkları gibi, müstakil saik ve gayelerden mütevellit farklı sübjektif oluşumlara dayalı olduğuda ortadadır.
Salt Yb.Temel TAŞ'ın konutunun lojmanlar mahalline yakın olmasının ise, faildeki ayrı suç işleme tasavvuruna etki yapacağı düşünülemez.
Bilakis, komutan konutunun yerini bilen sanık, lojman sakinlerine sarfettiği hakaretin, aynı mahalde oturan Yb.Temel T AŞ'a da yöneleceğini biliyor olmasına rağmen, bununla yetinmeyip mağdur yarbaya farklı bir sübjektif suç işleme kararı ile umumun nezdinde hakaret etmiştir. Sanığın unvan belirterek bu eyleme girişmeside psikolojisindeki farklı tasavvurun somut bir karinesidir.
Sanığın, lojmanlarda oturan ve içlerinde kendisinin üstü konumunda otuza yakın Subay ve Astsubay bulunan Hv.Radar Mevzi personeline 20 dakika kadar hakaret ederek iddianamede yer aldığı gibi sövdüğü, bu esnada zaman zaman "Komutan" diyerek hakaretini öznel ve somut hale getirdiği, bu şekilde cereyan eden maddi olay ile amire hakaret ve müteselsil üste hakaret suçlarını işlediği kabul edilerek,
"...1) Sanık Hv.Rd.Astsb.Kd.Üçvş.H.A.Ö.'m 18,5.1996 günü amiri durumunda buluna Yb.Temel TAŞ'a küfür etmek suretiyle müsnet "Amire hakaret" suçunu işlediği sübuta ermekle, eylemine uyan As.C.K.nun 85/1 nci fıkrası uyarınca takdiren ve teşdiden İKİ AY SÜREYLE HAPİS CEZASI İLE CEZALANDIRILMASINA,
Başkaca takdiri indirime mahal olmadığına,
Sanık ve sanık müdafiinin tecil ve paraya çevirme yönündeki taleplerinin As.C.K.nun 47 ve 647 sayılı yasanın 4 ve 6 nci maddeleri uyarınca yasal imkansızlık sebebiyle REDDİNE,
2) Sanık Hv.Rd.Astsb.Kd.Üçvş.H.A.Ö.Un 18.5.1996 günü akşam saatlerinde lojmanlar bölgesinde oturan üstlerine karşı müsnet "ÜSTE HAKARET" suçunu işlediği sübuta ermekle, sanığın eylemine uyan As.C.K.nun 85/1 nci fıkrası uyarınca takdiren ve teşdiden ÜÇ AY SÜREYLE HAPİS CEZASI İLE CEZALANDIRILMASINA,
Sanığın eylemini aynı suçu işleme kararı icrası cümlesinden olmak üzere teselsülen gerçekleştirdiği sübut bulmakla, hükmolunan cezanın TCK.nun 80. maddesi uyarınca takdiren 1/6 oranında arttırılarak ÜÇ AY ONBEŞGÜN SÜREYLE HAPİS CEZASI İLE CEZALANDIRILMASINA,
Sanığın eylemini tevilli ikrarı lehine takdiri indirim sebebi kabul edilerek cezasından TCK.nun 59/2 nci maddesi uyarınca 1/6 oranında indirim yapılarak, İKİ AY YİRMİYEDİ GÜN SÜREYLE HAPİS CEZASI İLE CEZALANDIRILMASINA,
Sanık ve sanık müdafiinin tecil ve paraya çevirme taleplerinin As.C.K.nun 47 ve 647 sayılı kanunun 4 ve 6 nci maddelerinin amir hükmü dikkate alınarak, yasal imkansızlık sebebiyle REDDİNE,
Sanığın 20.5.1996-12.7.1996 tarihleri arasında tutuklulukta geçen günlerinin 353 sayılı yasanın 251 nci maddesi uyarınca mahkumiyetinden mahsubuna," Oybirliği ile karar verilmiştir.
TEMYİZ: Sanık müdafii "bir tek fiil ve bir tek suç vardır." gerekçesiyle süresi içersinde temyize gelmiştir.
TEBLİĞNAME: Askeri Yargıtay Başsavcılığının 21.4.1998 tarih ve 1998/1086 sayılı tebliğnamesiyle;
"...Sanığın, Komutana karşı olan küfürleri ile amire hakaret suçunu işlediğinde kuşku yoktur. Ayrıca lojmanlarda oturan personel arasında da kendisinden kıdemli ve üst ya da amir durumunda birçok personel bulunması nedeniyle birçok üstüne (amirine) karşı üste (amire) hakaret suçunu işlediği de tartışmasızdır.
Bu hususlarda esasen Mahkeme ile Daire arasında uyuşmazlık yoktur.
Uyuşmazlık; anılan eylemlerin tek bir müteselsilen amire (üste) hakaret suçu ile mi, yoksa amire hakaret ve üstlere müteselsilen hakaret olmak üzere iki ayrı suç ile mi yaptırıma bağlanması noktasında belirmiştir.
Müteselsil suç konusunda gözönünde bulundurulması gereken husus, birleşen ve tek suç sayılan çeşitli sonuçların, başlı başına birer suç olmalarından ibarettir. Yasa, özellikle bu çeşitli ve bağımsız tek bir "suç işleme kararma" bağlandığını nazara aldığı içindir ki, bu bağımsız suçları tek bir suç sayarak, ancak cezayı arttırarak tek bir ceza ile yaptırıma bağlamıştır.
Müteselsil suçun varlığı için:
1. Ortada birden fazla suçların bulunması,
2. Bu suçların kanunun aynı hükmünü ihlal etmesi,
3. Söz konusu birden fazla suçların aynı bir suç işleme kararına bağlanabilmesi,
gereklidir.
Bu şartların somut olayda varolup olmadığına bakıldığında:
1. Ortada birden fazla amire (üste) hakaret suçu olduğunda,
2. Tüm suçların da As.C.K.nun aynı hükmünü (85 nci maddesini) ihlal ettiğinde bir kuşku yoktur.
Görüldüğü gibi öngörülen ilk iki şart somut olayda gerçekleşmiştir.
Uyuşmazlığın kendisini bariz olarak gösterdiği üçüncü şarta (aynı suçu işleme kararlılığına) bakıldığında da; sanığın, kendi durumunu bizzat komutana aktarmak istediği, ancak amir ve üstlerinin bu konuda kendisine yardımcı olmadığı, ayrıca Komutan tarafından da kendisinin kabul edilmediği düşüncesine kapıldığı için hepsine karşı ayırt edilemeyen hiddet, kızgınlık ve öfke içersinde bulunmakta olduğu açıktır. Nitekim gerek Komutana gerekse diğer üst ve amirlerine karşı söz konusu küfür ve hakaretleri bu haleti ruhiye içersinde aynı zaman ve ortam içersinde ika ettiği kuşkusuzdur. Eylemlerin bu bütünlüğü, cereyan tarzı, suç işlemeye yönelten sebep ve saik birliği de dikkate alındığında sanığın gerek Komutana gerekse diğer üst ve amirlerine karşı aynı suçu işleme kararlılığı altında bu eylemleri gerçekleştirmiş olduğunun kabulü gerekmektedir. Şu halde müteselsil suç için öngörülen son şartın da dava konusu olayda gerçekleşmiş olduğu ortadadır.
TCK.nun 80 nci maddesinin ilk şeklindeki metinde var olan "aynı kasdı cürmi" deyimi 4055 Sayılı Kanun ile çıkarılmış ve onun yerine "aynı suç işleme kararı" ibaresi konulduğu cihetle Dairenin bozma ilamında yer alan "...sanığın,...aynı kasıt altında hakaret ettiği..." şeklindeki ibarelerin, Yasa maddesinin (TCK.nun 80) lafzına tam uymamakla beraber ilamdaki düşüncelerin bütünlüğü içerisinde "aynı suç işleme kararlılığını" ifade ettiği sonucuna varılmaktadır.
Bu itibarla sanığın eylemlerinin "müteselsilen amirlere (üstlere) hakaret" suçu olarak kabul edilmesi gerekirken "Komutana karşı amire hakaret etmek ve diğer üstlere (amirlere) karşı müteselsilen üstlere hakaret etmek" suçlan olarak vasıflandırılması yasaya aykırı olup kabule göre her iki suçtan dolayı direnilerek kurulan mahkumiyet hükümlerinin bozulması gerektiği sonucuna ulaşılmaktadır.
Açıklanan bu nedenlerle,
Sanık müdafiinin temyizine atfen ve re'sen, "amire hakaret" ve "üstlere müteselsilen hakaret" suçlarından dolayı Yasaya aykırı olarak direnilmek suretiyle tesis edilen mahkumiyet hükümlerinin 353 Sayılı Yasanın 221/1 nci maddesi uyarınca BOZULMASINA, ..." karar verilmesi görüş ve düşüncesi bildirilmiştir.
DAİRELER KURULU KARARI
Rapor okunup, sözcü üyenin açıklamaları dinlenildikten sonra edinilen vicdani kanaatle,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: Dosyada mevcut delillere göre; sanığın, amire hakaret ve üste hakaret suçlarını işlediği hususunda kuşku yoktur.Anlaşmazlık, iddianamede yer alıp sübuta eren eylemlerin müteselsil suç teşkil edip etmediğine ilişkindir.
Suç teşkil eden eylemin birden fazla olması halinde kural olarak birden fazla suç olduğu halde, yasa koyucu TCK.nun 80 nci maddesi ile bu kuralın istisnası olarak müteselsil suçu kabul etmiş ve bir suç işleme kararının icrası cümlesinden olarak, kanunun ayın hükmünün muhtelif zamanlarda bir kaç defa ihlal edilmesini bir suç saymıştır.
Doktrinde (Dönmezer-Erman Nazari ve Tatbiki Ceza Hukuku 1961 C:l, Sh: 379) ve içtihatlarda (Yargıtay G.G.K. 27.3.1995-8-58/86) belirtildiği gibi; "Aynı suç işleme kararından, yasanın aynı hükmünü birçok kez ihlal etme hususunda önceden kurulan bir plan, genel bir niyet anlaşılmalıdır. Fail, suçu işlemeden önce bir plan yapmalı veya suça niyet etmeli fakat, fiili bir defada yapmak yerine kısımlara bölmeyi ve o suretle gerçekleştirmeyi daha uygun görmelidir. Öngörülen ve gerçekleştirmeye yönelik olan suç planı çerçevesinde hareket etmelidir. Failin hareketi, önceki hareketinin devamı olmalı ve failin tüm hareketleri arasında sübjektif bir bağlantı bulunmalıdır.
Suçun işleniş biçimi, fiillerin işlendikleri yerler, işlenme zamanı, fiiller arasında geçen zaman süresi, suçun mağdurları, ihlal edilen değer ve yarar ile korunan değer ve hak, olayın işleniş biçimi, gelişim ve oluşumu ile tüm özellikleri değerlendirilerek aynı suç işleme kararının varlığı veya yokluğu her olayda saptanmalıdır."
Diğer taraftan, Yargıtay ve Askeri Yargıtay'ın yerleşik içtihatlarında kabul edildiği üzere; genellikle ayrı şahıslar aleyhine işlenen suçlarda teselsül hükümlerinin uygulanması mümkün değildir.
Bu çerçevede somut olay incelendiğinde; sanığın, Hv.Radar Mevzi Komutanına, matufiyeti hususunda kuşku olmayacak biçimde hakaret ettiği gibi, üst konumunda bir çok kişinin oturduğu lojmanlar bölgesinde isim zikretmemekle beraber, Komutanın arkasından eleştirdikleri halde yüzüne karşı hiçbir şey söylemediklerini düşündüğü personele de hakaret ettiği, askeri mahkemece isabetle değerlendirildiği gibi, sanığın, lojman sakinlerine sarfettiği küfür ile Hv.Radar Mevzi Komutanına yönelttiği hakaretlerinin "fikri ve düşünsel bir bağ veya zorunluluk içerisinde olmadığı, müstakil saik ve gayelerden mütevellit farklı sübjektif oluşumlara dayalı olduğu", saikin bir olduğu kabul edilse bile, Yargıtay'ın Haziran 1929 tarih ve 26/10 sayılı içtihadı birleştirme kararında ifade edildiği üzere, "saikin birliği kastın birliğini icabettirmiyeceğinden, gayesi birden çok kişiye karşı suç işlemekten ibaret olan bir kişinin, bu gayeye ayrı kasıtla varabileceği" düşünüldüğünde, sanığın, eylemleri ile hem amire hakaret hem de üste hakaret suçlarını işlediği sonucuna varılmıştır. Ancak, üste hakaret suçunda sanığın, lojmanlar bölgesinde birden ziyade üst'ü hedef alması fakat muhatapların belli olmaması nedeniyle bu suçun müteselsilen hakaret suçunu oluşturduğu kabul edilmiştir, Üyelerden; Hak.Alb.G.BOZKURT ve Hak.Alb.Y.ÖĞÜT Dairenin bozma kararının yerinde olduğu, sanığın eylemlerinin As.CK.nun 85/1 ve TCK.nun 80.maddesi kapsamında kabul edilmesi gerektiği, Hak.Alb.M. BOSTANCI, Hak.Alb.A.N.ÖZLER, Hak.Alb. V. PEKBAŞ, Hak.Alb, M.KAPUSUZ ve Hak.Yb.M.S.LÎMAN üste hakaret suçundan teselsül hükümlerinin uygulanamayacağı görüş ve düşüncesiyle bu sonuç ve kabule katılmamışlardır.
Varılan sonuç doğrultusunda tesis edilen hükümler uygulama yönünden incelendiğinde; askeri mahkemece, temel cezanın belirlenmesinde gösterilen gerekçelerin TCK.nun 29/son maddesinde gösterilen ölçütlere uygun olduğu, amire hakaret suçundan TCK.nun 59 ncu maddesinin uygulanması isteminin reddedilmesinin cezanın ferdileştirilmesi yönünden dosya içeriği ile çelişmediği anlaşılmıştır. Üyelerden Hak.Alb.Y.ÖĞÜT, tesis edilen hükmün TCK.nun 59 ncu maddesi yönünden bozulması gerektiği görüş ve düşüncesiyle karşı oy kullanmıştır.
Askeri Mahkemece, ilk hükümde bulunmasına rağmen, her iki suç nedeniyle hükmolunan cezaların TCK.nun 71 nci maddesi gereğince toplanmasına karar verilmemiş ise de; bu kararın infaz aşamasında her zaman istihsali mümkün olduğundan, bozmayı gerektirmeyen bu hususa işaretle yetinilmiştir.
SONUÇ VE KARAR:
Yukarıda açıklanan nedenlerle;
Sanık müdafiinin temyiz itirazlarının 353 Sayılı Kanunun 217/2 nci maddesi gereğince REDDİNE,
Yasaya uygun hükümlerin tebliğnameye aykırı olarak ONANMALARINA,
Amire hakaret suçu yönünden, Üyelerden Hak.Alb.G.BOZKURT ve Hak.Alb.Y.ÖĞÜT' ün karşı oyu ile, Üste hakaret suçundaki teselsül uygulaması yönünden ise, Üyelerden Hak.Alb.M.BOSTANCI, Hak, Alb.A.N.ÖZLER, Hâk.Alb.V.PEKBAŞ, Hak.Alb.M.KAPUSUZ, ve Hak, Yb.M.S.LİMAN' ın karşı oyları ve OYÇOKLUĞU ile,
14.5.1998 tarihinde karar verildi.
KARŞI OY YAZISI:
Hakaret suçlarında, hakaret edilen kişinin belli olmaması durumunda bu suçun oluştuğundan bahsedilemez. Ancak, hakaret edilen kişi belli olmamakla beraber, belirli bir yerde görev yapan amir veya üstlerin hedef alındığı dosya kapsamından anlaşılabiliyorsa üste hakaret suçunun oluştuğu Askeri Yargıtay içtihatlarında kabul edilmektedir.
Dava konusu olayda da sanığın sarfettiği hakaretamiz sözlerle, belirli bir kişiye veya kişilere hakaret ettiği kanıtlanmadığına göre genel olarak lojmanlar bölgesinde oturanları hedef aldığı gözetilerek As.C.K.nun 85/1 nci maddesi gereğince cezalandırılması ve teselsül hükümlerinin uygulanmaması gerektiği görüş ve düşüncesinde olduğumuzdan aksi yöndeki çoğunluk görüşüne katılmadık.
KARŞI OY YAZISI:
Askeri Yargıtay 5 nci Dairesinin Bozma kararında da açıklanıp kabul edildiği üzere; sanığın bir suç işlemek kararının icrası cümlesinden olarak, lojmanlar bölgesinde oturan ve içlerinde amiri YB.Temel TAŞ' da bulunan üstlerine hakaret etme biçiminde sübut bulan eylemi nedeniyle As.C.K.nun 85 ve TCK.nun 80 nci maddeleri gereğince bir kez cezalandırılması yerine, yazılı şekilde, birisinde (üstlerine hakaretinde) teselsül bulunduğunun, diğerinin müstakil amire hakaret suçunu oluşturduğunun kabulüyle iki kez ayrı ayrı cezalandırılmış olmasında yasal isabet göremediğimizden hükmü onayan çoğunluk kararına katılmadık. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy