(1632 S. K. m. 63)
İNCELEME KONUSU: Bakaya suçundan sanık Yd. Sb. Aday Adayı CM. hakkında 2 nci Ordu Komutanlığı As. Mahkemesince verilen mahkumiyet hükmünü bozan Askeri Yargıtay 4 ncü Dairesinin bu kararma karşı Başsavcılığın itirazının incelenmesidir.
2 nci Ordu Komutanlığı Askeri Savcılığının 22.7.1997 gün ve 1997/1107-320 sayılı iddianamesi ile, sanığın 1.8.1996-16.5.1997 tarihleri arasında bakaya suçunu işlediğinden bahisle As. C.K. nun 63/1-A (üç aydan sonra gelenler hükmü) maddesi gereğince cezalandırılması talebi ile açılan kamu davası üzerine,
2 nci Ordu Komutanlığı Askeri Mahkemesinin 10.12.1997 gün ve 1997/554-393 sayılı hükmü ile sanığın açıklanan tarihlerde bakaya suçunu işlediği kabul edilerek As. C.K. nun 63/l-a,647 sayılı kanunun 4 ncü maddeleri uyarınca neticeten 600 bin lira ağır para cezası ile cezalandırılmasına dair kararın,
Sanık tarafından, rahatsızlığının rapor bitiminden sonra da devam ettiği, bu nedenle Adıyaman Devlet Hastanesi Acil Servisinden 7 günlük bir rapor daha aldığı, ancak sevk döneminin sona erdiğini düşünerek bu raporu ibraz etme gereğini duymadığı ve raporun dilekçe ekinde olduğu belirtilerek hükmün temyiz edildiği,
Askeri Yargıtay Başsavcılığınca, sanık tarafından fotokopisi temyiz dilekçesine eklenen bu istirahat raporunun doğru olup olmadığının araştırılarak sonucuna göre karar verilmesi bakımından hükmün bozulmasına karar verilmesi yönünde görüş bildirilmiştir.
Askeri Yargıtay 4 ncü Dairesi 31.3.1998 gün ve 1998/195-193 sayılı ilamı ile; sanığın tabi olduğu 251 nci dönem Ağustos 1996 celbiyle ilgili TRT duyurusunun mükelleflerin askere sevk için askerlik şubelerine başvuracakları tarihleri ve buna ilişkin açıklamaları yaptıktan sonra; duyurunun l/c maddesinde "daha önceki celp dönemlerinde şevke tâbi iken, çeşitli nedenlerle sevk edilmeyen sağlık ve karışık sınıf yedek subay aday adaylarından yasal mazeretleri 15.7.1996 tarihine kadar sona erenler.....belirtilen tarihlerde test ve mülakat merkezine katılacaklardır. Yükümlülerin daha açıklayıcı bilgi almaları için askerlik şubelerine müracaat etmeleri tebliğ olunur" şeklinde açıklama olduğu; "yukarıda belirtilen tarihlerde...." diyerek atıfta bulunduğu iki ayrı tarih bulunduğu, birinin sağlık sınıfı ile ilgili l/a maddesinin 4 ncü bendi, diğeri karışık sınıfla ilgili l/b maddesinin 3 ncü bendi olduğu, bunların değişik tarihleri ihtiva etmesi sebebiyle mükellefleri yanıltacak mahiyette olduğu; daha önemlisi "....yukarıda belirtilen tarihlerde test ve mülakat merkezine katılacaklardır....." şeklindeki ifadeye göre, askerlik şubesine başvurmalarının istenilmediği (hatırlatılmadığı), adeta doğruca test ve mülakat merkezine katılmalarının duyurulduğu, askerlik şubesinden evrakları almayan bir mükellefin ise, test ve mülakat merkezine katılmasının mümkün olmadığı gibi, hangi test ve mülakat merkezi olduğunun da bilinemeyeceği, dolayısıyla duyurunun 20-31 Temmuz 1996 tarihleri arasında yerli askerlik şubesine başvurulması gerektiği açısından sanığı bağlayıcılığının olmadığı,......tebligat noksanlığı sebebiyle Ağustos 1996 celbine ait suçun maddi unsurunun gerçekleşmediği; daha sonraki Eylül-Kasım 1996, Ocak-Mart 1997 sevk dönemlerini kapsayan rapor asıllarının dosyada bulunması karşısında oluşmayan suçtan beraet kararı verilmesi gerektiği belirtilerek hükmün bozulmasına karar verilmiş;
Başsavcılık itiraz tebliğnamesinde: sanığın tebligatı yanlış anlayıp, yetkisiz veya ilgisiz bir yere müracaatı ve böyle bir savunmasının olmadığı; bu itibarla temyiz dilekçesine eklediği 7 gün istirahatı ihtiva eden raporun gerçek ve geçerli olup olmadığının araştırılarak ortaya çıkacak duruma göre karar verilmesi gerektiği belirtilerek daire kararının kaldırılmasına ve mahkumiyet hükmünün eksik soruşturma yönünden bozulmasına karar verilmesi doğrultusunda görüş bildirilmiştir.
DAİRELER KURULU KARARI
Rapor okunup, sözcü üyenin açıklamaları dinlenildikten sonra hasıl olan vicdani kanaate göre;
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: Sağlık sınıfı yedek subay aday adayı olan sanığın, daha önceki dönemlerde şevke tabi iken aldığı istirahat raporları nedeni ile sevk edilememesinden dolayı Ağustos 1996 celbine tabi olduğu; 28,30 Haziran 1996; 1,3,5 Temmuz 1996 tarihlerinde TRT'den yapılan ve tebliğ yerine geçen duyuruya göre sevk evrakını almak üzere, 15.7.1996 tarihine kadar yabancı veya 20-31 Temmuz 1996 tarihleri arasında yerli askerlik şubelerine başvurarak, 1-2 1996 Ağustos tarihlerinde test ve mülakat merkezine katılmaları gerekmesine rağmen, istenen tarihlerde askerlik şubesine başvurmadığı, 16.5.1997 tarihine kadar bakaya durumunu sürdürdüğü, bu tarihte Adıyaman Askerlik Şubesi Başkanlığına müracaat ettiği anlaşılmaktadır.
Daire ile Başsavcılık arasındaki ihtilaf, (Dz.17) de bulunan Ağustos 1996 tarihinde sevk edilecek 251 nci dönem yedek subay aday adaylarına ait TRT duyurusunun 2 nci sahifesindeki 3/c maddesinde "daha önceki celp dönemlerinde şevke tabi iken, çeşitli nedenlerle sevk edilemeyen sağlık ve karışık sınıf yedek subay aday adaylarından; yasal mazeretleri 15 Temmuz 1996 tarihine kadar sona erenler....yukarıda belirtilen tarihlerde test ve mülakat merkezine katılacaklardır....yükümlülerin daha belirtilen tarihlerde ....." askerlik şubesine değil de, test ve mülakat merkezine katılmalarının bildirilmesi hususunun tebligatı geçersiz kılıp kılmadığı konusuna ilişkin bulunmaktadır.
TRT duyurusunun 2 nci sahifesindeki l/c maddesi ayrı değil de duyuru metninin yazılış şekli itibariyle birlikte değerlendirildiğinde ve bu l/c maddesinin birinci sahifedeki l/a maddesine atıf yaptığı bu maddenin ise mükelleflerin sınıf ve grupları itibariyle ve keza gerek As. Şubelerine ve gerekse eğitim merkezlerine müracaat tarihleri bakımından gayet açık ve net olduğu hususu ile sanığın tahsil durumu da göz önünde bulundurulduğunda, (sanık doktordur) yükümlünün askerlik şubesine müracaat ederek hangi test ve mülakat merkezine sevk edileceğini öğrenmesi ve bununla ilgili belgeleri alarak bildirilen test ve mülakat merkezine gideceğini bilmesi ve bu doğrultuda hareket etmesi gerektiği kabul edilmelidir.
Mükelleflerin bu konulardaki olası tereddütlerini göz önüne alan TRT duyurusunun l/c maddesinde "....yükümlülerin daha açıklayıcı bilgi almaları için askerlik şubelerine müracaat etmeleri tebliğ olunur" şeklindeki açıklama ile de, daire kararında sözü edilen eksiklik ve muhtemel tereddütler tamamlanmış ve gidermiş bulunmaktadır. Kaldı ki, TRT duyurusu bir bütün olarak ele alındığında tebligatı geçersiz kalacak bir eksikliği içermediği de anlaşılmaktadır. Öte yandan bildirinin TRT'den 28.6.1996-5.7.1996 tarihleri arasından 5 kez yayınlanması nedeniyle sanığın olası tereddüdünü yine l/c maddesindeki açıklamaya göre askerlik şubesinden sorarak gidermesi imkanı tanınmıştır.
Sanığın, duyuruyu yanlış anlayarak yetkisiz ve ilgisiz bir yere müracaatı bulunmadığına ve bu yolda bir savunması da olmadığına göre ve yukarıdaki açıklamalar karşısında tebligatı geçersiz ve yok hükmünde kabul etmenin mümkün olmadığı aşikardır.
Bu duruma göre, sanığın temyiz dilekçesine eklediği Adıyaman Devlet Hastanesinden verilmiş 26.7.1996 gün ve 33031 sayılı 7 gün istirahatı içeren raporun gerçek ve geçerli olup olmadığının araştırılarak sonuca göre bir karar verilmesi gerekeceğinden Başsavcılığın itirazının kabulü ile, Askeri Yargıtay 4 ncü Dairesinin 31.3.1998 gün ve 1998/195-193 sayılı kararının KALDIRILMASINA,
Yerel Mahkeme hükmünün itirazda belirtilen eksik soruşturma nedeniyle BOZULMASINA, 21.5.1998 tarihinde OYBİRLİĞİ ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy