(1632 S. K. m. 87)
İNCELEME KONUSU: Sanık terhisli er A.Ö.'m emre itaatsizlikte ısrar suçundan mahkumiyetine ilişkin hükmü, suç vasfına dayalı olarak görev noktasından bozan Askerî Yargıtay 2 nci Dairesinin kararma karşı Başsavcılık tarafından yapılan itirazın incelenmesidir.
OLAY VE İDDİA: Ege Ordu K.lığı Askerî Savcılığının 21.7.1997 tarih ve 1997/763-445 sayılı iddianamesi ile;
"...Manisa 1 nci P.Er Eğt.Tug.Kh.Tk.K.lığında görevli bulunan sanığın, batarya komutanlığınca belirlenen koğuş kalk saatinde kalkmadığı, emrin gerek koğuş sorumlusu ve gerek nöbetçi çavuşu tarafından sanığa hatırlatılmasına, emrin birkaç kez tekrarlanmasına rağmen koğuşu zamanında terk etmeyerek yatmaya devam ettiği, böylece müsnet suçu işlediği..." iddiası ve As.C.K.nun 87/1 nci maddesi uyarınca cezalandırılması istemi ile kamu davası açılmıştır.
HÜKÜM: Ege Ordu K.lığı Askerî Mahkemesinin 30.12.1997 tarih ve 1997/883-872 sayılı hükmü ile;
"...Sanığın Manisa 1 nci P.Er Eğt.Tug.Kh.Tk.K.lığı emrinde görevli olduğu, batarya K.lığınca belirlenen koğuş kalk saatinde kalkmadığı, emrin koğuş sorumlusu ve nöbetçi çvş. tarafından sanığa hatırlatılması ve birkaç kez tekrarlanmasına rağmen koğuşu zamanında terk etmeyerek yatmaya devam ettiği, savunmasında belirttiği gibi o gece Tugay Komutanının şoförü olarak göreve de gitmediği anlaşılmıştır. Sanık, Bilerek ve isteyerek yatağından kalkmayarak bu konudaki emri hiç yerine getirmemiştir.
Böylece sanığın üzerine atılı bulunan emre itaatsizlikte ısrar suçunu işlediği anlaşıldığından eylemine uyan As.C.K.nun 87/1.maddesi gereğince cezalandırılması yoluna gidilmiştir..." gerekçesiyle sanığın yedi gün hapis cezası ile mahkumiyetine karar verilmiştir.
TEMYİZ: Sanık müdafii, sanığın gece görevli olup olmadığının araştırılmadığı, eksik soruşturma ile karar verildiği, suç kastının bulunmadığı nedenleriyle süresi içerisinde temyize gelmiştir.
TEBLİĞNAME: Askerî Yargıtay Başsavcılığının 30.3.1998 tarih ve 1998/919 sayılı tebliğnamesi ile;
Dinlenen tanık beyanlarıyla olayın yeterince araştırıldığı ve açıklığa kavuştuğu ve atılı suçun oluştuğu belirtilerek hükmün onanmasına dair görüş bildirilmiştir.
DAİRE KARARI: Askerî Yargıtay 2 nci Dairesinin 15.4.1998 tarih ve 1998/218-216 sayılı ilamı ile;
"...Ortaya konan kanıtlardan sanığın uyarılara rağmen zamanında kalkmadığı anlaşılmakla eylemin sübutu konusunda bu nedenle kuşku bulunmamaktadır.
Ancak; eyleme uygun suç niteliği kanıtlara göre ve D/24 sırada mevcut mesai çizelgesi içeriğindeki zaman dilimleri gözönüne alınarak değerlendirildiğinde, sanığın, temizlik işlerinin bitirilmesi gereken zaman bitiminde (saat 07:00 de) hazır olduğu anlaşılmakta, bu duruma göre verilen emre kısmen uymama biçiminde gelişen bir sonucun oluştuğu, görülmektedir. Bu hali ile eylemin, 477 Sayılı Kanunun 48 nci maddesinde belirtilen "Emre itaatsizlik" olarak değerlendirilmesi ve görevsizlik karan verilmesi gerektiği sonucuna varıldığından, sanığın yazılı biçimde mahkumiyetine karar verilmiş olması yasal bulunmadığından, verilmiş bulunan mahkumiyet hükmünün, sanık vekilinin temyizine atfen ve resen 353 Sayılı Kanunun 221 nci maddesi gereğince bozulmasına..." Oybirliği ile karar verilmiştir.
İTİRAZ TEBLİĞNAMESİ: Askerî Yargıtay Başsavcılığının 1.5.1998 tarih ve 1998/919 sayılı tebliğnamesi ile;
"...Sanığın kıtasında, 1 Mart-31 Ekim tarihleri arasında ihtisas eğitim safhasında uygulanacak mesai çizelgesine göre (Dz.25) hareket edileceği hususunun personele toplu halde iken tebliğ edilmiş olduğu (Dz.26) anlaşılmaktadır.
Sanığın, olay günü saat 06.30'a kadar kalkması ve saat 06.20 de yapılan ilk içtimaya katılması gerektiği halde, koğuşta bulunan bütün personel kalkmış olmasına rağmen, nöbetçi çavuşu olan P.Uzm.Çvş.S.D.'in üç-dört defa sanığın yattığı yere gelerek sanığı kaldırmaya çalıştığı, sanığın kalmamakta ısrar edip, içtimaya katılmadığı, böylece emre itaatsizlikte ısrar kastı ile hareket ettiği açıklılıkla belirlenmiş olduğundan, Askerî Mahkemenin mahkumiyet hükmünün suç vasfı ve buna göre görevsizlik kararı verilmesi gerektiği yönünden bozulmasına ilişkin Daire kararının itirazımıza binaen KALDIRILMASINA, diğer hususlarda temyiz incelemesi yapılmak üzere dava dosyasının Dairesine İADESİNE..." karar verilmesi görüş ve düşüncesi ile Daire kararına süresi içerisinde itiraz edilmiştir.
DAİRELER KURULU KARARI
Rapor okunup, sözcü üyenin açıklamaları dinlenildikten sonra edinilen vicdani kanaatle;
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: Dosya kapsamından; sanığın görevli olduğu birliğin mesai çizelgesinin "06.30 KALK. 06.30-07.00 ŞAHSİ TEMİZLİK, 07.00-07.30 KAHVALTI, 07.30-08.00 EĞİTİME HAZIRLIK/SABAH YOKLAMASI v.d." olduğu ve bunun personele toplu haldeyken tebliğ edildiği, komutan aracının saat 23.00 sıralarında göreve çıktığına dair nizamiye defterinde kayıt olmadığı, olay günü sanığın, nöbetçi çavuşu P.Uzm.Çvş.S.D. tarafından beş-on dakika ara ile üç kez uyandırılmasına rağmen kalkmadığı ve 07.00 sıralarında bölüğe dahil olduğu, sanığın da, sorgu ve savunmalarında görevden geç döndüğü ve yorgun olduğu için kalkamadığını, 06.50 civarında uyanabildiğim beyan ettiği, ancak, (Dz.26) daki birlik komutanlığının yazısı ile tanık S.D.'in "saat 22.00'de herkesin yatmasını istedim, ancak sanık yatmak istemedi, bende yat sabah 6 da kalkacaksın dediğim halde yatmamış" şeklindeki yeminli beyanı karşısında savunmanın samimi olmadığı anlaşılmaktadır.
Bu duruma göre; maddi olayın sübutunda kuşku bulunmadığı gibi, sanığın önceki gece göreve gitmediği sabit olduğundan bu konuda eksik soruşturma da yoktur. Esasen, Daire ile Başsavcılık arasındaki anlaşmazlık, sübuta eren eylemin "emre itaatsizlik" mi? Yoksa emre itaatsizlikte ısrar mı? olduğuna ilişkindir.
Mesele bu açıdan incelendiğinde; nöbetçi çavuşu S.D.'in beyanlarında geçen ve itiraz tebliğnamesinde de değinilen 06.20'de içtima olduğu hususunda dosyada herhangi bir bilgi bulunmamakla beraber, sanığın, mesai çizelgesinde öngörülen, hizmete ilişkin olup kendisince de malum olan kalk saati ile ilgili emre uymadığı, nöbetçi çavuşu tarafından üç kez uyandırılmasına rağmen bu husustaki ısrarlı davranışını sürdürdüğü, bu davranış, emre itaatsizlikte ısrar kastını gösterdiği gibi; bu suretle belirli zaman dilimi ile ilgili anılan emri sanığın hiç yapmamış olduğu, 06.50'de kalkıp 07.00'de bölüğe dahil olmasının tüm unsurları ile oluşmuş suça bir etkisinin bulunmadığı, gece göreve de gitmediği anlaşılan sanığın, uyku yorgunluk v.b. haller nedeniyle suç kastı ile hareket etmediğini kabul etme olanağının da olmadığı sonucuna varılmış, bu nedenle Başsavcılığın itirazı kabul edilerek Daire kararının kaldırılmasına karar verilmiştir. Üyelerden Hâk. Alb. M.SÖNMEZ ile Hâk.Alb.A.N.ÖZLER Daire kararının yerinde olduğu ve itirazın reddi gerektiği, Hâk.Alb.Y.ÖGÜT sanığın suç kastı ile hareket ettiğinin kabul edilemeyeceği görüş ve düşüncesiyle bu sonuca katılmamışlardır.
SONUÇ VE KARAR: Yukarıda açıklanan nedenlerle;
Askerî Yargıtay Başsavcılığının 1.5.1998 tarih ve 1998/919 sayılı itirazının 353 Sayılı Kanunun 24 ncü maddesi gereğince KABULÜNE,
Askerî Yargıtay 2 nci Dairesinin 15.4.1998 tarih ve 1998/218-216 sayılı kararının KALDIRILMASINA,
Dava dosyasının, temyiz incelemesine devam edilmek üzere 2 nci daire Başkanlığına GÖNDERİLMESİNE,
14.5.1998 tarihinde Üyelerden Hâk. Alb. M.SÖNMEZ, Hâk. Alb. Y. ÖĞÜT ve Hâk. Alb. A.N.ÖZLER' in karşı oyları ve OYÇOKLUĞU ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy