(1632 S. K. m. 87)
İNCELEME KONUSU: Sanık Bnb.M.T.İ. hakkında emre itaatsizlikte ısrar suçundan tesis edilen mahkumiyet hükmünü, sübut yönünden bozan As.Yargıtay 2 nci Dairesinin kararına karşı Başsavcılık tarafından yapılan itirazın incelenmesidir.
OLAY VE İDDİA: Gn.Dz.Sh.K.lığı Askerî Savcılığının 31.10.1997 tarih 1997/2089-667 sayılı iddianamesi ile;
"...Sanık Dz.P.Kd.bnb.T.İ., 20 Temmuz 1997 akşamı Foça Kale burnu Gazinosunda Çıkarma Filosu Günü kutlamaları sırasında Çıkarma Filo Komutanı Tümamiral T.D. tarafından Gazinoda sigara içilmemesi konusunda personeli uyarmakla görevlendirilen Foça Merkez Komutan Dz.P.Kd.Albay B.Z. bulundukları masaya gelip "İçeride sigara içilmemesi içecek olanların dışarı çıkıp içmelerini" söylediğinden "Komutanlar sigara içiyor siz gidin onlara söyleyin" diye konuştuğu, B.Z.'te "Terbiyesiz gücün yetiyorsa kalk onlara sen söyle" dediğinde "ben sigara içmiyorum ki bana ne söylüyorsunuz içenlere söyleyin" dediği, B.Z. "ben Komutanın emrini bildiriyorum hanımlarınızdan içenler var onlara söyleyesiniz diye size bildiriyorum" demesi üzerine sanık "Sen ne demek istiyorsun" diyerek oturduğu sandalyeden ayağa doğru kalkmak isterken masada bulunanların müdahalesi ile olayın yatıştırıldığı, aradan kısa bir süre geçtikten sonra B.Z. sanığın yukarıda izah edilen saygısızlığı nedeniyle tekrar masaya gelip kendisini Merkez Komutanlığına davet ettiğinde, sanık oturduğu yerden "Ne suç işledim ki Merkeze geleceğim, suç işlediğimi zannetmiyorum" diye karşılık verdiği, B.Z.'in emrini tekrar ettiği, ancak sanığın emre uymadığı, böylece delilerin değerlendirilmesi Mahkemenin takdirine ait olmak üzere sanığın kavli ve fiili tehdit suretiyle üste saygısızlık ve emre itaatsizlikte ısrar suçunu işlediği, "iddiası ve As.C.K.nun 82/2 ve 87/1 maddeleri uyarınca ayrı ayrı cezalandırılması istemi ile kamu davası açılmıştır.
HÜKÜM: Gn.Dz.Sh.K.lığı Askerî Mahkemesinin 17.12.1997 tarih ve 1997/1150-893 sayılı hükmü ile; sanığın tehdit oluşturacak biçimde üste saygısızlık ettiğine dair mağdur Alb.Z.'in ifadesinden başka delil elde edilemediği belirtilerek bu suçtan beraatına karar verilmiş ve temyiz edilmemekle kesinleşmiştir. Dz.P.Alb.B.Z'in 20.7.1997 tarihinde konuşma ve tavırlarını askeri disipline aykırı gördüğü sanığı ifade vermek üzere üç kez Merkez K.lığına davet ettiği, yani emir verdiği İç Hizmet Kanununun 24 ncü maddesine göre her üst disipline aykırı gördüğü hale müdahale ve emir verme yetkisinin bulunduğu,bu sebeple zorunlu emrin hizmete müteallik bir emir olmasına rağmen, sanık tarafından gerek sözle imtina edilmek, gerekse hiç yapılmamak suretiyle "emre itaatsizlikte ısrar" suçunun vücuda getirildiği kabul edilerek As.C.K.nun 87/1.maddesi gereğince on gün hapis cezası ile mahkumiyetine karar verilmiştir.
TEMYİZ: Hüküm sanık tarafından eksik soruşturmaya, sübuta ve vasfa ilişkin nedenlerle süresi içerisinde temyiz edilmiştir.
TEBLİĞNAME: Askerî Yargıtay Başsavcılığının 15.4.1998 tarih ve 1998/1025 sayılı tebliğnamesiyle; As. Mahkemece tesis edilen hükümde usul ve esas yönlerinden bir isabetsizlik bulunmadığı belirtilerek hükmün onanmasına dair görüş bildirilmiştir.
DAİRE KARARI: Askerî Yargıtay 2 nci Dairesinin 29.4.1998 tarih ve 1998/247-246 sayılı ilamı ile;
Merkez Komutanlığına davet edilmeyi gerektiren şartların sanık yönünden oluşmadığı, bu nedenle sanığın, merkez komutanı da olsa bir üstü tarafından merkez komutanlığına davet edilmesinin (bu konuda emir verilmesinin) hizmet emri niteliğinde olmadığı, Sanığın böyle bir emre uymaması da emre itaatsizlikte ısrar suçuna vücut vermeyeceği kabul edilerek, unsurları itibari ile oluşmayan müsnet suçtan sanığın beraatına karar verilmek gerekirken mahkumiyetine karar verilmesi yasaya aykırı görülerek hükmün esastan bozulmasına oybirliği ile karar verilmiştir.
İTİRAZ TEBLİĞNAMESİ: Askerî Yargıtay Başsavcılığının 6.5.1998 tarih ve 1998/1025 sayılı tebliğnamesiyle;
"...İç Hizmet Kanununun 24.maddesin göre disipline aykırı gördüğü her hale müdahaleye ve emir vermeye her üstün görevli olduğu, bu durumda taraflar için bir hizmet halinin doğduğu belirtilmektedir. Sanığın konuşma ve başkaları yanında tavırları askerî disipline aykırıdır. Disiplini ihlal eden bir askerî şahsın fiili sebebiyle üstü bulunan bir askerî şahıs tarafından merkez komutanlığına daveti bir hizmet emri olup, bu davete icabet etmemek emre itaatsizlikte ısrar suçunu doğurmaktadır. Merkez Komutanı sanığın disiplini ihlal ettiğini tesbit etmiş ve üstü olarak sanığı Merkez Komutanlığına davet etmiş ve bunu üç kez tekrarladığı halde sanık bu davete icabet etmeyerek müsnet suçu işlediği değerlendirilmiştir. Sanık merkez komutanlığına gidecek, şartları varsa dilekçe ile şikayet edilebilecektir..." gerekçesi ile Daire kararma süresi içerisinde itiraz edilmiştir.
DAİRELER KURULU KARARI
Rapor okunup, sözcü üyenin açıklamaları dinlenildikten sonra edinilen vicdani kanaatle;
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ
Dosya kapsamına göre, iddianamede yer alan maddi olayın sübutunda kuşku olmayıp, Daire ile Başsavcılık arasındaki anlaşmazlık sanığın Merkez Komutanı Alb.Z. tarafından kendisine karışı saygısızlık yaptığı iddiasıyla merkez komutanlığına davet edildiğinde gitmemesinin emre itaatsizlikte ısrar suçunu oluşturup oluşturmadığına ilişkindir.
Bu konuda ilk vurgulanması gereken husus, olayın başlangıcında meydana gelen ve tehdit suretiyle saygısızlık suçuna konu olan sanığın davranışlarının, bu suçtan beraet karan verilmiş ve bu hükmün kesinleşmiş olması nedeniyle suç teşkil eden hareketler olarak kabulünün mümkün olamayacağıdır. Diğer bir deyişle, bu karar karşısında sanığın söz ve davranışları askerî cürüm veya disiplin suçu olarak kabul edilemeyecektir.
Konuya ilişkin mevzuat hükümleri incelendiğinde; 211 Sayılı TSK.İç Hizmet Kanununun 13 ncü maddesinde Disiplinin "Kanunlara nizamlara ve amirlere mutlak bir itaat ve astının ve üstünün hukukuna riayet demektir" şeklinde tanımlandığı, 14 ncü maddesinde astların "amir ve üstüne umumi adap ve askerî usullere uygun tam bir hürmet göstermeye, amirlerine mutlak surette itaate ve kanun ve nizamlarda gösterilen hallerde de üstlerine mutlak itaate mecbur olduklarının , 24 ncü maddesinde "Disipline aykırı gördüğü her hale müdahaleye ve emir vermeye her üstün görevli" olduğunun ifade edildiği, 80 nci maddesinde muvakkat yakalama yetkisinin, 91 ve 92 nci maddelerinde de askerî inzibat kuvvetlerinin görev ve yetkilerinin düzenlendiği görülmektedir, iç Hizmet Yönetmeliğinde de bu kanuni düzenlemelere ilişkin ayrıntılı hükümler yer almaktadır.
Dava konusu olay, Foça Kale burnu Gazinosunda, çıkarma filosu günü kutlamaları sırasında cereyan etmiştir. Tanık beyanlarına göre; birlikler masa masa gruplandırılmış olup, sanığın ve eşinin bulunduğu masanın başında Foça Amf.Dz.P.Tug.K.lığı Kurmay Başkanı Dz.P.Kur.Yb. K.P. olmak üzere 12 kişinin oturduğu, Alb.Z.'in salonda sigara içilmemesi yolundaki Tümamiral T.D.'in emrini masalara iletirken önceki masada masanın en kıdemlisine hitapta bulunurken, sanığın amiri konumundaki Yb.P.' nin de bulunduğu masada sanığı muhatap alıp bu emri ilettiği, olayın ilk bölümünün bu nedenle başladığı ve bu bölümde Alb.Z.'in sanığın beraet kararına konu olan davranış ve konuşmalarına karşılık olarak "Terbiyesiz sen içenlere kendin söyle" dediği, olayın yatışmasında ve ifadesine göre Filo Komutanın eşinin, olayı büyütmemesi ve tatsızlık çıkmaması yönünden ki ricasından sonra Alb.Z.'in kendi değerlendirmesine göre meydana gelen disiplinsizliği gidermek amacıyla tekrar masaya gelerek sanığı Merkez K.lığına davet ettiği, sanığın "ben ne suç işlemedim ki geleceğim" şeklinde cevap verdiği ve tekrar edildiği halde bu davete uymadığı anlaşılmıştır. Bu duruma göre, Alb.Z. tarafından sanığın Merkez K.lığına davet edilmesinin "hizmet emri" niteliğinde olup olmadığı meselesi, atılı suçun sübutu açısından önem arz etmektedir.
7.11.1996 tarih ve 4207 sayılı tütün maddelerinin Zararlarının Önlenmesine Dair Kanunun 2.maddesi gereğince beş ay veya beşten fazla kişinin bulunduğu mekânlarda sigara içilmesi yasak olduğundan Alb.Z.'in bu amaçla Garnizon Komutanı tarafından görevlendirildiği kabul edildiğinde, görevinin bu husus masalarda oturanlara duyurmaktan ibaret olduğu açıktır. Alb.Z.'in bu görevi ifa ederken sanığın bulunduğu masada, masanın başında oturan ve sanığın amiri de olan kıdemli kişi yerine (diğer masalara bu şekilde duyuru yaptığı, tanıklarca ifade edilmiştir.) kendisi ve eşi sigara içmeyen sanığı muhatap alması, konuşmalar sırasında sanığa "terbiyesiz" diye hitap ederek astına hakaret etmesi, olayın bu bölümündeki sanığın söz ve davranışlarının suç teşkil etmemesi, sanığın kimliğinin belli ve olayın sanığın amirinin gözü önünde olması, Alb.Z.'in olay anında sanığın verdiği cevap ve konuşmaları üzerine bir şey yapmadan olay yerinden uzaklaşması ve aradan bir süre geçtikten ve disiplin teessüs ettikten sonra tekrar masaya gelerek sanığı merkez komutanlığına davet etmesi, dolayısıyla bu davet sırasında sanığın bir disiplinsizliğinin söz konusu olmaması, önceki aşamada cereyan eden olay nedeniyle şikayet hakkını her zaman kullanabileceği hususları nazara alındığında; Alb.Z.'in görev ve yetki hudutları aştığı, bu durumda hizmet ilişkisinin de kesildiği, îç Hizmet Kanunun 14 ve 24 ncü maddelerinde öngörülen anlamda bir hizmet ilişkisinin de aralarında doğmadığı sonucuna varılmıştır. Bu nedenle, sanığa verilen emir "hizmet emri" niteliğinde olmadığından, suçun unsurları itibariyle oluşmadığını kabul eden Daire kararında bir isabetsizlik görülmemiş ve aksi düşünceye dayalı itirazın reddi gerekmiştir.
SONUÇ VE KARAR: Yukarıda açıklandığı üzere;
Askerî Yargıtay Başsavcılığının 6.5.1998 tarih ve 1998/1025 sayılı tebliğnamesi ile yapılan itirazın 353 sayılı Kanunun 224 ncü maddesi gereğince REDDİNE,
28.5.1998 tarihinde Üyelerden Hâk. Alb.A.TOKAT' ın karşı oyu ve OYÇOKLUĞU ile karar verildi.
MUHALEFET ŞERHİ
Çıkarma Filosu Günü nedeniyle tertiplenen gecede Filo ve Garnizon Komutanı Tümamiral ile bir emekli orgeneral de hazır olduğu halde, salonda sigara içilmesi nedeniyle, Garnizon Komutanı tarafından hem ilgili kanun gereği ve hem de hazır bulunanların rahatsız olmamaları için filo kurmay başkanı Alb.O.D. vasıtasıyla Merkez Komutanı olan (müşteki) Dz.P.Kd.Alb.B.Z.'e emir verilerek, sigara içenlerin uyarılması istenilmiştir. Bu uyarıyı, sadece ilgili kanunu hatırlatmak olarak değerlendirmek mümkün değildir.
Garnizon Komutanının sigara içilmemesi hususundaki uyarısını dikkate almamak, sadece toplu yerde sigara içilmesini yasaklayan kanuna muhalefet değil, aynı zamanda filo ve garnizon komutanına saygısızlıktır.
Sanık sigara içmiyorsa, masaya kadar gelerek komutanın emrini tebliğ eden Merkez komutanı ile, O'na (Terbiyesizlik etmeyin) dedirtecek şekilde tartışmaya girmek, hele hele, kendisinden 9-10 yıl kıdemli ve yaşlı olan ve görevini yapan üstüne (siz gidin içenlere söyleyin) diye yol göstermek disiplin dışı bir davranıştır. Filo komutanının eşi bile bu tartışmadan rahatsız olup müdahale etmek durumunda kalmıştır. Merkez Komutanı, sanık gibi misafir değil, kendisine özel görev verilmiş bir kişidir.
Sanık ve olay tanıkları Amfibi Tugayının mensubu, (1978 ve 1979) mezunu Deniz Subaylarıdır. Yakın mesai arkadaşıdırlar.
Merkez komutanı ise 1968 mezunudur. Kısaca, tanıkların olayı aynen anlattıkları kuşkuludur.
Merkez Komutanının, anlattıkları gibi davranması akla yatkın değildir.
Binbaşı M.G. Merkez Komutanı Albayın, sanık Binbaşıya (Terbiyesiz, sen içenlere kendin söyle) dediğini beyan etmektedir. (21,65), Bu içenler herhalde o masadakiler, değildir.
Merkez Komutanı olan mağdur bu sözü, sanığın, Garnizon komutanının masasını göstererek, yani orada sigara içenleri kastederek (Ben sigara içmiyorum, içenleri ikaz edin) diye söylemesine karşılık söylediğini beyan etmektedir.
Sanık da duruşmada (Ben el hareketlerimle komutanların sigara içtiğini kast etmemiştim. Ancak, kendisi böyle anlamış olacak ki, benim kolumdan tutup (Terbiyesiz, kalk sen ikaz et benzeri şeyler söyledi) demek suretiyle, bunu kısmen doğrulamıştır. (62).
Sanık, Askerî Savcılıkça alman ifadesinde; Merkez komutanı ile daha önceden aralarında bir olay geçmediğini beyan etmiştir. (27). Duruşmadaki bu husus ile ilgili aksi beyanı (62) da kendisine iftira edilmesini gerektirecek mahiyette değildir. Herkesin içkili olmasının ve eşlerin de bulunmasının olayda etkili olduğu akla gelmektedir. Merkez Komutam duruma herhangi bir üst olarak değil, aksine, Garnizon Komutanının emri ile müdahale etmek durumunda kalmıştır. Komutanın emrini tebliğle görevlendirildiği dikkate alındığında, kendisi ile tartışmaya giren sanığı Merkez K.lığına davet etmesini hizmetle ilgili görmemek, kanımca yerinde değildir. Gitmesi gerekip gerekmediğini takdir sanığa ait değildir. Aksi halde Merkez Komutanının görev yapması güçleşir.
Bu nedenle, ortada hizmet emri bulunmadığını esas alarak suçu sabit görmeyen çoğunluk kararına katılamadım. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy